Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/7478
2024/1316
29 Şubat 2024
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2020/495 E., 2021/227 K.
KARAR: İstinaf başvurusunun kabulüne, yeniden hüküm kurularak davanın usulden reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ: Söke 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 2018/681 E., 2020/88 K.
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Aydın ili Söke ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 313 parsel (yeni 182 ada 2 parsel) sayılı 6920,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, zeytinlik vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacı vekili; Aydın ili Söke ilçesi ... Mahallesi 182 ada 2 parsel sayılı 6.920,00 m² yüzölçümlü zeytinlik vasıflı taşınmazın Hazine adına kayıtlı iken, orman kadastro çalışmaları sonucunda 102 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından taşınmazın 552,08 m² lik kısmının orman sayılan alanlar içerisinde kaldığının tespit edildiğini, çalışma sonuçlarının 20.07.2016 tarihinde askı ilanına çıkarıldığını, 1958 yılında yapılan tapulama çalışmalarında taşınmazın Hazine adına tespit edildiğini, taşınmazın öncesinin orman olmadığını, sahipsiz ve taşlık yer olduğunu beyanla, taşınmazın devlet ormanı sınırında gösterilen kısmının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; Aydın ili Söke ilçesi ... Mahallesinde 102 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 6831 sayılı Orman Kanuna (6831 sayılı Kanun) göre 2/B madde uygulaması yapılarak 20.07.2016 tarihinde askıya çıkarıldığını, dava konusu 182 ada 2 parsel sayılı taşınmazın 552,08 m² lik kısmının orman tahdit sınırları içerisinde kaldığını ve orman niteliğini yitirmesinin söz konusu olmadığını, Anayasa'nın 169 uncu maddesi gereğince devlet ormanlarının mülkiyetinin devri mümkün olmadığından yapılan kadastro işlemine itirazı gerektirecek yasal bir neden bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; Söke ilçesi ... Mahallesinde tapulama çalışmalarının 1958 yılında kesinleştiği, davaya konu 552,08 m2 lik kısmın tapulama çalışmaları öncesine ait 1953 yılı ait hava fotoğraflarında ve krokilerde (1/2000 ve 1/30000 ölçekli) orman vasfında olduğu, Aydın ili Söke ilçesi ... Mahallesi Kaypak Kaya mevkiinde bulunan dava konusu 182 ada 2 parsel ve çevresine ait 1953 yılı uçuşu 172 173 nolu hava fotoğrafı sayısallaştırılarak dava konusu yerin projesi orman ve arazi kadastro projeleri ölçekleri hava fotoğraf ölçeği olan 1/30000 ölçeğine küçültülerek üst üste çakıştırılmış krokiden de anlaşıldığı, dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında olmakla birlikte orman vasfında olduğu bilirkişi raporunda da belirtildiğinden denetime elverişli bilirkişi raporu da nazara alınarak davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, orman tahdidine itiraz talebiyle açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; dava konusu edilen ve 182 ada 2 parselin teknik bilirkişilerce düzenlenen rapor ve krokide (A) harfi ile gösterilen 552,05 m² lik kısmının orman tahdit sınırları içinde kaldığı ve arazi kadastrosunun yapıldığı tarihlerde de öncesi itibariyle orman niteliğinde olduğu, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede orman tahdidinin 1968 yılında yapılıp kesinleştiği ve özel mülkiyete tabii olup zeytinlik niteliği ile Hazine adına kayıtlı taşınmaz ile ilgili orman kadastrosuna itiraz niteliğindeki 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 11 inci maddesinde dava açmaya ilişkin düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu anlaşıldığından, davanın hak düşürücü sürenin dolması nedeniyle usulden reddi gerekirken, davanın esası hakkında karar verilmesi isabetsiz ise de bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf isteminin bu yönden kabulü ile kararın kaldırılmasına; davanın hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.12.2008 tarihli ve 2008/7 717 Esas, 2008/722 Karar sayılı kararında da değinildiği üzere en geniş anlamıyla “Kamu Malı” kavramı, Devletin veya kamu tüzel kişiliğine sahip idarelerin, kamu hizmetlerini ifa ederken kullandıkları ve yararlandıkları malları ifade etmektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 16 ncı maddesinde “Kamu Malları” başlığı altında, kamunun ortak kullanımına veya bir kamu hizmetinin görülmesine ayrılan yerler hakkında ayrıntılı düzenlemeler bulunmakta, eş düzenlemelere 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinde (madde 641, 912) ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanununda (madde 715, 999) yer verilmektedir. Keza, 3402 sayılı Kanun'un 16/D maddesinde Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ormanlara da yer verilmiştir. Kamu malları üzerinde özel mülkiyet kurulamaz. Bunlar kamu hizmeti yönünden tahsis edildikleri yetkili idarece kamu malı olmaktan çıkarılmadıkları sürece temlik edilemez; kazandırıcı zamanaşımı yoluyla da edinilemezler. Kamu malı niteliği kazanmış bir taşınmaz özel mülkiyete konu olamayacağından tapuya bağlansa bile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin 931 ve Türk Medenî Kanunu'nun 1023 üncü maddeleri bu durumda uygulanmaz. (YHGK 30.09.1981 tarihli ve 1979/1 167 Esas, 1981/656 Karar, 03.12.2008 tarihli ve 2008/7 717 Esas, 2008/722 Karar). Bu sonuçlara bağlı olarak, Hukuk Genel Kurulunun 21.02.1990 tarihli ve 1989/1 700 Esas, 1990/101 Karar; 18.10.1989 tarihli ve 1989/1 419 Esas, 1989/528 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; kamu malı niteliği taşıyan bir taşınmazın her nasılsa özel mülk olarak tapuya tescil edilmesi bir yolsuz tescil olup, bu husus o yerin özde tescile tabi bulunmama (kamu malı olma) niteliğini değiştirmez (YHGK’nun 26.02.2003 gün ve 2003/12 116 E. 2003/111 K.; 25.12.2002 gün ve 2002/12 1101 E. 2002/1113 K. sayılı kararları).
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 08.05.1987 tarih ve 1986/3 E. 1987/4 K. sayılı ilamı da 766 sayılı Tapulama Kanunu'nun hak düşürücü süre ve kamu malına ilişkin 31 ve 35 inci maddeleriyle ilgili olup, içtihadı birleştirme kararı ile kamu mallarında hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı kabul edilmiştir. 766 sayılı Kanun'un 31 ve 35 inci maddelerine koşut düzenlemeler 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12 ve 16 ncı maddelerinde de yer aldığına göre, sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararı 3402 sayılı Kanun'un yürürlüğü döneminde de uygulama olanağı bulacaktır.
Gerek 766 sayılı Kanun'un 31/2 inci maddesi ve gerekse 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında Hazine tarafından açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve özel şahıslar ile Hazine arasında bir ayrım da içermemekte ise de, “Kamu Malı” savıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı konusundaki Yargıtay kararları yerleşik içtihat halini almıştır (Örneğin: Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 tarihli ve 2002/1 19 Esas, 2002/97 Karar; 09.06.2004 tarihli ve 2004/1 335 Esas, 2004/354 Karar; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.12.2006 tarihli ve 2006/4206 4268; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11.03.2008 tarihli ve 2008/1911 3034; 20. Hukuk Dairesinin 03.04.2008 tarihli ve 2008/1564 5261 sayılı kararları).
Bu açıklamalar ışığında; dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içinde kaldığı iddiasıyla açılan temyize konu dava yönünden 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı açıktır.
Dava, orman kadastoruna itiraz istemine ilişkin olup, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1958 yılında yapılıp kesinleşen arazi kadastrosu, 1968 yılında yapılıp ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu çalışmaları, 2015 yılında yapılıp kesinleşen uygulama kadastrosu ve 2016 yılında 102 nolu Orman Komisyonu tarafından evvelce sınırlaması yapılmış olan yerlerde aplikasyon ve sınırlandırma sırasında orman olduğu halde orman sınırları dışında kalan ormanların kadastrosu ile tüm bu ormanlarda 2/B uygulaması, evvelce sınırlaması yapılmamış olan yerlerde ise orman kadastrosu ve 2/B çalışmalarının yapıldığı, dava konusu taşınmazın 1953 tarihli ve 1958 tarihli hava fotoğrafı ve memleket haritalarında üzerinde çalılık ve ibreli ağaç rumuzu bulunan koyu yeşil renkli alanda kaldığı, toprak ve bitki örtüsü itibariyle orman vasfında olduğu, arazi eğiminin %50 70 oranında olması ve üzerinde orman ağaç ve ağaççıklarının bulunması nedeniyle toprak muhafaza karakteri taşıdığı ve 1968 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında orman tahdit sınırları içine alındığı anlaşılmakla, davanın bu gerekçe ile reddedilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, sonucu itibarıyla doğru bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin bu şekilde değiştirilerek ve düzeltilerek onanması, 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin dördüncü fıkrası hükmü gereğidir.
SONUÇ: **
Açıklanan nedenlerle;
Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile sonucu itibarıyla doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:48