Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/13617
2023/654
14 Şubat 2023
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
SAYISI: 2013/7 E., 2019/11 K.
KARAR: Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki uygulama kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay(Kapatılan) 17. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar Hazine vekili, ..., ... ve ... vekili, ... ve ... vekili, ..., ..., ..., ... ve ... vekili, ... vekili, ... vekili ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kadastro sırasında, ... İli ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 1863, 1864, 1865 ve 1866 parsel sayılı sırasıyla 6.674.00, 11.350.00, 7.825,00 ve 7.475,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan, 1863 ve 1864 parsel sayılı taşınmazlar tapu kaydı ve hibe nedeniyle; 1865 ve 1866 parsel sayılı taşınmazlar ise tapu kayıt miktar fazlası olmakla beraber hibe ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle; 1863 parsel sayılı taşınmaz ... adına; 1864 parsel sayılı taşınmaz ... adına; 1865 parsel sayılı taşınmaz ... adına; 1866 parsel sayılı taşınmaz ise ... adına tespit edilmiştir.
2.Davacı ... vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin murisi Hasan Sığırcı'nın, müvekkilini mirastan mahrum etmek amacıyla gayri resmi olarak yaşadığı ...’na dava konusu 1863, 1864, 1865 ve 1866 parseller sayılı taşınmazların tespitine esas olan 1955 tarih ve 104 sıra numarasında kayıtlı taşınmazı tapuda gerçekte bağış olmasına rağmen muvazaalı şekilde satış olarak göstermek suretiyle devrettiğini, sonrasında ise yine muvazaalı şekilde diğer davalı ...’ya devredildiğini ileri sürerek, 1863, 1864, 1865 ve 1866 parsel sayılı taşınmazları kapsayan 23.02.1955 tarih ve 104 sıra numaralı tapu kaydının devrine ilişkin işlemlerin muvazaa nedeniyle iptali ile taşınmazların müvekkili adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; derdestlik itirazında bulunduklarını, zamanaşımı süresinin geçtiğini, dava konusu taşınmazların itirazlı olup henüz kesinleşmediğini, davacının murisinin mal kaçırma kastı ile taşınmazları müvekkillerine bağışlamadığını, zarurete düştüğünden dolayı bazı mallarının icra kanalıyla satıldığını, tüm mallarının icra vasıtasıyla satılmaması için müvekkili ...’nın söz konusu taşınmazların bir kısmını davacının murisinden gerçek değeri üzerinden satın aldığını, müvekkili ...’nun da dava konusu bazı taşınmazları davacının murisi Hasan Sığırcı’dan satın aldığını, satın alınan taşınmazın 10 dönüm olduğunu, taşınmazların diğer kısımlarının ise 30 40 yıl önce müvekkili ve çocuklarının imar ihya etmek suretiyle sahiplendiklerini, nizasız ve fasılasız olarak kullandıklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ...; dava konusu taşınmazın annesinin gayri resmi eşinden geldiğini ve kendisine bu taşınmazın verildiğini, davacının murisinin ilk eşi ile ikinci eşi olan annesine paylaştırma yaptığını ve bu taşınmazın oradan kaldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
3.Davalı ...; dava konusu taşınmazın annesi ...’den geldiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
4.Davalı ... vekili; 1955 tarih ve 104 sıra numaralı tapu kayıt miktarı dışında kalan ve Didim Kadastro Mahkemesinin 1998/1 Esas, 1999/2 Karar sayılı ilamı ve Didim Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/64 Esas ve 2001/80 Karar sayılı ilamı ile Hazine adına tescil edilen tapu kayıt miktar fazlası bölümlerin, önceki kararlar uyarınca Hazine adına tesciline karar verilmesini savunmuştur.
5.Davalılar ..., ... ve ... vekili; müvekkillerinin iyi niyetli 3. kişi konumunda bulunduklarını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkillerinin taşınmazların bedellerini ödeyerek tapudan satış yoluyla aldıklarını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.
