Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
9. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1060
2023/3941
6 Haziran 2023
MAHKEMESİ: Ceza Dairesi
SUÇLAR: Çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜMER: İstinaf başvurusunun esastan reddi, mahkumiyet
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
-
Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 06.09.2021 tarihli ve 2021/11716 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır.
-
Birleşen dava dosyasına konu Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2022 tarihli ve 2022/244 Esas sayılı iddianamesi ile sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemli kamu davası açılmıştır.
-
Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.09.2022 tarihli ve 2022/100 Esas, 2022/282 Karar sayılı kararı ile üzerine atılı çocuğun cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise suçun kanuni unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraatine karar verilmiştir.
-
Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin duruşmalı yaptığı inceleme sonunda 30.11.2022 tarihli ve 2022/1466 Esas, 2022/1628 Karar sayılı kararı ile çocuğun cinsel istismarı suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükmün ise kaldırılarak sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
-
Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 20.01.2023 tarih ve 9 2023/4715 sayılı Tebliğnamesi ile bozma görüşlü olarak Dairemize tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Katılan Bakanlık Vekili
Cezanın alt sınırdan hükmedilmesinin, takdiri indirim hükümlerinin uygulanmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Katılanlar Vekili
Çocuğun cinsel istismarı suçundan hükmedilen cezanın sanığın eyleminin karşılığı olmadığını, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan asgari hadden uzaklaşılmaksızın hüküm kurulduğunu, sanığın mağdureye karşı uygulamış olduğu cebirin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında olması gerektiğini, mahkemenin gerekçeli kararında bu maddenin uygulanmama gerekçesinin yer almadığını, sanığa, somut olayın meydana gelişi ve oluş özellikleri içerisinde mağdureye karşı uyguladığı cebirden kaynaklı anılan maddenin uygulanması yerine kabul anlamına gelmemekle birlikte sübut bulan cebirin kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun unsuru olan cebir olduğu kabul edilerek kişiyi hürriyetinden yoksun bırakmadan ceza tayin edilmiş olmasında üst mahkeme tarafından verilen cezanın nitelendirmesinde bir hata olmadığı sonucuna ulaşılacaksa kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan tayin edilen cezanın asgari hadden uzaklaşılarak tatbik edilmesinin hukuken ve vicdanen elzem olduğunu ve sanığın nedamet gösterdiğine dair duruşma tutanaklarına yansıyan herhangi bir durumu gözlemlenmediği gibi aksine emarelerin duruşma tutanaklarındaki mevcudiyetinin ve sanığın mezkur cürüme konu eylemleri işlemesinden sonra mağdurenin babası ile karşılaştığı günde de aynı saik (Çocukları istismar etmek amacıyla) ile olay yerine sanığın gelmesi üzerine katılan ...'in sanığa yaklaşması ve seslenmesi üzerine sanığın kaçması ve hukuka aykırı isnatlarda bulunarak mağdurenin babası katılan ... tarafından darp edildiğine dair şikayetçi olmasının sanığın ustaca hareketler sergilediğini ve kendisinin yargılamaya konu eylemlerinin tabiri caizse ayyuka çıkacak olmasından korkarak hedef şaşırtma çabasının da sanığın saikine ilişkin hukuki çıkarımlar yapılmasına olanak sağladığını, sanığın, mağdureye yönelik cebir içeren eylemlerinin; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu kapsamında değil de 5237 sayılı Kanun'un çocukların cinsel istismarı suçunun düzenlendiği madde içerisinde kaldığı cihetiyle bir değerlendirme yapılacak olması halinde ise 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre ''Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar,'' şeklinde bahsi geçen ''Diğer