Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/7471
2023/5179
12 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
SAYISI: 1992/21 E., 2012/110 K.
KARAR: Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, bir kısım davaların reddine, bir kısım davaların kısmen kabulüne ve bir kısım davaların kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine temsilcisi, davalı ... vekili, müdahil ..., müdahiller ... ve müşterekleri vekili, müdahiller ... ve ... vekilleri tarafından ve katılma yoluyla da müdahiller ... ve müşterekleri ile müdahil ... tarafından temyiz edilmekle; müdahiller ... ve müşterekleri vekilinin duruşma istemi masraf eksikliği nedeniyle reddedilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
- Kadastro sırasında, ... ili Pazar ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan;
a. 341 ada 15 parsel ... 2300 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve irsen intikal nedeniyle, payları oranında Hamit Şener ve müşterekleri adına;
b. 341 ada 16 ve 19 parsel ... taşınmazlar, satın alma, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, yüz ölçüm haneleri boş bırakılmak suretiyle, ... adına;
c. 341 ada 17 parsel ... taşınmaz, tapu kaydı ve tapu dışı harici satın alma nedeniyle, yüzölçümü hanesi boş bırakılmak suretiyle, payları oranında ... ve müşterekleri adına;
d. 341 ada 20 parsel ... 2.470 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına;
d. 341 ada 21 parsel ... 7.800 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle, payları oranında ... evlatları Mehmet, Sait ve İbrahim adlarına;
e. 341 ada 25 parsel ... 12.220 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle, ... ve müşterekleri adına;
f. 341 ada 26 parsel ... taşınmaz, tapu kaydı nedeniyle, yüzölçümü hanesi boş bırakılmak suretiyle, ... ve müşterekleri adına, tespit edildikten sonra, taşınmazların tesbitine ilişkin uyuşmazlık çıktığından, konu Kadastro Komisyonuna intikal etmiş ve Kadastro Komisyonunca da yetkisizlik kararı verilerek tutanak ve ekleri Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
- Müdahil davacı Meliha Parlak dava dilekçesiyle, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, ... ili Pazar ilçesi ... Mahallesi 341 ada 15 parsel ... taşınmazın adına tescili istemiyle; müdahil ... dava dilekçesiyle, tapu kaydı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, ... ili Pazar ilçesi ... Mahallesi 341 ada 16 ve 19 parsel ... taşınmazların adına tescili istemiyle; müdahiller ... ve arkadaşları dava dilekçeleriyle, tapu kaydı, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, ... ili Pazar ilçesi ... Mahallesi 341 ada 17 ve 18 parsel ... taşınmazların adlarına tescili istemiyle; müdahiller ... Canca ve arkadaşları dava dilekçeleriyle, tapu kaydı, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, ... ili Pazar ilçesi ... Mahallesi 341 ada 21 parsel ... taşınmazın mirasçılar adına tescili istemiyle; müdahil ... dava dilekçesiyle, tapu kaydındaki bir kısım payları satın aldığını ileri sürerek, ... ili Pazar ilçesi ... Mahallesi 341 ada 25 ve 26 parsel ... taşınmazların payı oranında adına tescili istemiyle; müdahiller ..., ... ve ... ... dava dilekçeleriyle, tapu kaydı, tapu harici taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, ... ili Pazar ilçesi ... Mahallesi 341 ada 25 ve 26 parsel ... taşınmazların adlarına tescilini istemiyle dava açmışlardır.
II. CEVAP
-
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Hemşin Deresi ... suları altında kaldığından 1958 tarihinde yapılan kadastro çalışması sırasında tescil harici bırakıldıklarını, dere metrukatı olduklarını ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılamayacaklarını, Hazine adına tescil edilmeleri gerektiğini savunmuştur.
-
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların 12.05.1981 tarihinde kamulaştırıldıklarını ve kültür arazisi olmadıklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
-
Dava konusu 341 ada 15 parsel ... taşınmaza dayanak tapu kaydının sınırları itibariyle gayrisabit nitelikte olup miktarı itibariyle geçerli olduğu, 341 ada 15 parsel ... taşınmaz zeminde 3.767,96 metrekare ölçülmüş olup söz konusu eski tapu kaydının dava konusu taşınmaza sınırları ve yüzölçümü itibariyle uyduğunun anlaşıldığı, her ne kadar 1985 yılında idari yoldan Hazine adına oluşturulan 1779 ... tapu kaydı, 341 ada 15 parsel ... taşınmazın fen bilirkişi tarafından hazırlanan 29.05.2012 tarihli krokide 15/B harfi ile gösterilen kısmını kapsamakta ise de, tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın bu şekilde yeniden tapuya bağlanması mümkün olmayıp eski tarihli ve doğru temele dayanan tapu kaydı geçerli olacağından Hazine adına oluşturulan mükerrer tapu kaydının hükümsüz olduğu, bu nedenle Hazinenin bu parsel açısından davasının reddine karar verilmesi gerektiği; asli müdahil Meliha Parlak'ın aynı parsele ilişkin olarak zilyetliğe dayalı mülkiyet iddiası yönünden yapılan araştırmada, tapuda kaydı bulunan taşınmazın zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığı, bu nedenle müdahilin davasının reddi gerektiği;
-
Dava konusu 341 ada 16 ve 19 parsel ... taşınmazlara ilişkin olarak birleşen dosya davacısı ... tarafından dosyaya sunulan 1943 tarihli arazi satış senedi sınırları itibariyle taşınmazlara uymakta ise de, dosya içerisinde mevcut jeolog bilirkişi raporu ve mahalli bilirkişi beyanları ile dava konusu taşınmazların 1970 yılından itibaren derenin etki alanından çıktığı, öncesinde aktif dere yatağı vasfında olup zilyetlikle kazanımlarının mümkün olmadığı anlaşılmakla, birleşen dosya davacısının taşınmaz üzerindeki ekonomik amacına uygun şekilde devam eden, nizasız ve fasılasız zilyetliğinin başlangıcı 1970 yılı kabul edilerek yapılan değerlendirmede, dava konusu 341 ada 16 parsel ... taşınmazın 19.09.1985 tarihi itibariyle Hazine adına idari yoldan tescil edilmesi, 1988 yılında İsmail Hakkı Kanbay'ın taşınmaza herhangi bir müdahalesi bulunmadığından Hazine tarafından ecrimisil alınmaması yönünde tutanak tutulmuş olması ve 341 ada 19 parsel ... taşınmazın 1985 yılından beri yol olarak kullanılan alan olduğunun belirlenmiş olması dikkate alındığında, birleşen dosyanın davacısı ... bakımından 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 713 üncü madde anlamında zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından davasının reddine, zeminde Hemşin yolu olan 341 ada 19 parsel ... taşınmazın yol olarak tescil dışı bırakılmasına ve 341 ada 16 parsel ... taşınmazın 1779 parsel nolu tapu kaydı gereğince Hazine adına ham toprak vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar vermek gerektiği;
-
Dava konusu 341 ada 17 parsel ... taşınmaza ilişkin olarak dosyaya sunulan 1306 tarih ve 10,14 ve 18 sıra nolu, sayfa 141 143 de kayıtlı 11.028 metrekare yüzölçümlü tapu kaydının, dava konusu taşınmaza uygulanması ile 3 sınırında değişmez nitelikte sayılabilecek kişi taşınmazlarının bulunduğu, dördüncü sınırında bulunan derenin ise değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardan olması nedeniyle tapu kaydının miktarı itibariyle geçerli olduğu, miktar fazlası kısmın dere tarafında olduğu kabul edilmekle, 7.395,01 metrekare yüzölçümündeki 341 ada 17 parsel ... taşınmazın eski tapu kaydının kapsamında kalıp 1985 yılından bu yana yol olarak kullanılmakta olan (temyize konu olmayan) 341 ada 18 parsel ... taşınmaza ilişkin olarak davacı tarafın herhangi bir istemi olmadığı dikkate alındığında, eski tapu kaydının sınırları ve yüzölçümü itibariyle 341 ada 17 parsel ... taşınmaza uyduğunun anlaşıldığı, her ne kadar 1985 yılında Hazine adına oluşturulan 1779 parsel ... idari yoldan tescile ilişkin tapu kaydı 341 ada 17 parsel ... taşınmazın tümünü kapsamakta ise de, tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın bu şekilde yeniden tapuya bağlanması mümkün olmayıp eski tarihli ve doğru temele dayanan tapu kaydı geçerli olacağından Hazine adına oluşturulan mükerrer tapu kaydının hükümsüz olduğu, bu nedenle Hazinenin bu parsel açısından davasının reddine karar vermek gerektiği; her ne kadar birleşen dosya davacısı ... Parlak, bu yerin yapılan paylaşımlar neticesinde kendisine intikal ettiğini beyan etmiş ise de, keşif sırasında alınan alınan mahalli bilirkişi beyanları dikkate alındığında, bu paylaşımın sadece erkekler arasında yapıldığı, tüm mirasçıların bir araya gelerek usulüne uygun bir taksimin söz konusu olmadığı anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın eski tapu kaydında adı geçen maliklerin mirasçıları adına hisseleri oranında tesciline karar vermek gerektiği;
-
Dava konusu 341 ada 20 parsel ... taşınmaz yönünden, davalılar uzun yıllardan beri nizasız fasılasız zilyetliklerinde olduğundan bahisle murisleri Hamit oğlu ... mirasçıları adına tescilini talep etmekte iseler de, dosya içerisinde mevcut jeolog bilirkişi raporu ve mahalli bilirkişi beyanları ile dava konusu taşınmazların 1970 yılından itibaren derenin etki alanından çıktıkları, öncesinde aktif dere yatağı vasfında olup zilyetlikle kazanımlarının mümkün olmadığı anlaşıldığından, davalılar ve murislerinin taşınmaz üzerindeki ekonomik amacına uygun şekilde devam eden, nizasız ve fasılasız zilyetliklerinin başlangıcı 1970 yılı kabul edilerek yapılan değerlendirmede, dava konusu 341 ada 20 parsel ... taşınmazın fen bilirkişi tarafından hazırlanan 29.05.2012 tarihli krokide 20/B harfi ile gösterilen 1.643,44 m2 yüz ölçümlü kısmının 19.09.1985 tarihi itibariyle Hazine adına idari yoldan tescil edilmesi ve o tarihten itibaren Hazinenin kullanımında olduğu hususları dikkate alındığında, davalılar bakımından bu kısım için 4721 ... Kanun'un 713 üncü madde anlamında zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, 1779 parsel nolu tapu kaydı gereğince Hazine adına ham toprak vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar vermek gerektiği; fen bilirkişi tarafından hazırlanan 29.05.2012 tarihli krokide 20/A harfi ile gösterilen kısım bakımından ise, komşu parsellere uygulanan eski tapu kayıtları dava konusu taşınmazı Basazadeler olarak okumakla birlikte, davalılar ve murislerinin 1970 yılından dava tarihine kadar (20 yılı aşkın zamandır) ekonomik amacına uygun şekilde gerek bizzat gerek yarıcılar eliyle devam eden nizasız ve fasılasız, malik sıfatıyla zilyetlikleri dikkate alındığında, haklarında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluştuğu anlaşıldığından bu bölümün adlarına tesciline karar verilmesi gerektiği;
-
Dava konusu 341 ada 21 parsel ... taşınmaza ilişkin olarak şahıslar tarafından iki ayrı tapu kaydının ve Hazine tarafından da üçüncü tapu kaydının sunulmuş olduğu, Şevval 1285 tarih sıra no 5, cilt 357, no 7961 de kayıtlı yaklaşık 1200 m2 (2 kod) yüz ölçümlü tapu kaydının dava konusu taşınmaza uygulanması ile, 2 sınırında değişmez nitelikte sayılabilecek kişi taşınmazları bulunduğu, diğer bir sınıra ilişkin adı geçen hendeğin mahalli bilirkişilerin yer göstermesi ile doğrulandığı, batı sınırında bulunan derenin ise değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardan olduğu, bu nedenle tapu kaydının miktarı itibariyle geçerli olduğu, miktar fazlası kısmın dere tarafında olduğu kabul edilmekle, 341 ada 21 parsel ... taşınmaz zeminde 7.800 m2 ölçülmüş olup söz konusu eski tapu kaydının dava konusu taşınmaza sınırları itibariyle uyduğunun anlaşıldığı, fen bilirkişi tarafından hazırlanan 29.05.2012 tarihli krokide 21/B harfi ile gösterilen kısmın miktar fazlası kısım içerisinde kaldığı ve bu kısmın 1985 yılında Hazine adına oluşturulan 1779 parsel ... idari yoldan tescile ilişkin tapu kaydı ile tescil edildiği ve o tarihten itibaren Hazinenin kullanımında olduğu hususları dikkate alındığında, davalılar bakımından bu kısım için TMK' nın 713 üncü maddesi anlamında zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, 1779 parsel nolu tapu kaydı gereğince Hazine adına ham toprak vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesi gerektiği; fen bilirkişi tarafından hazırlanan 29/05/2012 tarihli krokide 21/A harfi ile gösterilen 7.730,23 m2 yüzölçümlü kısmın yaklaşık 1200 m2 sinin Şevval 1285 tarih sıra no 5, cilt 357, no 7961 de kayıtlı tapu kapsamında olduğu, kalan 6.530,23 m2 lik kısım için dosya içerisinde mevcut jeolog bilirkişi raporu ve mahalli bilirkişi beyanları ile dava konusu taşınmazların 1970 yılından itibaren derenin etki alanından çıktığı öncesinde aktif dere yatağı vasfında olup zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığı anlaşılmakla, davalılar ve murislerinin taşınmaz üzerindeki ekonomik amacına uygun şekilde devam eden, nizasız ve fasılasız zilyetliklerinin başlangıcı 1970 yılı kabul edilerek yapılan değerlendirmede, dava tarihine kadar haklarında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşulları oluştuğundan bu kısmın davalılar adına tesciline karar vermek gerektiği; her ne kadar birleşen dosya davacısı tarafından aynı yere ait olduğu iddiasıyla 25.08.1942 tarih, no 32, cilt 49, sayfa 89 da kayıtlı tapu kaydı dosyaya sunulmuş ve zilyetlik iddiasında bulunulmuş ise de, söz konusu tapu kaydının sınırları itibariyle dava konusu taşınmaza uymadığı, dava dışı 341 ada 22 parsel ... taşınmaza sınırları itibariyle uymakta olup kadastro tespiti sırasında da bu taşınmaza revizyon gördüğünün anlaşıldığı, bir an için söz konusu tapunun dava konusu taşınmaza uyduğu kabul edilse bile tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın yeniden tapuya bağlanması mümkün olmayıp eski tarihli ve doğru temele dayanan tapu geçerli olmakla ve de tapuda kaydı bulunan taşınmazın zilyetlikle kazanımı mümkün olmamakla birleşen dosya davacıları ... Canca, ..., ... ve ...'nın açmış olduğu davanın reddine karar vermek gerektiği;
-
Dava konusu 341 ada 25 ve 26 parsel ... taşınmazlara ilişkin olarak dosyaya sunulan Nisan 1330 tarih sıra no 101, cilt 15, sayfa 106 da kayıtlı 4595 m2 yüzölçümlü tapu kaydının dava konusu taşınmazlara uygulanması ile, 3 sınırında değişmez nitelikte sayılabilecek kişi taşınmazlarının bulunduğu, "Bozuk Köprü" olarak belirtilen sınırın, yıkılmış olması nedeniyle köprünün yeri tam olarak tespit edilememekle birlikte, mahalli bilirkişiler tarafından önceleri var olduğunun belirtildiği, dördüncü sınırında bulunan derenin ise değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardan olduğu ve bu nedenle tapu kaydının miktarı itibariyle geçerli olduğu, miktar fazlası kısmın dere tarafında ve yeri tam olarak tespit edilemeyen Bozuk Köprü tarafında olduğu kabul edilmekle, 341 ada 25 ve 26 parsel ... taşınmazlar zeminde toplamda 22.200,42 m2 ölçülmüş olup söz konusu eski tapu kaydının dava konusu taşınmaza sınırları itibariyle uyduğunun anlaşıldığı, fen bilirkişi tarafından hazırlanan 29.05.2012 tarihli krokide 25/B harfi ile gösterilen kısmın miktar fazlası kısım içerisinde kaldığı ve bu kısmın 1985 yılında Hazine adına oluşturulan 1779 parsel ... idari yoldan tescile ilişkin tapu kaydı ile tescil edildiği ve o tarihten itibaren Hazinenin kullanımında olduğu hususları dikkate alındığında, davalılar bakımından bu kısım için 4721 ... Kanun'un 713 üncü maddesi anlamında zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından, 1779 parsel nolu tapu kaydı gereğince Maliye Hazinesi adına ham toprak vasfıyla tapuya kayıt ve tesciline karar vermek gerektiği; fen bilirkişi tarafından hazırlanan 29.05.2012 tarihli krokide 25/A harfi ile gösterilen 12.125,72 m2 yüzölçümlü kısmın 4595 m2' sinin Nisan 1330 tarih sıra no 101, cilt 15, sayfa 106 da kayıtlı tapu kapsamında kaldığı, kalan 7.530,72 m2 lik kısım yönünden ise dosya içerisinde mevcut jeolog bilirkişi raporu ve mahalli bilirkişi beyanları ile dava konusu taşınmazların 1970 yılından itibaren derenin etki alanından çıktıkları, öncesinde aktif dere yatağı vasfında olup zilyetlikle kazanımlarının mümkün olmadığı anlaşılmakla, davalılar ve murislerinin taşınmaz üzerindeki ekonomik amacına uygun şekilde devam eden, nizasız ve fasılasız zilyetliklerinin başlangıcı 1970 yılı kabul edilerek yapılan değerlendirmede, dava tarihine kadar haklarında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşulları oluştuğundan bu kısmın bir kısım davalılar adına tesciline karar vermek gerektiği;
Dava konusu 341 ada 26 parsel ... taşınmaz ise dere tarafında ve kayıt miktar fazlası kısım içerisinde kalmakta olup 1985 yılından itibaren yol olarak kullanıldığı sabit olmakla, bu tarihe kadar davalılar ve murisleri lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşulları oluşmadığından bu parselin yol olarak tescil harici bırakılmasına karar vermek gerektiği;
Her ne kadar müdahil davacılar ... ve ... ..., dava konusu taşınmaza dayanak eski tapu kaydında adı geçen üst muris Hasan Ağa'nın ölümünün ardından taşınmazlarının 5 kardeş arasında paylaşıldığını ve bu paylaşımda dava konusu taşınmazın kendilerine düştüğünü ileri sürümüş iseler de, gerek dosyaya sunulan davalılara ait beyan dilekçeleri, gerekse davalı ...'ın beyan dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde, bahsi geçen paylaşımda dava konusu taşınmazın .... çocuklarından ... ...ve ...'a intikal ettiği, yargılama devam ederken ... Telatar' ın bir kısım mirasçılarının (... 42/7680 hisse, ... 81/7680 hisse, ... 84/7680 hisse, ... 84/7680 hisse, ... 81/7680 hisse, .....81/7680 hisse, ... 249/7680 hisse ) eski tapu kaydı üzerinden 702/7680 hisseyi müdahil ...'a tapuda devrettikleri anlaşıldığından, söz konusu hisse devirleri de dikkate alınarak yapılan hesaplama ile dava konusu taşınmazın krokide 25/A harfi ile gösterilen kısmının ... ...ve ... mirasçıları adına hesaplanan hisseleri oranında tesciline karar vermek gerektiği açıklanarak;
a) Dava konusu 341 ada 15 parsel ... taşınmaz yönünden asli müdahil Meliha Parlak ve davacı maliye Hazinesinin davalarının reddine, 341 ada 15 parsel ... taşınmazın tarla vasfı ile 3767,96 m² yüzölçümü ile Samsa oğlu, Dursun Oğlu, İbrahim Samsaoğlu'nun mirasçıları adlarına hüküm yerinde gösterilen payları oranında tesciline,
b) Dava konusu 341 ada 16 ve 19 parsel ... taşınmazlar yönünden birleşen dosya davacısının davasının reddi ile 12283,99 m² yüzölçümü ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline,
c) Dava konusu 341 ada 19 parsel ... taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile yol olarak tespit dışı bırakılmasına,
d) Dava konusu 341 ada 17 parsel ... taşınmaz yönünden birleşen dosya davacısının davasının kabulü ile 7395,01 m2 yüzölçümü ile ... ve müşterekleri adlarına tesciline,
e) Dava konusu 341 ada 20 parsel ... taşınmaz yönünden Hazine tarafından açılan davanın kabulüne, fen bilirkişi tarafından hazırlanan 29/05/2012 tarihli rapora ekli krokide 20/B harfi ile gösterilen kalan 1643,44 m2 yüzölçümlü kısmın ham toprak vasfı ile Hazine adına tesciline, fen bilirkişi tarafından hazırlanan 29.05.2012 tarihli rapora ekli krokide 20/A harfi ile gösterilen kısmın tarla vasfı ile 2506,38 m2 yüzölçümü ile muris ... mirasçıları adlarına hüküm yerinde gösterilen payları oranında tesciline,
f) Dava konusu 341 ada 21 parsel ... taşınmaz yönünden asli müdahiller ... Canca, ..., ... tarafından açılan davanın reddi ile, fen bilirkişi tarafından hazırlanan 29.05.2012 tarihli rapora ekli krokide 21/A harfi ile gösterilen 7730,23 m2 yüzölçümündeki kısmın tarla vasfı ile Sait Tuncer ve müşterekleri adlarına tesciline, fen bilirkişi tarafından hazırlanan 29.05.2012 tarihli rapora ekli krokide 21/B harfi ile gösterilen 1294,10 m2 yüzölçümlü kısmın ham toprak vasfı ile Hazine adına tesciline,
g) Dava konusu 341 ada 25 ve 26 parsel ... taşınmazlar yönünden Hazine tarafından açılan davanın kabulü ile, birleşen dosya davacılarının ve asli müdahilin davasının kısmen kabulüne, 341 ada 26 parsel ... taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile yol olarak tespit dışı bırakılmasına; 341 ada 25 parsel ... taşınmazın fen bilirkişi tarafından hazırlanan 29.05.2012 tarihli rapora ekli krokide 25/B harfi ile gösterilen 5.228,37 m² yüzölçümündeki kısmının ham toprak vasfı ile Hazine adına tesciline, fen bilirkişi tarafından hazırlanan 29.05.2012 tarihli rapora ekli krokide 25/A harfi ile gösterilen 12.125,72 m2 yüzölçümündeki kısmının tarla vasfı ile ......ve müşterekleri adlarına miras payları oranında tesciline ve taşınmazların kadastro tespit tutanağının malik ve yüzölçüm hanelerinin bu şekilde doldurulmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davalı Hazine temsilcisi, davalı ... vekili, müdahil ..., müdahiller ... ve müşterekleri vekili, müdahiller ... ve ... vekilleri tarafından ve katılma yoluyla da müdahiller ... ve müşterekleri ile müdahil ... tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
-
Müdahil ... temyiz ve ek temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu 341 ada 25 ve 26 parsel ... taşınmazların, tutanaklarına dayanak yapılan tapu kaydının kapsamında kaldıklarını, ancak 341 ada 26 ... parsel ... taşınmazın üzerinden yol geçirildiğini, yol geçirilmeseydi 341 ada 25 parsel ... taşınmazın hükmündeki gibi tapu maliklerinin hisseleri oranında adlarına tesciline karar verileceğini, 341 ada 26 parsel ... taşınmaza yönelik hükmün bozularak 341 ada 25 (A) harfi ile gösterilen malikler adlarına tescil edilmesi gerektiğini, hüküm yerinde gösterilen payının hatalı belirlendiğini belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
-
Müdahiller ... ve müşterekleri vekili temyiz dilekçelerinde özetle; müvekkilleri olan müdahillerin dava konusu 341 ada 25 ve 26 parsel ... taşınmazlara tapu kaydı ile malik olduklarını, tapu kayıt kapsamında kalan taşınmazlarda zilyetlik ile kazanım koşullarının aranamayacağını, dolayısıyla 341 ada 25 (A) harfiyle gösterilen bölüm yönünden mahkeme gerekçesinin kanuna aykırı olduğunu, kaldı ki zilyetlik yoluyla kazanım koşullarının dahi müdahiller lehine oluştuğunu, dere yatağının müdahillerin zilyet olduğu kısmın dışında olduğunu, Hemşin Deresi ile ilgili değerlendirmenin hatalı olduğunu, 1946 yılından beri ... olmadığını, derenin yatak değiştirmediğini ve dere sınırının sabit sınırlı olduğunu, ayrıca pay paydanın hatalı tespit edildiğini, müdahil ... mirasçılarına pay verilmediğini, tapu dışı yapılan harici taksimin ise dikkate alınmadığını belirterek, bu sebeplerle ve ve resen belirlenecek nedenlerle dava konusu 341 ada 25 ve 26 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükmün bozulmasını istemiştir.
-
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; usul ve yasaya aykırı kararın resen belirlenecek hususlarla birlikte bozulmasını istemiştir.
-
Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; jeoloji bilirkişi raporundan ve mahalli bilirkişi beyanlarından anlaşılacağı üzere, dava konusu taşınmazların dere yatağında kaldıklarını ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olduklarını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla kazanılamayacaklarını, dayanak tapu kayıtlarının ise "dere" sınırı itibariyle gayrisabit hudutlu olduğunu belirterek, bu sebeplerle ve resen belirlenecek nedenlerle hükmün bozulmasını istemiştir.
-
Müdahiller ... ve ... vekilleri temyiz dilekçesinde özetle; dayanak tapu kaydının, revizyon gördüğü dava dışı 341 ada 22 parsel ... taşınmazın sadece bir kısmına uygulandığını, esasen dava konusu 341 ada 21 parsel ... taşınmazı da kapsadığını, dava konusu taşınmazın müvekkilleri olan müdahillerin zilyetliklerinde bulunduğunun keşiflerde alınan beyanlarla da sabit olduğunu belirterek, bu sebeplerle ve resen belirlenecek nedenlerle hükmün bozulmasını istemiştir.
-
Katılma yoluyla temyiz eden müdahiller ... ve müşterekleri temyiz dilekçelerinde özetle; dava konusu 341 ada 25 ve 26 parsel ... taşınmazlara tapu ile malik olduklarını, tapu dışı harici taksimle murisleri ...'a kaldığını, dosya içerisinde diğer mirasçılar tarafından verilen muvafakatnamelerin bulunduğunu, bu doğrultuda ... ...mirasçılarına pay verilmesinin doğru olmadığını belirterek, bu sebeplerle ve resen belirlenecek nedenlerle hükmün bozulmasını istemiştir.
-
Müdahil ... temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu ettiği taşınmazları kök murisinin 1943 tarihli senetle satın aldığını ve taşınmazların zilyetlikleri altında bulunduğunu, ayrıca dayanak tapu kaydının mahkemece uygulanmadığını, mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, bu kabulün doğru olduğu kabul edilse dahi 341 ada 16 parsel ... taşınmaz yönünden kabul edilemeyeceğini, dere yatağı olmadığını belirterek, bu sebeplerle ve resen belirlenecek nedenlerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 10 uncu maddesi uyarınca Kadastro Mahkemesine aktarılan dava konusu taşınmazların maliklerinin belirlenmesi istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kanun'un 10, 13, 14, 17, 18, 20 ve 30/2 nci maddeleri,
-
Değerlendirme
-
Davalı Hazinenin dava konusu 341 ada 15 parsel ... taşınmaza, davalı ...' nün ise 341 ada 15 parsel ... taşınmazın (B) bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 ... Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine temsilcisi ve davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Dava konusu 341 ada 16 ve 19 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 ... Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, müdahil ...’ın aşağıdaki bendin dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b. Ancak; müdahil ..., 27.08.1959 tarih ve 20 sıra numaralı tapu kaydına da dayandığı halde, ilk derece mahkemesince tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile varsa haritası ile getirtilmemiş, kadastro sırasında başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği araştırılmamış, keşif esnasında kayıtlar usulünce uygulanmamış, çekişmeli taşınmazlar üzerinde müdahil davacı tarafın kayda dayalı bir hakkının bulunup bulunmadığı, tapu kaydı adına kayıtlı değilse kayıt maliki ile akdi veya ırsi ilişkisinin bulunup bulunmadığı tespit edilmemiş ve kaydın kapsamı hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için ilk derece mahkemesince öncelikle, müdahil davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile varsa haritası getirtilmeli, kadastro sırasında başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği araştırılmalı, tapu kaydı müdahil davacı adına kayıtlı değilse kayıt maliki ile akdi veya ırsi ilişkisinin bulunup bulunmadığı tespit edilmeli, bundan sonra çekişmeli taşınmazlar başında, davada yararı bulunmayan yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, müdahil davacı tarafından dayanılan tapu kaydının kapsamı haritasının mevcut olması halinde 3402 ... Kanun'un 20/A madde uyarınca haritası uygulanmak suretiyle, haritasının mevcut olmaması ya da uygulama kabiliyetinin bulunmaması halinde ise kayıtta yazılı sınır yerleri tek tek okunarak belirlenmeli, kayıtlarda yazılı olup yerel bilirkişilerce gösterilemeyen sınırların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, bilirkişi ve tanıkların zeminde gösterdiği sınır yerleri teknik bilirkişiye haritasında işaret ettirilmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, bu şekilde taşınmazın tapu kaydı kapsamında kalıp kalmadığı ve müdahil davacının tapu kaydına dayalı bir hakkının bulunup bulunmadığı kesin olarak tespit edilmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, bu parsellere ilişkin hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
- Dava konusu 341 ada 17 parsel ... taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın kadastro tutanağına dayanak Yoklama 1306 tarih ve 10, 14 ve 18 sıra numaralı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı, idari yoldan Hazine adına oluşan tapu kaydının sonraki tarihli olması sebebiyle tutanağa dayanak tapu kayıtlarının geçerli olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; Dairemizce yapılan geri çevirme kararı uyarınca dosya arasına alınan Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün yazısı ile tutanağa dayanak 1306 tarih, 10, 14 ve 18 sıra numaralı tapu kayıtlarının tasdiksiz yoklama kaydı olduğu anlaşılmıştır. Bilindiği üzere, tasdiksiz yoklama kaydı, 3402 ... Kanun' un 14/e maddesi uyarınca tapu kaydı niteliğinde olmayıp, zilyetlikle birleşmeyen yoklama kaydına değer verilmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Bu durumda, 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 nci maddeleri anlamında imar ihya ve zilyetlik yoluyla mülk edinmeye ilişkin olumlu ve olumsuz tüm koşulların araştırılıp belirlenmesi zorunlu olup, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten tespit tarihine kadar 20 yıllık sürenin de tamamlanması gerekmektedir.
Bu açıklamalar karşısında somut olay değerlendirildiğinde; 28.06.2010 tarihli jeoloji bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda yer alan Hemşin Deresinin, bölgenin morfolojik yapısı ve akış rejimine göre örgülü akarsu sisteminde geliştiği, bu tür akarsuların orta yüksek eğimli alanlarda geliştikleri ve yüksek akış hızlı rejimine sahip olduğu gibi mevsimsel koşullardan da kolaylıkla etkilendikleri, hızlı erozyon ve büyük oranda kırıntı taşımasının mümkün olduğu bu sistemde, kanal akarsu yatağının genel şekli içinde kalarak sık sık yer değiştirebildiği ve kollara ayrılabildikleri açıklanmış, dava konusu taşınmazın da tamamen kötü boylanmalı ayrık haldeki akarsu çökellerinden (Hemşin Deresi tarafından taşınarak biriktirilmiş olan çökellerden) oluştuğu, bu durumun dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın, mevcut durumda, her ne kadar derenin aktif kanalının uzağında kalsa bile, Hemşin Deresi tarafından şekillendirilmiş olduğunu gösterdiği, 1973 tarihli hava fotoğrafına göre 1973 tarihinden beri Hemşin Deresinin aktif yatağını değiştirmediği ve bugünkü mevcut konumunu bu tarihten beri muhafaza ettiği bildirilmiştir. Açıklanan rapor içeriğine göre, dava konusu taşınmazın imar ihyaya muhtaç yerlerden olduğu anlaşılmaktadır. Tasdiksiz yoklama kaydı zilyetlik belgesi niteliğinde olduğuna göre, taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılabilme için, imar ihyanın olumlu ve olumsuz tüm koşullarının gerçekleşmesi ve imar ihyanın tamamlandığı tarih ile tespit tarihi (somut olayda Hazine adına oluşturulan tapu kayıt tarihi) arasında 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlanması gerekmektedir.
Ne var ki, jeoloji bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, dava konusu taşınmazın Hemşin Deresi etkisinden çıktığı 1973 tarihinden, idari yoldan 19.09.1985 tarihinde Hazine adına oluşturulan tapu kaydı kapsamında kalması nedeniyle, bu tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 341 ada 17 parsel yönünden, 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 nci maddelerinde imar ihya ve zilyetlik yoluyla iktisap için aranan olumlu ve olumsuz koşulların oluşmadığı gerekçesiyle, bu parsel hakkında açılan davanın reddine ve taşınmazın Hazine adına tesciline hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle bu parsele ilişkin hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
- Dava konusu 341 ada 20 parsel ... taşınmazın (A) bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince, komşu parsellere uygulanan eski tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazı Basazadeler olarak okuduğu, davalılar ve murisleri lehine 1970 yılından dava tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 nci maddesinde belirtilen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davalılar yararına gerçekleştiğinin kabulü için, imar ve ihyaya ilişkin olumlu ve olumsuz tüm koşulların araştırılıp belirlenmesi zorunlu olup, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava konusu taşınmazın tespit tarihine kadar 20 yıllık sürenin de tamamlanması gerekmektedir. Ancak, İlk Derece Mahkemesince, tespit tarihi yerine dava tarihinin esas alınması hatalı olmuştur.
Öte yandan; somut olay 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 nci maddeleri kapsamında değerlendirildiğinde; 28.06.2010 tarihli jeoloji bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda yer alan Hemşin Deresinin, bölgenin morfolojik yapısı ve akış rejimine göre örgülü akarsu sisteminde geliştiği, bu tür akarsuların orta yüksek eğimli alanlarda geliştikleri ve yüksek akış hızlı rejimine sahip olduğu gibi mevsimsel koşullardan da kolaylıkla etkilendikleri, hızlı erozyon ve büyük oranda kırıntı taşımasının mümkün olduğu bu sistemde, kanal akarsu yatağının genel şekli içinde kalarak sık sık yer değiştirebildiği ve kollara ayrılabildikleri açıklanmış, dava konusu taşınmazın da tamamen kötü boylanmalı ayrık haldeki akarsu çökellerinden (Hemşin Deresi tarafından taşınarak biriktirilmiş olan çökellerden) oluştuğu, bu durumun dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın, mevcut durumda, her ne kadar derenin aktif kanalının uzağında kalsa bile, Hemşin Deresi tarafından şekillendirilmiş olduğunu gösterdiği, 1973 tarihli hava fotoğrafına göre 1973 tarihinden beri Hemşin Deresinin aktif yatağını değiştirmediği ve bugünkü mevcut konumunu bu tarihten beri muhafaza ettiği bildirilmiştir. Açıklanan rapor içeriğine göre, dava konusu taşınmazın imar ihyaya muhtaç yerlerden olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için, imar ihyanın olumlu ve olumsuz tüm koşullarının gerçekleşmesi ve imar ihyanın tamamlandığı tarih ile tespit tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlanması gerekmektedir.
Ne var ki, jeoloji bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, dava konusu taşınmazın Hemşin Deresi etkisinden çıktığı 1973 tarihinden, kadastro tespit tarihine (1989 yılına) kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu 341 ada 20 (A) bölümü yönünden, 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 nci maddelerinde imar ihya ve zilyetlik yoluyla iktisap için aranan olumlu ve olumsuz koşulların oluşmadığı gerekçesiyle, bu parsel hakkında açılan davanın reddine ve taşınmazın Hazine adına tesciline hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle bu parsele ilişkin hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
- Dava konusu 341 ada 21 parsel ... taşınmaza ilişkin hüküm yönünden;
a. Müdahil Hatice Balmük ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazlarının temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 ... Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, Müdahil Hatice Balmük ve arkadaşları vekilinin, bu parsel hakkındaki hükme yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b. Davalı Hazine temsilcisinin 341 ada 21 parsel ... taşınmazın (A) bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, kadastro tespitine (tutanağa) dayanak Şevval 1285 tarihli ve 5 sıra numaralı tapu kayıt miktarının 2 kot olduğu ve 1200 metrekareye tekabül ettiği, tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, kalan kısımda ise davalılar yararına dava tarihine kadar zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, tapu kayıt uygulaması yönünden yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermek için yeterli olmadığı, zilyetlik yönünden varılan sonuç dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazın tespitine (tutanağına) dayanak Şevval 1285 tarih ve 5 sıra numaralı tapu kaydının miktarı “2 kot” olduğu halde, İlk Derece Mahkemesince, bu miktarın yörede kaç metrekareye tekabül ettiği usulünce belirlenmemiş, bu konuda resmi kurumlardan bilgi alınmamıştır.
Ayrıca, 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 nci maddesinde belirtilen zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının davalılar yararına gerçekleştiğinin kabulü için, imar ve ihyaya ilişkin olumlu ve olumsuz tüm koşulların araştırılıp belirlenmesi zorunlu olup, imar ve ihyanın tamamlandığı tarihten dava konusu taşınmazın tespit tarihine kadar 20 yıllık sürenin de tamamlanması gerekmektedir. Ancak, İlk Derece Mahkemesince, tespit tarihi yerine dava tarihinin esas alınması hatalı olmuştur.
Somut olay 3402 ... Kanun'un 14 ve 17 nci maddeleri kapsamında değerlendirildiğinde; 28.06.2010 tarihli jeoloji bilirkişi kurulu raporunda, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda yer alan Hemşin Deresinin, bölgenin morfolojik yapısı ve akış rejimine göre örgülü akarsu sisteminde geliştiği, bu tür akarsuların orta yüksek eğimli alanlarda geliştikleri ve yüksek akış hızlı rejimine sahip olduğu gibi mevsimsel koşullardan da kolaylıkla etkilendikleri, hızlı erozyon ve büyük oranda kırıntı taşımasının mümkün olduğu bu sistemde, kanal akarsu yatağının genel şekli içinde kalarak sık sık yer değiştirebildiği ve kollara ayrılabildikleri açıklanmış, dava konusu taşınmazın da tamamen kötü boylanmalı ayrık haldeki akarsu çökellerinden (Hemşin Deresi tarafından taşınarak biriktirilmiş olan çökellerden) oluştuğu, bu durumun dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın, mevcut durumda, her ne kadar derenin aktif kanalının uzağında kalsa bile, Hemşin Deresi tarafından şekillendirilmiş olduğunu gösterdiği, 1973 tarihli hava fotoğrafına göre 1973 tarihinden beri Hemşin Deresinin aktif yatağını değiştirmediği ve bugünkü mevcut konumunu bu tarihten beri muhafaza ettiği bildirilmiştir. Açıklanan rapor içeriğine göre, dava konusu taşınmazın imar ihyaya muhtaç yerlerden olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, taşınmazın zilyetlik yoluyla kazanılabilmesi için, imar ihyanın olumlu ve olumsuz tüm koşullarının gerçekleşmesi ve imar ihyanın tamamlandığı tarih ile tespit tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik süresinin tamamlanması gerekmektedir.
Ne var ki, jeoloji bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, dava konusu taşınmazın Hemşin Deresi etkisinden çıktığı 1973 tarihinden, kadastro tespit tarihine (1989 yılına) kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, öncelikle tapu kaydında geçen “kot” miktarının kaç metrekareye karşılık geldiği İlçe Tarım Müdürlüğünden, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu ve yörede bulunan diğer resmi kuruluşlardan sorulmak suretiyle tereddüte mahal bırakılmayacak şekilde belirlenmeli, bu şekilde dosya tamamlandıktan sonra taşınmazlar başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının tümü hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı ve bu keşif sırasında, tespite esas Şevval 1285 tarih ve 5 sıra numaralı tapu kaydı, komşu tüm parseller de dikkate alınmak suretiyle, yerel bilirkişiler aracılığı ile yöntemince uygulanmalı, tapu kaydının çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı ve kapsamının neresi olduğu belirlenmeye çalışılmalı, yerel bilirkişiler tarafından zeminde gösterilemeyen hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, fen bilirkişisine keşfi izlemeye elverişli dayanılan tapu kaydının kapsamının işaretlendiği harita düzenlettirilmeli, bu suretle kaydın kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmelidir.
Bu şekilde yapılacak kayıt uygulaması neticesinde, dayanak tapu kaydının kapsamında kaldığı belirlenen taşınmaz bölümünün tapu malikleri lehine tespit ve tesciline karar verilmeli; kayıt kapsamı dışında kalan bölüm yönünden ise kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin dolmadığı gözetilerek açılan davanın reddine ve bu bölümün Hazine adına tesciline karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak, dosya kapsamındaki delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
- Dava konusu 341 ada 25 ve 26 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince, dayanak tapu kaydının, dava konusu 341 ada 25 parsel ... taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünü miktarı ile kapsadığı, kalan kısımda ise zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu, aynı raporda (B) harfi ile gösterilen bölümün ise davacı Hazine adına 1779 parsel numarasıyla kayıtlı bulunan tapu kaydı kapsamında kaldığı; 341 ada 26 parsel ... taşınmazın ise, tespite (tutanağa) dayanak tapu kayıt kapsamı dışında kaldığı ve yol olarak kullanıldığı kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dava konusu taşınmazlara uygulanan ve kök tapu kayıtları Haziran 1294 tarih, 14, 18 ve T.Sani 1294 tarih ve 27 sıra numaralı tapu kayıtlarının uygulamasına ilişkin mahalli bilirkişi sözleri, komşu taşınmazların tespit tutanaklarının içerikleri ve dayanakları olan kayıtlarla denetlenmediğinden soyut nitelikte, gerekçesiz sözlerden ibaret olduğu gibi, uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve eki haritanın da, keşfi izlemeye ve bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan vermemesi nedeniyle hüküm kurmak için yeterli ve elverişli olduğundan söz edilemez. Ayrıca, çekişmeli taşınmazlara ve komşu taşınmazlara ait kadastro tutanakları tüm dayanakları ile getirtilerek kök kayıtların çekişmeli taşınmaz yönünü ne okuduğu üzerinde durulmamış, kısaca usulünce tapu kayıt uygulaması yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; sağlıklı sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle, çekişmeli taşınmazların ve tüm komşu parsellere ait kadastro tutanakları, varsa dayanakları olan tapu ve vergi kayıtlarıyla birlikte getirtilmeli, davacının dayandığı tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri dosya arasına celp edilmeli, başka taşınmazlara revizyon görüp görmediği sorulup belirlenmeli, revizyon görmüşse ilgili taşınmazların kadastro tutanakları ve kesinleşmiş iseler tapu kayıtları getirtilerek dosya tamamlanmalı; bundan sonra taşınmazlar başında yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarının tümü hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak olan keşifte, davacı tarafın dayandığı tapu kaydı tesisinden itibaren tedavülleriyle birlikte okunup hudutlar yerel bilirkişilere zeminde tek tek göstertilmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkanı sağlanmalı, fen bilirkişisine, yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutlar haritasında tek tek işaretlettirilmeli; dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, davaya konu edilen taşınmazların intikali ve tasarrufu hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilirkişi ve tanıkların kayıt uygulamasına ve zilyetliği ilişkin sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli; fen bilirkişisine, yerel bilirkişi ve tanıkların gösterdiği hudutlar haritasında tek tek işaretlettirilmeli ayrıca fen bilirkişisine uygulanan tapu kaydının ve davacı Hazine’nin dayanak tapu kaydının kapsadığı alanı gösterir ve keşfi takibe imkan verir, kroki düzenlettirilmeli; tapu kaydının, varsa revizyon gördüğü parseller de göz önüne alınarak dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı tereddütsüz belirlenmeli; tutanaklara dayanak tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsadığının anlaşılması halinde, taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarında yapılan kayden intikallerin 3402 ... Kanun'un 40 ıncı maddesi uyarınca nazara alınması gerektiği düşünülmeli; dava konusu taşınmazlara dayanak tapu kayıtlarının yukarıda açıklandığı şekilde uygulanması neticesinde, çekişmeli taşınmazların bir bölümünü kapsadığının anlaşılması halinde, kayıt kapsamı dışında kalan bölümler yönünden, dosya arasında bulunan 28.06.2010 tarihli jeoloji bilirkişi kurulu raporu esas alınarak, varsa davacı Hazine’nin tapu kayıt kapsamında kaldığı belirlenen bölüm yönünden bu tapu kaydının oluştuğu tarihe kadar, davacı Hazine ve tutanaklara dayanak tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı belirlenen bölüm varsa bu bölüm yönünden ise tespit tarihine kadar zilyetlik yoluyla kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı tespit edilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, bu parsellere ilişkin hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
V. KARAR
Davalı Hazine temsilcisinin dava konusu 341 ada 15 parsel ... taşınmaza, davalı ...' nün ise 341 ada 15 parsel ... taşınmazın (B) bölümüne ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (IV.C.3.1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddi ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının dava konusu 341 ada 15 parsel ... taşınmaz yönünden ONANMASINA,
Müdahil ...’ın, dava konusu 341 ada 16 ve 19 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükme yönelik sair temyiz itirazlarının yukarıda (IV.C.3.2.a) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE,
Müdahil ...’ın, dava konusu 341 ada 16 ve 19 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (IV.C.3.2.b) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca dava konusu 341 ada 16 ve 19 parsel ... taşınmazlar yönünden BOZULMASINA,
Davalı Hazine temsilcisinin ve davalı ... vekilinin dava konusu 341 ada 17 parsel ... taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (IV.C.3.3) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca dava konusu 341 ada 17 parsel ... taşınmaz yönünden BOZULMASINA,
Davalı Hazine temsilcisinin, dava konusu 341 ada 20 (A) parsel parsel ... taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (IV.C.3.4) nolu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca dava konusu 341 ada 20 (A) parsel ... taşınmaz yönünden BOZULMASINA,
Müdahiller Hatice Balmük ve arkadaşları vekilinin, dava konusu 341 ada 21 parsel ... taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (IV.C.3.5.a) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE,
Davalı Hazine temsilcisinin, dava konusu 341 ada 21(A) parsel ... taşınmaza ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (IV.C.3.5.b) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca dava konusu 341 ada 21 (A) parsel ... taşınmaz yönünden BOZULMASINA,
Davalı Hazine temsilcisi, davalı ... vekili, müdahil ..., müdahiller ... ve arkadaşları, müdahiller ... ve arkadaşları vekilinin dava konusu 341 ada 25 ve 26 parsel ... taşınmazlara ilişkin hükme yönelik temyiz itirazlarının yukarıda (IV.C.3.6) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca dava konusu 341 ada 25, 26 parsel ... taşınmazlar yönünden BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
12.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:19:42