6.Davalılar ... ve ...; dava konusu 1864 parsel sayılı taşınmazı eşit şekilde 2013 yılında tapudan satın aldıklarını, tapu kaydında herhangi bir şerhin bulunmadığını ve taşınmazı tapu kaydına güvenerek satın aldıklarını savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 31.07.2002 tarihli ve 1996/9 Esas, 2002/4 Karar sayılı kararı ile; “dava konusu taşınmazların tespitine esas olan 1955 tarih ve 104 sıra numaralı tapu kaydının çekişmeli taşınmazları kapsadığını, tapu kaydının kayıt maliki Hasan Sığırcı tarafından dava konusu taşınmazların muvazaalı olarak satıldığını ve davacıyı mirastan mahrum etme amacı taşıdığı” gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 1863, 1864, 1865 ve 1866 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına olan kaydın iptali ile Söke Sulh Hukuk Mahkemesinin 1989/670 Esas, 1989/661 Karar sayılı veraset ilamı gereğince davacı ... adına tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
- İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Hüküm, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 11.10.2005 tarihli ve 2005/4682 Esas, 2005/9547 Karar sayılı kararı ile “Hazine tarafından çekişmeli 1864, 1865 ve 1866 parsel sayılı taşınmazlar hakkında kadastro mahkemesinde, 1863 parsel sayılı taşınmaz hakkında ise Asliye Hukuk Mahkemesinde, kayıt miktar fazlasının Hazineye ait olduğu iddiasıyla açmış olduğu davaların kabulüne karar verildiği ve verilen kararların kesinleştiğinin getirtilen dosyalardan anlaşıldığını, eldeki davanın davacısı olan ...’nın ise Hazine tarafından açılan davada taraf olmadığından bu kişiyi bağlamayacağını ve eldeki dava nedeniyle verilen kararın kesinleşmesi durumunda infazda sorun yaşanacağı belirtilerek; Mahkemece, Hazinenin davaya katılımının sağlanıp ondan sonra tarafların iddiaları ve gösterdikleri deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “dava konusu taşınmazların maliki muris Hasan Sığırcı'nın birlikte yaşadığı nikahsız eşi ...'ya satış yaptığını, ...'nun söz konusu taşınmazları satın alabilecek ekonomik gücünün bulunmadığını, Hasan Sığırcı’nın ... ile nikahsız olarak birlikte yaşadığını, tapu maliki Hasan Sığırcı'nın gayrimenkulleri davalı ikinci eşi ...'ya bağışlama iradesiyle satış işlemini gerçekleştirdiğini, bu sebeple söz konusu tapuda yapılan satış işleminin muris muvazası nedeniyle sakat olduğu” gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişmeli 1863, 1864, 1865 ve 1866 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti ile kadastro komisyon kararının iptaline, davalılar adına kayıtlı tapu kaydının iptali ile davacı ... mirasçılarından 112/28 payı Elif ..., 112/12 payı ..., 112/12 payı ..., 112/12 payı ..., 112/12 payı ..., 112/12 payı ..., 112/12 payı Dilek Sığırcı, 112/9 payı Elif Biçer ve 112/3 payı ise ... Dalma adına tapuya kayıt ve tesciline; dava konusu 1863, 1864, 1865 ve 1866 parsel sayılı taşınmazlardan ifraz edilerek oluşturulan 3561, 3562, 3563 ve 3571 parsel sayılı taşınmazlar hakkında daha önce verilmiş ve kesinleşmiş mahkeme kararı bulunması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar Hazine vekili, ..., ... ve ... vekili, ... ve ... vekili, ..., ..., ..., ... ve ... vekili, ... vekili, ... vekili ve ... temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; Hazine tarafından açılan davalar sonucu kesinleşen ilamlar gereğince, dava konusu taşınmazların miktar fazlası olan kısımların Hazine adına tesciline karar verildiğini, davacı vekilinin 21.03.2013 tarihli duruşmada, dava konusu taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilen miktar fazlası yerlere ilişkin taleplerinin bulunmadığını beyan ettiğini, İlk Derece Mahkeme kararının hüküm kısmının infazının mümkün olmadığını ve Hazine aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
2.Davalılar ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların davacının murisine ait olduğu kabul edilse bile, lehine kadastro tespiti yapılan ... ile murisin birlikte yaşadığı ve taşınmazların ...’na muris tarafından satıldığını ve satışın muvazaalı olduğunu, yani evlatlığı olan ...’dan murisin hangi nedenle mal kaçırma düşüncesi içine girmiş olabileceğini davacının kanıtlaması gerektiğini, oysa tüm dosya kapsamından sadece dava konusu taşınmazların kök maliki ...’nun bu taşınmazları alma noktasında ekonomik gücünün olup olmadığının tartışıldığını ve bu noktada eksik inceleme yapıldığını, ...’nun muvazaalı işlem yapmadığını kanıtlama yükümlülüğünün müvekkillerine ait olmadığını, davacının davasını kanıtlayamadığını, müvekkillerinin tapu siciline güven ilkesi doğrultusunda iyiniyetli olarak taşınmazları satın aldıklarını, İlk Derece Mahkemesince davacı tarafa Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 125/1 b maddesi uyarınca tazminat davası açmak için süre verilmesi gerekirken müvekkilleri yönünden davaya devam edildiğini, İlk Derece Mahkemesi gerekçesine katılmadıklarını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
3.Davalılar ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinin zorunlu unsurları taşımadığını, ileri sürülen derdestlik, kesin hüküm ve dava şartı noksanlıklarına ilişkin itirazları hakkında karar verilmeden yargılamaya devam edildiğini, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, dava konusu taşınmazlara ait kadastro tutanaklarının kesinleşmesi nedeniyle eldeki davada Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığını, davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, müvekkillerinin usule aykırı olarak davaya dahil edildiklerini, davacı tarafın davasını tazminat talebine hasretmiş olmasına rağmen, talep aşılmak suretiyle yargılamaya devam edildiğini, davacı tarafın davayı ikame etmede hukuki yararının bulunmadığını, taraf teşkilinin sağlanmadığını, 6100 Sayılı Kanunun 125 inci maddesi gereğince davacıya seçimlik hakkının verilmediğini, eksik inceleme ile karar verildiğini, davacının muris muvazaasına yönelik iddiasını ispatlayamadığını, müvekkillerinin çekişmeli 1864 parsel sayılı taşınmazı tapu kaydına güvenerek iyi niyetli olarak satın aldıklarını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
4.Davalılar ..., ..., ..., ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; davacı tarafın muvazaa iddiasını ispatlayamadığını, sözde muvazaa işleminin davacı tarafından bilindiği halde uzun yıllar sonra taşınmazlar değerlendikten sonra hak iddia edilmesinin hakkın kötüye kullanılması olduğunu, müvekkillerinin sözde muvazaanın tarafı gibi, taşınmazların hiç birinin müvekkilleri adına kayıtlı olmadığını ve husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazların iyi niyetli 3. kişilerin elinde olması nedeniyle davanın konusuz kaldığını, müvekkilleri aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini belirtilerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
5.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davacılar vekili tarafından davadan feragat edildiği halde, İlk Derece Mahkemesince bu hususun dikkate alınmadığını, müvekkilinin isminin karar başlığında iki kez yer aldığını, müvekkilinin annesi ...’nun taşınmazları alabilecek malvarlığının veya gelirinin bulunmadığına yönelik hiçbir delilin bulunmadığını, bildirilen tanıkların İlk Derece Mahkemesince zamanında dinlenmemeleri nedeniyle ölmüş olduklarını, sonradan dinlenen tanıklarının ise tam bilgiye sahip olmadıklarından dolayı yeterli beyanda bulunamadıklarını ve eksik araştırmaya dayalı karar verildiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
6.Davalı ... temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmaz ile ilgisinin olmadığını ve davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
7.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin tapu kaydına güvenerek taşınmazı muvazaanın tarafı olmayan kişiden satın aldığını ve iki yıl sonra kendisi gibi iyi niyetli olan 3. kişiye sattığını, emlakçılık işiyle uğraşan müvekkilinin ticari sicilini bu davanın olumsuz etkilediğini, müvekkilinin taşınmazların kayıt maliki olmadığından dolayı davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava konusu taşınmazların iyi niyetli 3. kişilerin elinde olması nedeniyle davanın konusuz kaldığını ve müvekkili aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini belirtilerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların tespitine esas alınan tapu kayıt maliki olan davacının murisi Hasan Sığırcı tarafından, bir kısım davalıların murisi ...’ya yapılan satış işleminin muvazaalı olup olmadığı, eldeki davanın devamı sırasında dava konusu taşınmazlar hakkında Hazine tarafından açılıp kesinleşen davalar sonucunda tapuya tescil edilen dava konusu taşınmazları kayden satın alan bir kısım davalıların iyi niyet ilkesinden yararlanıp yararlanamayacaklarına ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1, 12/5, 14 ve 20 nci maddeleri.
- Değerlendirme
1.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve yargılama sırasında Hazine tarafından açılan davalar sonucunda dava konusu taşınmazların hükmen ifrazlarla tapuya tescil edilmelerinden sonra, taşınmazlar üzerinde davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... lehine 3402 sayılı Kanun'un 12/5 inci maddesinde belirtilen 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı anlaşılmakla; davalılar Hazine vekili, ..., ... ve ... vekili, ... ve ... vekili, ..., ..., ..., ... ve ... vekili, ... vekili, ... vekili ve ...'ın aşağıdaki parağrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Çekişmeli 1863, 1864, 1865 ve 1866 parsel sayılı taşınmazlar hakkında, eldeki davanın devamı sırasında Hazine tarafından tapu kayıt miktar fazlasına yönelik açılan davalar sonucunda, taşınmazlar 20.04.1999 ve 31.03.2000 tarihlerinde hükmen ifrazlarla 3561, 3562, 3563 ve 3571 parsel sayılı sırasıyla 4.818.76, 3.321.00, 3.174,24 ve 2.834,00 metrekare yüzölçümlü olarak Hazine adına; taşınmazların kalan bölümleri ise 1863, 1864, 1865 ve 1866 parsel sayılı (aynı parsel numaraları ile) sırasıyla 3.840.00, 6.531.24, 4.504,00 ve 4.300,76 metrekare yüzölçümlü olarak şahıslar adına tapuya tescil edilmişlerdir.3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca Kadastro Hakimi doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olup, Mahkemece, davanın kabulüne karar verildikten sonra, yukarıda açıklandığı şekilde tesis kadastro parsellerinin hükmen ifrazlar sonucu Hazine adına 3561, 3562, 3563 ve 3571 parsel sayılı taşınmazların oluşması ve kalan kısımların ise aynı parsel numaralarını almaları ve bu taşınmazların yüzölçümlerinin azalması karşısında, hüküm yerinde hem taşınmazların kadastro tespitlerinin ve komisyon kararlarının iptaline karar verilip, hem de davacılar vekilinin, Hazine adına oluşan parsellere ilişkin taleplerinin bulunmadığına yönelik beyanı karşısında, hükmün (3) numaralı bendinde "çekişmeli taşınmazlardan ifraz edilerek oluşturulan aynı yer 3561, 3562, 3563 ve 3571 parsel sayılı taşınmazlar hakkında daha önce verilmiş ve kesinleşmiş mahkeme kararı bulunması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına" şeklinde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, davacı ... mirasçıları adına tesciline karar verilen payların, pay bölümündeki rakamların payda bölümündeki rakamlardan büyük yazılmak suretiyle infazı kabil olmayacak şekilde karar verilmiş olması da bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalılar Hazine vekili, ..., ... ve ... vekili, ... ve ... vekili, ..., ..., ..., ... ve ... vekili, ... vekili, ... vekili ve ...'ın sair temyiz itirazlarının (V.C.3.1) nolu bentte yazılı nedenlerle reddine,
- Davalılar Hazine vekili, ..., ... ve ... vekili, ... ve ... vekili, ..., ..., ..., ... ve ... vekili, ... vekili, ... vekili ve ...'ın İlk Derece Mahkeme kararına yönelik temyiz itirazının (V.C.3.2.) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin 2. Paragrafında "iptaline" kelimesinden sonra gelen bölümünün hükümden çıkarılarak, yerine "...dava konusu taşınmazların hükmen ifrazlar sonucu oluşan 1863, 1864, 1865 ve 1866 parsel sayılı sırasıyla 3.840.00, 6.531.24, 4.504,00 ve 4.300,76 metrekare yüzölçümlü taşınmazlar ayrı ayrı 112 pay kabul edilerek davacı ... mirasçılarından 28/112 payın Elif ... adına, 12/112 payın ... adına, 12/112 payın ... adına, 12/112 payın ... adına, 12/112 payın ... adına, 12/112 payın ... adına, 12/112 payın Dilek Sığırcı adına, 9/112 payın Elif Biçer adına ve 3/112 payın ise ... Dalma adına tapuya kayıt ve tesciline" ibaresinin yazılmasına; hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin tamamının hükümden çıkartılarak yerine "dava konusu 1863, 1864, 1865 ve 1866 parsel sayılı taşınmazlardan hükmen ifraz edilerek oluşturulan 3561, 3562, 3563 ve 3571 parsel sayılı sırasıyla 4.818.76, 3.321.00, 3.174,24 ve 2.834,00 metrekare yüzölçümlü taşınmazların ise Hazine adına tapuya kayıt ve tescillerine" kelimelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,14.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:34:00