çocuklar'' ile kastedilen on beş on sekiz yaş aralığındaki çocuklar olup istinafa tabi bu dosya kapsamında müvekkilin on iki on beş yaş grubuna dahil olduğu gözetildiğinde mağdureyi karşılamadığından bahisle on iki on beş yaş grubuna dahil olduğu ve neticeten İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fkrası kapsamında eksik incelemeden kaynaklı değerlendirme yapılmamış olmasını arz ettiğine, zira 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin dördüncü fıkrasında ''Cinsel istismarın, birinci fıkranın (a) bendindeki çocuklara karşı cebir veya tehditle ya da (b) bendindeki çocuklara karşı silah kullanmak suretiyle gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.'' şeklindeki düzenleme kapsamında sanığın cezasının tayin edilmesi halinde sanığın cezasının sonuç olarak aleyhe şekilde artacak olduğunu, tatbik edilen cezalarda asgari hadden uzaklaşılmamasının kabulünün mümkün olmadığını beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Sanık Temyiz İsteminde
Mağdurenin ve arkadaşının çelişkili beyanlarının dosya içerisinde mevcut olduğunu, beyanların çelişkili olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
D. Sanık Müdafii
Sanığın atılı suçu işlediğine dair dosya kapsamında somut delil bulunmadığını, soyut çelişkili beyanlara itibar edildiğini, sanığın suç tarihinde olay yerinde bulunmadığına ilişkin delil sunduklarını, mağdurenin anlatımlarının çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şikayette geç kaldığını, yardım isteme imkanı varken bu imkanı kullanmadığını, mağdurenin bu şekilde beyanda bulunmasının nedeninin iyice araştırılması gerektiğini, dinletmiş oldukları tanık beyanları dikkate alınmadan karar verildiğini beyan ederek temyiz isteminde bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
A. İlk derece Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince; "...mağdur ...'in suç tarihi itibariyle 12 yaşında olduğu, mağdurun saat 18:00 19:00 sıralarında evlerinin önünde bulunan parkta oynadığı sırada sanığın motosikletiyle gelerek mağdur ...'i bir şey söyleyeceğini belirterek yanına çağırdığı, sonrasında mağdur ve sanığın parkın arka kısmında bulunan tünel şeklindeki kapalı kısma gittikleri, sanığın burada mağdurun göğüslerini kıyafetinin üzerinden sıkarak okşadığı ve mağduru dudağından öptüğü, bağırmaması için elleri ile mağdurun ağzını kapattığı, bu esnada mağdurun arkadaşı tanık ...'nın, mağdurun sanık ile gitmesinden şüphelenerek mağdur ile sanığın bulunduğu tünelin ön kısmına doğru gitmesi üzerine sanığın koşarak olay yerinden uzaklaştığı olayda, mağdurun bozma sonrasında alınan beyanında, sanığın kendisini dudağından öpme ve göğsünü okşama eylemlerinin 2 3 dakika boyunca kesinti bulunmaksızın gerçekleştiğini beyan ettiği, tanık ...'nın, sanığın mağduru çağırması üzerine mağdurun sanığın yanına gittiği ve birlikte tünelin arka tarafına doğru gittiklerini, mağdur ...'i beklediğini ve bir süre sonra gelmeyince merak edip yanlarına gittiğine dair beyanı da gözetildiğinde sanığın, mağdurun göğüslerini sıkmak, okşamak ve dudağından öpmek şeklindeki eylemlerinin ani ve kesintili olmadığı, süreklilik arz etmesi nedeni ile sanığın eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçuna vücut verdiği ve sanığın atılı suçu işlediği sabit olduğundan eylemine uyan TCK'nun 103/1 1.cümlesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. Her ne kadar sanık hakkında çocuğa karşı cinsel amaçlı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de, sanığın cinsel istismar için geçen sürenin öncesi veya sonrasında mağdurun hürriyetini kısıtlayan bir eyleminin bulunmadığı, cinsel istismar eyleminin işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süre ile mağdurenin iradesi ile hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı anlaşıldığından sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurları oluşmadığından CMK`nun 223/2 a maddesi gereğince sanığın beraatine karar verilmiştir.
