Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/4244
2023/5134
11 Ekim 2023
MAHKEMESİ: Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI: 1996/447 E., 1996/821 K.
KARAR: Davanın Reddi
Taraflar arasında görülen orman iddiasından kaynaklı tapu iptali ve tescil davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı Vekili dava dilekçesinde; Çanakkale ili, ...ilçesi, ... köyü, 102 ada 4 parsel ... taşınmazın çevresinin Devlet Ormanı ile çevrili olduğunu ve ormandan kazanıldığını, taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde olduğunu, ormanların zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığını beyan ederek taşınmazın orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı taraf cevap dilekçesi sunmamış, duruşmada davayı kabul etmediğini, dava konusu yerin orman ile ilgisinin bulunmadığını, açılanan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.1996 tarih, 1995/401 Esas, 1996/70 Karar ... kararı ile; dava konusu yerin 3116, 4785, 5658 ve 6831 yasalar karşısında orman sayılan yerlerden olduğu kanaatine varıldığı, bu tür öncesi orman olan yerlerin zilyetlikle iktisap edilemeyeceği gerekçesiyle davacı Hazinenin davasının kabulüyle, taşınmazın ilk tapusunun iptal edilerek Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin 27.02.1996 tarihli ve 1995/401 Esas, 1996/70 Karar ... kararına karşı davalı temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.10.1996 tarihli ve 1996/10271 Esas, 1996/12418 ... kararıyla; dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman tahdidinin 3402 ... Kadastro Kanunu (3402 ... Kanun)
-
maddesine göre yapılıp, 17.02.1993 18.03.1993 tarihleri arasında ilan edilip, davadan önce kesinleştiği, taşınmazın orman olup olmadığının, kesinleşmiş tahdit haritasının taşınmaza uygulanması ile çözümleneceği, yapılan inceleme sonunda taşınmazın tahdit sınırları dışında kaldığının uzman bilirkişiler tarafından saptandığı, Hazinenin orman savı ile açtığı davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne dair hüküm kurulmasının usul ve Kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 24.12.1996 tarihli ve 1996/447 Esas, 1996/821 Karar ... kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 24.12.1996 tarihli ve 1996/447 Esas, 1996/821 Karar ... kararına karşı davacı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili, Yargıtay'ın bozma ilamında bahsi geçen çalışmanın Orman Kadastro tespitine başlanmadan önce Orman İdaresinin kadastro çalışmasına hazırlık babında sınırlarını işaretleme işlemi olduğunu, eğer bunun orman sınırlarının kesin olarak belirlenmesi işlemi olarak anlaşılması halinde Devletin kadastrodan doğan tüm dava haklarının elinden alınmış olacağını, İlk Derece Mahkemesi'nin ilk kararında direnmesi gerekirken, hatalı bozma kararına uyarak, ret kararı vermekle usul ve yasaya aykırı bir hüküm kurduğunu açıklayarak hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu parselin orman sayılan yerlerden olup olmadığı, davacı Hazine lehine tapu iptali ve tescil koşullarının oluşup oluşmadığı istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kanun'un 4 inci maddesi.
- Değerlendirme
Kural olarak; Yargıtay bozma ilamına uyulması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yoluyla da usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün, bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme, kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (04.02.1959 tarihli ve 13/5 ... YİBK).
Kazanılmış haklar, "Hukuk Devleti" kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2. maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi, toplumsal kararlılığı ve hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez.
Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay İçtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır:
İlk Derece Mahkemesinin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 tarihli ve 21/9 ... YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır.
Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir (Hukuk Genel Kurulu'nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10 44 Esas, 2004/19 Karar ... kararı). Bu sayılanların dışında ayrıca; görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda da usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü 6. Baskı, cilt 5, 2001).
Hemen belirtilmelidir ki, maddi hata (hukuki yanılma), maddi veya hukuki bir olayın olup olmadığında veya koşul veya niteliklerinde yanılmayı ifade eder. (Dr. Ejder Yılmaz, Hukuk Sözlüğü, Doruk Yayınları, Birinci Baskı 1976, s:208). Burada belirtilen maddi yanılgı kavramından amaç; hukuksal değerlendirme ve denetim dışında, tamamen maddi olgulara yönelik, ilk bakışta yanılgı olduğu açık ve belirgin olup, her nasılsa inceleme sırasında gözden kaçmış ve bu tür bir yanlışlığın sürdürülmesinin kamu düzeni ve vicdanı yönünden savunulmasının mümkün bulunmadığı, yargılamanın sonucunu büyük ölçüde etkileyen ve çoğu kez tersine çeviren ve düzeltilmesinin zorunlu olduğu açık yanılgılardır.
Uygulamada zaman zaman görüldüğü gibi, Yargıtay denetimi sırasında da, uyuşmazlık konusuna ilişkin maddi olgularda, davanın taraflarında, uyuşmazlık sürecinde, uyuşmazlığa esas başlangıç ve bitim tarihlerinde, zarar hesaplarına ait rakam ve olgularda ve bunlara benzer durumlarda; yanlış algılama sonucu, açık ve belirgin yanlışlıklar yapılması mümkündür. Bu tür açık hatalarda ısrarla maddi gerçeğin göz ardı edilmesi, yargıya duyulan güven ve saygınlığı, adalete olan inancı sarsacaktır.
O nedenledir ki; Yargıtay, bugüne değin maddi hatanın belirlendiği durumlarda soruna müdahale etmiş; baştan yapılmış açık maddi yanlışlığın düzeltilmesini kabul etmiştir (Hukuk Genel Kurulunun 13.04.2011 tarihli ve E:2011/9 72, K:2011/99; 13.03.2013 tarihli ve E:2013/5 10, K:2013/348 ... ilamları). Nitekim, Hukuk Genel Kurulunun 23.10.2002 tarihli ve E:2002/10 895, K:2002/838; 02.07.2003 tarihli ve E:2003/21 425, K:2003/441; 13.04.2011 tarihli ve E:2011/9 72, K:2011/99; 13.03.2013 tarihli ve E:2013/5 10, K:2013/348 ... kararlarında da; maddi hataya dayalı onama ve bozma kararlarının karşı taraf lehine sonuç doğurmayacağı benimsenmiştir.
Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.07.2006 tarihli ve 2006/4 519 527 ..., 31.05.2006 tarihli ve 2006/10 307 337 ... ve 10.05.2006 tarihli ve 2006/4 230 288 ... ilamı).
Somut olayda; Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 16.10.1996 tarihli ve 1996/10271 Esas, 1996/12418 ... kararıyla; dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman tahdidinin 3402 ... Yasanın 4 üncü maddesine göre yapılıp, 17.02.1993 18.03.1993 tarihleri arasında ilan edilip, davadan önce kesinleştiği, taşınmazın orman olup olmadığının, kesinleşmiş tahdit haritasının taşınmaza uygulanması ile çözümleneceği, yapılan inceleme sonunda taşınmazın tahdit sınırları dışında kaldığının uzman bilirkişiler tarafından saptandığı, Hazinenin orman savı ile açtığı davanın reddine karara verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne dair hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de; dava konusu taşınmazın olduğu yerde yapılan orman kadastrosu 3402 ... Kanun uygulamalarına esas olmak üzere yapıldığı, ancak yapılan bu çalışmanın ilanının 6831 ... Kanunun 11. maddesine göre yapılmadığı, 3402 ... Kanun'un 4. maddesine göre arazi kadastro ekibince orman vasfındaki taşınmazlar hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği, 3402 ... Kanunun 4. maddesi hükmüne göre ilanların yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, bu çalışmayı teknik anlamda usulüne uygun olarak yapılıp ilan edilmiş orman kadastrosu kabul etmeye olanak yoktur. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapılan orman kadastro çalışmasının 3402 ... Kanuna göre yapılarak ilan edildiği tespit edilse dahi, bu çalışma orman tahdidi olarak kabul edilemez. Çünkü, 3402 ... Kanuna göre yapılan çalışmada orman alanlarının kadastral sınırları belirlenmediği için, sözü edilen askı ilanı gerçek veya tüzel kişilerin özel mülkiyete konu taşınmazlarının kadastro tespitlerine ilişkindir.
Bu nedenlerle, bu şekilde yapılan bir orman kadastro çalışması usulüne uygun ve geçerli bir orman kadastrosu olarak kabul edilemeyeceğinden, yörede bu şekilde yapılan bir orman kadastro çalışması bulunduğu ve bu şekildeki orman kadastro çalışmasının 3402 ... Kanunun 4. maddesi hükmüne göre ilan edildiği belirlense dahi, bu çalışma kesinleşmiş orman kadastro çalışması olarak kabul edilemeyeceğinden, davacı Hazinenin orman iddiasının, ilânı usûlüne uygun yapılmamış bu şekildeki çalışma ile hazırlanan tutanak ve haritaların uygulanması suretiyle değil eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının uygulanması suretiyle çözülmesi gerekir.
Açıklanan nedenlerle taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğunun kabulü yönündeki Yargıtay bozma ilamının maddi hataya dayandığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince bu durumda yapılacak iş, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 ... Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal renkli (renkli fotokopi)hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 ... Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 ... Kanun) 440/III 1 ve 2 inci maddelerine istinaden karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:21:02