Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/1708

Karar No

2023/4066

Karar Tarihi

4 Temmuz 2023

MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2013/10 E., 2019/4 K.

KARAR: Davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda davacılar ... ve arkadaşlarının davasının reddine; bir kısım parseller yönünden davalı Hazinenin davasının kabulüne; bir kısım parsellerin davalı gerçek kişiler adlarına tescillerine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ..., ... ile ... mirasçısı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak; davalı Hazine vekili ve davalılar ... ve müşterekleri vekili tarafından ise duruşma istemsiz olarak temyiz edilmiş olup dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.05.2023 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden taraftan Hazine vekili Avukat ... ile davacı mirasçısı ... ve müşterekleri vekili Avukat ... geldiler. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü.

I. DAVA

  1. Kadastro sırasında; Diyarbakır ili ... ilçesi ... (... ada 97); ... (... ada ...); ... (... ada ...); ... (125 ada 104); ... (125 ada 105); 179 (125 ada 100); 180 (125 ada 107); 181 (125 ada 90); 182 (125 ada 99); 183 (125 ada 98); 184 (125 ada 91); 215 (125 ada 106); 136 (111 ada 2); 137 (111 ada 3); 133 (125 ada 13); 134 (111 ada 1) ve 193 (125 ada 66) parsel numaralı taşınmazlardan 193 parsel 3.2.1973 tarih ve 3 sıra nolu tapu kaydı; 133, 134, 136 ve 137 parseller 03.02.1976 tarihli ve 1 nolu tapu kaydı;173 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 ve 215 parsel sayılı taşınmazlar ise 03.02.1976 tarih ve 2 sıra nolu tapu kaydının kapsamında kaldıkları ilgili sütunlarına yazılmak suretiyle kadastro tespit gününden önce genel mahkemede dava konusu olduklarından bahisle malik haneleri açık bırakılarak tespit edilmiştir.

  2. Davacılar ..., ... ve ... 05.07.1976 tarihli dava dilekçelerinde özetle; kendilerine ait 03.02.1976 tarihli ve 1 ila 4 sıra nolu tapu kaydı kapsamında kalan yerlere davalılar ... ve müşterekleri tarafından elatıldığı iddiasıyla men'i müdahale davası açmış; iş bu dava Asliye Hukuk Mahkemesinin 1976/52 Esas numarasına kaydedildikten sonra; 1978 yılında yörede kadastro çalışmalarının başlaması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.

  3. Davacı ...; 25.06.1979 tarihli dilekçesinde özetle; çekişmeli 193 parsel sayılı taşınmaza yönelik olarak ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescili istemiyle açmış olduğu dava; davacılar ..., M. ... ve ... tarafından açılan yukarıda (2) nolu bentte yazılı dava ile birleştirilmiştir.

  4. Davacı (... oğlu) ..., kadastro tespit gününden Hazine, ..., (... oğlu) ... ile ... aleyhine açtığı 09.03.1966 tarihli dava dilekçesinde özetle; hudutlarını bildirdiği taşınmazların ırsen intikalen kendisi ve kardeşi ... 'ya intikal ettiği gerekçesiyle vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak tescil istemiyle dava açmıştır.

  5. (... oğlu) ... ve (... oğlu) ...; davacı ... tarafından açılan tescil davasına 08.03.1966 tarihli dava dilekçeleri ile 08.03.1966 tarihli 1 ila 5 numaralı tapu kayıtlarına ve vergi kayıtlarına dayanarak müdahil olmuşlardır.

  6. Davacı ... ; 04.04.1967 tarihli dava dilekçesinde özetle; 1937 ve 1938 tarihli vergi kayıtları ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 1966/22 Esas sayılı dava dosyasında bildirilen taşınmazların yarı hissesinin kendi adına; yarı hissesinin de kardeşi ... adına tescili istemiyle dava açmış ve iş bu dava ...'nın davası ile birleştirilmiş olup yapılan yargılama sonucunda ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.12.1971 tarihli ve 1966/22 Esas, 1971/138 Karar sayılı kararı ile teknik bilirkişi raporunda 1 2 ve 3 ile gösterilen taşınmazların 1/2 şer hisselerle davacı ... ile ... adına müştereken tesciline karar verilmiş; iş bu kararın temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.02.1973 tarihli ve 1972/7736 Esas, 1973/966 Karar sayılı kararı ile "... Krokinin 2 ve 3 numaralarında yazılı gayrimenkuller hakkındaki hükmün onanmasına; 1 numaralı gayrimenkulün ise yüzölçümünün 133800 metrekare olup dayanak vergi kaydının 9190 metrekare olduğu, 100 dönüm ilavesi ile tescil kararı verilmesi gerekirken fazlaya tescil kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu.." gerekçesiyle hükmün bu (1) numaralı taşınmaz yönünden bozulmasına karar verilmiş ve dosya görevsizlik kararıyla Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve davacılar ..., ... ve ... tarafından açılan dava dosyası ile birleştirilmiştir.

II. CEVAP

Aktarılan men'i müdahale davasının davalıları ... ve müşterekleri vekili cevap dilekçesinde; çekişmeli taşınmazların 50 60 senedir müvekkillerinin zilyet ve tasarrufunda bulunduğu, çekişmeli taşınmazlara uyan vergi kayıtlarının da olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 16.01.2019 tarihli ve 2013/10 Esas ve 2019/4 Karar sayılı kararı ile "davacılar ... ve müştereklerinin dayandığı 03.02.1976 tarihli ve 1, 2, 3, 4 sıra nolu tapu kayıtlarının ... 1279 tarih 104 ila 107 varak numaralı kayıtlardan intikalen geldiği, tapu kaydının ilk tesis tarihi ile 1976 yılı arasında intikal görmemiş olduğu, 1976 yılında mirasçı sıfatıyla davacılar adlarına intikal eden tapu kayıtlarının 1515 sayılı yasa hükümleri kapsamında hukuki kıymetini yitirmiş olduğu gibi ayrıca dayanak tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazlara ait olduğunun da yapılan keşif ve uygulamalarla ispat edilemediği, dava konusu 136, 137, 133, 134, 193 taşınmazların ise vergi kayıt malikleri olan davalı şahısların tasarruf ve zilyetliği altında bulunduğu ve zilyetliklerinin tespit tarihine kadar 20 yılı aşkın süre devam etmiş olduğu, davacıların taşınmazlara hiçbir suretle tasarruf ve zilyet olmadıkları, dava konusu 173, 175, 176, 177, 178, 179, 180, 181, 182, 183, 184,215 nolu parseller yönünden ise bu taşınmazlar üzerinde kadastro tespit tarihine kadar hiç bir tarımsal faaliyet bulunmadığı, kadastro tespit tarihinden sonra davalılar tarafından içlerindeki taşlıkların temizlenmesi suretiyle sürülüp ekilmeye başlanıldığı, kadastro tespitinden geriye doğru davacı ve davalıların herhangi bir tasarruf ve zilyetliklerinin bulunmaması nedeniyle bu parsellerin açık bulunan malik tablosunun maliye hazinesinin adına tescili gerektiği..." gerekçesiyle davacılar ..., ..., ... ve arkadaşlarının davalarının reddine; dava konusu olan 173 (125 ada 97 parsel); 175 (125 ada 101 parsel) 176 (125 ada 103 parsel), 177 (125 ada 104 parsel), 178 (125 ada 105 parsel), 179 (125 ada 100 parsel); 180 (125 ada 107 parsel), 181 (125 ada 90 parsel), 182 (125 ada 99 parsel), 183 (125 ada 98 parsel), 184 (125 ada 91 parsel) ve 215 (125 ada 106 nolu parsel) nolu parseller yönünden davalı Hazinenin talebinin kabulü ile Hazine adına; çekişmeli 136 (111 ada 2 nolu parsel) nolu parselin ... oğlu ... adına; 137 (111 ada 3 nolu parsel) nolu parselin ... oğlu ... adına; 133 (125 ada 13 nolu parsel) ve 134 (111 ada 1 nolu parsel) nolu parsellerin Tahir oğlu ... Karaaslan adına; 193 (125 ada 66 nolu parsel) nolu parselin ... oğlu ... 'nın mirasçıları adına hükümde gösterilen paylarla tapuya tesciline karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar ..., ... ile ... mirasçısı ... vekili tarafından duruşma istemli olarak; davalı Hazine vekili ve davalılar ... ve müşterekleri vekili tarafından ise duruşma istenmeksizin temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

  1. Davalı Hazine vekili, çekişmeli 136, 137, 133, 134, 193 nolu parseller bakımından verilen kararın eksik araştırma ve incelemeye dayandığını, eski tarihli hava fotoğraflarının uygulanması gerekirken uygulanmadığını; dava konusu taşınmazların yer yer taşlık kayalık olduğu gayrısabit ve genişletilmeye müsait olup Hazine adına tesciline karar verilen taşınmazlarla aynı özellikleri ihtiva ettiğini; temyizlerine konu iş bu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve imar ihyaya konu edilmediğini öne sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.

  2. Davacılar ... ve müşterekleri vekili; çekişmeli taşınmazların dayanakları 03.02.1976 tarihli ve 1, 2, 3 ve 4 sayılı tapu kayıtları kapsamında kaldığını, kadastro tespiti sırasında uygulanan müvekkiller ile murislerine ait tapu kayıtlarının dava konusu taşınmaza uyduğunun fen bilirkişi raporu ve eki krokilerle sabit olduğunu, tapu kayıtlarının hukuki kıymetini yitirdiği şeklindeki gerekçenin doğru olmadığını, hukuki kıymetini koruduğunu; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1966/22 Esas sayılı dosyada yapılan keşifte müvekkillerin murislerinin tapulama öncesi taşınmazlara zilyet olduğunun belirlendiğini; ... Köyünün tüzelkişiliğinin sona ermesi nedeniyle Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile ... Belediyes'nin davaya dahil edilmesi gerekirken davaya dahil edilmeden hüküm verilmesinin hatalı olduğunu öne sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.

  3. Davalılar ... ve müşterekleri vekili; bir kısım taşınmazların Hazine adına tesciline karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkili ... tarafından 1966/22 Esas nolu dosyada açılan tescil davası sonucunda lehine karar verildiğini ve bu karar kesinleştiği halde tescil kararı tapuya gönderilmediğinden niza konusu taşınmazların tapularının çıkarılamadığını; bu taşınmazların davaya konu ve kadastroca 181 ve 183 nolu parsel olarak tespit gören taşınmazlar olduğunu; bu parseller yönünden tefrik kararı verilmesi gerekirken verilmediğini, Hazine tarafından herhangi bir talep olmadan ve davada da taraf olmadan mahkemenin Hazine adına tescil kararı vermesinin hatalı olduğunu; ayrıca dayandıkları 1938 tarih 35 tahrir nolu vergi kaydının da keşifte uygulanmadığını, bu vergi kaydının Hazine adına tesciline karar verilen parselleri kapsadığını; dava konusu taşınmazların tespitten geriye doğru 30 yıl boyunca müvekkilleri olan davalıların zilyedliğinde ve tasarrufunda olup zilyedlikle edinme koşullarının gerçekleştiğini; hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılmamasının hatalı olduğunu öne sürerek Hazine adına tesciline karar verilen taşınmazlar yönünden hükmün bozularak müvekkilleri adlarına tesciline karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, Genel Mahkemeden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 27 nci maddesi uyarınca devredilen kadastro tespitine itiraz davasıdır.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13, 14, 17, 18, 20, 27 ve 30/2 nci maddeleri.

  1. Değerlendirme

  2. Dava konusu 173 175 176 177 178 179 180 182 183 ve 215 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yapılan incelemede; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve müşterekleri vekili ile davacılar ... ve müşterekleri vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden bu parseller yönünden verilen hükümlerin onanmasına karar vermek gerekmiştir.

  3. Tüm tarafların çekişmeli 136, 137, 133, 134, 181, 184 ve 193 parsel sayılı taşınmazlara yönelen temyiz itirazlarının incelenmesine gelince: Mahkemece, dava konusu taşınmazların vergi kayıt malikleri olan şahısların tasarruf ve zilyetliği altında bulunduğu ve zilyetliklerinin tespit tarihine kadar 20 yılı aşkın süre devam etmiş olduğu, davacıların taşınmazlara hiçbir suretle tasarruf ve zilyet olmadıkları, davalarına dayanak yaptıkları 03.02.1976 tarihli ve 1, 2, 3, 4 sıra nolu tapu kayıtlarının ... 1279 tarihli ve 104 ila 107 varak numaralı kayıtlardan intikalen geldiği, tapu kaydının ilk tesis tarihi ile 1976 yılı arasında intikal görmemiş olduğu, 1976 yılında mirasçı sıfatıyla davacılar adlarına intikal eden tapu kayıtlarının hukuki kıymetini yitirmiş olduğu ve zilyetlik ile birleşmediği, tapu kaydında okunan sınırların dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklarca bilinemediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.

Dava konusu taşınmazlar hakkındaki dava, henüz kadastro mahkemesine devredilmeden önce 16.10.1977 tarihli keşifte zilyetlik konusunda herhangi bir beyan alınmamış olup davacıların dayandığı 03.01.1976 tarihli ve 3 sıra numaralı tapu kaydının yapılan uygulaması ve bu uygulama sonucu düzenlenen Fen Bilirkişi ... raporunda belirtilen tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu bildirilmiş ve raporda sabit sınır sayılabilecek ... Caddesi gösterilmiş; iş bu tapu kaydı ise kadastro çalışmaları sırasında dava konusu 193 parsel sayılı taşınmaza uygulanmıştır. Ne var ki; 193 parselin dört tarafı 266 sayılı mera parseli ile çevrili olup taşınmazın kadastral krokisinde herhangi bir yol görünmediğinden bu tapu kaydının 193 parsele ait olmadığının kabulü zorunludur.

