Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/5067

Karar No

2024/2307

Karar Tarihi

2 Nisan 2024

MAHKEMESİ: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2023/253 E., 2023/649 K.

KARAR: İİstinaf başvurusunun esastan reddine

İLK DERECE MAHKEMESİ: Karabük Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2019/11 E., 2022/13 K.

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Uygulama kadastrosu sırasında, Karabük ili... ilçesi ...Köyü çalışma alanında ve tapuda Hazine adına kayıtlı bulunan ya da Hazinenin paydaşı olduğu taşınmazlardan 144 ada 21 parsel sayılı 535,46 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, 507.30 metrekare yüz ölçümlü olarak; 144 ada 32 parsel sayılı 1.638,72 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, 1.539,75 metrekare yüz ölçümlü olarak; 144 ada 38 parsel sayılı 1.466,45 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, 1.129,36 metrekare yüz ölçümlü olarak; 144 ada 61 parsel sayılı 614,91 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, 598,21 metrekare yüz ölçümlü olarak; 144 ada 64 parsel sayılı 911,68 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, 108 ada 78 parsel numarasıyla ve 887,42 metrekare yüz ölçümlü olarak; tapuda ... ve müşterekleri adına kayıtlı 144 ada 49 parsel sayılı 2.908,49 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, 2.982,77 metrekare yüz ölçümlü olarak; tapuda ... adına kayıtlı 144 ada 37 parsel sayılı 991,91 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, 1.038,19 metrekare yüz ölçümlü olarak; tapuda ... ve müşterekleri adına kayıtlı 144 ada 29 parsel sayılı 3.149,42 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, 3.470,65 metrekare yüz ölçümlü olarak; tapuda ... adına kayıtlı 144 ada 58 parsel sayılı 2.972,72 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, 2.984,42 metrekare yüz ölçümlü olarak; tapuda ... adına kayıtlı 144 ada 60 parsel sayılı 1.395,52 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, 1.395,19 metrekare yüz ölçümlü olarak; tapuda ... adına kayıtlı eski 144 ada 63 parsel sayılı 756,25 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 108 ada 77 parsel numarasıyla ve 819,19 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiş; ...'nın 108 ada 77 ve 78 parsel sayılı taşınmazlara yönelik itiraz üzerine 27.02.2018 tarihli komisyon kararı ile 108 ada 78 parsel sayılı taşınmazın 890,90 metrekare yüz ölçümlü olarak; 108 ada 77 parsel sayılı taşınmazın ise 815,70 metrekare yüz ölçümlü olarak tesciline karar verilmiş ve Hazinenin 144 ada 21, 32, 38 ve 61 parsel sayılı taşınmazlara yönelik itirazı ise 27.02.2018 tarihli komisyon kararı ile reddedilmiştir.

Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında Hazineye ait 144 ada 21 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümünün eksildiğini ve eksikliğin taşınmaza komşu 144 ada 49 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını; 144 ada 32 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümünün eksildiğini ve eksikliğin taşınmaza komşu 144 ada 37 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını; 144 ada 38 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümünün eksildiğini ve eksikliğin taşınmaza komşu 144 ada 29 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını; 144 ada 61 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümünün eksildiğini ve eksikliğin taşınmaza komşu 144 ada 58 ve 60 parsel sayılı taşınmazlardan kaynaklandığını; 108 ada 78 parsel sayılı taşınmazın yüz ölçümünün eksildiğini ve eksikliğin taşınmaza komşu 108 ada 77 parsel sayılı taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, bu taşınmazların sınırlarının tesis pafta sınırları esas alınmak sureti ile düzeltilmesini istemiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; paydaşı olduğu 144 ada 29 parsel sayılı taşınmazın bilindiğinden beri aynı sınırlar dahilinde kullanılmakta olup, taşınmazı 1989 yılında tel örgü ile çevrelediğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Davalı ... cevap dilekçesinde: kendisine ait 144 ada 60 parsel sayılı taşınmazın 70 yılı aşkın süredir aynı sınırlar dahilinde kullanıldığını ve önce etrafının tahta ile daha sonra ise sınırın biraz gerisine olmak üzere tel örgü ile çevrelediğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "...dava konusu taşınmazların ara sınırlarında sabit sınır mevcut olup, uygulama kadastrosunun da buna göre yapıldığı ve hata bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine, 144 ada 29, 37, 49, 58 ve 60 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tespiti gibi tapuya kayıt ve tesciline, 108 ada 77, 78, 144 ada 21, 32, 38 ve 61 parsel sayılı taşınmazların uygulama komisyon tutanağı gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince "... İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu..." gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu' nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1) b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

  1. Çekişmeli 108 ada 77, 78, 144 ada 21, 32, 37, 49, 58, 60 ve 61 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

  2. Çekişmeli 144 ada 29 ve 38 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermektir.

Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, kadastro faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yöneliktir.

Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.

İlk Derece Mahkemesince amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğraflarının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmeli, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, dava konusu taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgeler toplanmalı, bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, harita ya da jeodezi mühendisi teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılmalıdır.

Keşif sırasında çekişmeli taşınmaz ve çevresinin toprak yapısı, bitki örtüsü, zeminde mevcut ağaçların yaşı gibi hususlar ile zeminin jeolojik yapısının değerlendirilmesine ihtiyaç duyulan hallerde uzman ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişi de keşif heyetine dahil edilmelidir.

Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişi tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı, sınırlarda mevcut ağaçların yaşları gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişiden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir.

Teknik bilirkişilerden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır.

Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise dava konusu taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişileri haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir.

Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı gözönünde bulundurulmalıdır.

Somut olaya gelince; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda ayrıntıları ile açıklanan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.

Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların tesis kadastrosu 1996 yılında yapılmış olup, ölçü krokisi incelendiğinde taşınmazların ara sınırının düz çizgi ile gösterildiği ve duvar, çit, tel örgü gibi işaret konulmadığı; kadastro paftasında ise, taşınmazların ara sınırının tek taraflı parmaklık işareti ile gösterildiği, dolayısıyla, taşınmazın ara sınırında, uygulama kadastrosu sırasında mevcut olan "duvar" ın (ve tel örgünün) gösterilmediği anlaşılmaktadır.

Diğer yandan, 12.04.2019 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, taşınmazları ayıran tel örgünün ne zaman yapıldığına ve sınıra dair bilgilerinin bulunmadığını; 16.06.2022 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler, çekişmeli taşınmazların ara sınırında 25 30 yıl evvel tahta daraba bulunduğunu, 15 20 yıl evvel tahta darabaların sökülerek aynı yere beton duvar yapılıp, üzerine de tel çit çekildiğini, sınırda her hangi bir değişiklik söz konusu olmadığını; tespit bilirkişileri, çekişmeli taşınmazların ara sınırında bulunan taş duvarın 25 30 yıl evvel yapıldığını, öncesinde ise sınırda tahta daraba bulunduğunu ve sınırda her hangi bir değişiklik bulunmadığını ve davacı tanıkları ise, taşınmazların ara sınırında bulunan duvar ve üzerindeki tel çitin 30 40 yıldır mevcut olup, sınırın değişmediğini, taş duvarın 30 yıl evvel (bazı beyanda 1988 yılında) yapıldığını ve evvelinin ise tahta daraba olduğunu beyan etmişlerdir.

Öte yandan, 16.06.2022 tarihli keşfi sonucu düzenlenen teknik bilirkişi raporunda ise, tesis kadastrosu sırasında taşınmazların ara sınırında sınırlandırma hatası yapıldığı, tesisten evvel mevcut olup, değişmeyen duvar ve tel çitin sabit sınır olarak gerçek sınırı ihtiva ettiği ve uygulama kadastrosu tespitinin doğru yapıldığı belirtilmiştir.

