Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/4809
2024/1504
7 Mart 2024
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
KARAR: Davanın kabulü
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " Mahkemece, ziraat bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen soyut ve yetersiz rapora dayanılarak karar verildiği, ayrıca dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklardan her bir taşınmaz bölümü için ayrı ayrı zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığını denetlemeye elverir şekilde somut ve maddi olaylara dayalı yeterli beyan alınmadığı, yerel bilirkişi ve tanıkların soyut beyanları ile yetinildiği, ayrıca mahkemece taşınmazın öncesinin zilyetlikle iktisaba elverişli tarım arazisi olup olmadığı hususunun yeterince araştırılmadığı gibi, zirai rapora ekli fotoğrafların da, taşınmaz üzerindeki zilyetliği gösterir nitelikte olmadığı açıklanarak, taşınmaz başında yerel bilirkişiler, tüm tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşturulacak bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılması, keşif sırasında dinlenilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, taşınmaz üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, zilyetliğin hangi tarihte ve ne zaman başladığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği etraflıca sorulup somut ve maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesi, gösterilen sınırların fen bilirkişisine işaretlettirilmesi, 3 kişilik ziraat mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın niteliği, kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmıyor ise ne kadar süredir kullanılmadığı, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni yönünde kullanılan ve kullanılmayan taşınmaz bölümlerinin ayrı ayrı değerlendirildiği ayrıntılı ve gerekçeli, kullanılan ve kullanılmayan her bir bölüm için ayrı ayrı fotoğrafları da içeren rapor alınması, fotoğraflar üzerinde çekişmeli taşınmazın ekilip sürülen ve boş kalan bölümleri ile zilyetliğe elverişli olan ve olmayan bölümleri ayrı ayrı işaretlettirilmesi, yine taşınmazın dört taraftan fotoğrafları çektirilerek parsel sınırları da fotoğraflar üzerinde gösterilmesi; fen bilirkişisinden keşfi takibe imkan verir, zilyetliğe elverişli olan ve olmayan bölümleri haritada gösterir rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " dava konusu 130 ada 11 parsel sayılı taşınmazın üzerinde meyve ağaçlarının bulunduğu, etrafının tel örgülü çitlerinin olduğu, arkların bulunduğu ve okunan tapulardan Köyiçi mevkinde ait bir adet tapunun dava konusu taşınmazı kapsadığı, dosyada yer alan raporlar ve fotoğraflardan anlaşılacağı üzere bahçe vasfında tarım arazisi olarak kullanıldığının gözlemlendiği, mahalli bilirkişilerin beyanlarında dava konusu 130 ada 11 parselin davacıların dedelerinden beri ekip biçildiğinin ifade edildiği, tüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın nizasız ve fasılasız olarak 20 yılı aşkın süredir bahçe olarak kullanılmak suretiyle zilyet olunduğunun ve davacılar lehine 3402 Sayılı Kanun'un 14. ve 17. maddesindeki şartların gerçekleştiğinin anlaşıldığı " gerekçesiyle, davanın kabulüne, dava konusu 130 ada 11 parsel sayılı taşınmazın eşit hisselerle davacılar ... ve ... adlarına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir.
İlk Derece Mahkemesince, zilyetlikle kazanım koşulları gerçekleştiği ve dayanak tapu kaydının dava konusu taşınmazı kapsadığı kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; öncelikle, İlk Derece Mahkemesince tapu kaydı olduğu kabul edilen ve hükme esas alınan kroki, esasen tapu kaydı olmayıp, Milli Emlak Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve dava konusu taşınmazın sınırlarını gösteren idari tahkikat tutanağı olduğundan, İlk Derece Mahkemesinin bu yöndeki kabulü yerinde değildir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında, yerel bilirkişi ve tanıklardan, zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığını denetlemeye elverir şekilde somut ve maddi olaylara dayalı beyan alınması; ziraat bilirkişi kurulundan ise dava konusu taşınmazın niteliği, kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmıyor ise ne kadar süredir kullanılmadığı, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni yönünde kullanılan ve kullanılmayan taşınmaz bölümlerinin ayrı ayrı değerlendirildiği ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması istenildiği halde, bozma sonrasında yapılan keşifte dinlenilen yerel bilirkişilerden taraf yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığını denetlemeye elverir şekilde somut ve maddi olaylara dayalı yeterli beyan alınmamış, yerel bilirkişilerin somut olgulara dayalı beyanlarını almak yerine soyut ve kopyala yapıştır şeklinde alınan beyanlarla yetinilmiş ve ayrıca, ziraat bilirkişi kurulu raporu, yerel bilirkişilerden somut ve maddi olaylara dayalı bilgi alınmadığından denetlenemediği gibi, imar ihya ve zilyetlik olgusunun değerlendirmesi bakımından da yetersizdir.
Öte yandan; dava konusu taşınmazın sınırında dere bulunduğu halde, jeolog bilirkişisinden rapor alınmamış ve böylece taşınmazın dere yatağında kalıp kalmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı ya da derenin aktif etki alanında kalıp kalmadığı da net olarak belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, çekişmeli taşınmaz bölümlerine ait eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek çekişmeli taşınmaz bölümlerinin bulunduğu köyü / mahalleyi / mevkiyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafları bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle belirlenmeli, aktarılan dava tarihinden 15 20 25 yıl öncesine ait (bulunmadığı taktirde bulunan tüm hava fotoğrafları getirtilerek) stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirilerek dosya arasına konulmalı; dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu, 3 kişilik jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi kurulu, 1 jeolog ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte; yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar ihya işlemi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise imar ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmeye çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazın toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, bitki örtüsünü, imar ihyayı gerektiren yerlerden olması halinde imar ihyaya konu olmaya başladığı tarihi, hangi faaliyetlerle imar ve ihya işlemi yapıldığı ve imar ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmaz bölümlerinin değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir, önceki bilirkişi raporunu irdeler ve çelişkileri giderir mahiyette ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişi kuruluna, uydu ve hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, imar ihyası tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde rapor düzenlettirilmeli; jeolog bilirkişisinden, dava konusu taşınmazın sınırında dere bulunduğu göz önünde bulundurularak, taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini, dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, evveliyatının çay veya dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığını, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığını, aktif dere yatağında kalmıyor ise derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığını açıklar nitelikte ayrıntılı ve gerekçeli düzenlemesi istenilmeli; teknik bilirkişiden ise, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli biçimde, krokili rapor alınmalı; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözden kaçırılarak, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmeden, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesi uyarınca, gerekçeli karar başlığında tarafların kimliklerinin açık ve doğru olarak karar başlığında gösterilmesi zorunlu olduğu halde, davacılardan Salih Şen' in karar başlığında hiç gösterilmemiş olması ve davaya usulüne uygun müdahalesi bulunmayan Avni Şen'in karar başlığında davacı olarak gösterilmiş olması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
S O N U Ç: Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
07.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:06