Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/17346
2023/856
21 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
SAYISI: 2019/24 E., 2020/4 K.
KARAR: Davacılar ... ve ...'ın davalarının ayrı ayrı kabulüne; müdahil davacı ... 'ın davasının reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacılar ... ve ...'ın davalarının ayrı ayrı kabulüne; müdahil davacı ... 'ın davasının reddine; ...'ın asli müdahale talebinin ise reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve asli müdahil ...vekili tarafından duruşma istemli; asli müdahale talebi reddedilen ... tarafından ise duruşma istemsiz olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, duruşma isteminin miktardan reddi ile temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
-
Kadastro sırasında Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 133 ada 5 ve 10 parsel sayılı 2.075.63 ve 2.530.65 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 5 parsel sayılı taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 10 parsel sayılı taşınmaz ise hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmiştir.
-
Davacılar ... ve ..., 5 parsel sayılı taşınmazın müşterek muris ... oğlu ...'dan intikal ettiği ve terekesinin taksim edilmediği iddiası ile mirasçılar adına, 10 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının ise irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adlarına tescili istemi ile dava açmıştır.
-
Yargılama sırasında ..., 10 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulanan yolun paftasında gösterilmediği iddiasına dayanarak davaya katılmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı 10 parsel numaralı taşınmazın yarısının babasının kendi malı olduğunu, diğer yarısının da ecdadından miras kaldığını, 5 parsel numaralı taşınmazın zilyetliğinin taksim sonucu davalıya verildiğini ve bu yerin yıllardır davalının elinde olduğunu beyan ederek, davayı kabul etmediklerini, davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.07.2014 tarihli ve 2007/89 Esas, 2014/101 Karar sayılı kararı ile "... 133 ada 10 parsel numaralı taşınmazın 20 yılı aşkın süredir davacı ... ve ... ile davalı ...'ın zilyetliğinde olduğu gerekçesiyle 133 ada 10 nolu parselin tespitinin iptaline; fen bilirkişiler raporlarında (A) ve (A1) ile (A2) harfleri ile gösterilen yerlerin tespit maliki ... oğlu ... adına; (B) harfi ile gösterilen bölümün davacı ... adına; (C) harfi ile gösterilen bölümün davacı ... adına adına tesciline; 13.06.2013 tarihli bilirkişi raporunda (y1), (y2) ve (y3) ile gösterilen bölümlerin paftasında paftasında yol olarak gösterilmesine; ... Köyü 133 ada 5 parsel numaralı taşınmazın ise kök muris ... oğlu ... mirasçıları adına miras payları oranında tesciline" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 09.05.2017 tarihli ve 2017/1673 Esas, 2017/3350 Karar sayılı kararıyla "...1 133 ada 5 parsele yönelen karar düzeltme itirazlarının reddine; 133 ada 10 parsel sayılı taşınmaza yönelik karar düzeltme istemlerinin incelenmesinde ise sair karar düzeltme itirazlarının yerinde olmadığı ancak; 07.04.2010 tarihinde taşınmaz başından mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişiler ve tanıklar eşliğinde yapılan keşifte taşınmazda yol niteliğinde bir bölüm olduğuna ilişkin beyanda bulunan olmadığı halde, bu keşif yapıldıktan sonra ...20.04.2010 tarihli dilekçesi ile kendisine ait dava dışı 11 parsel numaralı taşınmaz ile çekişmeli 10 parsel sayılı taşınmazın önceden bir bütün olduğu, kendi taşınmazından ana yola geçmek üzere davalı ile aralarında anlaşarak çekişmeli parselin doğu ve kuzey bölümünden tahmini üç metre genişliğinde yol bıraktıkları halde, bu yolun davalıya ait taşınmaz içerisinde davalı adına tespitinin hatalı olduğu iddiasıyla davaya katıldığı; bu iddianın değerlendirilmesi bakımından yapılan 29.05.2013 tarihinde keşifte ise dinlenen mahalli bilirkişilerce ise asli müdahilin yol olduğunu iddia ettiği yerlerin kadim yol olduğu belirtildiği; bu surette tespite aykırı sonuca varıldığı halde; tespit bilirkişiler tanık sıfatıyla dinlenmeden ve yol olduğu belirtilen iş bu taşınmaz bölümlerinin niteliğinin belirlenmesi için keşifte uzman ziraat bilirkişisi refakate alınmadan hüküm kurulmasının isabetsiz olduğuna işaret edilerek öncelikle asli müdahile dilekçesi içeriği dikkate alınarak, davacının davasının geçit hakkı istemi mi, yoksa kadim yol iddiasına mı yönelik olduğunun netleştirilmesi, asli müdahilin talebinin kadim yola ilişkin olduğunun anlaşılması halinde davaya kadastro mahkemesinde devam edilerek; dava konusu taşınmazın tespit tarihine yakın yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafı getirtildikten sonra; mahallinde yaşlı, tarafsız, taşınmazları iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ve kadastro tespit bilirkişileri, fen ve zirai bilirkişi katılımı ile yeniden keşif yapılması; 10.06.2013 tarihli fen bilirkişi raporunda yol olarak gösterilen taşınmaz bölümlerinin ne olarak kullanıldıkları, kadim yol olup olmadığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılması, daha sonra jeodezi ve fotogrametri mühendisine dosyanın tevdii ile bu bölümün kadastro çalışmalarının yapıldığı tarihe en yakın tarihte çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde uygulama yaptırılarak, kadim yol olup olmadığının saptanması, zirai bilirkişiden gösterilen taşınmaz bölümlerinin niteliğini belirtir rapor düzenlemesi istenmesi, tespite aykırı sonuca varılması halinde tespit bilirkişiler tanık sıfatıyla dinlenmesi..." gereğine işaret edilerek hükmün anılan bu parsel yönünden bu nedenle bozulması gerekirken sehven onandığı anlaşılmakla Dairemizin 14.09.2015 tarihli ve 2014/16049 Esas, 2015/10334 Karar sayılı onama kararının kadırılarak hükmün 133 ada 10 parsel sayılı taşınmaz yönünden açıklanan bu gerekçelerle bozulmasına karar verilmiştir.
