Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2023/2438
2024/1444
5 Mart 2024
MAHKEMESİ: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki 6292 ... Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 ... Kanun) gereğince yapılan satış sonucu oluşan tapu kaydının iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı duruşmalı inceleme talebiyle davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra 05.03.2024 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Duruşma için tayin edilen günde temyiz eden davacı ... vekili Avukat Sena geldi. Karşı taraftan davalı Hazine vekili Avukat Ümit Yeğenoğlu ve davalı ... vekili Avukat ... geldi. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 05.03.2024 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kullanım kadastrosu sonucunda, Sakarya ili Karasu ilçesi Limandere mahallesi çalışma alanında bulunan 161 ada 7 parsel ... 6.508,15 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 ... Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın kullanımı ile taşınmazın üzerindeki fındık ağaçlarının Süleyman Erbaş'a ait olduğu şerhi yazılmak suretiyle Hazine adına tespit ve tescil edildilmiş, bilahare dava tarihinden önce taşınmaz 6292 ... Kanun uyarınca 20.02.2015 tarihinde Süleyman Erbaş adına satış yoluyla tapuda kayden intikal ettirilmiş, ardından 18.07.2017 tarihinde taşınmaz satış yoluyla ... adına tescil edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; 161 ada 7 parsel ... taşınmazın, dedelerinden davacıya intikal ettiğini ve 60 yıldır zilyet olduğunu, dava dışı 161 ada 8 parsel ... taşınmazın devamı olan 2.300,00 metrekarelik kısmın 161 ada 7 parsel ... taşınmaz içinde yazıldığını belirterek, dava konusu olan kısmın tapu kaydının iptali ile bu kısmın 161 ada 8 parsele eklenerek davacı adına tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde davacının halen zilyetliğinde bulunan bu taşınmazın gerçek rayiç değeri üzerinden hesaplanacak bedelin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 4.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan alınarak müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL davacının dikmiş olduğu bilumum meyve ve fındık ağaçlarının bedeli olarak müşterek ve müteselsilen dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, tapu iptali mümkün olmadığı takdirde iş bu taşınmazın 2.300,00 metrekarelik kısmı üzerinde davacının zilyetliğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, "davanın, kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptal ve tescil ve terditli olarak taşınmazın rayiç bedeli, terditli olarak ağaç bedeli ile zilyetliğin tespiti istemine ilişkin olduğu, davalı Hazine'nin tapu kayıt maliki olmadığı, taşınmazın önce 6292 ... Kanun uyarınca Süleyman Erbaş'a, sonrasında ise Süleyman Erbaş tarafından ...'a satıldığı, davalı ...'ın, satış işleminden önce tapuda 6.508,15 metrekare olarak kayıtlı taşınmazın 2.333,61 metrekarelik kısmının kullanımının davacı tarafa ait olması gerektiğini bildiği veya bilmesi gerektiği de ispatlanamadığı, kadastro tespiti sırasında davacının kullanımı tespit edilmiş olsaydı davacıya mülkiyet hakkı yerine öncelikle satın alma hakkı sağlayacağı, ayrıca dava konusu taşınmazın davacı tarafın satın almasının engellenmesinden, sonraki tapu maliki iyi niyetli davalı ...'ın sorumlu tutulamayacağı, davalı ...'ın dava konusu taşınmazı üzerindeki muhtesat ile birlikte tapudaki yüz ölçümüyle satın aldığı ve taşınmazın üzerindeki ağaçların bir başkasına ait olduğunu bildiği veya bilmesi gerektiği ispatlanamadığı, taşınmazın 6292 ... kanun uyarınca dava dışı üçüncü kişiye yapılan satıştan, dava dışı üçüncü kişi tarafından da davalı ...'a satıldıktan sonra açıldığı ve yeni malike karşı zilyetlik iddiasının ileri sürülemeyeceği" gerekçesiyle davanın Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, tapu iptal ve tescil talebinin, rayiç bedelin ödenmesi talebinin, meyve ve fındık ağaçlarının bedelinin ödenmesi talebinin ve zilyetliğin tespiti talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, "davanın, kullanım kadastrosuna dayalı tapu iptal ve tescili ve terditli olarak zilyetliğin tespiti ile muhtesatların bedelinin ödenmesi istemine ilişkin olduğu, davanın açıldığı tarihte taşınmaz davalı üzerinde kayıtlı bulunmadığı, bu davalarda husumetin kayıt malikine yöneltilmesinin yeterli olup ayrıca Hazine'nin davalı olarak gösterilmesine gerek bulunmadığı, davalı Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, kullanım kadastrosu sonrasında Hazine’nin, taşınmazın fiili kullanıcı olarak tespit edilen dava dışı Süleyman Erbaş'a sattığı, Süleyman'ın taşınmazı Hazine'den usulüne uygun şekilde satın aldığı ve davacının satış işleminden önce açılmış bir davasının bulunmadığı, Süleymen Erbaş'dan satın alan davalı ... adına yapılan tescil işleminin mevzuata uygun olduğu, oluşan tapu kaydının yolsuz tescil olduğunun kabulüne olanak bulunmadığı, davacı vekilinin tapu iptal ve tescil talebi incelendiğinde, dava konusu taşınmazın 02.08.2010 tarihinde yapılan 2/B çalışmaları kapsamında Hazine adına tescilinin yapıldığı, taşınmaz üzerindeki fındık ağaçlarının kullanımının dava dışı Süleyman Erbaş'a ait olduğunun belirlendiği, dava dışı Süleyman Erbaş'ın dava konusu taşınmazı 6292 ... Kanun gereği 20.02.2015 tarihinde 6.508,15 metrekare yüz ölçümünde olacak şekilde Hazine'den satın aldığı, dava dışı Süleyman Erbaş'ın da dava konusu taşınmazı davalı ...'a 18.07.2017 tarihinde sattığı, sonraki tapu maliki davalı ...'ın tapuya güven ilkesi gereği taşınmazı mevcut hali ile satın aldığı, kötü niyet iddialarının da ileri sürülmediği ve ispatlanamadığı, bu hali ile terditli talepler yönünden de davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17.100 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalılara verilmesine,
179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 247,70 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:20