" gerekçeleriyle sanık hakkındaki hükümler tesis edilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; " Dairemizce CMK'nin 280/1 g maddesi gereğince davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verilerek yargılama yapılmış, katılan mağdurun soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan ifadelerine ilişkin görüntü ve ses kayıtları Dairemiz heyetince izlenilmiştir. Yapılan yargılama neticesinde dosya kapsamındaki deliller bir bütün halinde birlikte değerlendirildiğinde;
Mağdur ... *********in 21/04/2008 doğum tarihli olup suç tarihi itibariyle 12 yaş 1 ay 29 günlük olduğu, olayın yaşandığı tarihte ***** *** İlköğretim Okulu 7. sınıf öğrencisi olduğu, şikayet tarihinden (06/08/2021) 1 yıl kadar önce 20/06/2020 tarihinde, mağdurenin saat 18:00 19:00 sıralarında evlerinin önünde bulunan Trafik Parkta oynadığı sırada sanığın motosikletiyle gelerek mağdure ...'i bir şey söyleyeceğini belirterek yanına çağırdığı, sonrasında mağdure ve sanığın parkın arka kısmında bulunan tünel şeklindeki kapalı kısma gittikleri, sanığın burada 2 3 dakikalık zaman diliminde kesintisiz mağdurenin göğüslerini kıyafetinin üzerinden sıkarak okşadığı, mağdureye sarılıp,omzundan tutarak kendisine çekip mağdureyi dudağından öptüğü, bu esnada mağdurenin arkadaşı tanık ...'nın mağdurenin sanık ile gitmesinden şüphelenerek mağdure ile sanığın bulunduğu tünelin ön kısmına gelmesi üzerine sanığın koşarak oradan uzaklaştığı, mağdure ...'in sanığın kendisini dudağından öptüğünü ve göğüslerini okşadığını olayın hemen sonrasında ağlayarak tanık ...'ya anlattığı ancak utandığı için ailesine anlatmadığı, ailesinin ise bu durumu şikayet tarihinden birkaç gün evvel mağdurenin cep telefonundaki mesajlardan öğrendiği, müştekinin mağdurenin cep telefonundan arkadaşına gönderdiği mesajlardan cinsel istismar olayını öğrenerek bu mesaj içeriklerinin doğru olup olmadığını sorması üzerine mağdurenin mesaj içeriklerinin doğru olduğunu ve korkuğu için anlatmaktan çekindiğini söylediği, yaklaşık olarak 4 5 gün önce sanığın kızına gerçekleştirdiği eylemi öğrenen müşteki ...'in şikayet tarihinde Trafik Parkta bilgi sahibi sıfatı ile soruşturma aşamasında beyanı alınan şahıslar ile voleybol oynadıkları esnada sanığın motosikleti ile parka gelmesi ve olayın tanığı ...'nın sanık ...'i işaret ederek 'bu o, o geldi' demesi üzerine müşteki ...'in sanığın yanına gittiği ve konuşmak istediğini söylemesi üzerine sanığın panikleyerek olay yerinden kaçtığı ve aynı tarihte karakola giderek müştekiden kendisini darp ve tehdit ettiği iddiası ile şikayetçi olduğu, dosyada mevcut 06/08/2021 tarihli tutanak içeriğinden anlaşıldığı üzere sanığın şikayeti üzerine yapılan araştırmada müşteki ... *********'in de sanıktan şikayetçi olduğunu bildirmesi üzerine olayın adli mercilere intikal ettiği anlaşılmış, Dairemizce olayın bu şekilde gerçekleştiği kabul edilmiştir.
Katılan mağdur anlatımının olayın görgü tanığı tanık ... ve katılan babanın beyanlarıyla örtüştüğü, sanığa iftira atmasını gerektirir şekilde aralarında husumet bulunmayan mağdurun aşamalarda ayrıntılı vermiş olduğu samimi oluşa uygun beyanları, tanık anlatımları,olayın intikal şekli, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın suç ve cezadan kurtulmaya dönük hayatın olağan akışına aykırı savunmalarına itibar edilmemiştir.
