Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
9. Ceza Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1588
2023/2008
5 Nisan 2023
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM: Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un (5271 sayılı Kanun) 299 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Ödemiş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.07.2020 tarihli ve 2019/335 Esas, 2020/125 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 25 yıl hapis cezası ile hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin, 25.12.2020 tarihli ve 2020/922 Esas, 2020/1250 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan mağdur vekili, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
3.İzmir Bölge Adliyesi Mahkemesi 15. Ceza Dairesi kararının katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 23.06.2022 tarihli ve 2021/20435 Esas, 2022/6573 Karar sayılı kararı ile özetle sair temyiz itirazlarının reddine, sanığın mağdureye yönelik organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle mağdurenin poposuna cinsel organını dokundurarak sürtme şeklindeki eyleminin ve değişik tarihlerde mağdurenin kalçasına, göğsüne, bacağına dokunması şeklindeki eylemlerinin zincirleme biçimde çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddeleri uyarınca cezalandırılması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması ve kabule göre aynı Kanun'un üçüncü fıkrasının (c) bendinin ek savunma hakkı tanınmadan uygulanması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
4.Ödemiş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.11.2022 tarihli ve 2022/285 Esas, 2022/393 Karar sayılı kararı ile sanığın, çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Kanun’un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümlesi, üçüncü fıkrasının (c) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 15 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Mağdurenin yıllarca eniştesi olan sanığın cinsel istismarına maruz kaldığına, alt sınırdan verilen cezanın yetersiz olduğuna ilişkindir.
B.Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
Alt sınırdan takdiri indirim uygulanarak ceza tesis edilmesine, zincirleme suç hükümleri uygulanırken alt sınırdan artırım yapılmasına, lehlerine vekalet ücretine hükmedilmemesine ilişkindir.
3.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Mahkemece mağdurenin çelişkili beyanlarına itibar edilerek karar verildiğine, mağdurenin ifadelerinde iddiaya konu eylemlerin yer, zaman ve eylemin biçiminin belirsiz olduğuna, mağdure ile sanık arasında iftira atmayı gerektirir mahiyette husumet bulunduğuna, tanık ...’in savcılık ve mahkeme aşamasında verdiği ifadesi görmezden gelinip kolluktaki bilgi sahibi olarak verdiği ifadeye itibar edilmesinin hukuka aykırı olduğuna, mahkemece sanık lehine olan delillere neden itibar edilmediğinin gerekçede tartışılmamasının ve yerel mahkeme tarafından suçun sübutuna doğrudan etki edecek mahiyetteki deliller toplanmadan karar tesisi yoluna gidilmesinin mutlak bozma nedeni olduğuna, mahkemece suç tarihi konusunda çelişkiye düşüldüğüne ve eylemlerin sarkıntılık olup olmadığına ilişkin değerlendirme yapılmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Mahkemece; "Sanık ... **’in, katılan küçük ... ******’ın ablası olan ... ***'in eşi olduğu, tam tarihi belirlenememekle birlikte yaklaşık 5 yıl boyunca değişik zamanlarda katılan küçüğü yalnız bulduğunda sanığın katılan küçüğün göğüslerine ve bacak arasına dokunduğu, yine tarihi tam belirlenememekle birlikte 03/06/2017 doğumlu çocuğunun dünyaya gelmesinden sonra sanığın eşinin sezaryanla doğum yapması nedeniyle katılan küçüğün sanık ile onun eşi olan ablasının evine yardım amacıyla gittiği, burada kaldığı bir gün katılan küçüğün ablasının incir bahçesine gitmesinden faydalanan sanığın yalnız bulundukları sırada katılan küçüğü evin arka odasına kolundan tutup zorla götürdüğü, duvara çevirip direnmesine rağmen kıyafetlerini indirdiği, mağdurenin poposuna cinsel organını dokundurarak sürtme şeklindeki eylemini gerçekleştirdiği, bu olay kapsamında sanığın mağdureye anal yoldan organını soktuğundan bahisle şikayetçi olunmuş ise de, olayın intikal şekli ve zamanı, suç tarihinde on üç yaş içerisindeki mağdurenin aşamalardaki kısmen çelişkili anlatımları, savunma, tanık beyanları, mağdurla ilgili düzenlenen doktor raporunda herhangi bir livata bulgusuna rastlanılmadığının belirtilmesi ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın mağdureye yönelik organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğuna dair mağdurenin aşamalardaki kısmen çelişkili anlatımları dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, bu tarihten sonraki bir zaman diliminde ise sanığın ve eşi ...'in, katılan küçüğün ailesi ile birlikte yaşadığı ikamete yatılı misafir geldiği, aynı odada uyudukları sırada sanığın yer yatağından katılan küçüğün uyuduğu kanepeye uzanarak bacaklarına cinsel duygularını tatmin amacı ile dokunduğu, bu sırada sanığın eşinin dirseği ile sanığa vurması üzerine sanığın eylemini sonlandırdığı, mevcut haliyle mağdurenin poposuna cinsel organını dokundurarak sürtme şeklindeki eylemini ve değişik tarihlerde katılan küçüğe karşı cinsel duygularını tatmin amacı ile mağdurenin kalçasına, göğsüne, bacağına dokunması şeklindeki eylemlerini gerçekleştirdiği mahkememizce kabul edilmiştir.
