Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6969
2024/2037
25 Mart 2024
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki orman kadastrosu ve 2/B çalışmasının iptali talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Davanın reddine ilişkin verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava; 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) Orman Kadastrosu ve 2/B çalışmasına yapılan tespite itiraza ilişkindir.
Dava konusu... mahallesi 255 parsel sayılı taşınmazın Haziran 1953 tarihli tapu kaydına göre yapılan 1975 yılında kadastro tespiti ile 127.600 m2 yüzölçümlü "Kirenli Ormanı" vasfı ile tapuda ... adına kayıtlı iken 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi gereğince yapılan yenileme çalışmaları sonucu 126 ada 6 parsel 130.954,75 m² olarak ilana çıkmış ve 08.05.2014 tarihinde kesinleşmiştir. Dava konusu taşınmazın 16.05.1990 tarihli ve 3646 sayılı Kanun gereğince 23.05.2000 tarihli resmi senet ile Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne devredildiği anlaşılmıştır. Dava konusu parselde 64 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 6831 sayılı Orman Kanunu'na göre orman kadastrosu ve aynı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B maddesi gereği uygulaması bitirilip 24.10.2017 tarihinden itibaren 30 günlük askı ilanı yapılmış ve davacı vekili askı ilan süresi içerisinde dava açmıştır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... Mahallesinde 64 nolu Orman Kadastro Komisyonunun 6831 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda mülkiyeti davacı idareye ait 126 ada 6 parsel sayılı taşınmazda orman kadastrosu ve 2/B uygulama çalışmaları yaptığı, taşınmazın hangi alanın devlet ormanı şeklinde tespit gördüğü, hangi alanının ise 2/B kapsamına alındığının bilinmediğini, bu uygulama ile davacıya ait tarım arazilerinin bölünerek bütünlüğününün bozulduğunu, tespite konu alanların tarım alanı olduğunu, bir kısım alanda ise davacı idarenin kendisinin dikip yetiştirmiş olduğu çam ağaçlarının bulunduğunu davacı idare dava konusu taşınmazı Yeşil Küre Organik Ürünler Tarım Hayvancılık Pazarlama Sanayi Ticaret Ananonim Şirketine kiraya verdiğini, kiracı olan şirketin halen tarımsal faaliyetlerini yürüttüğünü, davalı idarenin yapmış olduğu ve tarım arazisi niteliğindeki taşınmaz ile ilgili orman sınırlaması ve 2/B uygulaması işlemi usul ve hukuka aykırı olduğunu ayrıca komisyonun mevzuata uygun bir şekilde oluşturulup oluşturulmadığını ve hangi çalışmaları yapma yetkisi olduğu hususunun da bilinemediğini, 126 ada 6 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak davalı idarece yapılan tespitin itirazen kaldırılmasını istemiştir.
Samsun Kadastro Mahkemesince; dava konusu taşınmazın orman olarak 1966 yılında yapılan kadastro tespitinin 1975 tarihinde kesinleştiği, kadastro tespitinin kesinleştiği 1975 yılı ile davanın açıldığı 22.11.2017 tarihi arasında 10 yıllık hak düşürücü süre dahi geçmekle taşınmazın orman niteliğinin kesinleştiği, bu aşamadan sonra orman olarak tapuda kayıtlı taşınmazın özel mülkiyete tabi olduğu iddiası ile dava açılmasının olanaksız olduğu gibi orman olarak yapılan tespiti kesinleşen taşınmazın sonrasında orman olmadığı ve özel mülkiyete tabi olduğunun öne sürülmesinin özellikle taşınmazda yasa gereği devir nedeniyle malik olan davacı tarafından ileri sürülmesinin mümkün olmadığı ve davacının eldeki davayı açmakta hukuki bir yararının bulunmadığı, Orman Kadastro Yönetmeliğinin 16. maddesi gereği öncesinde orman olarak tespit edilen ve tespiti kesinleşen taşınmazın orman olarak sınırlandırılması zorunlu olduğundan bu haliyle taşınmazda evveliyatında malik olan Hazinenin yasa gereği devri ile mülkiyet hakkına sahip olan davacının dava açmakta hukuki bir yararının bulunmadığı, sonuç olarak orman olarak yapılan kadastro tespiti kesinleşen taşınmaz yönüyle 2017 yılında yapılarak ilan edilen orman kadastrosunun esasen bir aplikasyon niteliğinde olduğu ve taşınmazın dahi kadastro tespitinde belirlenen çapı ile geçerli olmak üzere aynı haliyle belirlendiği hususları birlikte gözetildiğinde kesinleşen orman nedeniyle davacının hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Samsun Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun "çekişmeli 126 ada 6 parselde kadastro tespitinin 1975 yılında orman vasfı ile kesinleşmesine, davacının devir nedeniyle taşınmazda malik olduğu, davayı açmakta hukuki yararının bulunmamasına göre mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1) b.1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından; "bilirkişi raporlarında orman olarak tespit edilen alanların uzun süredir müvekkil idarenin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve hayvancılık faaliyetlerinin devam ettiği alanlar olduğu, tespite konu alanların tarım alanı olup, bir kısım alanda ise idarenin kendisinin dikip yetiştirmiş olduğu ağaçların bulunduğu, söz konusu arazide idarenin kiracısı tarafından halen tarımsal faaliyetlerde kullanıldığı, arazideki orman olarak tescil edilen kısmın hazineye devri halinde mülkiyet birliğinin bozulması ve tarımsal faaliyetin sekteye uğraması söz konusu olacağı, her ne kadar yapılan uygulamanın ormanlık alanları koruma amacı taşıdığı kabul edilse de kamu kurumu olan idarenin de faaliyetlerinin de kamu yararı çerçevesi ve temelinde gerçekleştiği kabul edilerek, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiği" iddialarıyla temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:19:15