Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
9. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/5245
2023/7657
22 Kasım 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2022/558 E., 2023/46 K.
SUÇLAR: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2021 tarihli ve 2021/304 Esas, 2021/567 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 62 nci maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
-
Kararın temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 05.10.2022 tarihli ve 2022/4108 Esas, 2022/8690 Karar sayılı kararı ile "Olayın intikal şekli ve zamanı, yapılan tüm araştırmalara rağmen adresine ulaşılamayan mağdurenin soruşturma evresinde vermiş olduğu ve başka delille desteklenmeyen soyut anlatımları, savunma ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi," nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
-
Bozma ilâmı üzerine Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.01.2023 tarihli ve 2022/558 Esas, 2023/46 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında atılı suçlardan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararları verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Tüm dosya kapsamı bütün halinde değerlendirildiğinde maddi manevi unsurlarıyla sanığın üzerine atılı suçların oluştuğuna ve mahkûmiyet kararları verilmesi gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Bozma Üzerine Yapılan Yargılama Sonucu Mahkeme Kabulü
Mahkemesince; " Ceza yargılamasının temel amacı, hukuk yargılamasından farklı olarak, hukuki gerçeğe değil hiçbir duraksamaya yer vermeden maddi gerçeğe ulaşmaktır. Bu amacın doğal sonucu olarak da, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiği her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ispatlanmalıdır. Bu araştırmada, yani gerçeğe ulaşmada, mantık yolunun izlenmesi gerekir. Gerçek; akla uygun ve realist, olayın bütünü veya bir parçasını temsil eden kanıtlardan veya kanıtların bir bütün olarak değerlendirilmesinden ortaya çıkarılmalıdır. Yoksa bir takım varsayımlara dayanılarak sonuca ulaşılması ceza yargılamasının amacına kesinlikle aykırıdır. Ceza yargılamasında kuşkunun bulunduğu yerde mahkumiyet kararından söz edilemez. Bu ilke evrenseldir. Sübut konusunda, çok küçük de olsa giderilemeyen bir şüphenin mevcudiyeti sanığın atılı suçtan mahkumiyetine kesin engel teşkil etmektedir. Tüm araştırmalar karşısında, sanığın atılı suçu işleyip işlemediği hususunda bir türlü izale olunamayan ufak şüphenin mevcudiyeti halinde dahi, bu şüphenin sanık lehine değerlendirilmesini öngören evrensel ceza hukuku ilkesi olan “şüpheden sanık yararlanır (in dubio pro reo)” kuramı, bütün çağdaş ceza hukuk sistemlerinde tartışmasız şekilde benimsenmiştir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayı gözönünde tutulması gereken herhangi bir meselede başgösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesidir. Şüpheli ve aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak hüküm tesis edilemez. Ceza mahkûmiyeti bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat teorik de olsa hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermektir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir ihtimale değil, kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır. Bunun yanında, yine çağdaş hukuk sistemlerinde kabul gören bir ilke de “masumiyet karinesi” ilkesidir. Suçluluğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile ispat edilinceye kadar herkes masumdur. Yine bu ilkenin de doğal sonucu olarak, sanığın suçluluğu kesin delillerle ispatlanmalıdır. Böyle ilkeler kabul edilmesinin sebebi, bir suçlunun cezasız kalmasının, bir masumun mahkum olmasına tercih edilmesidir. Adli hataların önüne geçilmesinin tek yolu budur.
Toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda,
Sanığın başından beri alınan savunmalarında ısrarlı ve tutarlı biçimde yüklenen suçlamayı kabul etmemesi, Olayın intikal şekli ve zamanı,
Yapılan tüm araştırmalara rağmen adresine ulaşılamayan mağdurenin soruşturma evresinde vermiş olduğu ve başka delille desteklenmeyen soyut anlatımları dışında başkaca bir delillin bulunmayışı dikkate alındığında mahkememizde mevcut kuşkunun tam olarak izale olunamadığı, açıklanan sanık savunmasının aksinin tam olarak ispatlanamadığı, böyle bir durumun da sanık lehine yorumlanmasının gerektiği, Yargıtay C.G.K.nun 23.03.1987 gün ve 4/539 138 sayılı kararında da belirtildiği üzere savunmanın değil de aksinin ispatlanmasının genel ceza kuramı olması ve bir diğer evrensel ceza kuramı olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin tüm çağdaş ceza sistemlerinde benimsenmesine göre, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğine dair iddia dışında mahkumiyetine yeterli şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeni ile sanığın atılı suçtan CMK 223/2 e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur." şeklindeki gerekçesiyle hükümler kurmuştur.
IV. GEREKÇE
Mahkemenin gerekçesi; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdani kanıya ulaşıldığı anlaşılmakla, sanık hakkında kurulan beraat hükümlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.01.2023 tarihli ve 2022/558 Esas, 2023/46 Karar sayılı kararında katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.11.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:57:29