Bu durum karşısında, tesis paftası, ölçü krokisi ile mahalli / tespit bilirkişileri ve tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, özellikle tesis paftası ve ölçü krokisinde taşınmazların ara sınırında "duvar" işareti bulunmadığı dikkate alındığında, mahalli / tespit bilirkişileri ve tanık beyanlarındaki taşınmazların ara sınırında bulunan duvarın tesis kadastrosundan evvel yapıldığı yönündeki beyanlar çelişkili olduğu gibi, evvelinde taşınmazların ara sınırını teşkil ettiği gerek kadastro paftası gerekse de beyanlardan anlaşılan tahta daraba (parmaklık) yerinin taşınmazların ara sınırında mevcut olan duvar ve tel çitin yapımı sırasında değiştirilip değiştirilmediği hususunda da tereddüt oluştuğu halde bu husus üzerinde de durulmamış, bu kapsamda çekişmeli taşınmazların bulunduğu yere ilişkin olarak Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "Hgm Geoportal" sayfasından yapılan araştırma da özellikle tespit öncesine sirayet eden 1990 tarihli hava fotoğrafı bulunduğu halde bu hava fotoğrafı getirtilip incelenmediği gibi, tespit tarihine yakın tarihli 1998 yılına ait hava fotoğrafı incelenmekle birlikte, belirtilen tarihli hava fotoğrafında taşınmazların ara sınırında duvar, tel çit, parmaklık ya da benzeri yapı bulunup bulunmadığı, hava fotoğrafına göre taşınmazların ara sınırının belirlenip belirlenemediği ya da taşınmazların ara sınırının tespit mümkün ise bu sınırın nereden geçtiği gibi hususlar denetime elverişli şekilde rapor içeriğinde açıklanmamış ve taşınmazların uygulama ve tesis kadastro paftalarının çakıştırılması neticesinde elde edilen haritada, sınırların çakışmadığı ve önemli derecede farklılık arzettiği anlaşıldığı halde, sınır farklılıkların nedeni somut olarak ortaya konulmamış, bu kapsamda tesis kadastrosu sırasında ne gibi bir hata yapıldığı, bu kapsamda sınırlandırma ya da tersimat gibi bir hata söz konusu ise bu hataların hangi verilerle tespit edildiğinin kesin olarak ortaya konulması gerektiği de düşünülmemiştir. Bu şekilde, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, öncelikle tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli (1990 ve 1998 yıllarına ilişkin) hava fotoğrafları ve temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları eksiksiz olarak getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu üç kişilik uzman bilirkişi kurulunun katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı, özellikle önceki keşiflere göre taşınmazların ara sınırını teşkil ettiği anlaşılan duvar ve tel çitin hangi tarihte yapıldığı, evvelinde taşınmazların ara sınırında bulunan tahta parmaklık ile mevcut sınırın farklılık arz edip etmediği, taşınmazların ortak sınırının neresi olduğu, hangi yapının ne zaman ve kim tarafından yapıldığı ve ne zamandan beri kim tarafından kullanıldığı hususları sorularak varsa yerleri teknik bilirkişilere işaretlettirilmeli, ortak sınır olarak gösterilen kısım haritasında gösterilmeli, bu kısmın renkli fotoğrafları çekilerek rapora eklenmeli, uygulama kadastro tespitine aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri de dinlenerek aykırıkların giderilmesine çalışılmalı, uzman bilirkişi kurulundan ise yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınmalı, taşınmazların tesis ve uygulama kadastrosu sınırlarının örtüşmemesi halinde sınır farklılıklarının nedeninin somut şekilde ortaya konulması istenilmeli, ayrıca çekişmeli taşınmazların ara sınırının hangi sınır tipinde belirlenmesi gerektiği, bu kapsamda tesis kadastrosu sırasında sınırlandırma ya da tersimat hatası gibi bir hata yapılıp yapılmadığı hususu üzerinde önemle durulmalı, hata mevcut ise bu hatanın hangi verilerle tespit edildiği denetime elverişli şekilde açıklanmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözardı edilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan sebeplerle, çekişmeli 108 ada 77, 78, 144 ada 21, 32, 37, 49, 58, 60 ve 61 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca bu parseller yönünden ONANMASINA,

Davacı Hazine vekilinin çekişmeli 144 ada 29 ve 38 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle kabulü ile temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

esastankaldırılmasınaiistinafbaşvurusununreddinebozulmasınaortadan

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:18:35

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim