Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2023/3478

Karar No

2023/5929

Karar Tarihi

7 Kasım 2023

...

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2017/344 E., 2020/197 K.

...

...

...

Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairenin 16.02.2023 tarihli ve 2021/4590 Esas, 2023/755 Karar ... ilamı ile İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

Davacı vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Kullanım kadastrosu sırasında, ... ili ...,... Mahallesi çalışma alanında bulunan 210 ada 1 parsel ... 4.335,54 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 ... Orman Kanunu'nun (6831 ... Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmaz ve üzerindeki bir katlı binanın 2000 yılından beri ..., ..., ... ve ...'ın müştereken fiili kullanımlarında bulunduğu şerhi yazılarak bahçe vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, beyanlar hanesi hükmen "işbu taşınmaz bahçe ve üzerindeki bir katlı binada ... evlatları ..., ..., ... evladı ...' in hisselerinin ... ile ... evladı ...' ın müştereken fiili kullanımındadır." şeklinde değiştirilmiştir.

2.Davacı ..., taşınmaz da 1/4 paylı olarak kullanıcı olarak beyanlar hanesinde gösterilmişse de aslında payının 1/2 olduğunu öne sürerek beyanlar hanesinde payının 1/2 olacak şekilde şerh verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

1.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın yerinde olmadığını, davacının bilgisi ve nezaretinde yapılan tespit sonucu kullanıcıları olan davanın taraflarının eşit olarak hak sahibi olduklarının tespit edildiğini, müvekkillerinin davacı ile aralarındaki alacak ve borç ilişkisi nedeniyle dava konusu taşınmazdaki zilyetlik haklarının yarısını emanet olarak ve herhangi bir bedel almaksızın 16.03.2009 tarihinde davacıya devrettiklerini, müvekkillerinin davacıya olan borçlarına karşılık aralarındaki anlaşma uyarınca dava dışı bir taşınmazın davacıya devrinden sonra davaya konu taşınmaz üzerinde davacının 1/4 zilyetlik payının kalması konusunda anlaşmaya vardıklarını, davaya konu taşınmazın kadastro çalışmaları yapılırken davacının da hazır bulunduğunu, kadastro tespitinin yapılan anlaşma ve fiili duruma göre doğru olarak yapıldığını, bu nedenle yapılan tespite karşı davacınında bir itirazının olmadığını, müvekkillerinin daha sonra davaya konu taşınmaz üzerindeki zilliyetlik haklarını Üsküdar 9. Noterliğince düzenlenen 24.12.2010 tarihli ve 43689 yevmiye no.lu muvafakatname ile dava dışı ...'na devrettiklerini, müvekkillerinin haklarını devrettiğini bilen davacının kadastro çalışmalarından 2 yıl ve zilliyetliğin devrinden 10 ay sonra ihtarname keşide edip, arkasından da haksız şekilde bu davayı açtığını savunarak, müvekkillerinin davaya konu taşınmazda bir hak ve sıfatlarının kalmaması nedeniyle davanın reddini savunmuştur.

2.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 06.10.2015 tarihli ve 2013/391 Esas, 2015/336 Karar ... kararı ile; "çekişmeli taşınmaz üzerinde davalıların zilliyetlik haklarını davadan önce Üsküdar Noterliğince düzenlenen muvafakatnameyle dava dışı ...'na devrederek, davalıların taşınmazla ilgilerini kestikleri, davacının isteği halinde dava dışı ... aleyhinde ayrıca dava açma hakkı saklı kalmak üzere davalılar hakkında açtığı davanın reddine" karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 26.01.2017 tarihli ve 2016/7160 Esas, 2017/200 Karar ... kararıyla özetle; "Üsküdar 9. Noterliği tarafından düzenlenen 24.12.2012 tarihli muvafatname ile, davalılar ..., M. ... ve ...'in, 210 ada 1 parsel ... taşınmazı, 6292 ... Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 ... Kanun) kapsamında akdi halefleri olarak ...'nun almasına ve adına tescil edilmesine muvafakat ettiklerinin anlaşıldığı; ancak dava tarihinde ve halen çekişmeli 210 ada 1 parsel ... taşınmazın Hazine adına kayıtlı olduğu ve beyanlar hanesinde davacı ... ile davalılar ..., M. ... ve ...'in müşterek kullanıcı olduklarını, dolayısıyla davanın tapu kaydının beyanlar hanesinde lehine kullanıcı şerhi verilen davalılara karşı görülmesi gerektiği açıklanarak, davalıların, dava dışı ... lehine verdikleri muvafakatname davanın kendilerine karşı açılıp görülmesine engel olmadığı gibi, davalılar diledikleri takdirde 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 61 inci maddesi gereğince, davayı lehine muvafakat verdikleri ...'na ihbar edebilecekleri, iddia ve savunmaları çerçevesinde tüm delillerin toplanarak davanın esası hakkında karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına" karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... Anadolu 7. AHM'nin 2015/464 2017/257 Esas Karar ... dosyasında, ... tarafından dosyamız davalılarına yönelik zilyetlik şerhi verilmesi istemli olarak açılan dava neticesinde; "... ili, ... Mahallesi, ... ada 1 parsel numaralı taşınmazın beyanlar hanesine 'işbu taşınmaz bahçe ve üzerindeki bir katlı ... evlatları ..., ..., ... evladı ...'in hisselerinin ... ile ... evladı ...'ın müştereken fiili kullanımındadır' şeklinde yazılmasına" dair davanın kabulüne karar verildiği, işbu kararın istinaf incelemesi neticesinde kesinleştiği ve tapu kaydının oluştuğu, tapu kaydı dikkate alınarak ... davaya dahil edildiği, davacı ile dahili davalı ... arasında herhangi bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı gibi, davalı zilyetlik şerhine ilişkin hakkını diğer davalılardan iktisap ettiği ve işbu iktisabının kesinleşen mahkeme kararı ile korunduğu, davalı ...'in diğer davalılardan muvafakatnameyi 24.12.2012 tarihinde (işbu dava dosyamızın açıldığı tarihten evvel) aldığı ve kötüniyetli olduğundan da bahsedilemeyeceği, kesinleşen mahkeme kararına istinaden davacının, davaya konu taşınmazın beyanlar hanesinde kullanıcı zilyedi olarak görünen dahili davalı ...'e yönelik üstün hakkı olduğu hususunun ispatlanamadığı anlaşılmakla açılan davanın reddine" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 16.03.2009 tarihli zilyetlik devir sözleşmesi ile çekişmeli taşınmazın 1/2 payını satın aldığını, davalı ...'na ise bu tarihten sonra devir yapıldığını, hükme esas alınan İlk Derece Mahkeme kararında taraf olmadıklarını ve davacı yönünden bağlayıcı olmadığını ileri sürmüş ve kararın bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Dairece 16.02.2023 tarihli ve 2021/4590 Esas, 2023/755 Karar ... ilamı ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.

VI. KARAR DÜZELTME

A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran

Dairemizin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

B. Karar Düzeltme Sebepleri

Davacılar vekili karar düzeltme dilekçesinde; temyiz dilekçesinde öne sürdüğümüz nedenlerin hiç biri değerlendirmeye alınmadığını ileri sürerek, onama kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kullanım kadastrosu kesinleşerek tapuya tescil edilen taşınmazın beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 3402 ... Kadastro Kanunu'na (3402 ... Kanun), 5831 ... Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (5831 ... Kanun) 8/1 inci maddesi ile eklenen Ek 4 üncü maddesi, 6292 ... Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 ... Kanun) 6 ncı maddesi, 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 1023 ve 1024 üncü maddeleri.

  1. Değerlendirme

İlk Derece Mahkemesince davalı ...'in diğer davalılardan muvafakatnameyi 24.12.2012 tarihinde (eldeki dosyanın açıldığı tarihten evvel) aldığı ve kötü niyetli olduğundan da bahsedilemeyeceğini, kesinleşen mahkeme kararına istinaden davacının davaya konu taşınmazın beyanlar hanesinde kullanıcı zilyedi olarak görünen dahili davalı ...'e yönelik üstün hakkı olduğu hususunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.

Davacı ... kadastro tespitinden önce; 16.03.2009 tarihli satın almaya dayalı olarak 1/2 payın kendi kullanımında olduğunu ileri sürmekte, davalılar ise cevap dilekçelerinde aralarındaki alacak borç ilişkisi nedeniyle zilyetlik haklarının yarısının davacı tarafından bir bedel ödenmeksizin emaneten devredildiğini daha sonra borçlarının bir kısmının başkaca bir taşınmazın davacıya kayden devredilmek suretiyle ödendiğini ve eldeki dava konusu taşınmazın 1/4 payının davacıya ait olacağı şeklinde anlaşmaya vardıklarını (dosya kapsamından bu yöndeki anlaşmaya dair yazılı bir belgeye rastlanmamıştır), kadastro tespitinin bu nedenle 1/4 payı yönüyle davacı adına, 3/4 payında kendileri adına kullanıcı şerhi verildiğini, kendilerine ait bulunan 3/4 payın 24.12.2012 tarihinde muvafakatname ile ...'na devrettiklerini savunmaktadırlar.

Diğer bir anlatımla 16.03.2009 tarihli harici senet ile 1/2 payın davacıya satıldığı hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmayıp esasen bu husus mahkemeni de kabulündedir.

Eldeki dosya ile ... tarafından 2013 yılında, başkaca bir dosya ile ... tarafından 2015 yılında davalılara karşı davalılar üzerinde bulunan kullanıcı şerhlerine yönelik olarak dava açılmıştır.

... tarafından açılan ve davalıların kabulü nedeniyle kabulüne karar verilen 2015/464 Esas ... dosyada eldeki dosyanın davacısı ...'ın taraf olmadığı gibi ... tarafından açılan eldeki davada da ...'nun da taraf olmadığını, ancak eldeki dosyada önceki tarihli kararın bozulması üzerine ve bozma gereği olarak 18.02.2020 tarihli duruşmada ...'nun davaya dahil edilmesine, taraf delillerinin toplanmasına müteakip keşif yapılıp yapılamayacağının husususundaki değerlendirmenin gelecek celse yapılmasına karar verilmiş ve duruşma 25.06.2020 tarihine ertelenmiştir. Celse arasında davaya dahil edilen ... vekili tarafından davanın reddi istemini içeren cevap dilekçesinin sunmuş ve duruşmanın ertelendiği 25.06.2020 tarihinde temyize ve karar düzeltmeye konu nihai kararın verilmiştir.

Dava konusu taşınmazın tapu kaydının incelenmesinde, beyanlar hanesine 2013/391 Esas ... dosyasında (eldeki dosyanın bozma öncesindeki esas numarası) dava konusu edildiğinin 13.12.2013 tarihinde tapuya işlendiği, ancak ... tarafından yaklaşık iki yıl sonra 23.05.2015 tarihinde 2015/464 Esas ile açılan davanın ise tapuya bildirilmediği görülmektedir.

Diğer bir anlatımla; ... tarafından açılan dava nedeniyle dosya arasına getirtilen tapu kaydı birlikte artık ...'nun eldeki davadan haberdar olduğu anlaşılmaktadır.

Davalı tarafın 1/2 paya ait kullanım haklarını kadastro tespitinden önce 16.03.2009 tarihinde ...'a devrettikleri, kadastro tespiti sırasında ise; kullanımın 1/4 payının davacı ...'a 3/4 payın ise davalılara ait olduğu yönüyle beyanlar hanesine yazıldığı ve Kadastro Mahkemesinde dava açılmaması nedeniyle bu haliyle kesinleşmek suretiyle tapu kaydının oluştuğu, ...'nun da tapu kaydında davalılara ait olduğu yazılı 3/4 kullanım hakkının davacı ... tarafından eldeki davanın açılmasından önce 24.12.2012 tarihinde Noterden muvafakatname ile devralındığı tartışmasızdır.

Davacı ... vekili, ...'nun davaya dahil edilmesinden önce yargılama aşamasında, davalı tarafın hisselerinin muvazalı ve kötüniyetli olarak üçüncü bir kişiye (...'na) devredildiğini savunmuş, hata 01.03.2018 tarihli delil dilekçesinde üçüncü kişi konumunda bulunan ...'na davanın ihbarı halinde sunacağı delillere kaşı delil sunma hakkını saklı tuttuklarını bildirmiştir.