-
Bozmadan sonra ...6.3.2020 havale ve harçlandırma tarihli dilekçesi ile çekişmeli 133 ada 10 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünün babası ...'a ait olduğu iddiasına dayanarak, bu bölümün ... adına, bakiye kısmının ise kök muris ... adına tescili istemiyle davaya asli müdahale talebinde bulunmuş; Mahkemece 10.3.2020 tarihli celsede iş bu müdahale talebi "... Dosyanın karar aşamasına geldiği, müdahale talebinin davayı uzatmaya yönelik olduğu.." gerekçesiyle müdahale talebinin reddine karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..yol olduğu iddia edilen (y1), (y2), (y3) ve (y4) harfleri ile gösterilen yerlerin üzerinde ekili ve dikili tarım emvali olmadığını, boş hali niteliğinde olduğunu, dava konusu (y1), (y2), (y3) ve (y4) harfleri ile gösterilen alanların 1990 ve öncesinde zeminde aktif olarak kullanılan ve kamu eline geçmiş bir yol niteliğinde (kadim yol) olmadığını, keşif sırasındaki kullanımı gibi sınırları kesinleşmiş bir şekilde kullanımının olmadığını, etrafındaki taşınmazlarla bir bütün halinde görüldüğünü, 2000 yılların başından itibaren (y1) ve (y3) harfleri ile gösterilen alanların yol olarak kullanıldığı ancak bugünkü genişlik ve nitelikte olmadığı, (y2) ve (y4) harfleri ile gösterilen alanların üzerinde zeminde kullanılan bir yol görülmediği" gerekçesiyle taşınmazda kadim bir yol bulunmadığı; davalının kullandığı taşınmazların (A+A2+y2+y1a+y1b+y4) harfleri ile gösterilen kısımlardan ibaret olduğunu, davacı ...'ın kullandığı yerinin de krokisinde (B+y3) harfleri ile gösterilen kısımlardan ibaret olduğunu,133 ada 10 nolu parselin krokisinde (C) harfi ile gösterilen kısmının davacılardan ... tarafından kullanıldığı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinde belirtilen şartların taraflar lehine yukarıda açıklanan bölümler gibi gerçekleştiği.." gerekçesiyle davacılar ... ve ...'ın davalarının ayrı ayrı kabulüne, Müdahil davacı ... 'ın davasının reddine, asli Müdahil davacı ..., Mahkemece verilen ilk hükmü temyiz etmediğinden onun bakımından yeniden karar verilmesine yer olmadığına, çekişmeli 133 ada 10 nolu parselin tespitinin iptaliyle, 01.11.2019 havale tarihli bilirkişi raporunda (A), (A1), (A2), (y2), (y1a), (y1b) ile (y4) harfleri ile gösterilen yerlerin tek parsel olarak aynı adanın aynı parsel numarası verilmek suretiyle kargir ev ve bahçesi vasfıyla tespit maliki ... oğlu ... adına, raporda (B) ve (y3) harfleri ile gösterilen bölümlerin tek parsel olarak aynı adanın son parsel numarasından sonraki parsel numarası verilmek suretiyle tespitteki ile aynı vasıf ve mahiyette davacı ... adına, raporda (C) harfi ile gösterilen bölümün aynı adanın son parsel numarasından sonraki parsel numarası verilmek suretiyle tespitteki ile aynı vasıf ve mahiyette davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı ... ve asli müdahil ...vekili, asli müdahale talebi reddedilen ...tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacı ... ve asli müdahil ...vekili temyiz dilekçesinde özetle; asli müdahil ...’ın vekaletnamesini sundukları halde bu hususta bir karar verilmeden yargılamaya devam edildiğini, mazeret bildirdikleri halde; bu hususta bir karar verilmeden keşif günü verilmesinin hatalı olduğu, eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiği, kadastral sınırlama ve ölçüm hatasının dikkate alınmadığını, raporlar arasında var olan çelişkiler giderilmeden karar verildiğini, y1 y2 y3 ve y4 ile gösterilen yerlerin kadim yol olduğunu, yöntemince hava fotoğrafı incelemesi yapılmadığını, bilirkişi raporlarına yaptıkları itirazların dikkate alınmadan karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğunu mahkemece verilen kararın usul ve kanunlara aykırı, eksik incelemeye dayalı olduğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.
-
Asli müdahale talebi reddedilen ...temyiz dilekçesinde özetle, asli müdahale talebinin reddedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, davayı uzatmak gibi bir gayesi olmadığını, talebi hakkında gerekçeli kararda olumlu olumsuz bir hüküm kurulmamasının isabetsiz olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu taşınmaz bölümlerinin kadim yol olup olmadığı, kadim yol değil ise evveliyatının kime ait olduğu, kimden kime ne şekilde intikal ettiğine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 18 inci maddeleri.
- Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... ve asli müdahil ...vekili ile asli müdahale talebi reddedilen ...'ın temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 125,50 TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,21.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:32:06