Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/12094
2024/1295
29 Şubat 2024
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
SAYISI: 2010/2 E., 2015/10 K.
KARAR: Asıl davanın kabulüne, birleşen davada karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasında görülen ve kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, asıl davanın kabulüne, birleşen davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olup hükmün davalılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro sırasında Sivas ili İmranlı ilçesi ... Köyü ... mevkii 142 ada 263 parsel sayılı 2309,09 m² taşınmaz ile Cerit mevkii 105 ada 1 parsel sayılı 11583,25 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, ham toprak niteliğiyle 104 ada 1 parsel sayılı 899 hektar 586,63 m² yüzölçümündeki taşınmaz ise orman niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir.
Asıl davada davacılar ... ve arkadaşları, zilyetliklerinde bulunan bir kısım taşınmazın dava konusu parseller içerisinde bırakıldığını açıklayarak, taşınmazların tespitlerinin iptali ile adlarına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
Birleşen davada ise, davacılar ... ve arkadaşları tarafından 105 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptali ile adlarına tescili istenilmiştir.
Asıl ve birleşen davalarda verilen önceki kararların, eksik araştırma nedeniyle ayrı ayrı bozulmasından sonra birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; asıl davada, dava konusu 105 ada 1 parsel sayılı taşınmazın evveliyatının orman arazisi ya da orman içi açıklık olmadığı zilyetlikle kazanabilecek yerlerden olduğu, her ne kadar ziraat bilirkişi tarafından 15 20 yıldır, keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve tespit bilirkişiler tarafından ise ortalama 10 yıldır kullanılmadığı ifade edilmiş ise de kadastro tespiti üzerinden yaklaşık 9 yıl geçtiği davacının çok yaşlı olması nedeniyle arazi ile ilgilenemediği bu sebeple kullanamamanın iradi terk anlamına gelmeyeceği, davacı taraf lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinde yer alan şartların gerçekleştiği ve taşınmazın davacı ...'nın annesinden mirasçılarına kaldığı gerekçesiyle, birleşen davada ise İlk Derece Mahkemesince yapılan "08.06.2015 tarihli keşifte davacı ...'nin dava konusu 105 ada 1 parsel sayılı taşınmazda herhangi bir talebinin olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle "asıl davada davacı ...'nın davasının kabulü ile, Sivas ili İmranlı ilçesi ... Köyüne kain 105 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile muris ... mirasçıları adına veraset ilamındaki payları oranında tapuya kayıt ve tesciline, birleşen davada davacı ... ve müştereklerinin Sivas ili İmranlı ilçesi ... köyüne kain 105 ada 1 parsel sayılı taşınmaz hakkında bir davası olmadığı anlaşıldığından karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmiş, hüküm davalılardan Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 Sayılı Kanun'un 5304 Sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 Sayılı Kanun) ile değişik 4 üncü maddesine göre yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince her ne kadar az yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki; taşınmazın evveliyatının orman vasfında olup olmadığı hususu yöntemince incelenmemiş, orman bilirkişi raporunda 1973 hava fotoğrafında taşınmazın ağaçsız alanda kaldığı belirtilmiş ancak hava fotoğrafı rapora eklenmemiş, 1973 tarihli hava fotoğrafı ve 1965 tarihli memleket haritası dışında başkaca hava fotoğrafı ve memleket haritası incelenmemiş, taşınmazın hangi tarihte imar ihyasının tamamlandığı, kullanım ve sınır durumunun netleştirilmesi açısından stereoskop incelemesi yapılmamış, ziraat ve orman bilirkişi raporları arasında taşınmazın eğimi konusunda çelişki bulunmasına rağmen bu çelişki giderilmemiş, taşınmazın komşu tarım arazileri ile mi orman arazileri ile mi bütünlük oluşturduğu hususu netleştirilmemiştir.
Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince doğru sonuca ulaşılabilmesi için, yöreye ait memleket haritaları ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, dava konusu taşınmazın, komşu tarım arazileri ile mi orman arazileri ile mi bütünlük oluşturduğu hususu netleştirilmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış hükmün bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılardan Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, usul ve yasaya aykırı olan hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.2.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:21:48