Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
9. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/2173
2023/5289
18 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SAYISI: 2020/392 E., 2021/1869 K.
SUÇ: Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir oldukları, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.12.2019 tarihli ve 2019/70 Esas, 2019/580 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
-
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 14.12.2021 tarihli ve 2020/392 Esas, 2021/1869 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Bakanlık vekili ve katılan mağdure vekili tarafından yapılan istinaf başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek sanık hakkında sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi ve 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince duruşma açılmaksızın sanığın beraatine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Bölge Adliye Mahkemesinin duruşma açarak delil karar vermesinin daha hakkaniyetli olacağına, mağdurenin mahkeme beyanı dışındaki ifadelerinde yer alan çelişkilerin hükme esas alınmaması gerektiğine, cinsel suçlarda tanık beyanlarının görgüye dayalı olmasının aranmayacağına, tanık ...'un tarafsız tanık olarak kabul edilmemesine, mağdurenin genel hatlarıyla beyanlarının tutarlı olduğuna yöneliktir.
B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Mağdurenin tutarlı beyanlarına üstünlük tanınmamasına, mağdurenin olayı arkadaşına anlatması arkadaşının da tanık olarak doğrulaması karşısında Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçeli kararında görgüye dayalı tanık bulunmamasını gerekçe olarak kabul etmesine, mağdurenin tutarlı beyanlarının göz ardı edilmesine yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Mahkemesince "Sanık ...'ın mağdure ...'in ablası olan ... ... ile resmi nikahlı evli oldukları, 2018 yılı nisan ve mayıs ayı içerisinde sanığın mağdureyi göğüslerinden tutarak yatağa doğru ittirme, koridorda yürürken arkasından sarılarak göğüslerini tutma şeklinde eylemlerde bulunduğu, mağdurenin bu olaylarda arkadaşı ...'e bahsettiği, ancak ablasının aile düzeninin yıkılmaması amacıyla yakınlarına bu olaydan bahsetmediği, ablası ile sanığın boşanma aşamasına gelmeleri üzerine sanığın kendisine yönelik eylemlerinden bahsettiği anlaşıldığından sanığın sübut bulan zincirleme şekilde sarkıntılık suretiyle cinsel istismar eylemine uyan 5237 sayılı TCK 103/1 2 cümle, 103/3 c, 43/1. maddeleri cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık savunmasında, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan etmiş ise de; mağdurenin samimi beyanı, olayı daha önce arkadaşı ...'e anlatmış olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın eylemi sabit görülmekle savunmasına itibar edilmemiştir.
Sanığın sabit görülen eylemlerinin kısa süreli ani ve kesintili olması ayrıca sanığın eylemine kendiliğinden son vermesi nedeniyle sanığın eylemi TCK 103/1 1 cümlesinde belirtilen cinsel istismar olarak değil TCK 103/1 2 cümlesinde belirtilen sarkıntılık suretiyle cinsel istismar suçunu oluşturduğu kanaatine varılmıştır." şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; "Mağdurun ablasının, annesinin rızasına aykırı olarak yıllar önce sanık ile evlenmesi sebebiyle uzun bir süre mağdurun annesi ile sanığın görüşmediği, mağdurun aşamalarda vermiş olduğu ifadelerde çelişkiler bulunduğu, ilk ifadesinde sanığın kendisini annesi yanında ''beni başka erkeklerle karıştırma seni fena yaparım'' dediğini ancak kovuşturma aşamasında ne tanıklardan ne de mağdurdan böyle bir ifadesine rastlanılmadığı, yine mağdur kovuşturma aşamasında vermiş olduğu beyanlarında sanık tarafından şiddete uğradığını ve kollarının morardığını, sanık tarafından instagram hesabına el konulduğunu, kendisine yabancı klipler izlettiğini beyan etmişse de hazırlık aşamasında bu olaylardan hiç bahsetmediği, beyanı hükme esas alınan mağdurun arkadaşı tanık Sinemis'e olayı anlattığını ifade etmişse de tanığın olayı görmediği beyanlarının yalnızca mağdurun kendisine anlatımından ibaret olduğu, tanık ... ...'in ise mağdurun kardeşi olması nedeniyle tarafsız olmasının düşünülemeyeceği, mağdurun ifadelerine bakıldığında çelişkiler bulunduğu ve kovuşturma aşamasındaki ifadesinde hazırlık aşamasına göre abartılı kısımlar olduğu, 21.09.2018 tarihli adli görüşme raporunda da mağdurun ifadesinin ve anlattığı olayın hayatın normal akışına uygun olmadığı, ifadelerinde boşluklar olduğu,ayrıntıya giremediğinin tespit edildiği, mağdurun annesinin kızına eniştesi tarafından gerçekleştirilen eylemleri gördüğünü ancak ses çıkarmadığını beyan etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, sanığın mağdurun annesi ve ablası ile aynı evde bulunurken bu kadar rahat bir biçimde mağdura yönelik farklı zamanlarda defalarca istismar eyleminde bulunması ve bunun net bir biçimde kimse tarafından görülmeyişinin olağan olmadığı,sanık ile mağdurun ablasının 2018 yılı Ağustos ayında boşanmaya karar vermelerinin ardından mal paylaşımı konusunda çekişmeli boşanma davası sürecinin başlamsından sonra mağdurun ve annesinin 09.09.2018 tarihinde yetkili mercilere şikayette bulunduğu mağdur ve ailesinin sanık ile aralarında menfaat çatışmasının bulunduğu olayda mağdurenin beyanlarının aşamalrda samimi ve tutarlı olmaması, sanığın mağdureye karşı iddia olunan suçu işlediğine dair kesin, inandırıcı her türlü şüpheden uzak sanığın mahkumiyetine yeter hukuki delillerin bulunmaması, suçu işlediğine dair şüphenin giderilememesi, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetildiğinde verilen mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ve bu mahkumiyet kararının kaldırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.
Aşağıda açıklanan hüküm CMK'nın 303/1. maddesi uyarınca olayın daha ziyade aydınlanması gerekmediğinden CMK'nın 280/1 a maddesi gereğince hukuka aykırılık giderilmek suretiyle yerel mahkemece verilen hükmün bozulmasına ve dosyadaki tüm deliller ve yargılamanın tüm aşamaları gözönüne alındığında olayın daha ziyade aydınlanmasının gerekmediği sonucuna varılmış, bu nedenle duruşma açılmaksızın sanığın CMK'nın 223/2 e maddesi uyarınca beraatine karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçe ile hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Mağdure Vekili ve Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstekleri Açısından
Olayın intikal şekli ve süresi, mağdurenin aşamalardaki çelişkili beyanları, tanık beyanları, savunma ve tüm dosya kapsamı gözetilerek, 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler gözetilerek yapılan değerlendirmede, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından gerçekleştirilen inceleme neticesinde kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Tebliğnamedeki Görüş Açısından
Dosyadaki deliller ve yargılamanın tüm aşamaları gözönüne alındığında olayın daha ziyade aydınlanmasının gerekmediği sonucuna varılmış, bu nedenle duruşma açılmaksızın sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 14.12.2021 tarihli ve 2020/392 Esas, 2021/1869 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili ve katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.09.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:34:06