Her ne kadar tanık ... *** kovuşturma aşamasında beyanından dönerek sanığın mağdurun bacaklarına uzandığını görmediğini, soruşturma aşamasında ifadesini halasının baskısı sonucunda verdiğini beyan etmişse de, tanığın, sanığın eşi olduğu, soruşturma aşamasında açıkça sanığın mağdurun bulunduğu taraftan doğru elini çektiğini gördüğünü beyan ettiği, yetişkin bir insanın bu şekilde bir anlatımda başka bir kişinin baskısı sonucunda bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, tanığın ilk anlatımının katılan küçüğün beyanı ile de örtüştüğü dikkate alınarak bu tanığın soruşturma beyanına itibar edilmiştir.
Sanığın savunmasında, katılan küçüğün erkek arkadaşı olduğunu ailesine söylemesi nedeni ile iftiraya uğradığını belirtmesine karşın gerek tanık gerek sanık beyanından katılan küçüğün erkek arkadaşının olduğunun aileye söylenmesi meselesinin üzerinden bir yılı aşkın sürenin geçtiği anlaşılmakla, mağdurun bu kadar uzun süre sonra sanığa bu meselenin neden olduğu kin ile iftira atmasının ve başkaca bir konuya ilişkin iftira atabilecekken yaşadığı köy ortamında ayıplanmasına ya da dışlanmasına neden olabilecek, kendi iffetini ortaya koyacak şekilde cinsel istismara uğradığına ilişkin iftira atmasının hayatın olağan akışında beklenemeyecek bir durum olduğu dikkate alınarak sanığın savunmasına itibar edilmemiştir.
Her ne kadar dosya kapsamında katılan küçüğün bacağına kendi ailesinin evinde sanık tarafından dokunulduğu olay dışındaki olaylara ilişkin katılan küçüğün beyanı haricinde dosya kapsamında delil bulunmuyorsa da, katılan küçüğün aşamalardaki tüm ifadelerinde ısrarcı ve tutarlı bir şekilde olayı anlattığı, mahkememizde alınan ifadesinde de, sanık müdafiinin yönelttiği şaşırtıcı sorulara dahi önceki ifadeleri ile tutarlı şekilde yanıt verdiği, katılan küçüğün yaşı itibari ile olayı cinsel konulara vakıf olduğu kadarı ile dillendirebildiği, mahkememizce katılan küçüğün ifadeyi verdiği sıradaki tutum ve davranışları ile cinsel suçlarda suçun niteliği gereğince başkaları tarafından görülemeyecek yer ve zamanın tercih edilmesinin olağan olduğu, bir kişinin kendi iffetine ortaya koyacak şekilde başka bir kişiye iftira atmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağı ve sanık ile katılan küçük arasında iftirayı gerektirecek ağırlıkta bir husumetin bulunmadığı birlikte değerlendirildiğinde, katılan küçüğün samimi anlatımlarına itibar edilmiş ve hükme esas alınmış, ancak mağdurla ilgili düzenlenen doktor raporunda herhangi bir livata bulgusuna rastlanılmadığının belirtilmesi ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın mağdureye yönelik organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğuna dair mağdurenin aşamalardaki kısmen çelişkili anlatımları dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp yukarıda açıklandığı üzere katılan küçüğün başkaca delille desteklenmeyen organ sokmanın gerçekleştiğine dair beyanı hükme esas alınmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ve tüm dosya kapsamından, sanığın mağdureye anal yoldan organını soktuğundan bahisle şikayetçi olunmuş ise de, olayın intikal şekli ve zamanı, suç tarihinde on üç yaş içerisindeki mağdurenin aşamalardaki kısmen çelişkili anlatımları, savunma, tanık beyanları, mağdurla ilgili düzenlenen doktor raporunda herhangi bir livata bulgusuna rastlanılmadığının belirtilmesi ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın mağdureye yönelik organ sokmak suretiyle nitelikli cinsel istismarda bulunduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mahkememizin kabulüne göre mevcut haliyle sanığın mağdurenin poposuna cinsel organını dokundurarak sürtme şeklindeki eyleminin ve değişik tarihlerde mağdurenin kalçasına, göğsüne, bacağına dokunması şeklindeki sübut bulan eylemlerinin ‘’Zincirleme Biçimde Çocuğun Cinsel İstismarı’’ suçunu oluşturduğu anlaşılmakla, sanığın eylemine uyan 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi delaletiyle aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının birinci fıkrasının birinci ve üçüncü cümlesi uyarınca suçun işleniş şekli, meydana gelen zarar, sanığın saik ve amacı ile kastının yoğunluğu dikkate alınarak takdiren alt sınırdan uzaklaşılmaksızın 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın suçu 2. derecede kayın hısmına karşı işlediği anlaşıldığından cezasında aynı Kanun'un 103 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının c bendi uyarınca cezada yarı oranında artırıma gidilerek 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın mağdura karşı aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda suçu işlediği anlaşıldığından cezasında aynı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren 1/4 oranında artırıma gidilerek 18 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın yargılama sürecine yansıyan olumsuz bir davranışının bulunmadığı dikkate alınarak cezasında aynı Kanun'un 62 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca takdiren 1/6 oranında indirime gidilerek 15 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir." şeklinde hüküm kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1.Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 2013 28.06.2018 yerine 13.07.2018 olarak gösterilmesi mahallinde düzeltilebilir yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
- İlk Derece Mahkemesi gerekçesi ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırılarak vicdanî kanıya ulaşıldığı, buna ilişkin gerekçelerin hukuka uygun olduğu, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamış, katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ödemiş 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 21.11.2022 tarihli ve 2022/285 Esas, 2022/393 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili, katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca Ödemiş 2. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:18:13