Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/13521
2023/911
22 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Zonguldak Kadastro Mahkemesi
SAYISI: 2014/9 E., 2018/31 K.
KARAR: Davanın Kabulüne, reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne ve feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
-
Kadastro sırasında, Zonguldak ili Merkez / ... Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 116 ada 14, 15, 27, 28, 54, 55, 56, 279, 296 ve 307 parsel sayılı sırasıyla 1.528.06, 12.110.67, 3.309.55, 9.103.32, 2.392.90, 1.421.32, 8.076.68, 9.345.45, 20.375,16 ve 21.911,09 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği, miras yoluyla gelen hak, hibe ve satın alma nedenleriyle, davalı ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
-
Davacı ... dava dilekçesinde; intikal, taksim ve satım iddiasına dayanarak, çekişmeli taşınmazlardaki davalıya ait hissenin iptali ile ... ...’den gelen hissesi oranında kendi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... cevap dilekçesinde; taşınmazların kök muris ...’e ait olduğunu, davacının, annesi ...’nın annesinden gelen bir hakkının bulunmadığını, bu nedenle satım senedi de düzenleyemeyeceğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
-
İlk Derece Mahkemesinin 25.06.2010 tarih ve 2000/5 Esas, 2010/46 Karar sayılı önceki kararıyla; verilen kesin sürede keşif avansının yatırılmadığı gerekçeiyle, davacı ...’ün ispatlanamayan davasının reddine, çekişmeli 115 ada 279 ,296, 307 ile 116 ada 14, 15, 27, 28 , 54, 55, 56 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline, 115 ada 138 parsel yönünden dosyanın tefriki ile ayrı esasa kaydına karar verilmiştir.
-
Dava konusu 115 ada 138 parsel sayılı taşınmaz hakkındaki dava tefrik edilerek İlk Derece Mahkemesinin 2010/52 Esasına kaydedildikten sonra, 30.05.2014 tarih ve 2014/28 sayılı kararla yeniden eldeki dava dosyasıyla birleştirilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 25.06.2010 tarih ve 2000/5 Esas, 2010/46 Karar sayılı önceki kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
-
Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.07.2012 tarih ve 2011/8463 Esas, 2012/5855 Karar sayılı kararıyla; "keşif avansının yatırılması için davacı ve vekilinin yokluğunda verilen kesin süreye ilişkin ara kararın usule uygun olmadığı, kaldı ki vekille takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılması gerektiği açıklanarak, yöntemine uygun şekilde kurulmayan ara kararına dayanılarak hüküm verilmesinin isabetsizliğine" değinilerek ilk derece mahkemesi kararır bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "Davacı ...'ün dava konusu ettiği taşınmazların babası ... ...'den intikalen gelen yerler olduğu, ... ...'e de taşınmaz malların babasından ve annesinin 1/4 hissesinin kendisine senetle satılması ile geldiği, davacının babası ... ...'ün 6 kardeş oldukları, babası ...'ün 26/02/1970 yılında vefat etmesi üzerine 1/4 hissenin annesi ...'e kaldığı, 1/4 hissesini anne ...'ün 12/05/1970 tarihli senetle oğlu olan davacı ...'ün babası ... ...'e sattığı, ... ...'ün bekar vefat eden kız kardeşi ...'ün tutanakta söz edildiği şekilde hissesini kardeşi ... ...'e bağışladığı, ... ...'ün 03/06/1990 yılında vefat ettiği, eşi ... ve çocukları ..., , ..., ..., ... ve ... ile davacı ...'ün oldukları, davacının açtığı davasında sadece kendisine düşen hissesini talep ettiği, davacının 22/05/2018 tarihinde yapılan keşifte 115 ada 138 parsel sayılı taşınmaz hakkında açılan davadan feragat ettiği, yapılan keşif, tanık ve mahalli bilirkişi anlatımları ile bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde dava konusu 116 ada 28 nolu parsel ile 115 ada 296 nolu parsellerin satış senedine uymadıkları, 115 ada 279 parsel ve 307 parsel sayılı taşınmazlar ile dava konusu 116 ada 14 15 27 54 55 ve 56 parsel sayılı taşınmazların satış senedini yansıttığı " gerekçesiyle birleşen 2010/52 Esas sayılı dosyada, çekişmeli 115 ada 138 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, çekişmeli 116 ada 28 ve 115 ada 296 parsel sayılı taşınmazlar yönünden davanın reddine, çekişmeli 115 ada 279 , 307 ile 116 ada 14, 15, 27, 54, 55, 56 sayılı taşınmazlar yönünden davanın kabulü ile 115 ada 279 ve 116 ada 55 parsel sayılı taşınmazlar ayrı ayrı 26.880 pay kabul edilerek , 990 payının davacı ..., 4200 payın davalı ..., 8250 payın ... oğlu ... ... mirasçılarından oğlu ... dışındaki mirasçılarının üzerinde, 13.440 payının kadastro tutanağında ismi geçen ... dışındaki diğer hissedarlar üzerinde bırakılmasına, 115 ada 307 ve 116 ada 14 parsel sayılı taşınmazlar ayrı ayrı 134.400 pay kabul edilerek, 990 payının davacı ..., 4200 payın davalı ..., 8250 payın ... oğlu ... ... mirasçılarından oğlu ... dışındaki mirasçılarının üzerinde, 120.960 payının kadastro tutanağında ismi geçen ... dışındaki diğer hissedarlar üzerinde bırakılmasına, 116 ada 15, 27 , 54 , 56 parsel sayılı taşınmazlar ayrı ayrı 53.760 pay kabul edilerek, 990 payının davacı ..., 4200 payın davalı ..., 8250 payın ... oğlu ... ... mirasçılarından oğlu ... dışındaki mirasçılarının üzerinde, 40.320 payının kadastro tutanağında ismi geçen ... dışındaki diğer hissedarlar üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı ... ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacı ... temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazların yarı hissesinin dedesi ..., yarı hissesinin babaannesi ...'ya ait olduğunu, babaannesinin yarı hissesini babası ... 'ye satış senedi ile sattığını ve taşınmazların 1970 yılından beri ... mirasçıları arasında dönüşümlü kullanıldığını, ilk derece mahkemesince bu hususlar üzerinde durulmadan karar verildiğini, tanık listesinde adın geçen tanıklara davetiye çıkartılmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını istemiştir.
-
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince davacının davasını ispat edemediği kabul edildiği halde bir kısım taşınmazlar yönünden kabul kararı verilmesinin doğru olmadığını, bilirkişi raporunda, senette bahsi geçen mevkiilerin tespit edilemediğinin bildirilmesine rağmen ilk derece mahkemesince aksinin kabulünün mümkün olamayacağını, davacının dayandığı senedin geçerli olmadığını, geçerli kabul edilmesi halinde dahi senette ....'ya annesi ...'den kalan yerlerin satıldığının açıkça belirtildiğini, oysa çekişmeli taşınmazların ...'nın eşine ait olduğunun dikkate alınmadığını, davacının 115 ada 138 parsel sayılı taşınmazı dahi dava konusu ederek sonradan feragat etmesinin dava açılmasında kötüniyetli olduğunun göstergesi olduğunu ileri sürerek, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 Sayılı Kanun),
-
Değerlendirme
-
Çekişmeli 115 ada 279, 296, 307 ile 116 ada 14, 15, 27, 28, 54, 55, 56 sayılı taşınmazların tarafların kök murisi ...'den intikal ettiği hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı, 12.05.1970 tarihli "Alım Satım Senedidir" başlıklı senetle, ...'ün eşi ...'nın, miras hissesinin tamamını oğlu ... ...'e sattığını iddia etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin, satış senedinin geçerli olduğunun, ...'nın, eşi ...'den gelen miras hissesini senetle oğlu ... ...'e sattığının ve 115 ada 296 ve 116 ada 28 parsel sayılı taşınmazların senet kapsamında kalmadığının kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Uyuşmazlık, satış senedi kapsamında olduğu keşfen belirlenen 115 ada 279, 307 ile 116 ada 14, 15, 27, 54, 55, 56 sayılı taşınmazlarda, ...'nın, ...'den gelen miras hissesinin ne kadar olduğu, diğer bir anlatımla ...'nın satış senedi ile oğlu ...'ye sattığı hissenin ne kadar olduğu noktasında toplanmaktadır.
Bu durumda; İlk Derece Mahkemesince, 3402 sayılı Kanun' un 25 inci maddesinin "Kadastro mahkemesi; .... Kadastroya veya kadastro ile ilgili verasete ait uyuşmazlıkları çözümleyebileceği gibi, istek üzerine veraset belgesi de verebilir." yönündeki hükmü de gözetilerek, kök muris ...'ün ölüm tarihi itibariyle mirasçılık belgesi düzenlenerek, özellikle, kök muris ...'den sonra, senet tarihinden önce öldüğü anlaşılan ...'ün miras payına dikkat edilerek mirasçılarının payları belirlenmeli, buna göre 12.05.1970 tarihli "Alım Satım Senedidir" başlıklı senet üzerinde durularak senet tarihi itibariyle ...'nın sattığı hisse tespit edildikten sonra, davacının, davalı ... payının iptali ile ... ...’den gelen hissesi oranında kendi adına tescilini talep ettiği gözönünde bulundurulmak suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
- Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, belirtilen hususlar gözden kaçırılarak, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, 3402 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olduğu halde, haklarındaki davanın reddine karar verilen taşınmazlar yönünden tespit gibi tescil karar verilmesi gerekirken, infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi de usul ve yasaya uygun bulunmadığından, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:31:38