Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/4682
2023/2336
12 Nisan 2023
İNCELENEN KARARIN: **
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR: Asıl davanın kısmen kabul kısmen reddine, birleşen davanın kabulüne
Taraflar arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işlemin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonundan İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulün ve kısmen reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı asıl/birleşen davalı vekili ve birleşen davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
-
... İli ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 108 ada 15 parsel sayılı taşınmaz, tesis kadastrosu sırasında, 14.750,00 metrekare yüzölçümlü olarak, bağ niteliğinde davacıların murisi ... adına tespit ve tescil edildikten sonra, 08.04.2014 tarihli intikal işlemi ile davacılar adına tescil edilmiş, bilahare 20.02.2018 tarih ve 8096 nolu yevmiye ile kamulaştırma nedeniyle ifraz edilerek, ifrazen oluşan 108 ada 54 nolu parsel 14.723,33 metrekare yüzölçümü ile bağ vasfıyla, 108 ada 55 nolu parsel ise 26,67 metrekare yüzölçümü ile ulaşım yolu vasfıyla tescil edilmiş; 108 ada 16 parsel sayılı 17.500,00 metrekare yüzölçümlü tarla niteliğindeki taşınmaz ise satış işlemi ile davalı ... adına tapuya tescil edilmiş olup, Dairemizin 15.03.2023 tarihli geri çevirme kararına istinaden dosya arasına alınan tapu kaydına göre, dava konusu taşınmazlarda, 21.01.2019 tarihli işlemle 3402 sayılı Kanun'un 22/A çalışmaları yapıldığı ve taşınmazların yüzölçümü hanelerinin açık bırakıldığı anlaşılmıştır.
-
Asıl davada davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; ... İli ... İlçesi ... Köyü 108 ada 15 parsel sayılı taşınmazda vekil edenleri olan davacıların murisi ...’nun malik olduğunu, bu parsel ile davalıya ait komşu 108 ada 16 parsel sayılı taşınmaz arasında tersimat hatası olduğu gerekçesi ile Kadastro Müdürlüğüne başvuru yapıldığını, Kadastro Müdürlüğünce yapılan incelemede, 16.07.2012 tarihinde tanzim edilen rapor içeriğinde, dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırın tahdit paftasındakine uymadığının belirlendiğini ileri sürerek, taşınmazlar arasındaki sınırın, bahsi geçen rapor içeriğinde yer alan krokide kesik çizgi ile gösterilen ve uydu fotoğrafında belirtilen sınır olarak tespitine ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
-
Birleşen davada davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; ... İli ... İlçesi ... Köyü 108 ada 15 ve 16 parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında sınırları belirlenirken tersimat hatası yapıldığını, hata düzeltildiğinde 5302,81 m2 yüzölçümünde miktar fazlalığının meydana geldiğini, tersimat hatası olan bölümde zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını belirterek, miktar fazlası olan taşınmaz bölümünün davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
-
Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde; açılan davada hak düşürücü sürenin geçtiğini, vekil edenini olan davalının dava konusu taşınmazı 17.500,00 m2 olarak tapuya güven ilkesi sonucu satın aldığını, davacının sunduğu rapora göre, davalının taşınmazının yaklaşık 6.000 m2 sinin, 108 ada 15 parsel sayılı taşınmaz ile Hazine adına tescil edileceğini ve davalının zarara uğrayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
-
Birleşen davada davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece (... 6. Asliye Hukuk) Mahkemesinin 11.09.2015 tarih ve 2013/6 Esas 2015/810 Karar sayılı önceki kararı ile, asıl davada, kural olarak kesinleşen kadastroya karşı açılan davaların 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesi hükmü uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmasının zorunlu olduğu, davaya konu taşınmazın kadastro tespitinin 31.08.1992 tarihinde kesinleştiği, davanın 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine; birleşen davada, mahalli bilirkişiler ve tanıkların keşifte dinlendiği, davaya konu taşınmazların miktar fazlası olan ve davaya konu edilen bölümleriyle birlikte bir bütün halinde ikinci sınıf tarım arazisi vasfında olduğu, komşu ve civar taşınmazlarla aynı nitelikte olduğu, dört tarafının şahıs arazileriyle çevrili olduğu, bu şekilde zilyetlik yolu ile kazanılabilecek yerlerden olduğu, taşınmazın kadastro tespitinden önce bir bütün halinde uzun yıllar tespit maliklerinin zilyet ve tasarrufu altında bulunduğu, zilyetliklerinin nizasız ve fasılasız ve malik sıfatıyla kadastro tespitine kadar devam ettiği, kadastro tespitinden sonra da zilyetliğin halefleri tarafından aynı koşullarda devam ettirildiği, bu şekilde taşınmazların miktar fazlası olan bölümleri yönünden hem tespit tarihinden önce hemde sonra zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin 11.09.2015 tarih ve 2013/6 Esas, 2015/810 Karar sayılı önceki kararı, asıl dosya davacılar/birleşen dosya davalılar vekili ile birleşen dosyada davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
-
Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan ) 16. Hukuk Dairesinin 21.06.2018 tarih ve 2018/2282 Esas, 2018/4217 Karar sayılı ilamıyla, "somut olayda İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırmanın, uyuşmazlığın, 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi gereğince çözülebilecek teknik hatadan mı kaynaklı olduğu, yoksa mahkemenin kabulünde olduğu gibi mülkiyete yönelik mi olduğunun tespiti için yeterli olmadığı, çekişmeli taşınmazlara ait tesis kadastro paftasının ve ölçü krokisinin, varsa tesis kadastrosu haritasında değişiklik yapan ifraz haritalarının, mahkeme ilamları ve eki olan haritaların, çekişmeli taşınmazlara ait hava fotoğraflarının, ortofoto ve uydu fotoğraflarının getirtilmediği, 3402 sayılı Kanun'un 41 inci madde uygulamasına ilişkin "Kadastro Sırasında veya Sonrasında Yapılan İşlemlerle Geometrik Durumları Kesinleşmiş Olan Taşınmazlarda Ölçü, Sınırlandırma, Tersimat ve Hesaplamalardan Doğan Hataların Düzeltilmesine İlişkin" Yönetmelik hükümlerine de uygun bulunmayan teknik bilirkişi raporlarına itibar edilerek hüküm kurulduğu açıklanarak, eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesinin isabetsizliğine" değinilerek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl davada, hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapan bilirkişilerin yaptıkları tespite göre, taşınmazların sınırları belirlenirken 1992 yılında yapılan ilk tesis kadastrosunda sınırlandırma hatası yapıldığı, hatanın kadastro paftasındaki münhaninin (eş yükselti eğrisinin) parselleri ayıran sınır olarak kabul edilmesinden kaynaklandığı, davalının sabit sınırları değiştirerek ilk tesis kadastrosundaki yerden yeniden sınırı oluşturduğu, davalıların yargılama aşamalarında taşınmazları ayıran sınırı sonradan ilk tesis kadastrosunda tespit edilen sınıra göre değiştirdiklerini beyan ve kabul ettikleri, yapılan hatalı sınırlandırma nedeniyle davacıların murisine ait 108 ada 54 parselin toplam 5.473,66 m²lik kısmının davalılara ait 108 ada 16 parsel sınırları içerisinde kaldığı, dosyadaki bilgi ve belgelere göre, tesis kadastrosu sırasında davacıların murisi ... adına senetsizden tespit edilen taşınmazların toplam alanının 97.400 m² olduğu, ilk tesis kadastrosu sırasında taşınmazın alanında planimetre ile hesap yapılması nedeniyle 243,37 m² hesap hatası yapıldığı da dikkate alındığında, davacıların tescilini talep edebileceği miktarın 2.356,63 m²' lik kısım olduğu, harita mühendisi ile kadastro bilirkişisinin sunmuş oldukları 17.09.2019 tarihli asıl raporları ile 03.12.2019 tarihli ek raporlarındaki krokilerinde bu kısmın (16C) ile gösterildiği, bilirkişilerin dosyaya sundukları raporların usule uygun, denetime ve karar vermeye elverişli olduğu gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 108 ada 16 parsel sayılı taşınmazın harita mühendisi ve kadastro bilirkişisince dosyaya sunulan 17.09.2019 tarihli rapor ile 06.12.2019 tarihli ek raporlarında (16C) ile gösterilen 2.356,63 m2lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile ... 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2008/2642 Esas, 2008/2542 Karar sayılı veraset ilamındaki miras payları oranında davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine; birleşen davada, asıl dosya davacılarının murisine ait ... ili ... ilçesi ... Köyü 108 ada 15 parselin ifrazen 108 ada 54 ve 55 parsel numaralarını aldığı, uygulama kadastrosu sırasında yapılan sınırlandırma hatası nedeniyle davacıların murisinin taşınmazının, bilirkişilerin raporlarında (16B) ile gösterdikleri (16 C + 16 D) kısmının davalılara ait 108 ada 16 parsel içerisinde kaldığı, bu kısmın alanının toplam 5.473,66 m² olduğu, tesis kadastrosu sırasında davacıların murisi adına senetsizden tescil edilen kısım dikkate alındığında Kadastro Kanunu'nun 14 üncü madde uyarınca davacılar 100 dönümü aşan kısmın tescilini talep edemeyeceklerinden, birleşen davanın kabulü ile ... ili ... ilçesi ... mahallesi 108 ada 16 parsel sayılı taşınmazın harita mühendisi ve kadastro bilirkişisince dosyamıza sunulan 17.09.2019 tarihli rapor ile 06.12.2019 tarihli ek raporlarında (16D) ile gösterilen 3.117,03 m2' lik kısmının davalı adına olan tapu kaydının iptali ile birleşen dosya davacısı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, asıl/birleşen davanın davalısı ... vekili ve birleşen davanın davacısı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
-
Asıl/birleşen davanın davalısı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının açıklayıcı ve anlaşılır olmadığını, raporlardaki 16B, 16C, 16D ile gösterilen yerlerin nasıl oluştuğuna dair açıklamalarda bulunulmadığını, koordinat belirtilmediğini, bilirkişi raporunda hangi metodun nasıl, niçin kullandıldığıyla ilgili açıklama yapılmadığını, 108 ada 15 parselin ilk tesisinde belirtildiği gibi 14.750 m2 lik alanının 20.440,27 m2 lik alana dönüşmesinin mümkün olmadığını, bu miktarın kabul edilmesi halinde 100 dönüm sınırının aşıldığını, 16C ile gösterilen yerin ifrazının, 6537 sayılı 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun bazı maddelerini değiştiren Kanun'un (6537 sayılı Kanun) 8 inci maddesine uygun olmadığını, tanıklar ve mahalli bilirkişiler tarafından belirtilen yerle tayin edilen teknik ve özel bilirkişiler tarafından belirtilen yerin birbiriyle uyuşmadığını, bu nedenle sınır çizgisinin bilirkişinin belirlediği gibi olamayacağını, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin uygulanması gerektiğini, tarım arazisi olan dava konusu taşınmazın ifrazının mümkün olmadığını, bozma gerekçelerinin yerine getirilmediğini, karar ile yeni parsel oluşturma yoluna gidilemeyeceğini belirterek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
-
Birleşen davanın davacısı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde talebin, 5.302,81 m2 artış miktarının davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescil edilmesi olduğunu, her ne kadar 100 dönümü geçen miktar 3.117,03 m2 olsa da, talep edilen 5.302,81 m2 den bakiye 2.185,78 m2 nin davalı ve birleşen dosya davacıları adına zilyelik yolu ile tescil şartlarının oluşmaması nedeniyle Hazine adına tescil edilmesinin gerekli olduğunu, her iki parseldeki düzeltme sonucu dava konusu yerin olağan üstü zamanaşımı yolu ile zilyetlikten tescil yolu ile kazanılabileceği düşünülse dahi ziraatçı bilirkişi raporlarında da açıkça belirtildiği gibi, 108 ada 16 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 4 6 yaşında zeytin ağaçlarının bulunduğunu, diğer 108 ada 15 parsel sayılı taşınmazın ise boş olduğunun belirtildiğini beyan ederek, kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre asıl dava, 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali, birleşen dava ise tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14, 17 ve 41 inci maddeleri,
-
Değerlendirme
-
Asıl dava, 3402 sayılı Kanun'un 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istemine ilişkin olup, gerek dosya içeresinde yer alan bilirkişi raporları ve gerekse de dosyanın temyiz incelemesinde sırasında verilen geri çevirme kararı uyarınca dosya arasına alına tapu kayıtlarına göre, yargılama sırasında dava konusu taşınmazlarda 3402 sayılı Kanun'un 22 A maddesi uygulaması yapıldığı ve taşınmazlarının yüzölçümü hanelerinin boş bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilinde Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uyulacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmeliğin 9 uncu maddesine göre, uygulama alanında işe başlamadan önce bu alan içinde kalan taşınmazlar hakkında mahalli hukuk mahkemelerinde, sınır veya yüzölçümüne yönelik devam eden davalarla hükme bağlanmış olup da henüz kesinleşmeyen davaların listesi kadastro müdürü tarafından yazıyla istenerek temin edilir.
Yine aynı Yönetmeliğin 28 inci maddesine göre, uygulama öncesi davalı olup da davaları devam eden taşınmazlardan mahalli hukuk mahkemelerinde davalı olan taşınmazlardaki uyuşmazlık konusu sınıra ve yüzölçümüne yönelikse bu davalara konu sınırlar paftasında itirazlı mülkiyet sınırı olarak teknik yönetmelikteki özel işareti ile gösterilir ve yüzölçümü kesinleştirilmez. Hukuk Mahkemelerinde görülmekte olan dava dosyalarının ilgili kadastro mahkemesine devri hususunda mahalli hukuk mahkemesine bilgi verilir. Uygulama öncesi davalı olup da davaları devam eden bu taşınmazların tutanakları davalı olarak düzenlenir ve tutanaklarda mahkemenin adı ve dosya numarası belirtilir. Kadastro Müdürünce davalı taşınmazlara ait tutanaklar ve eklerinin tasdikli birer örneği müdürlükte bırakılmak suretiyle asılları ile pafta örnekleri en geç 7 ... içinde ilgili kadastro mahkemesine gönderilir.
Somut olayda; 3402 sayılı Kanun' un 41 inci maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminin iptali istemine ilişkin dava devam ederken, anılan Kanun' un 22 A maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu ile oluşturulan hukuki durum tapuya tescil edilmiş ise de, yukarıda anılan yönetmelik hükümleri ve olayın mahiyeti gereği uygulama kadastrosuna ilişkin tutanakların kesinleşmesi hukuken mümkün değildir. Hakkında kadastro tutanağı düzenlenen ve davalı olmaları nedeni ile tutanakları henüz kesinleşmeyen yerler hakkında genel mahkemelerin değil Kadastro Mahkemesinin davaya bakmakla görevli olduğu kuşkusuzdur. Mahkemelerin görevlerine ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olduğundan, yargılamanın her aşamasında re'sen nazara alınması zorunludur.
-
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazlara ilişkin uygulama kadastrosuna ilişkin tutanaklar dosya arasına alınarak, bu tutanaklara ilişkin açılmış bir dava bulunup bulunmadığı belirlenmeli, akabinde eldeki davanın Kadastro mahkemesinde görülüp görülmeyeceği ve dava dosyasında görevsizlik kararı verilip verilmeyeceği değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
-
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, mahkemenin görev hususu tartışılıp değerlendirilmeden, işin esası hakkında karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden ...'ye iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 ... içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:15:57