Yargıtay 8. HD 2021/17402 E. 2024/3018 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/17402

Karar No

2024/3018

Karar Tarihi

6 Mayıs 2024

MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2021/224 E., 2021/942 K.

KARAR: İstinaf talebinin esastan reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ: Milas Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2019/10 E., 2020/62 K.

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddi karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında Muğla ili Bodrum ilçesi ... Mahallesi ... Mevkii, 213 ada 6 parsel sayılı taşınmaz 2.203,31 m2 yüzölçümü ile ham toprak ve çalılık vasfı ile Hazine adına tespit edilmiştir.

Davacılar vekili dava konusu 213 ada 6 parsel sayılı taşnmazın 20 yılı aşkın bir süre ... oğlu müteveffa ... ... zilyetliğinde kaldıktan sonra zilyetliğin devir yolu ile ... 'e satıldığını, davacı ...'nun da 06.08.2002 tarihli satış senedi ile ... 'den satın aldığını, bu satışa gerek satış senedi tanıklarının, gerekse ... 'dan önceki zilyedin yasal mirasçılarının tanık olduklarını, müvekkillerinin Kadastro Müdürlüğüne yaptığı haklı itirazlarının reddine karar verilerek taşınmazın Hazine adına tespit edildiğini belirterek; dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile müvekkilleri adına tespiti ile tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı ..., davanın reddini savunmuştur.

Davacı ... yargılama sırasında 26.08.2019 tarihinde vefat etmiş, mirasçıları davaya devam etmişlerdir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "mahallinde yapılan keşif ve uygulamalar, dinlenen yerel ve tespit bilirkişileri ile tanık beyanları, alınan uzman bilirkişi raporu, dosya içerisine getirilen kayıt ve belgeler, dava konusu 213 ada 6 parselin orman sınırında olması, komşu 213 ada 1,2,3,4 ve 5 nolu parseller ile birlikte bir bütün halinde 6831 sayılı Orman Kanunu 17/2 maddesi uyarınca orman içi açıklık olması, toprak yapısı ve bitki örtüsünün orman özelliği göstermesi, orman içi açıklıkların tespiti hususundaki emsal Yargıtay uygulamaları birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu 17/2 maddesi kapsamında orman içi açıklık niteliğinde ve zilyetlikle edinilemeyecek yerlerden olduğu" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "Mahkemece dava konusu taşınmazın mahallinde refakate alınan bir harita mühendisi, bir harita teknikeri, bir orman mühendisi marifetiyle keşif yapılmış; keşfe katılan teknik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 14/11/2019 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu 213 ada 6 parsel sayılı taşınmazın orman sayılmayan yer olduğu, ancak 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2 maddesine göre komşu 213 ada 1 2 3 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar ile birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde, çevresi orman olan orman içi açıklık parseli olduğu bildirilmiştir. Mahkemece yapılan keşif sonunda düzenlenen bilirkişi raporu ve krokisi ile, dava konusu 213 ada 6 parsel sayılı taşınmazın, komşuları olan 213 ada 1 2 3 4 ve 5 parseller ile bir bütün olarak değerlendirildiğinde, toplam yüzölçümlerinin 13.060,62 m² geldiği, blok halinde dört tarafının, orman parseli ile çevrili olduğu, bu hali ile dava konusu taşınmazın da orman içi açıklık vasfında olduğu anlaşılmıştır. Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 12/03/2019 tarihli, 2016/7772 Esas 2019/1682 Karar sayılı kararı ve emsal kararlarında vurgulandığı üzere; dava konusu taşınmazın dört tarafının orman parseli ile çevrili olması karşısında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine konu edilmesi mümkün olmayan orman içi açıklık niteliğinde olduğu açıktır. Somut olayda, açıklanan nedenlerle, davacıların davasının reddi ile, taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tescili yönünde bir talep olmadığından, taşınmazın kadastro tespiti ile belirlenen vasıf ve yüzölçümü ile kadastro tespiti gibi Hazine adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği" belirtilerek tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı davacılar vekili "ilgili taşınmaz için yapılan keşif ve bilirkişi incelemeleri neticesinde "dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerde kaldığı" tespit edilmiştir. Ayrıca, bilirkişi incelemesini yaparken mezkur taşınmazı (A) ve (B) bölümü olarak ayrı ayrı incelemiş ve bu incelemeye binaen; (A) bölümünün tarla vasfında tarım arazisi olduğunu zira orman ağacı ve bitki örtüsü bulunmadığını, toprağının orman vasfında olmadığını, toprak renginin açık olmasının uzun yıllar işlenmesi dolayısıyla olduğunu, düzenli işlemeye bağlı toprakta kabarıklık bulunduğunu ve halen işleme aletlerinin izinin var olduğunu, sayılan nedenler ile mezkur taşınmazın orman vasfı taşımadığını tespit etmiştir. (B) bölümü için ise evveliyatında orman vasfı taşıdığını ve toprağın işlemeye uygun olmadığını fakat 2007'den beri temizliğe tabi tutulduğunu tespit etmiştir. Mahkeme, ilamında her ne kadar "hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre.." şeklinde hüküm tesis etmiş olsa da bilirkişinin yukarıda sayılan tespitleri esas incelemede dikkate alınmamıştır. Zira bilirkişi raporu hükme esas alınsa idi mezkur taşınmazın en azından (A) bölümünün orman vasfı taşımadığı ve işlenmeye uygun tarım arazisi niteliğinde olduğu hususunda farklı karar verilirdi. Ayrıca Orman Kadastrosu ve 2/B Uygulama Yönetmeliği'nin 14 üncü Maddesine göre; "Orman içi açıklık: Orman içinde kültür arazileri dışında, insan müdahalesi olmaksızın kendiliğinden oluşan, doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki ve bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren alanlardır." Kültür arazisi ise bilindiği üzere orman ile ilgisi olmayan ve sarı renk ile gösterilen yerlerdir. Bilirkişi raporunda da görülmektedir ki mezkur taşınmazın A bölümü sarı renkle boyanmış kültür arazisidir. Hal böyle iken taşınmazın orman içi açıklık olarak değerlendirilmesi ve bu şekilde hüküm kurulması hukuka aykırılık teşkil etmektedir." iddialarıyla kararın bozulmasını talep ederek temyiz talebinde bulunmuştur.

Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince 213 ada 6 parselin orman sınırında olduğu, komşu 213 ada 1, 2, 3, 4 ve 5 nolu parseller ile birlikte bir bütün halinde 6831 sayılı Orman Kanunu 17/2 maddesi uyarınca orman içi açıklık olduğu gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüş ve dosya kapsamına uygun olmayan şekilde karar verilmiştir. Şöyle ki:

1 Dava konusu Muğla ili Bodrum ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, 213 ada 6 parsel sayılı taşınmazların kuzeybatı bitişiğinde bulunan Muğla ili Bodrum ilçesi ... Mahallesi ... Mevkii, 213 ada 1, 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazlar tapuda gerçek kişiler adına kayıtlıdır. Taşınmazın doğu sınırında bulunan ve en eski tarihli hava fotoğrafı olan 1953 tarihli hava fotoğrafında da görülen yer kadim köy yolu olup halen de kullanılmaktadır. Tüm bu açıklamalara göre dava konusu parselin (A) bölümünün orman içi açıklık olmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca dosyadaki bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişisi beyanları ile tanık beyanlarına göre dava konusu parselin (A) bölümü yönünden kadastro tespit tarihi olan 30.08.2019 tarihinden geriye doğru 20 yılı aşkın süredir imar, ihya ve zilyetliğe dayalı kazanma koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır.

2 Dava konusu parselin (B) bölümü yönünden dosyadaki bilirkişi raporları, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişisi beyanları ile tanık beyanlarına göre kadastro tespit tarihi olan 30.08.2019 tarihinden geriye doğru 20 yılı aşkın süredir imar, ihya ve zilyetliğe dayalı kazanma koşullarının oluşmadığı anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca;

1 İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın (A) bölümünün orman içi açıklık olmadığı ve üzerinde 20 yılı aşkın süredir zilyetlik koşullarının oluşması sebebi ile davanın kabulü gerekirken aksi düşünceyle yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

2 Dava konusu taşınmazın (B) bölümüne gelince, zilyetliğe dayalı kazanma şartları oluşmaması sebebi ile davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile istinaf isteminin esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 371 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

06.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istinafkaldırılmasınatalebininreddinebozulmasınaesastan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:16:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim