Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/16502
2023/5087
10 Ekim 2023
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2017/708 E., 2020/783 K.
KARAR: İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kaş Kadastro Mahkemesi
SAYISI: 2007/3 E., 2016/81 K.
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... mirasçıları ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
-
Kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 146 ada 23, 201 ada 10, 211 ada 7, 11 ve 245 ada 2 parsel ... sırasıyla 3.411,81, 27.254.37, 2.867.49, 1.622,40 ve 1.768,37 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan; 146 ada 23 parsel ... taşınmaz, vergi kaydı, irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle payları oranında ..., ... ve ... adlarına; 201 ada 10 parsel ... taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ve ölü olduğu kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle ... adına; 211 ada 7 ve 11 parsel ... taşınmazlar, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, 245 ada 2 parsel ... taşınmaz ise irsen intikal, taksim, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle ... adına tespit edilmişlerdir.
-
Davacı ... dava dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların, müşterek muristen intikal ettiğini ve dava konusu 211 ada 7, 11 ve 245 ada 2 parsel ... taşınmazların mirasçılar arasında taksim edilmediğini; dava konusu 146 ada 23 parsel ... taşınmaz üzerine diğer mirasçıların muvafakatı ile yaklaşık 150,00 metrekarelik ev yaptığını, mirasçılar arasında yapılan taksimle taşınmazın mirasçılardan ...'a düştüğünü ve sonrasında davalı ...'a intikal ettiğini; dava konusu 201 ada 10 parsel ... taşınmazdaki hissesine karşılık mirasçılardan ...'ın murise ait başka bir taşınmazı aldığını, taşınmazın tespit maliki olan ...'ın ortakçıları olduğunu ve taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkının bulunmadığını ileri sürerek, çekişmeli 146 ada 23 parsel ... taşınmazın kadastro tespitinin kısmen iptali ile taşınmaz üzerinde bulunan yaklaşık 150,00 metrekarelik evin adına; 211 ada 7, 11 ve 245 ada 2 parsel ... taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile muris ... mirasçıları adına; 201 ada 10 parsel ... taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile kendisi ve kardeşi ... adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.
II. CEVAP
-
Davalı ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; dava konusu 201 ada 10 parsel ... taşınmazı müvekkillerinin babası ...'ın 1975 tarihinde zilyetliğin devri sözleşmesi ile ...'dan satın aldığını ve o tarihten beri taşınmazı nizasız fasılasız malik sıfatıyla kullandıklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
-
Davalı ... ve arkadaşları vekili; dava konusu 46 ada 23 parsel ... taşınmazın ... intikal ettiğini ve müvekkilleri ..., ... ve ...'a ait olduğunu, taşınmazın paylaşıldığını ve yaklaşık 40 yıldır ... ve ... tarafından kullandığını, 201 ada 7 ve 11 parsel ... taşınmazların müvekkili ...'ın murisi ...'dan intikal ettiğini ve paylaşım sonucu müvekkili ...'a düştüğünü, 80 90 yıldır müvekkili ...'ın kullandığını, 201 ada 10 parsel ... taşınmazın müvekkillerinin babası ...'ın dört ayrı şahıstan satın aldığını ve müvekkillerinin babası ve müvekkillerinin bir bütün olarak 1975 yılından beri nizasız ve fasılasız olarak kullandıklarını, 245 ada 2 parsel ... taşınmazın davacının ve müvekkilinin babası ...'la bir ilgisinin olmadığını, taşınmazın ... oğlu ...'a ait olduğunu ve Mehmet tarafından 04.10.1960 yılında müvekkili ...'a sattığını, o tarihten beri ... ve eşinin kullandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu 201 ada 10 parsel ... taşınmaz davacının babası ...'a ait ... ölümü ile 3 kardeş bir araya gelerek kendi aralarında paylaşım yaptıkları, ...'ın dava konusu taşınmazı 1965 yılları civarında satın aldığı ve satın aldığı tarihten bu yana ... ve çocukları tarafından kullanıldığı, taşınmaz üzerinde zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği; dava konusu 245 ada 2 parsel ... taşınmaz ...'ın kayınbabası ... ait ...'ın sağlığında ...'a sattığı, taşınmazı ...'ın kullandığı, dava konusu taşınmazın davacı ... ve davalı ...'ın babası ...'la bir ilgisinin olmadığı, taşınmazı ... ve eşi ... dışında kimsenin kullanmadığı, taşınmaz üzerinde zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği; tarafların ortak murisinden gelme dava konusu 211 ada 7, 11 ve 146 ada 23 parsel ... taşınmazların mirasçılar arasında yapılan taksim sonucu davalıya düştüğü, yapılan taksimle davalı ve diğer ... mirasçıları gibi davacıya da müstakil olarak kullanabileceği bir taşınmazın bırakıldığı, taksim olgusunun yaklaşık 40 yıl önce gerçekleştiği düşünüldüğünde davacının taksim hususundan kadastro tespitlerine kadar haberdar olmamasının mümkün olamayacağı, taşınmazda uzun süredir devam eden davalı adına zilyetliğin taksime kuvvetli karine teşkil ettiği, davacının kendisine düşen taşınmazları kullandığı, bir kısmını sattığı, taksim hususunda mirasçılara eşit yahut denk yer düşmesinin taksimin geçerliliği için şart olmadığı, mevcut kadastro tespitinin mirasçılar arasında yapılan ve hukuken geçerli sayılan paylaşıma uygun olduğu" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin başka babadan olan ağabeyi ...'ın, annesinin sağlığında miras hakkını alması nedeniyle annelerinin ölümünden sonra kalan malları kendilerine paylaştırdığını, bu paylaşımdan önce 1945 yılında annesi ... tarafından müvekkiline ev yapması için dava konusu 146 ada 23 parsel ... taşınmazın içerisinde bulunan ev yerini verdiğini, diğer çocuklarına ev yapmaları için başka taşınmazlar verdiğini, müvekkili ve davalının ağabeyi ...'ın gözetiminde yapılan ve dosyaya ibraz edilen krokide görüldüğü gibi ev ve önü ile yanındaki müştemilatın daha önce müvekkili tarafından yapıldığı için müvekkiline verildiğini, davalı ...'ye taksimle düşen taşınmazın dava konusu evin doğusunda yer alan taşınmaz olduğunu, davalı ... bekar olduğundan dolayı anneleri ... ile babadan kalma evde oturmakta iken evin yıkılması nedeniyle müvekkilinin şehir dışında memur olması nedeniyle müvekkilinin yaptığı eve taşındıklarını ve bu evde oturmaya devam ettiklerini, oysa davalı ...'ye de başka taşınmazda ev yeri verildiğini ve bu taşınmaz üzerine ... tarafından ev yapıldığını, dava konusu 245 ada 2 parsel ... taşınmazın eşit hisse ile müvekkili ve davalının babası ... ve amcaları ...'a ait olduğunu, davalı ... tarafından bu taşınmazda bulunan amcası Mehmet'in payını satın aldığını, ancak muris ...'nin payının paylaşılmadığını ve müvekkilinin miras payı olduğunu, 211 ada 7, 11 ve 201 ada 10 parsel ... taşınmazların 1/2'şer hisse ile müvekkili ve davalı ...'ye ait olduğunu, bu taşınmazların davalı ... tarafından sürekli kiraya verildiğini ve kira bedelinin müvekkili ve ...'nin aldıklarını, mahkemece gerek basit kroki, gerekse kardeşlerin aralarında yapmış oldukları taksim ve davalı ... tarafından imzalanan belge'ye itibar edilmediğini, davalı tarafından dinletilen tanıkların hiçbirisinin yaş itibariyle 1945 ile 1950 yıllarını bilmelerine imkan olmadığını, müvekkili ve davalı ...'nin kardeşi olan ...'ın hem davalı hem de arazilerin kimlere ait olduğunu bilebilecek tek kişi olduğunu, davalı ...'ın çocuksuz olarak vefat etmesinden dolayı ...'in davanın tarafı olduğunu, kendi hissesine miras yoluyla intikal edecek olan payının azalma olasılığına rağmen beyanları dikkate alınmadan ve söz hakkı verilmeden verilen kararın hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "çekişmeli 201 ada 10 parsel ... taşınmazın muris ... terekesine göre 3 üncü kişi durumunda bulunan ... adına tespit edildiği, davacı, murisinden geldiği ve taksim edilmediği, kardeşi ...'in buradaki payına karşılık başka yerden yer aldığı için kendisi ve kardeşi ...'ye kaldığı, davalı ... bu taşınmazı davalı yana satmış ise de satışın geçersiz olduğu iddiasıyla dava açmış ise de, tüm dosya kapsamı ile çekişmeli taşınmazın 1968 tarihinde haricen davalılar murisi ...'a satıldığı ve ayrıca 15.10.1975 tarihinde taşınmaza ilişkin davalı ... ile davalılar murisi ... arasında satış senedi de düzenlendiği, bu tarihten tespit tarihi olan 2004 yılına kadar 20 yılın çok üzerinde çekişmeli taşınmazın davalılar tarafından malik sıfatıyla zilyet edildiği ve tapusuz olan çekişmeli taşınmazda kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının davalılar lehine gerçekleştiği, bu noktada, tapusuz taşınmazda satışın geçerli olup olmaması hususunun bir öneminin kalmadığının anlaşıldığı; çekişmeli 146 ada 23 parsel ... taşınmazın tespitinin taksime dayalı olarak davalı ... ve ...'nin bazı kısımları satması neticesinde davalılar Ayşe ve Nazmiye adına yapıldığı, davacının dava dilekçesi ile muris ...'den kaldığını ve tüm mirasçıların rızası ile üzerindeki evi inşa ettiğini, daha sonra evin içinde kaldığı bölümün ise taksim neticesi kardeşi ...'e düştüğünü ve akabinde davalıya geçtiğini, davalının burada bir hakkı olmadığını bildirerek bu kısmın ifrazı ile adına tescili, olmadığı takdirde ev için muhdesat şerhi verilmesi talebiyle dava açtığı, yargılama sırasında bu yerin babalarından değil anneleri ...'den geldiğini ve ...'e ait hisse bulunmadığını ileri sürdüğü, tarafların kardeşi ...'ın 30.03.2016 tarihli dilekçe ile dava konusu taşınmazların biri hariç tamamının paylaşıldığını, annelerinin ilk eşinden olan abileri ...'in, annelerinin de rızası ile 1945 yılında paylaşım yaparak kendi payını ayırdığını, annelerinin ölümü ile de abileri ...'in yine 3 kardeşe paylaşım yaptığını, bu paylaşımda evin olduğu kısmın davacı ...'ya verildiğini, çünkü annesinin sağlığında da burayı davacıya verdiğini ve davacının buraya ev, ahır, samanlık yaptığını, sonra memur olarak buradan ayrıldığını, baba evleri yıkılınca anneleri ile beraber bu eve taşındıklarını, evlendikten sonra da bir süre burada oturduğunu, sonra evini yaparak ayrıldığını, ardından davalı ...'nin evlenerek anneleri ile burada oturduğunu ve bu kısım ile evin yanından 300 metrekare yola karşılık olan yerin davacıya ait olduğunu beyan etmiş, bundan sonra davacı vekili 06.04.2016 tarihli dilekçe ile 23 parsel içinde evin olduğu bölümün annesinin sağlığında ev yeri olarak kendisine verildiğini, bu nedenle abileri ... gözetiminde yapılan paylaşımda da davacıya verildiğini, baba evleri yıkılınca annesi ve kardeşlerinin bu eve taşındıklarını ve aslında kendisine ait olan evin tespitinin kendisinin adına yapılmadığını ve davalı kardeşi ...'ye yol için kendi dava dışı arazisinden yer vermesi nedeniyle evin güneyinden bir kısımının da kendisine bu yola karşılık verildiğini ileri sürerek iddialarını kardeşi ...'in beyanları ile aynı doğrultuda olacak şekilde güncellendiği, keşifte davacı vekilinin aynı doğrultuda beyanda bulunduğu, davalı yanın ise baştan beri dava konusu taşınmaz bölümünün taksimde kendisine düşen yer olduğu hususunda savunmada bulunduğu, krokideki yazının da davacıya ait olduğunu ileri sürdüğü, ilk derece mahkemesince yapılan keşifte yerel bilirkişilerin çekişmeli taşınmazın paylaşıldığını duyduklarını ve bildiklerinden beri davalı ... tarafından kullanıldığını, evde de ... ve annelerinin oturduğunu, davacının kapı kilidini değiştirmesi nedeniyle şu an kimsenin kullanmadığını bildirdikleri, tespit bilirkişilerinin de paylaşıldığı ve davalı ...'ye kaldığı yolunda beyanda bulundukları, davalı tanıklarının da benzer beyanlarda bulundukları, Bölge Adliye Mahkemesince talimatla yaptırılan keşifte ise yerel bilirkişinin davalı ...'nin kullanımına yönelik beyanda bulunduğu ancak evi kimin yaptığını bilmediğini söylediği, bu keşifte davalı ...'in ve tespit bilirkişilerinin önceki beyanları ile aynı doğrultuda beyan verdiğinin anlaşıldığı, esasen çekişmeli taşınmazın öncesinin tarafların anneleri ...'e ait olduğu her iki tarafında kabulünde olup, iki taraf da dava konusu taşınmaz bölümünün kendisine verildiğini iddia ettiğine göre uyuşmazlığın kime ait olduğu noktasında toplandığı, her iki tarafın da dosyaya sunduğu dava konusu taşınmaz ve çevresinin paylaşıldığı 1988 ve 1989 tarihli anlaşma senetleri ve basit kroki incelendiğinde ev olarak gösterildiği anlaşılan bölümün bu krokide kimseye ait olarak gösterilmediği, bu durumda davacının ve (aslında daha önce bu kısmın dava dilekçesinde de kardeşleri ...'e düştüğünü bildiren ve beyanından sonra onun beyanları doğrultusunda iddialarda bulunulan) bu kısmın davacıya verildiğini söyleyen tek beyan olan davalı ...'in beyanlarının kroki ile teyit edilmediği, dayanılan belgelerin sahibi lehine olabileceği gibi aleyhine de delil olabileceği, ancak bu kısmın paylaşımda davalı ...'ye düştüğüne ilişkin yukarıda yazılan yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri ile tanık beyanlarının bulunduğu, krokide bu kısmın davalı ...'ye verilen yerler içinde de gösterilmediği anlaşılmakta ise de yerel bilirkişi, tespit bilirkişisi ve tanık beyanlarına göre fiili durumun bu şekilde oluştuğu ve oluşan fiili duruma göre tespite kadar çok uzun süre davalı tarafından kullanıldığı, bu durumda artık bu kısmın fiilen tespit tutanağı içeriğinde de açıklandığı üzere paylaşıldığının kabulunün gerektiği, zaten her iki taraf da paylaşıma dayandığına göre artık taraflardan biri tarafından sürdürülen zilyetliğin tereke adına kabul edilemeyeceği, bu durumda davalı tarafından tespite kadar 20 yılın üzerinde sürdürülen zilyetliğin davalının mülkiyeti kazanmasına olanak vereceği, davacı, yerin adına tescilinin mümkün olmaması halinde ev için lehine muhdesat şerhi verilmesi talebinde de bulunmuş ise de, evin de davacı tarafından yapıldığının ispatlanamadığı ve evin yanındaki, davalıya yol için dava dışı kendi arazisinden verdiği yere karşılık olarak talep ettiği kısım için de yine taraflarca dayanılan 22.12.1989 tarihli senette, karşılık olarak tarla alındığı belirtilmiş ise de karşılık olarak alınan yerin sınırlarının ve nereden olduğunun yazılı olmadığı, davacının bu kısım yönünden de iddiasını ispatlayamadığı, davacının kendisine ait olduğunu ve üzerine ev dahi yaptığını iddia ettiği yerin dava dilekçesinde taksim neticesi kardeşi ...'e düştüğünü, ...'in ise abileri ... tarafından (kroki ile de doğrulanmayan) davacıya verildiğine yönelik beyanından sonra kendisine düştüğünü iddia etmesinin hayatın olan akışına aykırı olduğunun anlaşıldığı; çekişmeli 211 ada 7 ve 11 parsel ... taşınmazların tespitinin paylaşıma dayalı olarak davalı ... adına yapıldığı, davacının, babaları ...'den geldiği ve paylaşılmadığı iddiası ile dava açtığı, davalının taksim savunmasında bulunduğu, kardeşleri ...'in kendisinin yayladan yer alması nedeniyle buraların davacı ve davalıya kaldığını, davacı memur olduğu için hep davalının icara verdiğini ve gelirini ikisinin paylaştığını bildirdiği, keşif beyanlarında yerel bilirkişi, tespit bilirkişisi ve tanıkların paylaşım hususunu bilmemekle beraber taşınmazların çok uzun yıllardan beri icara verilmek veya ortakçılık suretiyle davalı tarafından kullanıldığını bildirdikleri, murisleri ...'nin ölüm tarihinin 1934, tespit tarihlerinin 2003 2004 yılları olduğu ve tespite kadar bir insan ömrüne yaklaşacak şekilde davalı tarafından kullanıldığı, davacı ve diğer kardeşleri ...'in de adına tutanak içeriklerinde açıkça yazılı olduğu üzere paylaşıma dayalı müstakil tespit ve tescil edilmiş parseller bulunduğu ve yine tutanak içeriklerinde bazı parsellerin 3 üncü kişilere satışından ve hibeden dahi söz edildiği, bu durumda uzun süreli kullanım, davacı ve davalı ... adına müstakilen tespit ve tescil edilen parseller ve bunların tutanak içerikleri ve taksimde eşitliğin şart olmadığı dikkate alındığında dava konusu taşınmazların paylaşıldığının kabulünün gerekeceği, her ne kadar davalı ... tarafından sürdürülen zilyetlik sonucu elde edilen icar gelirinin davacı ile paylaşıldığı iddia edilmiş ise de bunun iddia ötesine geçemediği, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklarca bu husus doğrulanmadığı gibi, bu kadar uzun zaman davalı tarafından kendisi adına da kullanıldığını ve gelirinin paylaşıldığını iddia eden ve üstelik şehir dışında çalışan davacı ve davalı arasında icar gelirinin paylaşıldığına ilişkin banka makbuzu, ödeme evrakı gibi bir belgenin davacı tarafından sunulmadığı, ayrıca bu kadar uzun süre işletilen tarladan davacıya da ödeme yapıldığının köy yerinde kimse tarafından bilinmemesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığı, en azından icarcı veya ortakçıların bu hususu bilebileceklerini; çekişmeli 245 ada 2 parsel ... taşınmazın tespitinin tarafların amcası ve davalının kayın pederi olan dava dışı ...'dan satın almaya dayalı olarak davalı ... adına yapıldığı, davacının murisleri ...'den geldiğini ve paylaşılmadığını ileri sürerek dava açtığı, davalının tespit tutanağı içeriği gibi dava dışı Mehmet'ten satın aldığı savunmasında bulunduğu, buna ilişkin satış senedine de dayandığı, sonradan davalı ... mirasçısı sıfatıyla dosyada davalı olarak da yer alan kardeşleri ...'in, dava konusu taşınmazın babaları ... ile amcaları Mehmet'ten geldiğini ve davalının yalnızca amcasının payını satın aldığını bildirdiği, keşifte yerel bilirkişi ve tespit bilirkişileri ile tanıklarca dava konusu taşınmazın öncesinin davalının kayınpederi ve amcası ... olduğunun, murisle ilgisinin bulunmadığının bildirildiği, satış senedi dava konusu taşınmazın tamamına ilişkin ise de davacı tarafından hükümden hatta istinaf dilekçesinden ve istinaf süresi de dolduktan sonra 10.11.2016 tarihli ek dilekçe ile dava konusu taşınmaz yönünden 274 tahrir numaralı vergi kaydına dayanıldığı, 20 ar miktarındaki bu kaydın paylı olarak tarafların murisleri ... ve amcaları Mehmet adına kayıtlı olduğu, dairece talimat ile yaptırılan keşifte her ne kadar bu vergi kaydı uygulanmamış ise de süresinden sonra verilen ikinci istinaf dilekçesi dikkate alınamayacağı gibi 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 357 nci maddesinin 1 inci fıkrasında açıkça belirtildiği üzere ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların Bölge Adliye Mahkemesinde dinlenemeyeceği ve yeni delillere dayanılamayacağı, esasen bu vergi kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu ve dava konusu taşınmazın öncesinin ortak muris ... ile dava dışı amcaları Mehmet olduğu kabul edilmesi halinde dahi davalı ...'nin senet tarihi olan amcası ve kayınpederi ...'dan satın alımını gösterir 1960 tarihli senedin taşınmazın tamamına ilişkin olduğu ve bu tarihten beri ve davalının taşınmaza müstakilen malik sıfatıyla zilyet olduğu, üzerine bir ev ve 2 kuyu inşa edip zilyetliğinin hiç bir itiraz ve kesintiye uğramadığı dikkate alındığında, ortak muris ... ile kardeşi Mehmet arasında taksim edilmiş olabileceğinin veyahutta dayandığı satış senedinin Mehmet'in 1/4 payına ilişkin olduğu kabul edilse bile bu durumda da tarafların murisi ...'ye ait pay yönünden murisin ölüm tarihi, zilyetlik durumu ve 211 ada 7 ve 11 parsel ... taşınmaza yönelik gerekçede açıklanan nedenlerle ... terekesinin taksim edildiğinin ve buranın davalı ...'ye isabet ettiğinin kabulünün gerekeceği, bu durumda vergi kaydının da sonuca etkili bulunmadığının anlaşıldığından, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, her ne kadar çekişmeli taşınmazlarda komisyon kararları bulunması nedeniyle tescil hükmü kurulurken komisyon kararı gibi tesciline karar verilmesi daha uygun ise de, davacının tespite itirazı sonucu komisyonun itirazı reddettiği ve zaten ilk tespite atıf yaptığı anlaşılmakla infazda bir sıkıntı yaşanması söz konusu olmadığından bu hususun düzeltilmesine gerek bulunmadığı" gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... mirasçıları ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... mirasçıları ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek, gerekçenin hukuka aykırı ve kararın hatalı olduğunu, ...'in müstakil taşınmazlar aldığını, müvekkili ile davalı ...'ın aralarında paylaşma yapmadıklarını, bu hususta ağabeyleri ...'in net beyanlarda bulunduğunu, mirasçılar arasındaki ilişkiyi mirasçıların bilebileceğini, dava konusu 201 ada 10 parsel ... taşınmazın tamamının dava konusu olmadığını, ...'ın yaptığı satışın taşınmazın bir bölümüne ait olduğunu, taşınmazın alanının ise satılan alandan daha fazla olduğunu, mahkemenin kabulünün aksine taşınmazın tamamının kullanılmadığının sabit olduğunu, mahalli bilirkişi ve tanıkların yaşları itibariyle olguları bilmelerinin imkansız olduğunu, mahkemenin kabulünün çelişkili olduğunu belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların tarafların müşterek murislerinden intikal edip etmediği, mirasçılar arasında taksim edilip edilmediği, taksimle taşınmazların davacı ve davalıya düşüp düşmediği hususlarına ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 114/1/d h, 115/2, 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri
-
Değerlendirme
-
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, davacı ... mirasçıları ... ve ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
-
3402 ... Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca, kadastro hakimi, doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorundadır.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince, kadastro tespitine yönelik davanın reddine karar verildikten sonra, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tescillerine karar verilmiş ise de, taşınmazların kadastro tespitlerine itiraz sonucunda her ne kadar kadastro komisyonunca itirazların reddine karar verilmiş ise de, çekişmeli taşınmazlardan 146 ada 23 parsel ... taşınmazın yüzölçümü kadastro tespit tutanağında 3.410,61 metrekare olarak gösterilmiş iken, kadastro komisyon tutanağında 3.411,81 metrekare olarak düzeltilerek gösterilmiş, tespit maliklerinden ...'ın payı kadastro tespit tutanağında gösterilmediği gibi paylar toplamı da gösterilmemiş, tüm tespit maliklerinin payları ve paylar toplamı kadastro komisyon tutanağında gösterilmiş; 201 ada 10, 211 ada 7, 11 ve 245 ada 2 parsel ... taşınmazların yüzölçümleri kadastro tespit tutanaklarında yazılmamış iken, kadastro komisyon tutanaklarında 201 ada 10 parsel ... taşınmazın yüzölçümü 27.254,37 metrekare; 211 ada 7 parsel ... taşınmazın yüzölçümü 2.867,49 metrekare; 211 ada 11 parsel ... taşınmazın yüzölçümü 1.622,40 metrekare ve 245 ada 2 parsel ... taşınmazın yüzölçümü ise 1.768,37 metrekare olarak gösterilmiş olup, dava konusu taşınmazların komisyon kararlarına atıf yapılmak suretiyle tescil hükmü kurulması gerekirken bu hususun göz ardı edilmiş olması doğru görülmemiştir.
Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
1.Yukarıda (V.C.3.1.) no.lu bentte yazılı nedenlerle davacı ... mirasçıları ... ve ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,
- Yukarıda (V.C.3.2) no.lu bentte yazılı nedenlerle, temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinin 3 üncü paragrafı, (2) numaralı bendinin 3 ve 4 üncü paragrafı, (3) numaralı bendinin 4 üncü paragrafı ve (4) numaralı bendinin 4 üncü paragrafında yer alan "tespit gibi" kelimelerinin hükümden çıkarılarak yerlerine; "kadastro komisyon kararı gibi tesciline" ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:21:41