Kural olarak hiç kimse sahip olmadığı bir hakkı devredemeyeceği, bu nedenle davalılarca tespitten daha önce ... 'a satmak suretiyle artık kendilerine ait olmayan 1/4 payı ...'na satmaları hukuken mümkün değil ise de ...'nun da tapuya davalılar adına tapu beyanlar hanesinde yazılı 3/4 payı satın aldığı açıktır.

Davacı tarafça yargılama aşamasında davalılar tarafından ...'na yapılan satışın muvazalı/kötü niyetli olarak yapıldığı iddia edildiğine göre, gelinen bu aşamada 24.12.2012 tarihinde noterde düzenlenen muvafakatnamenin davalılar ile ... arasında muvazaalı olarak düzenlenip düzenlenmediğinin, diğer bir anlatımla ...'nun kötü niyetli olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

4721 ... Kanun 1023 üncü maddesinde; tapu kütüğündeki tescile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kisinin bu kazanımı korunacağı, 1024 üncü maddesinde; bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise, bunu bilen veya bilmesi gereken üçüncü kişi bu tescile dayanamayacağı, bağlayıcı olmayan bir hukuki işleme dayanan veya hukuki sebepten yoksun bulunan tescilin yolsuz olduğu, böyle bir tescil yüzünden ayni hakkı zedelenen kimse, tescilin yolsuz olduğunu iyi niyetli olmayan üçüncü kişilere karsı doğrudan doğruya ileri sürebileceği düzenlenmiştir.

İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 14.02.1951 tarihli ve 1949/17 Esas, 1951/1 ve 08.11.1991 tarihli ve 1990/4 Esas, 1990/3 Karar ... kararlarında, 4721 ... Kanun'un yukarıda anılan maddelerinin uygulanması ile ilgili bu tür davalarda davalı tarafın tapu kütüğündeki yolsuz kayda dayanarak iktisapta bulunmuş bir üçüncü kişi olduğuna ve iktisabının da iyi niyetli olması koşuluna bağlı bulunduğuna göre; asıl hak sahibi tarafından ona karşı davanın açılması, yani husumetin yöneltilmesi, o kişinin anılan maddeden yararlanamayacağının ve yararlanmanın koşulunu oluşturan iyi niyetinin de bulunmadığının ileri sürüldüğü anlamını taşıdığı, böyle bir iddia bu tür davaların bünyesinde kural olarak bulunduğu, taşınmaz mal üzerindeki mülkiyet ya da diğer bir aynı hakkın yolsuz tecile rağmen sonraki satış ve işlemlerle bir ya da daha çok el değiştirmesine karşın, davanın tapuda hak sahibi gözüken kimseye karşı açılmasına başka bir anlam vermek olanağının bulunmadığı, bunun aksi bir yorumun, hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği, gerçekten asıl hak sahibinin, tescilin hukuki bir sebebe dayanmadığını veya dayandığı hukuki sebebin geçerli olmadığını, yani ortada yolsuz bir tescilin bulunduğunu ve bu yolsuzluğun hakkın iktisabı anında bilindiğini ya da bilinmesi gerektiğini, başka bir anlatımla kötü niyetin mevcut olduğunu düşündüğü içindir ki, tapuda hak sahibi olarak adı yazılı üçüncü kişiye karşı davasını açmakla, bu yoldaki iradesini de açıklamış olduğunu, aksi halde, hem dava açmış ve hem de karşı tarafın kötü niyetli olduğunu düşünmemiş olacak ki, böyle bir varsayımın gerçekleşmesi olanağının bulunmadığını, bir dava özel bir yasa kuralına dayanılarak açılmış ve o kural uyarınca isteklerde bulunulmuş ise, o kuraldan hasım tarafın hukuki bir sonuç çıkarması için gerekli koşulun da gerçekleşmediğini dava dilekçesi ile ileri sürüldüğünün kabulü gerektiği, bir başka anlatımla dava açma iradesiyle kötü niyetin de iddia edildiği varsayılması gerektiği, bir an için dava açma iradesinin ayni hak iktisap eden üçüncü kişinin kötü niyetli olduğu iddiasını taşımadığı kabul edilse dahi iyi niyet, 4721 ... Kanun'un 931 inci maddesi uyarınca mülkiyet veya diğer bir aynı hakkın iktisabında kurucu bir unsur olduğu ve dolayısıyle iyi niyetin karşıtı kötü niyet de hakkın iktisabına engel teşkil eden bir itiraz niteliğinde bulunduğu için, yargılama sona erinceye kadar iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına tabi olmadan yargılamanın her safhasında ileri sürülebileceği belirtilmiştir.

Somut dosya kapsamına gelince; her ne kadar davacı ... ve davaya dahil edilen ...'nun talepleri, ayni hak niteliğinde olmayıp, mülkiyeti Hazineye ait olan taşınmaz üzerindeki kullanım hakkına dayalı şahsi hak niteliğinde bulunsa da, tapu kaydının beyanlar hanesinde kullanım hakkının kimlere ait olduğunun yazılması karşışında 4721 ... Kanun'un 1023 üncü maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralından yararlanması gerekeceğinin kabulü gerekir.

İlk Derece Mahkemesi gerekçesinde davalı ...'in diğer davalılardan muvafakatnameyi 24.12.2012 tarihinde (işbu dava dosyamızın açıldığı tarihten evvel) aldığı ve kötü niyetli olduğundan da bahsedilemeyeceğini, kesinleşen mahkeme kararına istinaden davacının, davaya konu taşınmazın beyanlar hanesinde kullanıcı zilyedi olarak görünen dahili davalı ...'e yönelik üstün hakkı olduğu hususunun ispatlanamadığı belirtilmekte ise de, ...'nun davaya dahil edilmesinden sonraki duruşmada işin esası hakkında karar verildiğini, bozma ilamının gereği olarak ... nun eldeki davada taraf sıfatının kazanmasından sonra ancak iyiniyet/kötüniyetin var olup olmadığının tarafların bildirecekleri delillerin toplanmak suretiyle belirlenebileceğini, ancak tarafların delillerini bildirmeleri için süre ve imkan tanınmadığı açıktır.

Diğer bir deyişle; tapu kaydında davalılar adına yazılı bulunan kullanıma ilişkin şahsi hakkın davalı ... tarafından muvafakatnameye dayalı olarak devralınmış olmasının başkaca hiçbir delil toplanmaksızın iyi niyetli olarak yeterli görülmesinin hukuken mümkünü bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince taraflara delillerini bildirmeleri için süre ve imkan tanınması, taşınmaz başında keşif yapılmak ve yerel bilirkişiler ile tarafların bildirecekleri tanıklar dinlenilmek suretiyle taşınmazın 1/2 paya ait kullanım hakkının davacı ... tarafından satın alındığı 16.03.2009 tarihinden itibaren kim yada kimler tarafından nasıl kullanıldığı hususlarının olaylara dayalı olarak sorulmak ve beyanlar arasında oluşacak çelişkilerinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılması, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle davaya dahil edilen ...'nun muvafakatnamenin düzenlendiği tarih itibariyle iyi niyetli olup olmadığının tereddütsüz olarak belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.

İlk Derece Mahkemesince eksik incelemeye dayalı olarak verilen kararın bu nedenle bozulması gerekirken maddi hata nedeniyle onandığı bu kez yapılan inceleme ile anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairenin 16.02.2023 tarihli ve 2021/4590 Esas, 2023/755 Karar ... kararı kaldırılarak yukarıda belirtilen gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Davacı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne,

Dairenin 16.02.2023 tarihli ve 2021/4590 Esas, 2023/755 Karar ... onama ilamının KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

İstek halinde peşin harcın karar düzeltme isteyen davacı ...'a iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

07.11.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

(Muhalif)

K A R Ş I O Y

Dava; 3402 ... Kadastro Kanunu’na 5831 sayılıl Kanun’un 8. maddesi ile eklenen Ek 4. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu sonucu oluşan tapu kaydının beyanlar hanesinin düzeltilmesine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince davalı ...’in muvafaktnameyi diğer davalılardan 24.12.2012 tarihinde aldığı ve kötü niyetli olduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.

Davaya konu parselin 1/2 payının davalılar ...,... ve ... ... tarafından zilyetlik satış ve devir senedi ile 16.03.2009 tarihinde davacıya satılarak zilyetliğinin devredildiği, 01.06.2010 yılında yapılan kullanım kadastrosu ile taşınmazın beyanlar hanesine 1/4 payının davacı ...’ın fiili kullanımında olduğundan davacı adına, 3/4 payının ise davalılar..., ... ve ... ... adlarına yazıldığı, davacının taşınmazda fiili kullanıcı olduğunun anlaşıldığı, davacı ... tarafından taşınmazın 1/2 payının kendisine ait olduğu ve kendisi tarafından kullanıldığını ileri sürerek taşınmazın beyanlar hanesinin düzeltilmesi için dava açtığı, tapuya “davalıdır” şerhi verildiği, zilyetlik satış senedinin davalılar tarafından da kabul edildiği, dava devam ederken davalılar tarafından 6292 ... Kanun’un 6. maddesi gereğince muvafakatname ilekendi adlarına yazılı olan 3/4 payın kullanım hakkının davalı ... adına devredildiği, ... tarafından ... Anadolu 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/257 Esas, 2017/257 Karar ... dosyasında tapunun beyanlar hanesinin düzeltilmesi davası açıldığı davalıların davayı kabul etmesi sonucu davanın kabulle sonuçlandığı kararın temyiz edilmemesi nedeniyle kesinleştiği, bu tür davaların kadastro tespitinden sonraki şahsi hakka dayanması ve kişiler arasında şahsi hak oluşturması nedeniyle mahkemede görülememesi ve bu tür davaların redle sonuçlanmasına rağmen, bu davanın kabul edilerek beyanlar hanesinin düzeltilmesine karar verilmesinin yanlış olduğu, kesinleşen bu davanın davacı ... açısından herhangi bir sonuç doğurmayacağı, davalıların daha önce zilyetlik devir senedi ile davacıya devrettikleri, 1/2 payını zilyetlik devir senedi ile davacıya devrettikten sonra 1/2 payı üzerinde herhangi bir hakklarının kalmadığı, bu payın daha sonra bir başkasına devredilmesine geçerlilik verilemeyeceği, dairemizin istikrar kazanmış kararlarının bu doğrultuda olduğu ( Yargıtay 8. Hukuk dairesinin 2002/2177 Esas, 2023/283 Karar 2021/15273 Esas 2022/7042 Karar ) davalıların kabulünde olan zilyetlik devir senedindeki bedelin bir kısmının ödenmediğine yönelik iddialarının ise ayrı bir davanın konusu olabileceği, davacı tarafından açılan davadan sonraki muvafakatname ile kullanım hakkının üçüncü kişiye devredilmesinin davacının hakkının önüne geçmeye yönelik olduğu, muvafakatname ile devredilmeye çalışılan hakkın şahsi hak olması, (ayni hak olmaması) tapuda herhangi bir işlem yapılmaması nedeni ile TMK’nin 1023. maddesinde düzenlenen iyi niyet kuralından davalı ...’nun yararlanamayacağı gibi bu davada muvazaa araştırmasının da yapılamayacağı, davaya konu taşınmazın 1/2 payına yönelik kullanım hakkının zilyetlikle davacıya geçtiği, davalının devredilen 1/2 pay üzerinde herhangi bir hakkının kalmadığı, hakkı olmayan kısım açısından davalıların muvafakatname ile davalı ...’na yaptıkları devre önem verilemeyeceği anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca Dairemizin onama ilamının kaldırılarak davacı ...’ın davasının kabulü ile dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine ½ payın davacının kullanımında olduğunun, kalan ½ payın ise davaya dahil edilen ...’nun kullanımında olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

...

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

bozmadansürecikararcevaptemyizkaldırılmasınayargılamamahkemedüzeltmekararıvı.derecebozulmasınasonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:05:23

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim