Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/13682
2023/6608
20 Aralık 2023
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
SAYISI: 2002/2 E., 2018/43 K.
DAVA TARİHİ: 06.07.1965
KARAR: Davanın reddine
vekili, davacı ... vekili, davalı ...
Kunt vekili, asli müdahil ... vekili, davalı ...
Hazinesi vekili, asli müdahil ... vekili,
Taraflar arasındaki aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... ... mirasçısı ... ve ...mirasçıları vekili, asli müdahil ... mirasçıları vd vekili, katılan ... mirasçısı ... ... vd vekili ve ... mirasçıları vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Diyarbakır ili Merkez ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 138 parsel sayılı 3.363.000 metrekare yüzölçümlü taşınmaz, tapu kaydı, vergi kaydı, irsen intikal ve satın alma sebeplerine dayalı olarak Hazine, ... ve ... adlarına tespit edilmiş ve taşınmazın kadastro tutanağına Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu şerhi konmuştur.
Davacılar ... ..., ... ... ve Kadriye ... tarafından, davalılar ... , ... ve... aleyhine, Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan senet iptali ve el atmanın önlenmesi istemli davada görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve kök tapu maliki mirasçılarından ..., tereke sebebiyle mirasçılar arasında iştirak halinde mülkiyet söz konusu olup, paydaş olarak, terekeye göre üçüncü kişi konumundaki tespit malikleri adına yapmış olduğu satışın geçersiz olduğu iddiasıyla, davaya katılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince verilen, davacı ..., ... ve ...' nün davalarının feragat nedeniyle reddine, davacı ... davasının esastan reddine, taşınmazın payları oranında davalılar Hazine, ... ve ... adlarına tapuya tesciline ilişkin önceki karar, katılan ... ve davalılar Hazine ve... mirasçılarından ...' ın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 27.12.2001 tarihli ilamıyla; " dayanak tapu kaydı malikleri kök murisler ... ve ...'in Türk Medeni Kanunu'nun yürürlük tarihinden önce ölmüş olmaları nedeniyle terekenin müşterek mülkiyete tabi olduğunun, dolayısıyla mirasçıların yaptığı pay devirlerinin geçerli kabul edilmesi gerekeceğinin, dayanak tapu kaydının sınırlarının değişebilir mahiyette olduğunun ve bu nedenle kapsamı tayin edilirken miktarı itibariyle geçerli olduğunun dikkate alınması gerektiği açıklanarak, tapu kaydının kapsamı dışında kalan miktar fazlasına ilişkin olarak zilyetlik iddiasının bulunması halinde zilyetliğin sürdürülüş şekli araştırılıp, komşu parsel tutanakları incelenmek suretiyle zilyetlik tespit edildikten sonra kazandırıcı zamaşımı zilyetliği yoluyla her bir paydaşın 100 dönüm taşınmaz iktisap edebileceği gözetilerek hüküm kurulması " gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... ... mirasçısı ... ve ...mirasçıları, asli müdahil...mirasçıları ve arkadaşları vekili, katılan ... mirasçısı ..., ... ve arkadaşları vekili ve ... mirasçıları, davalı Hazine vekili ve kadastro tespitinden sonra pay satın alan ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
-
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçelere göre, davacılar vekili, asli müdahil...mirasçıları ve arkadaşları vekili ve kadastro tespitinden sonra pay satın alan ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
-
Dayanak tapu kayıt malikleri ... ve oğlu ... 'in, Medeni Kanun'un yürürlük tarihinden önce ölmüş olmaları nedeniyle, mirasçıları tereke üzerinde müşterek (müşterek mülkiyet hükümlerine göre) malik olup miras paylarının üçüncü kişilere devrine dair sözleşmeler geçerli olduğundan, katılan ... mirasçıları ..., ... ve arkadaşları vekili ile ... mirasçılarının temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
-
Davalı ... ... mirasçısı ... ve ...mirasçılarının temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1947 yılında yapılan Noter Satış Sözleşmeleri ile kök mirasbırakan ... mirasçılarının bir kısmı, davalılar ... ve ... ile birlikte, hükmü temyiz eden ... ve ...mirasçılarının murisi...' a da pay devri yapmış iseler de, kadastro tespit tutanağında da belirtildiği üzere muris...'un, 13.02.1964 tarihli ve 1937 sayılı devir ve satış vaadi senedi uyarınca söz konusu payını devrettiği ve taşınmaz üzerinde kullanımlarının bulunmadığı anlaşıldığından, adı geçenlerin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
-
