Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/5890
2023/2855
9 Mayıs 2023
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
KARAR: Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 7. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı müdahil davacı ... ve ... vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 09.05.2023 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Duruşma için tayin edilen günde ... ve müşterekleri vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
-
14.04.1970 tarihinde yapılan kadastro sırasında ... ili ilçesi Yazıkarakuyu Mahallesi çalışma alanında bulunan temyize konu 102 ve 146 parsel ... 376.700,00 ve 110.900,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinin 1964/170 Esas ve 1966/140 Esas ... dava dosyalarında dava konusu olduklarından söz edilerek malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edildikten sonra, 10.02.1987 tarihinde düzenlenen tutanak ile daha önce çekişmeli taşınmazlara ilişkin kadastro tespit tutanaklarının dava konusu olduklarından bahisle malik tespiti yapılmadığı, ancak Tapulama Mahkemesinin 1975/22 Esas, 1983/2 Karar ... kararı ile davanın müracaata bırakılması nedeni ile malik tayini için dosyanın gönderildiği açıklanarak taşınmazlar tapu kayıtları nedeni ile ... ve müşterekleri adına tespitine edilmiş; bu tespite karşı ..., ... ve ... ile ... tarafından itiraz edilmesi üzerine ise, kadastro komisyonunca iş bu itirazlar 7.8.1990 tarihinde reddedilmiştir.
-
Davacı ..., ... ve ... ile ... vekili, çekişmeli 102 parsel ... taşınmaza yönelik olarak, taşınmazın irsen intikal yoluyla davacının zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek taşınmaza yönelik kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın davacılar adına tescilini istemiştir.
-
Davacı ... vekili, çekişmeli 146 parsel ... taşınmaza yönelik olarak, taşınmazın irsen intikal yoluyla davacının zilyetliğinde bulunduğunu ileri sürerek taşınmaza yönelik kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın davacı adına tescilini istemiştir.
-
Müdahil davacılar ... ve ... müdahale dilekçelerinde, çekişmeli 102 ve 146 parsel ... taşınmazlara yönelik olarak, bu taşınmazın miras bırakanları ... Mame'ye ait olup, muris mirasçılarından ... kızı ... payını murisleri ...'ün satın aldığını ileri sürerek paylarının adlarına tescilini istemiştir.
-
Müdahil davacı ... müdahale dilekçesinde; çekişmeli taşınmazlarda hakkı bulunduğunu ileri sürerek davaya katılmıştır.
-
Müdahil davacı ... müdahale dilekçesinde; çekişmeli 102 ve 146 parsel ... taşınmazlarda hakkı bulunduğunu ileri sürerek davaya katılmıştır.
-
Müdahil davacı ... müdahale dilekçesinde; çekişmeli 102 ve 146 parsel ... taşınmazlarda hakkı bulunduğunu ileri sürerek davaya katılmıştır.
II. CEVAP
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.01.1996 tarihli ve 1990/82 Esas, 1996/3 Karar ... kararı ile çekişmeli taşınmazların tespite esas olup, davalı tarafın tutundukları tapu kayıtlarının kapsamında kaldıkları ve taşınmazlara davacı taraf zilyet olmakla beraber, harici satın alma iddiasına dayanmadıkları gibi, zilyetliklerinin de geçerli bir hukuksal olguya dayanmadığı gerekçesi ile davanın reddi ile taşınmazların hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... ve paydaşları adına tescillerine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 17.03.1998 tarihli ve 1998/1070 Esas, 1998/1121 Karar ... kararıyla "İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli bulunmadığı, çekişmeli taşınmazların uzun yıllardan beri davacı tarafın zilyetliğinde olduğunun kadastro tespit tutanaklarının edinme hanelerinde belirtildiği gibi, bu hususun dinlenen yerel bilirkişi beyanı ile de belirlendiği, kaldı ki bu hususun İlk Derece Mahkemesinin de kabulünde olup, davalı tarafça da bu hususa açıkça karşı konulmadığı, tespite esas 45, 55 ve 35 dönüm miktarındaki Mayıs 1292 tarih 149, 153 ve 121 sıra numaralı tapu kayıtlarının daha sonra teşrini evvel 1340 tarih 4 sıra numarada tevhid edilerek yüzölçüm ve sınırlarının değiştirildiği, yüzölçümünün bu yolla 360 dönüme çıkarılmasından sonra 1/4 payının yüzölçümünün Asliye Hukuk Mahkemesinin yüzölçüm artırılması davası sonucunda 1.439.000 m2 miktarına çıkarılak Ağustos 1952 tarihli ve 89 sıra numarada diğer paylarında nedeni belirsiz şekilde 329.214,00 m2 yüzölçümü ile Şubat 1948 tarihli ve 4 sırada, 330.840,00 m2 yüzölçümü ile Nisan 1948 tarihli ve 4 sırada tescil edildiği, tapu kayıtlarının tevhit ve yüzölçümünün artırılmasına esas karar ve işlemlerde davacılar taraf olmadığından bu işlemlerin davacılar bağlar yönü bulunmadığı, diğer taraftan hukuki değerini yitirmeksizin tedavül görmüş olmaları nedeni ile değerini korudukları, ne var ki tapu kayıtları değişebilir ve genişletilebilir sınırlı olup, taşınmazların uzun yıllardan beri davacıların zilyetliğinde olması ve 1937 yılında davacıların murisleri adına vergide kayıtlı olmaları karşısında tapu kayıtlarının kapsamının oluştukları tarihteki sınır ve yüzölçümlerine değer verilerek belirlenmesi gerektiği açıklanarak davalıların tutundukları Mayıs 1292 tarihli ve 121, 149 ve 153 sıra numaralı tapu kayıtlarının oluştukları sırada belirlenen sınırları ile mahalline uygulanması, uygulamada komşu parsel ve tutanaklarından yararlanılarak bilirkişi sözlerinin denetlenmesi, bilinemeyen sınırlar yönü ile taraflara tanık dinletme olanağı sağlanması, böylelikle tapu kayıtlarının kapsamının ilk oluştukları gündeki yüzölçümleri esas alınarak kapsamının belirlenmesi, tapu kayıtlarının miktarı kapsamında kalan kısım yönü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği, tapu kaydının kapsamı dışında kalan bölümler yönünden ise kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile zilyet olan davacılar yönü ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinin düşünülmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına" karar verilmiştir.
B.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin 30.01.1996 tarihli ve 1990/82 Esas, 1996/3 Karar ... kararı ile tespite esas olup davalı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uymadığı gibi taşınmazlarda davacı taraf yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne, temyize konu 102 ve 146 parsel ... taşınmazların 1/3'er payları oranında ..., ... ve ... adlarına tesciline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 02.04.2002 tarihli ve 2002/256 Esas, 2002/2406 Karar ... kararıyla "bozma ilamına uyulmakla bozma ilamı içeriğinde belirtilen şekilde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf lehine usuli müktesep hak doğacağı, ne var ki, Mahkemece, bozma ilamına uyulduğu halde gereklerinin yerine getirilmediği, diğer yandan keşif sırasında iki mahalli bilirkişi dinlenilmesinin yasal dayanaklarının gösterilmediği gibi, mahalli bilirkişilerin tapu kayıtlarının köy ve mevki olarak taşınmazlara uymadığı yolundaki soyut nitelikteki dayanaktan yoksun sözlerine değer verme nedenlerinin karar içeriğinde tartışılmadığı açıklanarak mahallinde yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve teknik bilirkişilerin katılımı ile keşif yapılması, tutunulan tapu kayıtların ilk oluştukları gündeki sınır ve yüzölçümleri dikkate alınarak yerel bilirkişi yardımı ve uzman bilirkişi eliyle mahalline uygulanması, uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanaklarından yararlanılması, bu yolla mahalli bilirkişi sözlerinin denetlenmesi, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli haritalı rapor alınması, tapu kayıtlarının miktarı kapsamında kalan kısım yönü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği, tapu kaydının kapsamı dışında kalan bölümler yönünden ise kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile zilyet olan davacılar yönü ile davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğinin düşünülmesi, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına" karar verilmiştir.
D.İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tespite esas olup davalı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uymadığı gibi taşınmazlarda davacı taraf yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile davanın kabulüne, temyize konu 102 ve 146 parsel ... taşınmazların hüküm yerinde gösterilen payları oranında davacı ..., ... ve ... mirasçıları adlarına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı müdahil davacı ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı müdahil davacı ... ile ... vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olup eksik inceleme sonucunda verildiğini, çekişmeli 102 ve 146 parsel ... taşınmazlar ortak muris ... Mame'den intikal ettiği halde yalnızca bir kısım mirasçılarına pay verilip kendilerine pay verilmediğini ileri sürererek ve resen dikkate alınacak nedenlerle hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın adlarına tescile karar verilenler ile müdahil davacıların müşterek murislerinden intikal edip etmediği, taşınmazların müşterek muristen kaldığının anlaşılması halinde ise terekenin taksim edilip edilmediği, taksim edilmiş ise bu yolla ya da satış bağış vs. gibi yollarla adlarına tescile karar verilenlere intikal edip etmediği ve mirasçılar arasında pay devri bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun 14. ve 15. maddesi
-
Değerlendirme
-
İlk Derece Mahkemesince, yukarıda (IV D) numaralı paragrafta açıklanan gerekçe ile davacıların davasının reddine karar verilmiş ise de, müdahil davacıların talepleri yönü ile bir gerekçe oluşturulmayıp, hüküm yerinde de olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi isabetsiz olduğu gibi, müdahil davacılar yönü ile yapılan araştırma ve incelemede yeterli bulunmamaktadır.
-
Öncelikle, İlk Derece Mahkemesinin tespite esas olup davalı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının çekişmeli taşınmazlara uymadığı yönündeki gerekçesi temyiz edenlerin sıfatı göz önüne alındığında tartışma konusu değildir.
-
Ne var ki, davacı ... ve müşterekleri çekişmeli taşınmazın irsen intikal yoluyla kendilerine intikal ettiğini öne sürerek taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile adlarına tescilini talep ettiklerine, müdahil davacılar ise taşınmazların ortak kök murislerinden geldiğini ve bir kısım mirasçının paylarını satın aldıklarını ileri sürüp, paylarının adlarına tescilini talep ettiklerine göre, çekişmeli taşınmazın kimden kaldığı, kimden kime intikal ettiği, tarafların müşterek murislerinden gelmekte ise taksim, satış, bağış yoluyla bir kısım mirasçılarına intikal edip etmediği ve mirasçılar arasında pay devri bulunup bulunmadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur.
-
Buna karşın, İlk Derece Mahkemesince yukarıda değinildiği üzere, müdahil davacıların talepleri yönü ile bir gerekçe oluşturulmayıp, hüküm yerinde de olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği gibi, açıklanan hususta yeterli ölçüde araştırma inceleme yapılmamış, özellikle 27.05.1993 ve 03.08.1999 tarihli keşif beyanlarında taşınmazların davacıların zilyetliğinde bulunduğu belirtilmekle beraber, taşınmazların evveliyatı hususunda her hangi bir beyan alınmadığı halde müdahil davacıların talepleri nazara alınarak keşif yapılması gerektiği düşünülmemiş, taşınmazın evveliyatı kesin olarak belirlenmeksizin karar verilmesi cihetine gidilmiştir.
-
Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi mümkün değildir.
-
Hal böyle olunca, mahallinde olabildiğince yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, bu keşifte sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın evveliyatında kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, kim tarafından, ne zamandan beri ve hangi hakka dayalı olarak kullanıldığı, tarafların müşterek murisinden intikal ettiğinin anlaşılması halinde murisin sağlığında paylaşılıp paylaşılmadığı ya da ölümünden sonra terekesinin taksim edilip edilmediği, paylaşım ya da taksim olgusu mevcut ise taşınmazın kime düştüğü, mirasçılar arasında pay devri bulunup bulunmadığı hususlarında somut olaylara dayalı olarak bilgi alınmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesine çalışılmalı; çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana ne sebeple üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe elverişli rapor ve kroki alınmalı, bundan sonra taşınmazın tarafların ortak murisinden kaldığı ve terekenin taksim edilmediğinin anlaşılması halinde mirasçılardan biri ya da bir kaçı tarafından sürdürülen zilyetliğinde tereke adına olduğunun kabulü gerektiği de göz önünde bulundurularak toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmelidir.
-
İlk Derece Mahkemesince bu yönler göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:07:10