Yargıtay 8. HD 2021/17971 E. 2024/1506 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/17971
2024/1506
7 Mart 2024
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
DAVA TARİHİ: 11.09.2009
KARAR: Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından duruşma talepli olarak temyiz edilmesi üzerine, duruşma talebinin masraf yokluğu nedeniyle reddine karar verildikten sonra; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Ulus İlçesi Ulukaya Köyü çalışma alanında bulunan 109 ada 4 ve141 ada 2 parsel sayılı 10.291,66 ve 6.215,09 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kadastro komisyonu kararıyla, irsen intikal, hisse satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, 4/5 pay ile ..., 1/5 pay ile ... ve iştirakleri adlarına tespit edilmiştir.
Davacı ... dava dilekçesinde; irsen intikal, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, .... Köyü 109 ada 4 ve141 ada 2 parsel sayılı taşınmazların murisi ...mirasçıları adlarına tescilini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; her iki " dava konusu taşınmazların davalının murisi İlyas'ın terekesine dahil olduğu, ölümü ile mirasının taksim edilmediği, mirasçılarından davalı ...'nin kardeşleri Zafer Çelik, Ayşe Gürüz,Seher Çevik'ten miras hisselerini senetle satın aldığı, diğer kardeşi ...'ın .... isimli taşınmazlardaki miras hissesini davacının babası Niyazi'ye sattığı, bu suretle kadastro komisyon kararının doğru ve yerinde olduğu " gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 109 ada 4 ve 141 ada 2 parsel sayılı taşınmazların komisyon kararı gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemecesince, yazılı gerekçeyle davanın karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin karar vermek için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince, Ulus Asliye Hukuk Mahkemesinin 1978/350 Esas, 1981/138 Karar ve 1987/161 Esas, 1989/231 Karar sayılı ilamlarının taraflar arasında kesin hüküm teşkil ettiği doğru olarak kabul edilmiştir. Ulus Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1987/161 Esas, 1989/231 Karar sayılı dosyasının davacısının temyize konu bu dosyanın da davacısı olan ...'in babası ...olduğu, davalılarının ise İlyas Çelik mirasçıları ... ve müşterekleri olduğu, anılan mahkemenin 1987/115 161 Esas ve Karar sayılı dava dosyasının bu dosya ile birleştirildiği ve bu dosyanın men'i müdahale istemine ilişkin olup, davacılarının İlyas Çelik mirasçıları ... ve müşterekleri ve davalısının ise ...olduğu, mahkemece, davacı Niyazi Güneş'in davası yönünden Ulus Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1978/350 Esas, 1981/138 Karar sayılı ilamı esas alınarak kesin hüküm nedeniyle davanın reddine, birleşen dosya davacıları yönünden ise davanın kabulüne, iştirak hali mevcut olduğundan hisseye yönelik vaki müdahalenin menine karar verildiği ve temyiz kanun yoluna başvurulması üzerine hükmün onanmasına karar verildiği ve onama kararına yönelik karar düzeltme talebinin de Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 02.11.1990 tarihli ve 1990/14814 14479 Esas, Karar sayılı ilamıyla, " dava konusu taşınmazların İlyas Çelik'e aidiyeti konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, terekesinin iştirak halinde olup mirasçılar arasında geçerli taksimin ispatlanamadığı, ... haricindeki mirasçıların hisselerini mirasçı olmayan Niyazi Güneş'e satışının hüküm ifade etmeyeceği " gerekçesiyle reddedildiği anlaşılmaktadır.
Bu bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; yukarıda da belirtildiği üzere, Ulus Asliye Hukuk Mahkemesinin anılan dosyaları taraflar arasında kesin hüküm teşkil etmekte olup İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasında kesin hüküm teşkil eden bu ilamların, dava konusu yeri gösterir teknik bilirkişi İbrahim Ölmez tarafından düzenlenen 30.10.1989 havale tarihli rapor ile Muzaffer Çakmak tarafından düzenlenen 01.07.1981 tarihli keşif krokisinin kadastro paftasına uygulanarak nizalı parselleri kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi gerekmektedir. Esasen, İlk Derece Mahkemesince, bu konuda birçok kez rapor alınmış ise de, kesin hüküme kapsamındaki taşınmaz bölümlerini belirlenmesi bakımından usulüne uygun çakıştırma yapılmadığından ve raporlar arasında çelişki bulunduğundan, bu raporlarla kesin hüküm kapsamındaki taşınmaz bölüm veya bölümlerinin kesin olarak belirlendiğinden bahsedilemez. Zira; fen bilirkişisi Halis Solmaz tarafından düzenlenen 14.05.2013 havale tarihli raporda, dava konusu "Gölcük Tarlası" mevkili taşınmazın (A) harfi ile gösterilen bölümünün 141 ada 2 parsel sayılı taşınmaza uymadığı, bu kısmın dava konusu 109 ada 4 parsel sayılı taşınmaza isabet ettiği belirtildiği halde, aynı bilirkişi tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 11.01.2015 tarihli raporunda bu kez, (A) ile gösterilen bölümün 141 ada 2 parseli kapsadığı belirtilerek her iki rapor arasında çelişki yaratılış ancak İlk Derece Mahkemesince, söz konusu çelişki usulünce giderilmeksizin hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Bu şekilde, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazlar başında, yerel bilirkişiler ve fen bilirkişisinin katılımı ile yeniden keşif yapılarak, yerel bilirkişilerden taşınmazların sınırlarının gösterilmesi istenmeli ve yerel bilirkişilerce gösterilen sınırlar fen bilirkişi krokisine işaretlettirilmeli; Ulus Asliye Hukuk Mahkemesinin taraflar arasında kesin hüküm teşkil ettiği anlaşılan müdahalenin men'i davasına ilişkin ilamlarının dayanağı krokinin, fen bilirkişi eliyle zemine uygulanıp kadastro paftası ile çakıştırılması suretiyle söz konusu mahkeme ilamlarının dayanağı krokilerin sınırlarını ve kapsamlarını gösterir, yapılan keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, krokili rapor alınmalı ve bu suretle kesin hükmün kapsamı tereddütsüz belirlenmeli; kesin hükmün kapsamı dışında taşınmaz bölümünün / bölümlerinin bulunması halinde dosyadaki bilgi ve belgeler ile iddia ve savunmalar doğrultusunda araştırma ve inceleme yapılmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:06