Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/941
2024/2636
18 Nisan 2024
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR: Davanın reddine
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün, asli müdahil ... vekili, davacı ... vekili, asli müdahil ... vekili, davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili, davacı ... vekili, davacılar ... vekili ile ... mirasçıları vekili, davacı ... vekili, asli müdahil ... vekili, davacı ... vekili, davacı ... (... mirasçısı), davacılar ... ve ... vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine duruşma istemi gider olmadığından reddedilmiş olmakla, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Antalya ili Muratpaşa ilçesi Güzeloba Köyü, 2111 parsel sayılı taşınmaz, 08.03.1989 tarihinde dere yatağı vasfı ile ihdasen Hazine adına tescil edilmiş, 01.03.1993 yılında yapılan ifraz işlemi neticesinde 2180 ve 2182 parsel sayılı taşınmazlar dere yatağı vasfı ile 2181 parsel sayılı taşınmaz ise kanal vasfı ile Hazine adına kaydedilmiştir.
Davacı ... vekili, dava konusu 2180 ve 2182 parsel sayılı taşınmazların 1963 yılından beri vekil edeninin zilyetliğinde bulunduğunu, taşınmazların vekil edeni tarafından imar ihya edildiğini, vekil edeni yararına imar ihya ve zilyetlik yolu ile kazanma koşulları oluşmasına rağmen taşınmazların Hazine adına tescil edildiğini açıklayarak, taşınmazların Hazine adına olan tapu kayıtlarının iptali ile vekil edeni adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin, 07.04.2003 tarihli ve 2003/1891 Esas, 2003/2271 Karar sayılı ilamı ile, dava konusu taşınmazların geldisi olan 2111 parsel sayılı taşınmazın idari yoldan tesis edildiği, idari yoldan tesis edilen taşınmazlarda 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı, bu nedenle işin esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş, bozma sonrasında, birleşen dava davacıları ve müdahiller tarafından taşınmazın değişik bölümlerinde, bağımsız zilyetlik ya da önceki zilyetlerden devir alma iddialarına dayalı olarak hak taleplerinde bulunulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda 1976 yılında kanal açıldığı o tarihten sonra taşınmazdaki bataklığın kurumaya başladığı ve sonrasında tarımsal faaliyete başlandığı, 1993 yılında dava konusu taşınmazların bulunduğu alanda imar çalışmalarının kesinleştiği, imar planının kesinleştiği tarih itibariyle davacıların kazandırıcı zamanaşımı sürelerinin kesildiği, taşınmazdaki tarımsal faaliyetlerin 1976 yılından itibaren başladığı, bu tarihten imar planı tarihine kadar ki sürenin 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresine yetmediği, kazandırıcı zamanaşımı süresi dolmuş olsa dahi taşınmazların imar ve ihyasının tamamlanmadığı gerekçesiyle; davaların reddine karar verilmiş, hüküm asli müdahil ... vekili, davacı ... vekili, asli müdahil ... vekili, davacılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili, davacı ... vekili, davacılar ... vekili ile ... mirasçıları vekili, davacı ... vekili, asli müdahil ... vekili, davacı ... vekili, davacı ... (... mirasçısı), davacılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kazanmayı sağlayan zilyetlik, imar ve ihya hukuksal sebeplerine dayalı olarak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/1, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri gereğince açılan tescil (dava konusu taşınmazlar idari yoldan Hazine adına tescil edilmiş olmakla tapu iptali ve tescil) istemine ilişkindir.
-
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan hususlar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
İlk Derece Mahkemesi kararı, vekalet ücretine yönelik olarak asli müdahil ..., asli müdahil ..., birleşen dava davacısı ... , birleşen dava davacısı ... mirasçısı ... tarafından, harca yönelik olarak ise, birleşen dava davacısı ..., birleşen dava davacısı ... ve birleşen dava davacısı ... tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun, “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297 nci maddesinde;
“ (1) Hüküm “Türk Milleti Adına” verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini,
b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini,
c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri,
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini,
d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını,
e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi,
(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Bu kapsamda; davası ret edilen davacı ... asli müdahiller tarafından yatırılan harçlardan peşin harç mahsup edildikten sonra kalan miktarın iadesine karar verilmesi gerekirken, yatırılan harç miktarından daha az miktarın iadesine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca; dava konusu edilen taşınmaz bölümlerinin, dava tarihi itibariyle değeri ve yatırılan harç miktarı birlikte esas alınmak suretiyle vekalet ücretlerinin hesap edilmesi gerekirken, hangi verilerin esas alındığı belirtilmeden denetime elverişli olmayacak şekilde hesap yapılması, aynı şekilde hükmün “ANA DAVADA” başlığı altında belirtilen hesaplamada da davacı ... asli müdahillerin sorumlu olduğu vekalet ücretleri belirlenmeden hesaplanan tek vekalet ücretinin davacılardan alınmasına karar verilmesi, ana davada tek davacı bulunup asli müdahiller bulunmasına rağmen “davacılardan alınarak” ifadesi kullanılarak infazda tereddüt oluşturulması doğru olmamış, hükmün bu yönleriyle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, usul ve kanuna uygun bulunmayan hükmün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 18.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:17:27