Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/3987
2024/1505
7 Mart 2024
İNCELENEN KARARIN: **
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
DAVA TARİHİ: 24.01.2008
KARAR: Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, ....Köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 1 parsel sayılı 10.947,55 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle eşit paylarla Salih Oraç, ... ve ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine dava dilekçesinde; ... Köyü102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ham toprak niteliğinde ve dere yatağı olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali taşınmazın adına tescili talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince verilen önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " Davalı tarafın tutunduğu tapu kaydının tüm tesis ve tedavülleri getirildikten sonra mahallinde yöntemince uygulanarak kapsamının belirlenmesi ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " davanın kısmen kabulüne, dava konusu 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişisi ...'ın 17/06/2021 tarihli raporunda yer alan krokide (A) harfi ile gösterilen 3.683,96 metrekarelik kısmının dere yatağı niteliği ile Hazine adına tesciline, (B) harfi ile gösterilen 7.263,59 metrekarelik kısmının ise tarla niteliği ile tespit maliki mirasçıları adlarına hüküm yerinde gösterilen payları oranında tesciline " karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün Hazine adına, kalan kısmın davalıların dayandıkları tapu kayıt kapsamında kaldığı ve nüfus kayıtlarına göre kayıt malikinin davalıların mirasbırakanları olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki; hükmüne uyulan bozma ilamında, davalıların dayandıkları tapu kaydındaki tapu malikleri ile davalılar arasındaki akdi veya irsi ilişkinin belirlenmesi, tapu kaydının mahalline usulüne uygun olarak uygulanması ve sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiş olup, bozma ilamı sonrasında davalı ..., Ağustos 1302 Y. tarihli, 413 sıra numaralı tapu kayıt maliki İmam oğlu Ahmet'in kendi murisleri olduğunu, babalarının..., onun babasının Süleyman, onun babasının da tapu maliki Ahmet olduğunu ileri sürerek irsi ilişkiyi açıklamıştır. Dosya arasında Süleyman oğlu...'ın nüfus kayıt örneği bulunduğu ve buna göre...'ın 01.07.1916 tarihinde doğduğu anlaşılmakta ise de, ancak dosya arasında ve UYAP kayıt sisteminde Süleyman ve Ahmet'in nüfus kayıt örneği bulunmadığı gibi, davalı yan sözlü beyanı dışında bu kişilerle irsi ilişkiyi ortaya koyan her hangi bir delil de sunmamıştır. Bu haliyle, davalılar ile tapu kayıt maliki İmam oğlu Ahmet arasında irsi ilişkinin kurulduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.
Öte yandan; kayıt maliki ile irsi ilişki ispat edilmiş olsa dahi, davalı tarafın dayandığı Ağustos 1302 Y. tarihli ve 413 sıra numaralı tapu kaydının hudutları "Kolkan, Nehri Kebir ve Geçürt ağzı" okumakta olup, buna göre, davalıların dayandıkları tapu kaydının sınırları itibariyle gayri sabit sınırlı olduğu ve bu nedenle miktarıyla geçerli olduğu anlaşılmaktadır. Yerleşik yargısal içtihatlara göre, bir kaydın bir yere uyduğundan (aidiyetinden) söz edilebilmesi için, köy ve mevkisinin yanında en az üç sınırının uyduğunun kanıtlanması gerektiği gibi, miktar itibariyle uygulanacak tapu kayıtlarında tapudaki miktarın belirlenebilmesi için sabit addedilecek ve miktar ölçümü yapılabilecek bir sınırın mutlaka bulunması ve sabit sınırla bağlantı kesilmeden kayıttaki miktarın ölçülüp belirlenebilmesi de gerekmekte olup, buna göre davalı tarafın dayandığı tapu kaydında yazılı iki sınır (Kolkan ve Gecürt Ağzı sınırları) nokta sınır niteliğinde ve Nehri Kebir sınırı da isimsiz sınır (yer) olduğundan, kaydın çekişmeli taşınmazı kapsadığından ve uygulama kabiliyeti bulunduğundan söz edilemez.
Ayrıca, dosya kapsamına göre, davalıların, dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliklerinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davacı Hazinenin davasının, dava konusu taşınmazın tamamı yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uymayan değerlendirme ile kısmen kabul kararı verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:06