Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/11972
2023/3412
1 Haziran 2023
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
SAYISI: 2017/16 E., 2019/11 K.
KARAR: Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine ve mera sınırlandırmasına itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince son bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ..., davalı Hazine vekili ve dahili davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
-
Davanın konusu; ... ili ... ilçesi ... Köyü ... Mevkii 101 ada 6 ve 7 parsel ... taşınmazlar sırasıyla 6.689,21 m2 ve 4.026,20 m2 yüzölçümleri ve tarla nitelikleri ile 6 ... parsel ..., 7 ... parsel ... ve müşterekleri adına tespit edilmişse de mera komisyonu tarafından mera itirazında bulunulması üzerine Kadastro Komisyonunca itirazlar kabul edilerek mera olarak sınırlandırılan taşınmazlara ilişkindir.
-
Asıl dava davacısı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu 101 ada 7 parselin mera olarak sınırlandırılmasının haksız olduğunu ileri sürerek tespitin iptali ile murisi ... mirasçıları adına tescilini talep etmiştir. Müdahiller ... ve ...; ... mirasçıları olduğundan ...’in açmış olduğu davaya katılma taleplerinin kabulüyle kadastro tespitinin iptali ile ... mirasçıları adına tespit ve tescil istemiştir.
-
Birleşen dava davacısı ... dava dilekçesinde; dava konusu 101 ada 6 parselin mera olarak sınırlandırılmasının haksız olduğunu ileri sürerek tespitin iptali ile adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... cevap beyanında; davacı ... ile kardeş olduklarını, babaları ... ... vefatından sonra beş kardeşin bir araya gelerek fiilen bölüştüklerini, taşınmazı meyve ağacı dikerek kullandığını, kadasro tespitinin iptali ile hissesi oranın adına tescilini talep etmiştir. Davalı ... 11.07.2018 tarihli dilekçe ile dava konusu 101 ada 7 parselin tesciline karar verilirken taşınmazın 1.700 m2 sinin ..., 1.140 m2 sinin ..., 830 m2 sinin ..., 490 m2 sinin ... ve 160 m2 sinin ... adına olacak şekilde rızai taksim uyarınca tescilini talep etmiş ise de 19.12.2018 tarihli dilekçesinde bu talebinden vazgeçtiğini, babası ... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 13.02.2019 tarihli duruşma beyanında ise bu talebinden de vazgeçerek rızai taksim uyarınca adın tescilini istemiştir.
2.Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın taşınmazın mera vasfında olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
3.Davalı Köy Tüzel Kişiliği temsilcisi Muhtar ... ...; taşınmazların mera olmadığını, taşınmazın davacı hüküm ve tasarrufunda olduğunu beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 29.04.2014 tarihli ve 2013/30 Esas, 2014/149 Karar ... kararı ile tüm bu açıklamalar ışığında davacıların iddialarını ispat ettikleri, keşif, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, İlk Derece Mahkemesine sunulan teknik bilirkişi raporları, davaya konu 101 ada 6 parsele ilişkin olduğu iddia edilen 1938 tarihli tapu kaydının zemine uyması, bu durumun fen bilirkişi raporu ile de teyit edilmesi, bu hali ile her iki taşınmazın da mera vasfında olmadığı, gerek toprak yapısı gerekse üzerindeki bitki örtüsü itibariyle merayla bir ilgisinin bulunmadığı, uzun yıllardan beri ekilip sürülen sulu tarım arazisi vasfında olduğu, her iki taşınmaz üzerinde de yaşlı ceviz ağaçlarının bulunduğu, davaya konu taşınmazlara ilişkin olarak tahsisli mera kaydının bulunmadığı, taşınmazlar çevresinde de tahsisli meranın var olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile; ... ili ... ilçesi ... Köyü ... Mevkiinde kain 101 ada 6 parsel ... taşınmaz üzerinde bulunan mera sınırlandırılmasının iptali ile bu yerin tespit gibi ... oğlu ... adına tapuya kayıt ve tesciline, aynı yer 101 ada 7 parsel ... taşınmaz üzerinde bulunan mera sınırlandırılmasının iptali ile bu yerin kadastro tespiti gibi ... oğlu ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline, kararın kesinleşmesinden sonra dosyanın gereği için ... Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiştir.
IV . BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 10.05.2017 tarihli ve 2015/16502 Esas, 2017/4218 Karar ... ilamı ile dava konusu taşınmazların mera sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşıldığı ancak; İlk Derece Mahkemesince yazılı biçimde davanın kabulüne karar verilmiş ise de eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiği, taşınmazların sınırında orman parseli olduğu anlaşılmasına rağmen, taşınmazın eylemli orman niteliğinde olup olmadığı, öncesinin orman olup olmadığı veya orman içi açıklık olup olmadığı memleket haritaları, amenajman planları ve hava fotoğrafları üzerinde yöntemine uygun şekilde araştırılmadığı, 6 parsel ... taşınmaz yönünden davacının dayandığı 1938 tarih ve 90 sıra numaralı tapu kaydının ilk tesisi ile birlikte tüm tedavüllerinin dosyaya getirtilmediği, revizyon görüp görmediği, revizyon görmedi ise nedeninin sorulmadığı, 40/100 dönüm norm kısıtının araştırılmadığı gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüzel kişiliği sona ... ... Köyü Tüzel Kişiliği yerine, ... ile ... davaya dahil edildiği, davacı ... tarafından dayanılan 1938 tarihli, 90 sıra numaralı tapu kaydının getirtildiği, revizyon görüp görmediğinin Tapu Müdürlüğü ile Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulduğu, davadaki tarafların adına aynı çalışma bölgesinde belgesizden tespit olunan taşınmazların araştırıldığı, komşu parsel tutanakları, ilgili hava fotoğrafları ve memleket haritalarının getirtildiği; yerel bilirkişiler, taraf tanıklarının beyanları ile iki orman bilirkişi, bir ziraat bilirkişi, bir fen bilirkişi, bir jeoloji mühendisi ile mahallinde keşif yapılarak alınan denetime elverişli raporlara göre taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu, yine davacı ... tarafından dayanılan tapu kaydının dava konusu taşınmaza uyduğu, bu kaydın maliki olarak görünen ... Çakır'ın, davacı ...'ın babası olduğu; bu kaydın kuzey hududunda belirtilen "... ..."nın ise asıl dava davacısının babası ...'in, babası olduğu, dava konusu taşınmazların mera sayılmayan yerlerden olduğu, bozma öncesi alınan 11.03.2014 havale tarihli ziraat bilirkişi raporundan anlaşılmış olup; esasen bu hususun da Yargıtay bozma ilamında da doğrulandığı, öncesinde dere yatağı olmadığı, uzun yıllar tarla vasfıyla kullanılan taşınmazlar olduğu yine 101 ada 6 parsel ... taşınmazın davacı ... tarafından dayanılan tapu kaydı kapsamında kaldığı, bu kayıtta davacının babasının malik olarak gösterildiği görülmüştür. Davacı ...'ın davasını ispatladığı, tescil koşullarının oluştuğu davacı ... ve müdahillerin de davalarını ispatladığı; ... ve mirasçıları adına aynı çalışma bölgesinde 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 14 üncü maddesinde belirtilen sınırlamaları aşan miktarda taşınmaz da tespit edilmediği, zilyetlik şartının sağlandığı, her ne kadar ... mirasçılarından ...’ın, 23.10.2018 havale tarihli dilekçesinde; taşınmazın, mirasçılar arasındaki rızai taksim uyarınca dilekçeye ekli krokideki miktarlara göre kendisine daha fazla pay düşecek şekilde tescilini talep etmişse de, ...’in diğer mirasçılarının beyanları ve tüm mirasçıların rızasıyla yapılmış bir taksimi gösterir bir belgenin bulunmaması nedeniyle rızai taksimin varlığının ispatlanamadığı, taşınmazların kamulaştırılarak, 23.10.2014 tarihinden itibaren Güneşli Barajı suları altında kaldığı anlaşıldığından; ilgili kamulaştırma evrakları getirtilmiş, Devlet Su İşleri 2. Bölge Müdürlüğü'ndan baraj için hangi tarihte su tutulduğu, baraj gölündeki kısmi çekilme ile dava konusu taşınmazların su yüzüne çıkıp çıkmadığı, dava konusu taşınmazlar ile komşu taşınmazların kıymet takdirlerinin yapılıp yapılmadığı, baraj gölü suları altında kalmadan evvel fotoğraflama yapılıp yapılmadığına ilişkin hususların araştırıldığı; ...’nün de davaya dahil edildiği, taşınmazlar yargılama sırasında baraj suları altında kaldığından tescil hükmü yerine, mülkiyetin tespitine karar verildiği gerekçesiyle davacı ... tarafından açılan asıl davada, davacı ve müdahillerin davalarının, davacı ... tarafından açılan birleşen davanın kabulüne, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Mevkii 101 ada 7 parsel ... taşınmazın 40 pay kabul edilerek, 8 payının ..., 8 payının ..., 8 payının ..., 8 payının ..., 2 payının ..., 3 payının ..., 3 payının ...'ın mülkiyetinde olduğunun, aynı yer 101 ada 6 parsel ... taşınmazın ... 'ın mülkiyetinde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı asıl dava davalısı ..., davalı Hazine vekili ve dahili davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
-
Asıl dava davalısı ... temyiz dilekçesinde; taksim neticesinde davalıya kalan kısımdaki ağaçlarının sayısının ve yaşının DSİ tarafından rapor altına alındığını, İlk Derece Mahkemesince bu raporun getirilmediğini, taksimin tapulama ve orman kadastrosundan önce yapıldığını, çalışmalarda ... ve diğer davalıların yerlerinin büyük kısmının ormanda kaldığını, kendisine düşen yerin ise az bir kısmının kaldığını bu durumu fırsat bilen davacının tapulamayı fırsat bilerek eşit olduğunu gerçeğe aykırı olarak beyan ettiğini, İlk Derece Mahkemesince eksik inceleme ile karar verildiğini durumun diğer davalılar çağrılarak gerçekliğinin sorulması gerektiğini, bu doğrultuda bilirkişi raporu alınması gerektiğini, re'sen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
-
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; bozmada belirtilen eksiklerin giderilmediğini, taşınmazın dere yatağında olup olmadığını yatak değiştirip değiştirmediğini, derenin etki alanında olup olmadığının araştırılmadığını, bu hususta alınan raporun yeterli olmadığını, taşınmaz baraj suları altında kaldığından tescil değil mülkiyetin tespiti hükmü kurulmasının hatalı olduğunu, tespit dışı bırakılması gerektiğini, taşınmazın tespit tarihi ve öncesi itibariyle mera olduğunu, resen dikkate alınacak nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
-
Dahili davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekili; İlk Derece Mahkemesince tespit hükmü kurulan kişiler adına tescil hükmü kurulması gerektiğini, akabinde ancak kamulaştırma işlemlerine başlanabileceğini, re'sen dikkate alınacak nedenlerle kararın bzoulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, kadastro tespitine ve mera sınırlandırmasına itiraz istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası.
- Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ...'ın, davalı Hazine vekilinin ve dahili davalı DSİ Genel Müdürlüğü vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle ;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,
Harçtan muaf olduğundan DSİ'den harç alınmasına yer olmadığına,
44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 135,50 TL'nin temyiz eden davalı ...'tan alınmasına,
1086 ... Kanun'un 440 ıncı maddesinin 1inci fıkrası gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 16:55:49