Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/1254
2024/946
20 Şubat 2024
MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kadastro tespitine itiraz davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R
Kadastro sırasında, ...Mahallesi çalışma alanında bulunan 1065 ada 12 parsel ... 2.074,75 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları vekili, taşınmazın tarafların ortak miras bırakanı ...’dan geldiğini öne sürerek, miras payları oranında davacılar adına tescili istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, taşınmazın komisyon kararı gibi tesciline karar verilmiş, hükme karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince 19.09.2020 tarihli karar ile; istinaf başvurusunun esastan kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu taşınmazın 1/9’ar payının davacılar adına, 6/9 payının davalı adına tapuya tesciline, üzerinde bulunan evin 1962 yılında yapıldığı, 1/18’er payının davacılara, 15/18 payının davalıya ait olduğunun beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş ve iş bu karar, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; "İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde olduğu üzere, dava konusu taşınmazın davalının kendi murisi olan ...’ten geldiğinin tartışmasız olduğu, davalının murisi ...’ün 1947 yılında ölümüyle geriye çoğunluğu 10 yaşından daha küçük olan 9 çocuğunun kaldığı, kızlarından Hikmet’in 1955 yılında muris...’un oğlu olan...ile evlendiği, davacıların murisi...’un kullanımının da keşiflerde alınan beyanlara göre oğlu Cemal’in Hikmet'le evlenmesiyle birlikte başladığı, muris...’un ölene kadar oğlu...ve gelini ile birlikte aynı evde kaldığı, taşınmaz üzerinde bulunan evin de ....’in parasıyla yaptırıldığı, zira o dönemde muris...’un ayrıca bir gelirinin olmadığı, evin yaptırıldığı dönemlerde çay tarımının yeni yeni başlamasıyla taşınmazın geri kalan kısımlarının çaylık haline getirildiği, keşiflerde dinlenen yerel bilirkişi ...’nın eylemli beyanları ve bu beyanları tamamlayan diğer beyanların bu yönde olduğu anlaşıldığı,
Diğer bir anlatımla; taşınmazın davalı ...'in kendi üst soyundan geldiği ve miras hakkı olarak kendisine kaldığı, davalı ... ile eşi .... ve kayınbabası olan muris...' un birlikte yaşamaları nedeniyle...ve...’un kullanımlarının davalı ... adına olduğunun kabulü gerektiği, örf adet gereği kadının taşınmazlarının eşi tarafından kullanılması hayatın olağan akışına uygun olup, aksine, evli olduğu eşinin ve yine birlikte yaşadığı kayınbabasının taşınmazı kullanmasına müsaade etmemesinin ve buna engel olmasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, taşınmazın öncesinde kullanılmayan bir yer olduğu yönünde somut bir delil bulunmadığı gibi, bilahare bölgede çay ekiminin başlaması nedeniyle taşınmazın sonradan çaylık haline getirilmesinin imar ihya anlamına da gelmeyeceği, taşınmaz üzerinde bulunan evin de Cemal’in parasıyla yaptırıldığı, kaldı ki; bir an için muris...’un kullanımının bizzat kendi namına olduğu kabul edilse dahi, zilyetliğinin 1955 yılında başlayıp öldüğü 1972 yılına kadar devam ettiğine göre, 3402 ... Kadastro Kanun'un 14 üncü maddesinde öngörülen zilyetlik yoluyla iktisap için gerekli 20 yıllık zilyetlik süresinin de dolmadığı,
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine dair kararı yerinde olup, Bölge Adliye Mahkemesince delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesinde isabet bulmadığı" belirtilerek bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda: davanın reddine, dava konusu 1065 ada 12 parsel ... taşınmazın 24.08.2016 tarihli kadastro komisyon kararı gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm; davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz edenlerden alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:23:26