Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/14343
2023/4336
13 Eylül 2023
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
SAYISI: 2019/15 E., 2020/38 K.
KARAR: Davanın reddine
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Kadastro sırasında, ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 1922 parsel sayılı 12.000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ...'ın zilyetliğinde bulunduğu ancak taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek Hazine adına tespit edildikten sonra, itiraz üzerine Kadastro Komisyonunca, davalı ... adına tespit edilmiştir.
- Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; tapu kaydına dayanarak, ... ilçesi ... Köyü 1922 parsel sayılı taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla taşınmazın adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde; vergi kaydı, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 24.06.1997 tarih ve 1994/536 Esas, 1997/268 Karar sayılı kararı ile, davanın reddine, çekişmeli taşınmazın komisyon kararı gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 24.06.1997 tarih ve 1994/536 Esas, 1997/268 Karar sayılı kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
-
Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 03.11.1997 tarih ve 1997/5392 Esas, 1997/5222 Karar sayılı ilamıyla; "davacı tarafın tutunduğu tapu kaydının tüm tesis ve tedavülleri ile haritası getirildikten sonra mahallinde yöntemince uygulanarak kapsamının belirlenmesi ve davalı lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
-
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, 10.12.2014 tarih ve 2013/66 Esas, 2014/13 Karar sayılı kararla; davanın kısmen kabulüne, dava konusu 1922 parsel sayılı taşınazın fen Bilirkişisi ...'nin 23.10.2014 tarihli raporunun eki krokisinde 1922 parsel olarak gösterilen 7360 metrekare bölümünün tarla vasfında aynı parsel numarası ile payları oranında davalı ... mirasçıları adlarına tesciline, aynı bilirkişi raporunun 1922/A ile gösterilen bölümünün parselden ifraz edilerek ve ayrı parsel numarası verilerek tarla vasfında 4640 metrekare yüzölçümlü olarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.
-
İlk Derece Mahkemesinin 10.12.2014 tarih ve 2013/66 Esas, 2014/13 Karar sayılı kararı, davacı Hazine vekili ve dahili davalılardan ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.
-
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince yapılan temyiz incelemesi neticesinde 19.06.2018 tarih ve 2018/62 Esas, 2018/3973 Karar sayılı ilamla; "Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle, yasaya ve bozma ilamına uygun gerektirici nedenlere göre davanın kabulüne yönelik karar yerinde olup Hazinenin sair temyiz itirazları yerinde olmadığı, ancak çekişmeli 1992/A harfi ile gösterilen bölüm yönünden yapılan temyiz incelemesinde, İlk Derece Mahkemesince bu taşınmaz bölümünün tutanağa dayanak vergi kaydının miktar fazlası bölüm olduğu kabul edilerek yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulamanın karar için yeterli bulunmadığı, taşınmazın vergi kayıt miktar fazlası bölüm yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi şartlarının davalılar lehine oluşması halinde zilyetlikle kazanılabileceğinin düşünülmediği, mahallinde yapılan keşif sonrası 24.07.1995 tarihinde hazırlanan ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın sınırlarının sabit olup 2. sınıf tarım arazisi olduğuna yönelik rapor düzenlenmesine rağmen bu husus üzerinde durulmadığı, taşınmazın niteliğini ve kullanım durumunu belirlemede hava fotoğraflarından usulünce yararlanılmadığı, taşınmazın kuzey, batı ve güney sınırında orman parseli bulunduğu halde yöntemince orman araştırması yapılmadığı açıklanarak, dava konusu taşınmazın tespit tarihinden 15 20 25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının Harita Genel Komutanlığından getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi, teknik bilirkişi, orman mühendisi bilirkişi ve 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılması, keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, taşınmazda imar ihya işlemi yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise imar ihyanın hangi tarihte tamamlandığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle yöntemince giderilmesi; teknik bilirkişiden, keşfi takibe elverişli krokili rapor alınması; ziraat bilirkişi kurulundan, dava konusu taşınmazın toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazın imar ihyaya konu olabilecek yerlerden olması halinde imar ihyaya konu olmaya başladığı ve imar ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınması; orman mühendisi bilirkişisinden, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığını bildirir, orman yasaları karşısında taşınmazın durumunu açıklar, ayrıntılı rapor alınması; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiden ise, yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik üç adet hava fotoğrafının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmazda imar ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcı, şekli ve süresini belirtir şekilde rapor alınması ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek, davalı taraf lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahalli bilirkişi beyanlarının zeminle uyumlu olması nedeniyle dava konusu 1922 parselin davalılara ait 3445 sayılı vergi kaydı kapsamında kaldığı, satış senedinin de vergi kaydı ile uyumlu olduğu, harita mühendisi bilirkişinin raporuyla ve mahalli bilirkişi beyanlarıyla 1323 tarihli ve 312/13 sıra numaralı padişah tapusu kapsamında kalmadığının tespit edildiği, orman sayılan yerlerden olmadığı, orman toprağı vasfı taşımadığı, toprak yapısının kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, bu haliyle zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu, mahalli bilirkişiler tarafından 1922 parselin ... ve mirasçıları tarafından tesis kadastrosunun yapıldığı 1983 yılından önceki 20 yılı aşkın süre boyunca nizasız fasılasız kullanıldığının beyan edildiği, dava konusu taşınmazı ve çevresini kapsayan 1957,1965, 1975 ve 1982 tarihli hava fotoğraflarında yapılan incelemede 1922 parselin tarım arazisi olarak kullanıldığının tespit edildiği, bu haliyle dava konusu 1922 parselin 7360 metrekaresinin davalılara ait vergi kaydı kapsamında kaldığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesine göre geriye kalan 4640 metrekare itibariyle davalı ... tarafından kadastro tespitinin yapıldığı 1983 yılından önceki 20 yılı aşkın süre boyunca malik sıfatıyla zilyet olunduğunun mahalli bilirkişi beyanları, ziraat bilirkişisi raporu ve hava fotoğrafları ile ispatlandığı ve kuru arazideki 100 dönüm şartını miktar bakımından aşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine, çekişmeli 1922 parsel sayılı taşınmazın ... Kadastro Müdürlüğünün 25.05.1992 tarih ve 90 karar sayılı komisyon kararı gibi tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın dayanak tapu kayıt kapsamında kaldığını ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile kazanılamayacağını bildirmiş ve resen araştırılacak hususlarla birlikte hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmaz üzerinde davalı lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13,14,17,18 inci maddeleri,
- Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:36:13