Dairemizce kabul olunan bu oluş çerçevesinde eylemlerinin hukuki nitelendirilmesi ile istinaf başvurularının incelenmesine gelince;
Çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurularının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, karar yerinde gösterilip incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli delillere, mahkemenin soruşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, suçun oluşumuna ve niteliğine uygun kabul ve uygulamasına, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin nitelik ve derecesi takdir kılınarak, savunmanın inandırıcı gerekçelerle reddedilmesine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak açıklanan gerekçeye göre, verilen hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından, katılan mağdur ve katılanlar vekili, sanık müdafii ile katılan kurum vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmemiş olmakla, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'un 280/1 a ve 280/2 maddeleri uyarınca istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan beraatine dair hükmüne yönelik istinaf başvurularının incelenmesine gelince;
Cinsel istismar eyleminin icra hareketleri başlamadan önce mağdurenin saat 18:00 19:00 sıralarında evlerinin önünde bulunan Trafik Parkta oynadığı sırada sanığın motosikletiyle gelerek mağdure ...'i bir şey söyleyeceğini belirterek yanına çağırıp, sonrasında mağdure ve sanığın parkın arka kısmında bulunan tünel şeklindeki kapalı kısma gitmesi şeklinde sanığın cinsel amaçla 12 yaşında çocuk olan hukuken rızası geçersiz bulunan mağduru cinsel istismar eyleminin öncesinde alıkoymaktan ibaret eyleminin kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunu oluşturduğu, sübut bulan bu suçtan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle beraat hükmü kurulması hukuka aykırı olduğundan katılan mağdur ve katılanlar vekili, katılan kurum vekilinin istinaf başvuruları bu itibarla yerinde görülerek, ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve sanığın eylemine uyan TCK 109/1, 109/3 f, 109/5, maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş, suçun işleniş biçimi, sanığın amaç ve saiki, kasta dayalı kusurunun derecesi nazara alındığında alt sınırdan ayrılınmasını gerektirir bir husus tespit olunamadığından bahse konu suç yönünden temel cezanın alt sınırdan tayin olunması yoluna gidilmiş verilen cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri nazara alınarak hakkında TCK'nun 62/1. Maddesinin tatbikiyle cezasından 1/6 oranında indirim yapılması yoluna gidilmiştir. Yukarıda açıklanan bu gerekçelerle aşağıdaki şekilde hükümler kurulması gerektiği sonuç ve vicdani kanaatine ulaşılmıştır." gerekçeleriyle hükümler tesis edilmiştir.
IV. GEREKÇE
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Ailenin Korunması ve Çocuk Hakları" başlıklı 41 inci maddesinde ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Aile ve çocukların korunması hakkı Anayasa ile güvence altına alınmış bir haktır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un amaç ve temel ilkelerinin belirlenmesine ilişkin birinci maddesinden anlaşılacağı üzere bu Kanun, Anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olarak çıkarılmış bir kanundur. Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği belirtilmiştir. Tüm bu kanuni düzenlemeler dikkate alındığında Bakanlığın davaya katılması doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup, Bakanlığa yüklenen bir kamu görevidir. Bu kapsamda
değerlendirme yapıldığında 5271 sayılı Kanun'un 237 ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan zarar görme şartı katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı ve vekili lehine koşulları sağlanmadığından vekalet ücretine hükmedilmemesi, hukuka aykırı bulunmamıştır.
- 5271 sayılı Kanun'un 288 ve 294 üncü maddelerinde yer alan düzenlemeler nazara alınıp, aynı Kanun'un 289 uncu maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri ve sanık, sanık müdafii, katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri nedenler de gözetilerek yapılan değerlendirmede, sanık hakkında kurulan hükümlerde, delillerin ve olguların açıklandığı ve ilişkilendirildiği, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu anlaşılmış, bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesinin hükümlerinde isabetsizlik görülmemiş ve bu nedenle bozma talep eden Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 30.11.2022 tarihli ve 2022/1466 Esas, 2022/1628 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii, katılanlar vekili ile katılan Bakanlık vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
06.06.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:53:45