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, " dava konusu taşınmazın tespitine dayanak tapu kaydı ve vergi kaydı sınırları itibariyle dava konusu parseli kapsamakta ise de, tapu kaydı ve vergi kaydının sınırlarında genişletilebilir nitelikli sınır olan "Sırt" sınırı okunması sebebiyle kaydın miktarıyla kapsamının tayini gerektiği, tespite dayanak tapu kaydının miktarı dayanak vergi kaydı miktarından daha fazla bulunması nedeniyle tapu kaydının miktarına itibar edilmesinin gerektiği ve tapu kaydının miktarı 1800 dönüm olup dönüm tahvili sonucunda 1.654.200 metrekareye denk geldiği ve bu miktarın 16 hisse itibari ile 6 hissesinin ... adına kayıtlı olduğu, bakiye 10 hissesinin eşit ve müsavi olarak ... ve ... adlarına kayıtlı bulunduğu, dava konusu taşınmazda meydana gelen miktar fazlalığı bölüm üzerinde davalıların zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği, bu nedenle kök tapu kayıt malikinin ölüm tarihi Medeni Kanun' un kabulünden önce olması nedeniyle 5 adet mirasçısının herbirinin 100 er dönüm zilyetlikle yer edinme haklarının bulunduğu ve bu kısımlarda müstakilen, Hazine dışındaki tapu malikleri ve bu tapu maliklerinden tapuda pay alan maliklerin zilyetlikle iktisap şartlarını haiz oldukları, yine parselde miktar fazlası kalan 1.204.197,41 metrekare taşınmazın miktar fazlası olarak Hazine adına müstakilen, fen bilirkişisinin krokisinde A harfi ile gösterilen 1.654.200 metrekarelik kısmın ise tapu kayıt malikleri adlarına payları oranında tesciline karar verilmesi gerektiği " gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş olup, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı Hazine vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
-
Ancak; dosya kapsamına göre, taşınmaz üzerinde zilyetlikleri bulunan davalılar ... ve ...' a, kök muris ... mirasçıları adına olan 1937 tarihli vergi kaydının, tespit tarihi olan 1965 yılından sonra 1977 yılında geçmiş olduğu ve bu nedenle söz konusu vergi kaydına dayalı olarak zilyetlik yoluyla taşınmaz edinemeyecekleri, ancak adı geçen davalıların, tespite esas alınan tapu kaydından Noter Satış Vaadi Sözleşmesi ile pay devraldıkları ve kayıt miktar fazlası taşınmaz bölümünde kullanımları mevcut olup tespit tarihi itibariyle lehlerine, eklemeli olarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 14 ncü maddesindeki norm sınırlaması da gözetildiğinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kişi başı 100 (yüz) dönüm olmak üzere toplam 200 (iki yüz) dönüm taşınmaz edinebilecekleri, ancak 1947 yılında yapılan Noter Satış Sözleşmeleri ile kök tapu kayıt maliki mirasçılarının tapu kaydındaki paylarını ve taşınmazdaki zilyetliklerini davalılar ... ve ...' a devrettikleri, tespit tarihi itibariyle anılan mirasçıların taşınmazda herhangi bir zilyetliklerinin bulunmadığı anlaşılmakta olup, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesince, tespite esas alınan tapu kaydının miktarı kadar taşınmazın tapu kayıt malikleri adına payları oranında; tapu kayıt miktar fazlası olan taşınmaz bölümü yönünden ise, kişi başı 100 (yüz) dönüm olmak üzere toplam 200 (iki yüz) dönüm taşınmazın, dava konusu taşınmazda kullanımlarının bulunduğu anlaşılan davalılar ... ve ... adına, geriye kalan kısmın ise Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olduğu gibi; 3402 sayılı Kanun'un, Kadastro Mahkemelerinin görevine ilişkin 25 nci maddesinin son fıkrasında, " Bu Kanunun 26 ve 40 ıncı madde hükümleri saklı kalmak üzere, kadastro tutanağının düzenlenmesi gününden ve tutanak sonradan tamamlanmış ve düzeltilmiş ise, o günden sonra doğan haklara dair .... isteklerin incelenmesi, kadastro mahkemesinin görevi dışındadır. " hükmüne, 26 ncı maddesinde ise " Kadastro Mahkemesi;
A) 10 uncu maddeye göre kadastro komisyonu tarafından gönderilen tutanaklara ait davaları,
B) 11 inci maddede belirtilen askı ilanı içinde açılan davaları,
C) Mahalli hukuk Mahkemelerinden 27 nci madde uyarınca Kadastro Mahkemesine devredilen dava ve dosyaları,
D) Kadastro Mahkemelerine dava açıldıktan sonra, tesbitten önceki haklara dayanarak, asli müdahil olarak katılanların iddialarına dair uyuşmazlıkları, inceler ve karara bağlar. " hükmüne yer verilmiş olup, çekişmeli taşınmazın tespit tarihi olan 06.07.1995 tarihinden sonra, 09.04.1993 tarihli 1339 yevmiye numaralı tapuda düzenlenen satış sözleşmesi uyarınca pay satın alarak davaya müdahale talebinde bulunan asli müdahillerin taleplerinin / davalarının, tespitten sonra doğan hakka dayandığı, bu nedenle Kadastro Mahkemesinin görevi dışında olduğu ve mahkemelerin görevlerine ilişkin kuralların kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle, bu husus re' sen dikkate alınarak müdahillerin talepleri / davaları yönünden görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyasının Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesi gerektiği gözden kaçırılarak, asli müdahillerin davası yönünden işin esasına girilmek suretiyle lehlerine tescil hükmü kurulması da usul ve yasaya uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1, 2 ve 3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı ... ... mirasçısı ... ve ...mirasçıları vekili, asli müdahil...mirasçıları ve arkadaşları vekili, katılan ... mirasçısı ..., ... ve arkadaşları vekili ve ... mirasçıları vekili ile kadastro tespitinden sonra pay satın alan ... ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,
Yukarıda (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE;
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan 44,40' ar TL harcın mahsubu ile kalan 225,45' er TL'nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına,
20.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 15:37:12