Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/6717

Karar No

2023/874

Karar Tarihi

22 Şubat 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2018/353 E., 2020/450 K.

KARAR: Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

  1. Kadastro sonucu ... Köyü çalışma alanında bulunan 212 ada 77 parsel sayılı 246,88 metre kare yüzölçümündeki taşınmaz devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek çalılık vasfıyla davalı Hazine adına, 217 ada 49 parsel sayılı 1.652,47 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına, 217 ada 51 parsel sayılı 1.303,59 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1/9 hissesi davacı ..., 8/9 hissesi davalı ... adına, 217 ada 45 parsel sayılı 1.026,30 metre kare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına, 217 ada 46 parsel sayılı 960,43 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına adına tespit ve tescil edilmiştir.

  2. Davacı ... 18.04.2014 tarihli dava dilekçesi ile, kadastro çalışmaları esnasında çalılık vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edilen 212 ada 77 parsel sayılı taşınmazın, babasından kendisine kalan, uzun yıllardır meyvelik olarak kullanılan yer olduğunu, yine arazi kadastro çalışmaları esnasında diğer davalılar adına tespit ve tescil edilen 217 ada 45, 46, 49 ve 51 parsel sayılı taşınmazların öncesinde bir bütün halinde ...'a ait iken ölümü ile mirasçılar arasında yapılan taksim ile ...'dan olma çocuklarına isabet ettiğini, mirasçılardan ...'a isabet eden 1/5 payın ise kendisi tarafından 1995 yılında satın alındığını, buna rağmen kadastro çalışmaları esnasında taşınmazların ...'ın dokuz mirasçısı adına tespit edilerek hisse sayısının çoğaltıldığını, kendisinin satın aldığı 1/5 hisse yerine 1/9 hissenin adına tespit ve tescil edildiğini öne sürerek, 212 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile, 217 ada 45, 46, 49 ve 51 parsel sayılı taşınmazların 1/5'er hissesinin adına tescilini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı gerçek kişiler ile davalı Hazine vekili, davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2015 tarihli ve 2014/128 Esas, 2015/224 Karar sayılı önceki kararı ile, davanın kabulüne, çekişmeli 212 ada 77 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına olan tapu kaydının iptali davacı ... adına, çekişmeli 217 ada 49 parsel sayılı taşınmazın tamamı 5 pay kabul edilerek 1/5 payının davacı ..., 4/5 payının davalı ... adına, çekişmeli 217 ada 51 parsel sayılı taşınmazın tamamı 45 pay kabul edilerek 9 hissesinin davacı ..., 36 hissesinin davalı ... adına, çekişmeli 217 ada 45 parsel sayılı taşınmazın tamamı 5 pay kabul edilerek 1/5 payın davacı ..., 4/5 payın davalı ... adına, çekişmeli 217 ada 46 parsel sayılı taşınmazın tamamı 5 pay kabul edilerek 1/5 payın davacı ..., 4/5 payın davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili ve davalı ... temyiz talebinde bulunmuştur.

  2. Temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.03.2018 tarihli ve 2015/21477 Esas, 2018/1626 Karar sayılı kararı ile “...mahkemece 212 ada 77 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; dava konusu taşınmazın niteliğini belirlemeye elverişli olmayan tek kişilik ziraat bilirkişi raporu ile yetinildiği, orman mühendisinden rapor alınmadığı, çekişmeli taşınmaza komşu tüm parsellerin tutanak ve dayanaklarının getirtilmediği, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin süresi ve niteliğinin durumunun kesin olarak belirlenmediği, bu şekilde yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye elverişli olmadığı açıklanarak, doğru sonuca varılabilmesi için; çekişmeli taşınmaza tüm yönlerden komşu taşınmazların tutanak ve dayanakları getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, üç kişilik ziraatçı bilirkişi kurulu, orman mühendisi ve fen bilirkişisi huzuruyla yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin yapıldığı tarihine kadar, ne kadar süreyle kimler tarafından neye istinaden zilyet edildiğine ilişkin maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, taşınmazın ne zamandan beri kim tarafından ne suretle kullanıldığı hususunun sorulması, bilirkişi ve tanık sözlerinin komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmesi, bilirkişi ve tanık sözleri ile önceki keşif beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde gerekirse yüzleştirme yapılarak çelişkinin giderilmeye çalışılması, üç kişilik ziraat bilirkişisi kurulu ve orman mühendisinden taşınmazın bitki örtüsü, komşu parsellerle mukayesesi, taşınmazın öncesi ve zirai faaliyete konu olup olmadığı, zilyetliğin hangi tarihte hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü, zilyetliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığı, taşınmazın içinde gürgen ağaçları bulunduğu, ağaçlık vasfı ile tespit ve tescil edildiği de gözetilerek öncesinin orman olup olmadığı hususlarında bilimsel verilerle desteklenmiş ayrıntılı rapor alınması, taşınmazın değişik yönlerden renkli fotoğrafları çektirilerek rapora eklenmesi, bundan sonra dosyadaki tüm deliller değerlendirilerek davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiğine değinilerek, 217 ada 49 ve 51 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise mahkemece, dava konusu taşınmazların kök muris Mehmet’ten intikal ettiği ve mirasçı ...’nın miras payını davacı ...’e sattığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, muris Mehmet'in 1964 yılında vefat ettiği, taksimin de ispat edilemediğine göre murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 701 ve 702 nci maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş paylarının olmayıp, her birinin payının taşınmazın tamamı üzerinde söz konusu olduğu, bu nedenle de Mehmet mirasçısı ...’nın, payını terekeye göre 3.kişi konumunda bulunan davacıya satışının geçersiz olduğu, hal böyle olunca, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiğine” değinilerek İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı kararı ile, " dava konusu 217 ada 49 ve 51 parsel sayılı taşınmazlar yönünden önceki maliki, davalıların murisi Mehmet'in 1964 yılında vefat ettiği, mirasçıların arasında yapıldığı ileri sürülen taksimin ispat edilemediği, buna göre murisin ölüm tarihi itibariyle terekesinin TMK'nin 701 ve 702 inci maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu ve elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, her birinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusu olduğu, bu nedenle muris Mehmet'in mirasçısı ...’nın, payını terekeye göre 3 üncü kişi konumunda bulunan davacıya satışının geçersiz olduğu, 212 ada 77 parsel sayılı taşınmaz her ne kadar kadastro tespiti sırasında devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup kimsenin mülkiyet iddiasında bulunmadığı gerekçesi ile çalılık vasfında ... adına tescil edilmiş ise de davacının babasının ve davacının dava konusu yeri 30 40 senedir kullandıkları, davacının bu parsel üzerine bir kısım meyve ağacı diktiği, bu sebeple Kadastro Kanunu'nun 17 inci ve 14 üncü maddesinde tanımlanan şartların gerçekleştiği, taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu gerekçesi ile; davanın kısmen kabul kısmen reddine, 212 ada 77 parsel sayılı taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile meyve bahçesi vasfı ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, 217 ada 45 46 49 51 parsel sayılı taşınmaz için açılan davanın reddine, "karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı,na karşı davacı ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davacı temyiz dilekçesinde özetle, taşınmazların Mehmet mirasçıları arasında taksim edildiğinin sabit olduğunu, bunun yanı sıra, bozma ilamına konu 212 ada 49 ve 51 parseller yönünden gerekçe oluşturulmasına rağmen, bozma kararına konu olmayan 212 ada 45 ve 46 parseller yönünden de ret kararı verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu öne sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

  2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, bozma ilamının gereklerinin yerine getirilmeden, eksik inceleme ile 212 ada 77 parsel yönünden kabul kararı verildiğini öne sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13 ve 14 üncü maddeleri

  1. Değerlendirme

  2. Davacının 212 ada 49 ve 51 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bu parseller yönünden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden, temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

  3. Davacının 212 ada 45 ve 46 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesinin 06.04.2015 tarihli ve 2014/128 Esas, 2015/224 Karar sayılı önceki kararı ile, davanın kabulü ile 217 ada 45 parsel sayılı taşınmazın tamamı 5 pay kabul edilerek 1/5 payın davacı ..., 4/5 payın davalı ... adına, çekişmeli 217 ada 46 parsel sayılı taşınmazın tamamı 5 pay kabul edilerek 1/5 payın davacı ..., 4/5 payın davalı ... adına tapuya tesciline karar verildiği, hükmün davalı ... ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince 212 ada 49, 51 ve 77 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin olarak bozulduğu anlaşılmaktadır.

Davalılar ... ve ... tarafından önceki hüküm temyiz edilmediği halde şimdiki temyize konu 17.12.2020 tarihli hükümle davacı aleyhine olacak şekilde 212 ada 45 ve 46 parsel sayılı taşınmazlar yönünden de davanın reddine karar verilmiştir.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince yukarıda anlatılan usuli kazanılmış hakka dayalı olarak 217 ada 45 parsel sayılı taşınmazın tamamı 5 pay kabul edilerek 1/5 payın davacı ..., 4/5 payın davalı ... adına, çekişmeli 217 ada 46 parsel sayılı taşınmazın tamamı 5 pay kabul edilerek 1/5 payın davacı ..., 4/5 payın davalı ... adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, usuli kazanılmış hakkın gözden kaçırılmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığından davacının bu parsellere yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.

  1. Davalı Hazine vekilinin 212 ada 77 parsel sayılı taşınmaza ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mahkemece her ne kadar taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı lehine zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğu gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de; davacının tespit tarihi itibariyle fasılasız nizasız olarak 20 yıl malik sıfatıyla ekonomik amaca uygun zilyet olduğunu ispat etmek zorunda bulunduğu, dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporlarına göre taşınmaz üzerinde yaşlı gürgen ağaçları ile 2 armut, 1 yabani hurma, 1 elma ve 2 töngel ağacının bulunduğu, bozma öncesinde 10.11.2014 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin taşınmazın öncesinde davacının babası ...'e ait olduğunu, yaklaşık 30 40 yıldır davacı tarafından kullanıldığını, üzerindeki ağaçların davacı tarafından yetiştirildiğini, aynı zamanda davacının taşınmazda koyun otlattığını, aynı keşifte dinlenilen davacı tanığı ise taşınmazı 30 yıldır davacının kullandığını, üzerindeki meyve ağaçlarının bildiği kadarı ile davacının diktiğini, yerin zilyetliği hususunda öncesinde ... ile davacı arasında anlaşmazlık çıktığını beyan etmiş iseler de, aynı keşifte dinlenen diğer davacı tanığının taşınmazın kullanımının eskiden beri nizalı olup, son men kararı ile Hazineye bırakıldığını beyan ettiği, yine davalı ... tanıklarının bu parsele ilişkin de bilgi ve görgülerine başvurulduğu, davalı tanıklarının yerin kime ait olduğunu bilmemekle birlikte taşınmazın kullanımı hususunda davacı ile ... arasında niza olduğunu beyan ettikleri, bozma ilamı uyarınca 15.11.2019 tarihinde yapılan keşif esnasında dinlenen mahalli bilirkişi, tespit bilirkişisi ve davacı tanığının taşınmazın öncesinde ... 'a ait olup, daha sonra davacının babasının atalarından kalma yer olduğu iddiasıyla taşınmazı kullanmak istediğini, bu şekilde taraflar arasında husumet çıktığını, Kaymakamlıkça davacının babasının men edildiğini, men kararından sonra 1980 li yıllarda iki tarafın kullanım konusunda anlaşmasına rağmen niza devam ettiği için taşınmazın o tarihten bu yana kimse tarafından kullanılmadığını, taşınmaz içindeki pınarın ... tarafından köylünün kullanımına bırakıldığını, ağaçların ise ... Dobuç'un babası tarafından dikildiğini ( bir kısım tanıkların ağaçların yabanı olup kendiliğinden yetiştiğini, bir kısmının da kendilerini bildiklerinden beri var olduklarını) beyan ettikleri anlaşılmıştır.

O halde, İlk Derece Mahkemesince dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların 20 yıllık nizasız fasılasız kullanıma ilişkin bilgi ve beyanlarının bulunmamadığı, bu hususun davacı tarafça ispatlanamadığı, dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların bilgi ve beyanlarının bu hususun sübutuna yeterli bulunmadığı nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet bulunmadığından davalı Hazine vekilinin bu parsele yönelen temyiz itirazlarının kabulü ile kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

  1. Yukarıda (V.C.3.1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının 212 ada 49 ve 51 parseller yönünden ONANMASINA,

  2. Yukarıda (V.C.3.2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davacının 212 ada 45 ve 46 parsel sayılı taşınmazlara yönelen temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca 212 ada 45 ve 46 parseller yönünden BOZULMASINA,

  3. Yukarıda (V.C.3.3) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin 212 ada 77 parsele yönelen temyiz itirazlarının kabulü ile; temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca 212 ada 77 parsel yönünden BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadankararcevapyargılamatemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderecebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:31:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim