Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/7815

Karar No

2023/6800

Karar Tarihi

26 Aralık 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

  1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 2016 yılında başlanıp 08.12.2016 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 ... Orman Kanunu (6831 ... Kanun) uyarınca orman kadastrosu çalışması ve 2017 yılında başlanıp 30.01.2018 tarihinde ilan edilen 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması bulunmakta olup, dava konusu 192 ada 18 parsel ... taşınmaz 3402 ... Kanun'un Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmasında belgesizden tutanakta belirtilen miktar ile tarla niteliğiyle davalı adına tespit edilmiştir.

  2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü sınırları içerisindeki taşınmazlara ilişkin 3402 ... Kanun'un Ek 5 ve Geçici 8 inci maddeleri gereğince tahdit ve tespit çalışmaları yapıldığını, 30.01.2018 tarihinde askıya çıkarıldığını, ... Köyü 192 ada 1 parsel ... taşınmazın 5.161,53 m2 ile davalı adına tespit edildiğini, zikredilen kanun maddelerinde ve uygulama genelgesinde sadece "kadastro yapılır" hükmü bulunup, "orman kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın şahıslar adına zilyetlik koşulları uygulanır" şeklinde hüküm bulunmadığını, taşınmaz orman tahdidi dışında bırakılmış olmakla orman niteliğini yitirmiş olsa da tahdidin kesinleştiği tarihe kadar orman niteliği korunacağından bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilemeyeceğini, 766 ... Kanun gereği yapılan çalışmalarda orman olması nedeni ile dışarıda bırakıldığı halde sonrasında 6831 ... Kanun gereği yapılan orman kadastrosu sırasında da orman alanı dışında bırakılan yerlerde çalışma yapılırken zilyetlik süresinin hesabında orman kadastrosunun kesinleştiği tarihteki zilyetlik dikkate alınmayıp orman kadastronun kesinleştiği tarihten bu güne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini öne sürerek çekişmeli taşınmazın Hazine adına tespit ve tescilini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2018 tarihli ve 2018/147 Esas, 2018/531 Karar ... ilamı ile; dava konusu taşınmazın 2016 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda kesinleşen ormanlar ile idari sınır arasında, kültür parseli olarak kaldığı, 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 nci maddesindeki şartların varlığı halinde zilyet adına tespite konu olabileceği, kadastro komisyonun tarafından yapılan işlemde yöntem olarak usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, bilirkişi raporlarına göre davaya konu taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu ve imar ve ihya çalışmalarının 30 35 yıl öncesinden tamamlandığının belirtildiği, tarımsal girdi maliyetlerinin yüksek olması ve bölgedeki domuzların ekilen mahsule zarar vermesi nedeni ile arazi veriminin düşük olması nedenleriyle bölgede nadaslı tarım tercih edildiği ve bu nedenle zilyetliğe ara verildiği, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın evveliyatından beri tarım arazisi olarak kullanıldığı, zilyetliğe ara verilmediği, teknik bilirkişi raporlarının, mahalli bilirkişi beyanlarıyla ve dosya kapsamıyla uyumlu olup, hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olmadığı, yine taşınmazın davalıya babasından intikal ettiği, taksim olgusunun ispatlanamadığı ancak davanın niteliği itibarıyla 3402 ... Kanun'un 30/2 nci maddesinin uygulama alanı bulamayacağı, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerden de olmadığı, son 6 7 yıllık süreçte taşınmazın kullanılmamasının zilyetliğin iradi terki olarak değerlendirilemeyeceği, davalı lehine 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 nci maddesindeki şartların oluştuğu gerekçesiyle davanın reddi ile ... ili ... ilçesi ... Köyü, 192 ada 18 parsel ... taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

  1. İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2018 tarihli ve 2018/147 Esas, 2018/531 Karar ... kararına karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

  2. ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin 25.09.2019 tarihli ve 2019/1584 Esas, 2019/1455 Karar ... ilamı ile; davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin tam olarak belirlenmeksizin karar verildiği, zilyetliğin başlangıç günü ile sürdürülüş biçimine dair maddi olaylara dayanmayan soyut nitelikteki yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile yetinilerek hüküm kurulduğu gerekçesiyle davacı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun)

353/(1) a.6 ncı maddesi uyarınca kabulüne ve ... Kadastro Mahkemesi'nin 13.07.2018 tarihli ve 2018/147 Esas, 2018/531 Karar ... kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.

  1. ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi'nin kaldırma ilamı sonrası dava dosyası ... Kadastro Mahkemesi'nin 2019/721 Esas sırasına kaydedilmiş ve mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile; dava konusu taşınmazın 2016 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda kesinleşen ormanlar ile idari sınır arasında, kültür parseli olarak kaldığı, 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 nci maddesindeki şartların varlığı halinde zilyet adına tespite konu olabileceği, kadastro komisyonun tarafından yapılan işlemde yöntem olarak usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, bilirkişi raporlarına göre davaya konu taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu, imar ve ihya çalışmalarının 50 yıl öncesinden başlayıp 10 yıllık imar ve ihya süreci sonrasında en az 40 yıldır tarım arazisi olarak kullanıldığı, zilyetliğin kesintiye uğramadığı, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanlarına göre taşınmazın evveliyatından davalının babası tarafından tarla olarak kullanıldığı, yaklaşık 18 19 yıl önce murisin vefatı ile taşınmazın davalıya kaldığı, davalı tarafından da aynı suretle kullanılmaya devam edildiği, taşınmazın verimsiz olmasın nedeni ile son 8 9 yıldır ekilmediği, bu yıl için yulaf ekildiği, teknik bilirkişi raporlarının, mahalli bilirkişi beyanlarıyla ve dosya kapsamıyla uyumlu olup, hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olmadığı, güneyindeki orman parselinden net biçimde ayrıldığı, kendisini çevreleyen diğer tarım arazileri ile benzerlik gösterdiği, zilyetlik ve bayi araştırmalarının yapıldığı, taşınmazın son 8 9 yıldır kullanılmamasının iradi terk olarak kabul edilemeyeceği, davalı lehine 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 nci maddesindeki şartların oluştuğu gerekçesiyle davanın reddi ile ... ili ... ilçesi ... Köyü, 192 ada 18 parsel ... taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiştir.

  2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamına kararına karşı davacı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Davacı Hazine vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava konusu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı olup, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanımın mümkün olmayacağını, söz konusu kararda "imar ihya edilmiştir" şeklinde rapor düzenlendiğini, kanunun aradığı anlamda imar ihyadan bahsedebilinmesi için kolayca tarım yapılması mümkün olmayan toprakta oldukça güç ve zahmetli ve gider gerektiren bir uğraş verilmesinin gerekeceğini, sadece ham toprağın sürülmesinin ya da taşları temizlenmiş bir yerde ağaç dikilmesinin, bina ve duvar yapılmasının emek ve masraf gerektirmesine rağmen imar ve ihya sayılmayacağını, dosya içeriğindeki bilirkişi raporunda ihyanın ne zaman gerçekleştiği hususunun tespit edilmediğini, davalının zilyetliğini ve zilyetlik süresini ispatlayamadığını, taşınmazda zilyetliğe ara verildiğini, kesintisiz zilyetlik koşulu sağlanmadığını, taşınmazın orman içi açıklık durumunda olduğunu, ormanla bütünlük arz ettiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesince adına tescil kararı verilen davalı yararına 3402 ... Kanunun 14 üncü maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiğinin belirlendiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 ... Kanun'un 353/(1) b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi Kararının usul ve kanun hükümlerine aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı olduğunu ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararında her ne kadar “imar ihya edilmiştir.” şeklinde rapor düzenlenmişse de kanunun aradığı anlamda imar ihyadan bahsedebilmek için kolayca tarım yapılması mümkün olmayan toprakta oldukça güç ve zahmetli ve gider gerektiren bir uğraş verilmiş olması gerektiğini, sadece ham toprağın sürülmesinin ya da taşları temizlenmiş bir yerde ağaç dikilmesinin, bina ve duvar yapılmasının emek ve masraf gerektirmesine rağmen imar ve ihya sayılamayacağını, Kanun'un taşınmazın tarıma elverişli hale getirilmiş olmasını aradığını, kazandırıcı zamanaşımı süresinin ihyanın tamamlandığı tarihte başlayacağını, bilirkişi raporunda ihyanın ne zaman gerçekleştiği hususunun tespit edilemediğini, dava konusu taşınmazın ne şeklide hangi tür faaliyetlerle imar ihya edildiğinin belirtilmediğini, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren 20 yıllık sürenin tamamlanmış olması gerektiğini, orman kadastrosunun halen kesinleşmediğini, davalının imar ve ihya yoluyla kazandırıcı zamanaşımı süresini tamamlamadığını, taşınmazın niteliğinin orman olduğunun kesinleşen tapulama komisyonu kararı ile sabit olduğunu, dava konusu taşınmaz orman niteliğini yitirmiş ise de tahdidin kesinleştiği tarihe kadar orman niteliğini koruduğundan bu tarihe kadar olan zilyetliğe değer verilmesinin mümkün olmadığını, 3402 ... Kanun’un 18/2 nci maddesi gereğince ormanların zilyetlikle kazanılamayacağını, davalının zilyetliğini ve zilyetlik süresini ispatlayamadığını, zilyetliğe ara verildiğini ve kesintisiz zilyetlik koşulunun sağlanamadığını, taşınmazın orman içi açıklık durumunda olduğunu, ormanla bütünlük arz ettiğini, bilirkişi raporlarından da anlaşılacağı üzere uzun zamandır taşınmaz üzerinde ekim dikim faaliyeti olmadığı gibi kesintisiz zilyetlik koşulunun da sağlanamadığını ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, dava konusu yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığı, zilyetlikle kazanım koşullarının davalı lehine oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 ... Kadastro Kanunu’nun (3402 ... Kanun) 14, 17, Ek 5 ve Geçici 8 inci maddeleri, 6831 ... Orman Kanunu

  1. Değerlendirme

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

Harçtan muaf olduğundan davacı Hazine'den harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderece

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 15:33:39

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim