Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/4403
2024/472
5 Şubat 2024
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR: Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi vekili ve bir kısım davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... İdaresi vekili, Sulh Hukuk Mahkemesine sunduğu 05.09.2008 tarihli dava dilekçesiyle; Yalova ili Çınarcık ilçesi Kocadere Köyü 5 parsel sayılı taşınmazın tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, yörede 1944 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda kısmen orman sınırları içinde kaldığını ve öncesinin orman olduğunu iddia ederek, davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline ve davalıların elatmalarının önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş ve Sulh Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde dava dosyası, taşınmazın değeri dikkate alınarak görevsizlik kararı verilmek suretiyle Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
İlk Derece (Asliye Hukuk) Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen, davacının tapu kayıt maliki olan davalılar hakkında açmış olduğu tapu iptal tescil ve meni müdahale davasının kabulüne, 5 nolu parselin tapu kaydının iptali ile bilirkişi kurulu tarafından tanzim edilen 27.10.2010 tanzim tarihli rapor ve ekindeki krokilerde (B) harfi ile gösterilen 734,97 m2'lik kısmın dava konusu parselden ifrazı ile (B) harfi ile gösterilen 734,97 m2'lik bu kısmın birliğin en son parsel numarası altında orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline; davalıların 5 nolu parselin dava konusu olan (B) harfi ile gösterilen 734,97 m2' lik bu kısma vaki müdahalelerinin menine ilişkin ilk hüküm, davacı ... İdaresi vekili ile davalılar vekillerinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 14.02.2013 tarihli ve 2012/11577 Esas, 2013/1247 Karar sayılı ilamı ile; " Mahkemece dava konusu taşınmazın (B) bölümünün kesinleşen tahdit içerisinde kaldığı, dayanılan Temmuz 1937 tarihli 22 nolu tapu kaydının hukukî değerini yitirdiği, (A) ile gösterilen bölümünün kesinleşen tahdit dışında bırakıldığı, bir kısmının bakımlı zeytinlik, bir kısmının yer yer maki bitki örtüsü ile kaplı olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, verilen kararın usûl ve kanuna aykırı olduğu, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosunun 1944 yılında 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine Ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) hükümleri nazara alınmadan yapıldığı, 3116 sayılı Orman Kanunuyla (3116 sayılı Kanun) sadece Devlet ormanları belirlenmiş olup, bu kanuna göre, 4785 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritalarının, sınır dışında kalan taşınmazların orman niteliğini ve hukukî durumunu saptamakta yetersiz kaldığı, bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadıklarının ve hukukî durumlarının, eski tarihli memleket haritasının ve hava fotoğraflarının uygulanması ve üzerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı, eğimi ve çevresinin incelenmesi sonucu belirlenmesi gerektiği halde mahkemece bu yönde araştırma yapılmadığı açıklanarak, bu doğrultuda, en eski tarihli hava fotoğraflarının incelenerek oluşan sonuca göre karar verilmesi, kabule göre de; davalıların taşınmaz üzerindeki hakimiyeti iptal edilmemiş bir tapu kaydı bulunduğundan elatmalarının önlenmesine karar verilmemesi" gereklerine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde verilen, davacının davasının kısmen kabulüne, 5 nolu parselin, bilirkişinin 06.09.2014 tarihli raporunda (A) rumuzu ile gösterilen 73,38 m2 ve (D) rumuzu ile gösterilen 5.756,65 m2'lik kısımlarının tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına yeniden tapuya kayıt ve tesciline, bilirkişinin 06.09.2014 tarihli raporunda (B) rumuzu ile gösterilen 1.024,86 m2'lik yer ile (C) rumuzu ile gösterilen 987,55 m2'lik yer konusunda açılan davanın reddine, taşınmazın tapu kaydı üzerinde bulunan tüm şerhlerin terkinine, müdahalenin men'i talebinin reddine ilişkin ikinci karar, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 24.10.2017 tarihli ve 2016/2516 Esas, 2017/8263 Karar sayılı ilamı ile; " Mahkemece bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, bozma kararından önce de aynı bilirkişi tarafından rapor hazırlandığı halde, çekişmeli taşınmazın kesinleşen orman sınırı içinde kalan bölümlerinin farklı hesaplandığı, bozma öncesinde (B) harfi ile işaretli 734,97 m2 bölüm orman sınırı içinde gösterilmiş iken, hükme esas alınan raporda bu bölümün 73,38 m2 olarak işaretlendiği, (D) harfi ile işaretli 6756,65 m2 taşınmaz bölümünün ise tam kapalılıkta eylemli orman olarak belirlenmesi nedeniyle mahkemece bu iki bölüm yönünden davanın kabulüne ve orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verildiği, öncelikle, daha önce bozulan hükme esas alınan raporu hazırlayan bilirkişinin yeniden keşfe götürülmesinin usulüne uygun olmadığı, aynı bilirkişi tarafından rapor hazırlandığı halde, taşınmazın orman sınırı içinde kalan bölümünün farklı gösterildiği, bu farkın nedeninin açıklanmadığı, 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman kadastro haritasındaki durumunun da gösterilmediği, yine bozma kararında açıkça vurgulandığı halde, eski tarihli hava fotoğraflarının incelenmediği, (D) harfi ile işaretli bölümde bulunan ağaçların sayısı, yaşı, kapalılık oranı konusunda da bilgi verilmediği, bilirkişi raporunun bu hali ile denetime elverişli olmadığı açıklanarak, önceki bilirkişi dışında bu konuda uzman, serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi eşliğinde yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Kanuna göre yapılan çalışma tutanakları ve taşınmazın yerinin işaretlendiği haritası ile diğer çalışmaların orjinal renkleri içeren haritasının yöntemince uygulanması; 3116 sayılı Kanuna göre düzenlenen ilk orman kadastro haritası ile daha sonra düzenlenen aplikasyon haritalarının ölçekleri kadastro paftası ölçeğine bilgisayar ortamında (Net Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, komşu ve yakın komşu parseller ve değişik açı ve uzaklıkta en az 10 12 OS noktası görülecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunun, her iki harita üzerinde ayrı renklerle işaretlendiği müşterek imzalı rapor alınması, kesinleşen orman sınırı içinde kalan bölümlerin belirlenmesi, kadastronun yapıldığı 1963 yılından 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları steoroskop aletiyle üç boyutlu incelenerek, orman tahdidi dışında kalmakla birlikte eylemli orman olduğu bildirilen bölümdeki ağaçların sayısı, yaşı, kapalılık oranının açıklattırılması, öncesi itibarıyle orman olmayan ve özel mülk olarak tapuda kayıtlı bir yerin sonradan çevreden gelen tohumlar yolu ile orman haline dönüşmesinin taşınmazı kamu malı haline getirmeyeceğinin düşünülmesi, bundan sonra elde edilecek delillere göre karar verilmesi" gereklerine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; " bilirkişiler kurulu raporu doğrultusunda (A) harfi ile gösterilen kısmın orman olarak sınırlandırıldığı " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 191 ada 17 parsel (eski 5 nolu parsel) sayılı taşınmazın 13.11.2018 tarihli ek bilirkişi raporunda "A" rumuzu ile gösterilen 73,38 m2'lik kısmının davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile eylemli orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, taşınmaza ait tapu kaydı üzerindeki üçüncü kişiler ve kurumlar lehine olan takyidatların kaldırılmasına, davacının men'i müdahale talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından (D) harfi ile gösterilen, bir kısım davalılar vekilleri tarafından ise (A) harfi ile gösterilen kısımlara yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan ve öncesi orman olan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil ile elatmanın önlenmesi istemlerine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1944 yılında yapılıp 1949 yılında ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosu, 1950 yılında 5653 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddelerin Eklenmesine Dair Kanun (5653 sayılı Kanun) hükümlerine göre yapılan makiye ayırma işlemi, 1963 yılında arazi kadastrosu, 1982 yılında kesinleşen 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun'la (1744 sayılı Kanun) değişik 2 nci madde uygulaması, 16.06.1989 tarihinde ilân edilen 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik aplikasyon ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu edilen parselin bilirkişiler kurulunca düzenlenen raporda (A) harfi ile gösterilen kısmının orman sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli olmadığı gibi, bozma ilâmına uyulmuş olmasına rağmen bozma gerekleri de tam olarak yerine getirilmemiştir.
Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilâmında belirtilmiş olmasına rağmen 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan çalışma tutanakları ve taşınmazın yerinin işaretlendiği haritası dosya arasına getirtilerek yöntemince uygulanmamış; taşınmazın 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman kadastro haritasındaki durumu gösterilmemiş; yine bilirkişilerden, 3116 sayılı Kanuna göre düzenlenen ilk orman kadastro haritası ile daha sonra düzenlenen aplikasyon haritaları çakıştırılarak, çekişmeli taşınmazın konumunun, haritalar üzerinde ayrı renklerle işaretlenmiş olarak gösterildiği şekilde rapor alınmadığından dava konusu edilen taşınmazın kesinleşen tahdit sınırları içinde kalan bölümü yönünden tereddüt oluşmuştur.
Ayrıca; orman tahdidinin, 4785 sayılı Kanun hükümleri nazara alınmadan yapılmış olması nedeniyle, tahdit dışında kalan yerlerin hukuki durumunun belirlenmesi için en eski tarihli hava fotoğrafı incelemesi yapılması gerektiğinden, bu doğrultuda, tahdit dışında kaldığı değerlendirilen ve temyize konu olan (D) harfi ile gösterilen bölüm yönünden, bilirkişilerce yapılan 1945 yılı hava fotoğrafı gösterimi denetime elverişli olmadığı gibi, dava konusu yer anılan hava fotoğrafında el ile işaretlenerek gösterilmiş olup, stereoskopik inceleme yapılmamış ve taşınmazın eylemli halinde üzerinde bulunan ağaçların kök yaşları tereddüte mahal vermeyecek şekilde belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan ilk orman tahdidine ilişkin tüm işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit haritası ilgili yerlerden getirtilerek, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte; orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, ilk orman tahdidi ile aplikasyon uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6 7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli; ilk orman kadastrosu ve aplikasyon ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın ilk orman kadastrosu ve aplikasyon haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritaları arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenerek, çelişki bulunmakta ise, çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde, müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı ve böylelikle, dava konusu edilen parselin tahdide göre konumu tereddütsüz belirlenmelidir.
Bu şekilde yapılacak bir araştırma sonucu, tahdit dışında kaldığı anlaşılan yerler bakımından ise, 1945 yılı hava fotoğrafının stereoskop aleti vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yaptırılarak, tahdit dışında kalan yerlerin bu tarihte nasıl nitelendirildiği saptanmalı, varsa taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın eylemli halinde üzerinde bulunan ağaçların kök yaşları belirlenmeli, bundan sonra tahdit içinde ve / veya tahdit dışında kalan yerler bakımından oluşacak sonuç çerçevesinde usulî müktesep haklar da gözetilerek bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden,eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usûl ve isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, taşınmazın tapu kaydında bulunan şerhlerin, sadece, orman olduğu belirlenerek orman vasfıyla tesciline karar verilen bölüm yönünden terkinine karar verilmesi gerekirken, taşınmazın tamamı üzerindeki şerhlerin kaldırılmasına şeklinde hüküm tesisi de usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı ... İdaresi vekili ile bir kısım davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden bir kısım davalılara iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:25:48