Yine davacıların dayanmış olduğu 03.02.1976 tarihli ve 1 nolu tapu kaydı 1977 tarihli keşifte; çekişme konusu taşınmazlara uygulanmış olup dinlenen mahalli bilirkişilerce tapu kaydının hudutlarında okunan ... tarlasının, çekişmeli taşınmazların doğusunda bulunduğu bildirilmiş olup keşif sonucu düzenlenen Fen Bilirkişi ... raporunda da 1 nolu krokide bahse konu tapunun bu yere ait olduğu belirtilmiş olup davalı taraflarca dava konusu bu yer üzerinde bir hakları ve zilyetlikleri bulunmadığı keşifte beyan edildiğine göre; tapu kaydının uzunca bir süre tedavül etmemesi nedeniyle hukuki kıymetini kaybettiğinden bahsedilemez. Belirtilen bu tapu kaydı, kadastro çalışmaları sırasında 133 134 136 137 parsel sayılı taşınmazlara revizyon görmüş olup Mahkemece 2018 tarihinde yapılan keşifte ise bu kez tapu hududunda bulunan ... tarlası bilinemediğinden 1 sıra numaralı tapunun bu yere ait olmadığı kabul edilmiş ise de; keşifler arasında tapu uygulaması bakımından çelişki doğduğu halde bu çelişki giderilmemiş; yine mahkemece Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan keşifte tapu uygulaması bakımından alınan beyanlar ve bilirkişi raporu tartışılıp değerlendirilmemiş; hangi nedenle son keşifte alınan beyanlara üstünlük tanındığı açıklanmamıştır.

Yine mahkeme gerekçesinde 1938 tarihli ve 46 ve 47 tahrir nolu vergi kaydının çekişmeli 136 137 133 134 193 parsel sayılı taşınmazlara ait olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; 2018 tarihli keşifte dinlenen 1947 doğumlu mahalli bilirkişi, kendisinin çocukluğunda arazinin öküzlerle sürüldüğü için bir kısmının taşlık olduğunu, traktörün 35 40 sene öncesi (keşif tarihine göre 1978 1983 yılları arası) köye geldiğini beyan etmiş olup bu beyanına göre; aktarılan dava tarihi olan 1976 yılından geriye doğru taşınmazın tamamı yahut bir bölümü üzerinde lehlerine hüküm verilen kişiler yahut maliki evvelleri yönünden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile mülk edinme koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda alınan beyanlar uyuşmazlığı çözmeye elverişli olmadığı gibi; bir yerin niteliğini ve kullanım şeklini belirlemek hususunda en sağlıklı yöntem hava fotoğrafları olduğu halde; hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılmamış; keşif sonucu düzenlenen zirai bilirkişi raporunda da taşınmazların güncel durumları değerlendirilmiş; ayrıca çekişmeli 193 parselin dört tarafı; 133 parselin güney ve doğu hudutlarında mera arazisi olduğu halde, meradan açılıp açılmadığı taşınmazın meradan ayrılıp ayrılmadığını, ayrılmış ise ne şekilde ayrıldığını, taşınmazın geçmişteki ve şimdiki niteliğini ve kullanım şeklini açık bir şekilde ortaya koymayan, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmiştir.

Ayrıca 2018 tarihli keşif zaptının incelenmesinde 181 ve 184 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde keşif yapılmaksızın hüküm kurulmuş; birleşen dosya davacısı ...'ın çekişmeli 193 parsel sayılı taşınmaza açmış olduğu dava hakkında ise; onun bakımından olumlu olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.

Hal böyle olunca; öncelikle 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (6360 sayılı Kanun) uyarınca Diyarbakır ilinin mülki sınırlarının Büyükşehir Belediyesi sınırı olarak belirlendiği, Büyükşehir Belediyesi sınırlarındaki köy ve belde belediyelerinin tüzel kişiliklerinin sona erdiği dikkate alınarak Diyarbakır Belediye Başkanlığı ile ... Belediye Başkanlıkları da davaya dahil edilerek husumetin yaygınlaştırılması sağlandıktan sonra; çekişmeli taşınmazların aktarılan dava tarihinden 15 20 25 yıl öncesine ait, farklı dönemlerde çekilmiş en az 3 adet hava fotoğrafı ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları getirtilip, dosyaya konulduktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan ve aynı köy ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ile teknik fen bilirkişisi hazır olduğu halde yeniden keşif icra edilmeli ve bu keşifte mahalli bilirkişi ve tanıklara öncelikle 133 134 136 137 parsel sayılı taşınmazların tespitine esas 1 numaralı tapu kaydı okunarak; bu tapu kaydında yer alan "Salih Tarlası"nın neresi olduğu tereddütsüz olarak saptanmalı; bu hususta 16.10.1977 tarihli keşif beyanları ile bu keşif sonucu düzenlenen Fen Bilirkişi ... raporundan da faydalanılmaya çalışılmalı; yine çekişmeli 181 ve 184 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde de usulünce keşif yapılarak; bu taşınmazlara kadastro tespiti sırasında uygulanan ve değişebilir sınırlar ihtiva edip miktarınca (16.000 m2) geçerli bulunan 03.02.1976 tarihli ve 2 sıra numaralı tapu kaydında yer alan "Kani Tunik" caddesi belirlenmeye çalışılmalı ve bu hususta 16.10.1977 tarihli keşif beyanları ile bu keşif sonucu düzenlenen Fen Bilirkişi ... raporundan da yararlanılarak uyması halinde miktarınca kapsam tayin edilmeli; bundan sonra; çekişmeli taşınmazların aktarılan dava tarihinden evvel kim tarafından hangi tarihten beri ne şekilde kullanıldığı, taşınmazların tamamının mı yoksa bir bölümünün mü kullanıldığı; belirli bölümleri kullanılıyorsa bu bölümlerin nereler olduğunun gösterilmesi istenmeli ve gösterilen bu bölümlerin kroki üzerinde işaretlenmesi teknik bilirkişiden istenerek keşfi takibe imkan sağlanmalı; taşınmazların tamamının yahut bir bölümünün öncesinin mer’a olup olmadığı hususlarında olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, bilgi alınırken 193 parsel sayılı taşınmazın dört hududunun; 133 parsel sayılı taşınmazın ise iki hududunun mera olarak sınırlandırılan taşınmazlarla çevrili olduğu özellikle dikkate alınmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkiler giderilmeye çalışılmalı; taşınmazların görüntüsü ve mer’a ile aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı hususlarındaki mahkeme gözlemi keşif tutanağına aynen yansıtılmalı; teknik bilirkişiye, keşfi takibe imkan verir kroki düzenlettirilmeli; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmaz bölümünün değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarının da yer aldığı, taşınmazın önceki ve mevcut niteliğini, ne kadar süreden beri hangi vasıfla kullanıldığını, taşınmazın toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve diğer yönlerden mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığını, taşınmazın meradan açılan bir yer olup olmadığını, meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, taşınmaz üzerinde ekonomik amaca uygun zilyetlik bulunup bulunmadığını açıklayan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişisine hava fotoğrafları üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle, çekişmeli taşınmaz bölümünün ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığını ve kullanımın hangi tarihte başladığını, taşınmaz bölümünün niteliğini, kullanım durumunu ve zilyetlik süresini kesin olarak belirleyen ayrıntılı rapor hazırlattırılmalı; taşınmaz bölümünün zilyetlikle kazanılabilecek nitelikte bir taşınmaz olduğunun tespiti halinde, aktarılan dava tarihine kadar zilyetlikle kazanma şartlarının kimin lehine oluştuğu 3402 sayılı Kanun'un (3402 sayılı Kanun) 30/2 nci maddesi de dikkate alınarak kesin olarak belirlenmeli; dava konusu taşınmazların yahut bazı bölümlerinin evveliyatında olduğu sonucuna varıldığı takdirde, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukuken değer taşımayacağı gözetilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince belirtilen şekilde yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan hüküm tesisi isabetsiz olup tarafların hükme yönelen temyiz itirazları yerindedir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Çekişmeli 173 175 176 177 178 179 180 182 183 ve 215 parsel sayılı taşınmazlar yönünden (IV.C.3.1) nolu bentte açıklanan nedenlerle verilen İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

2.136, 137, 133, 134, 181, 184 ve 193 parsel sayılı taşınmazlar yönünden (IV.C.3.2) nolu bentte açıklanan nedenlerle 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 8.400,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Hazineye verilmesine,

Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

04.07.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkarartemyizvı.kararımahkemesionanmasınaderecebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 16:44:05

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim