Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2022/4863
2023/2269
11 Nisan 2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR: Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi karar davacılar vekili, davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
-
Uygulama kadastrosu sırasında ... ili, ... ilçesi, ... Köyü çalışma alanında ve tapuda davacı ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 164 parsel sayılı 18.835,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 13183 ada 263 parsel numarasıyla ve 19.345,68 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 163 parsel sayılı 29.875,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 13183 ada 264 parsel numarasıyla ve 30.205,59 metrekare yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.
-
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkillerine ait taşınmazın sınırının yanlış belirlendiğini, davalılara ait taşınmazın sınırının kendi parsellerine, kendi sınırlarının da mezarlığa kaydığını ileri sürerek, sınırın düzeltilmesini istemiştir.
II. CEVAP
-
Davalı ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre ve/veya zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davacıların müvekkillerine ait taşınmazın bir kısmını yıllardır işgal edip kullandıklarını, doğru sınırların yenileme kadastrosu ile belirlendiğini, bu durumun hak talebi sonucunu doğurmayacağını, yenileme kadastrosunun daha gelişmiş aletlerle yapılıp daha doğru sınırları ortaya çıkardığını, müvekkillerine ait taşınmazın uygulama kadastrosu sonucunda davacıların taşınmazının içerisine kaydığını, ancak tam karşıdaki parselin ise müvekkillerinin parseli içerisine kaydığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
-
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini ve dava konusu taşınmaz ile müvekkili belediyenin bir ilgisinin bulunmadığını belirterek, davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.07.2014 tarihli ve 2013/403 Esas, 2014/407 Karar sayılı kararıyla; "idari başvuru yolunun tüketilmediği" gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 02.02.2016 tarihli ve 2016/377 Esas, 2016/592 Karar sayılı kararı ile; "varılan sonucun usul ve kanun hükümlerine uygun düşmediği belirtilerek; davanın, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2 a maddesi uyarınca yapılan ve askı ilan süresinde dava açılmamakla kesinleşen uygulama kadastrosu tespitine karşı açıldığı, bu nitelikteki davaların, Kadastro Müdürlüğüne başvuru yapılmasına gerek olmaksızın, 3402 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinde sözü edilen askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesine açılabileceği gibi, askı ilan süresi içinde itiraz edilmeyen tutanakların kesinleşmesi halinde, genel mahkemelerde de açılabileceği, diğer taraftan, dava dilekçesi içeriğinden ve davacıların yüzölçümünde eksilme olduğunu iddia ettikleri eski 164, yeni 13183 ada 263 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydından, taşınmazda müşterek malik olan başka paydaşların da bulunduğu ve davanın malik olan tüm paydaşlar adına açıldığının anlaşıldığı, davanın niteliği itibariyle müşterek mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlar hakkında açılacak davaların bütün paydaşlar tarafından birlikte açılması veya tamamının katılımının sağlanması suretiyle davaya devam edilmesi zorunlu olduğundan Mahkemece, davacılara diğer paydaşların da davaya katılımının sağlaması için süre ve imkan tanınması, verilen süre içerisinde bu eksikliğin tamamlanmaması halinde davanın usulden reddine, aksi halde yargılamaya devamla sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "dava konusu eski 164, yeni 13183 ada 263 parsel sayılı taşınmazın, batısında bulunan ve davalıların hissedarı olduğu eski 163, yeni 13183 ada 264 parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastrosu çalışmalarında belirlenen sınırlarının bilirkişi raporunda açıklandığı üzere uygulama kadastrosu sırasında tesis kadastrosunda oluşan sınırların değişebilir sınır tipinde oluşturulduğu düşüncesi ile tesis kadastrosunda kesinleşen pafta sınırlarının esas alındığı, mahallinde yapılan keşif ve dinlenen mahalli bilirkişi beyanlarına göre, 263 parsel sayılı taşınmaz ile 264 nolu parsel sayılı taşınmazın ara sınırının çok eskiden beri ark, beton direkler ve bir takım ağaçlar ile bölünmüş şekilde kullanıldığı, esasen uygulama kadastrosunda fiilen kullanılan bu sınırlara itibar edilerek, sınırlandırma yapılması gerektiği, tesis kadastrosundaki sınırlamalar esas alınarak yapılan uygulama kadastrosunun bu sebeple hatalı olduğunun anlaşıldığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 13183 ada 264 parsel sayılı taşınmazın 22.02.2019 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 1.262,51 metrekarelik bölümünün bu parselden ifraz edilerek 13183 ada 263 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili, davalılar ... vekili ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka ve usule aykırı olduğunu, müvekkillerin murisinin açmış oldukları ve kesinleşen dava dosyasındaki krokide yer alan tesis kadastrosu sınırlarını bilirkişilerin zemine uygulamadıklarını, bilirkişilerden ek rapor alınmasına rağmen bu taleplerinin ek raporda da karşılanmadığını, uygulama kadastrosunda tesis kadastro sınırının esas alınması gerektiğini, uygulama kadastrosundan önce dava konusu taşınmazın kuzey sınırının davalılar tarafından bozularak doğuya kaydırıldığını, uygulama kadastrosunda davalıların bozmuş oldukları bu sınırın esas alındığını, bilirkişi raporu ve ek raporunda bozulmuş sınır esas alındığından dolayı hata yapıldığını, Mahkemece eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporu hükme esas alınarak eksik incelemeye dayalı karar verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
-
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın hukuka ve usule aykırı olduğunu, davanın zamanaşımı ve husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile yetersiz rapora dayanılarak hüküm kurulduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
-
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; uygulama kadastrosuna itiraz davalarının mülkiyet uyuşmazlığına konu edilemeyeceğini, tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosunun uyumlu olduğunu ve örtüştüğünü, üç kişilik uzman bilirkişi kurulundan rapor alınmadığını, davacılar tanığının mahalli bilirkişi olarak tespit edilmediği halde keşif sırasında mahalli bilirkişisi olarak dinlenildiğini, sabit sınır olarak kabul edilen su arkının zemin yerinin değişip değişmediğinin belli olmadığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, uygulama kadastrosu sırasında davacılara ait taşınmazın sınırının yanlış belirlenip belirlenmediğine ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2 a maddesi.
-
Değerlendirme
-
Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte, haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta, bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur.
-
İlk Derece Mahkemesince, amacına ve yöntemine uygun bir araştırma yapılabilmesi için öncelikle, denetime veri teşkil etmek üzere, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları, tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, mahkeme ilamları ve eki olan haritalar, varsa uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan diğer haritalar, çekişmeli taşınmaza ilişkin tesis kadastrosu ve uygulama kadastrolarına ait ölçü çizelgesi, hesap cetveli ve ölçü krokileri gibi bilgi ve belgelerin toplanması gerekmektedir. Bundan sonra mahallinde, yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, 3 kişilik fen bilirkişi kurulunun katılımı ile keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan tesis kadastrosu sırasında da zeminde mevcut olan sabit sınır ya da yapılar bulunup bulunmadığı sorularak varsa yerleri fen bilirkişilerine işaretlettirilmeli, fotoğrafları çekilmeli, taraflar keşif sırasında hazır bulunmakta ise zeminde ortak sınır üzerinde uzlaşıp uzlaşmadıkları tespit edilip gerektiğinde imzaları ile beyanları tevsik edilmeli, uzlaşılan sınırlar ile iddia edilen sınırlar fen bilirkişileri tarafından haritasında işaretlenmeli, keşif sırasında hazır edilmeleri halinde ziraat bilirkişisi ile jeoloji mühendisi bilirkişisinden, taşınmazlar arasında değişmeyen doğal ya da yapay sınırlar bulunup bulunmadığı gibi hususlarda bilgi alınmalı, fen bilirkişilerinden denetime veri teşkil etmek üzere dosya içine getirtilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi ve tanık anlatımlarından yararlanarak uygulama kadastrosunu denetlemesi istenmelidir. Fen bilirkişilerinden, tesis kadastrosunun, paftaların üretim yılı, üretim tekniği, altlığı ve ölçeği gibi hususları da açıklar tarzda hangi yöntem ve tekniklerle yapıldığı, uygulanan yöntemlerin hata paylarının ne olduğu, üretilen haritaların zeminle uyumsuz bulunması halinde farklılığın nereden ve hangi sebeplerden kaynaklandığı, sırasıyla tersimat hatası, hesap hatası, ölçü hatası ve sınırlandırma hatası bulunup bulunmadığı, uygulama kadastrosu sonucu tespit edilen yeni sınırların niteliğinin ne olduğu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak belirlenip belirlenmediği, uygulama kadastrosunda hata yapılmış ise doğru sınır ve haritanın nasıl olması gerektiği gibi hususlarda ve "ada raporu" ile "uygulama tutanağı ve haritasını" irdeler şekilde, teknik ve bilimsel verilere dayalı, gerekçelendirilmiş, denetlenebilir ve ayrıntılı rapor ve haritalar alınmalıdır. Raporun denetime elverişli olması için fen bilirkişisinden, düzenleyeceği haritalardan iki tanesinde hava fotoğrafı üzerinde, iki tanesinde ise ortofoto (yoksa uydu fotoğrafı) üzerinde ilk tesis kadastrosu paftası ve uygulama kadastrosu paftasını çakıştırması istenmeli; çakıştırmaların birer tanesinin ada bazında değerlendirme yapmaya elverişli geniş ölçekli olması, diğerinin ise çekişmeli taşınmaz ve çevresini gösterir şekilde daha dar ölçekli olması istenmelidir. Fen bilirkişilerinin haritasında, uygulama kadastrosunda yanlışlık varsa, infazı kabil bir hükme esas olmak üzere doğru sınırların nasıl olması gerektiği de gösterilmelidir. Açıklanan yönteme uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli; değerlendirme yapılırken uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet ihtilaflarını çözmek olmadığı ve mülkiyet uyuşmazlıklarının uygulama kadastrosuna ilişkin davalarda tartışma konusu yapılamayacağı göz önünde bulundurulmalıdır.
-
Somut olayda İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmamış, dava konusu taşınmazlara ait tesis kadastro tutanaklarının onaylı örnekleri, tesis ve uygulama kadastrosu ölçü krokileri, ada raporu, ölçü cetvelleri, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları ile temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilmemiş ve harita mühendisi bilirkişi kurulundan tesis kadastrosu sonucu oluşturulan paftadaki sınır yerleri ile uygulama kadastrosu sonucunda oluşturulan paftadaki sınır yerlerinin yapılan çakıştırması sonucunda, birbirleriyle ve zeminle uyumlu olup olmadığını belirleyen yukarıda açıklanan şekilde rapor alınmamış, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazlar arasında bulunduğu belirtilen ark sabit sınır olarak kabul edilmesine rağmen, sözü edilen arkın tesis kadastrosu sırasında zeminde mevcut olup olmadığı hava fotoğrafları incelemesi yaptırılmadığından dolayı yerinde olmadığı gibi, tesis kadastro paftası ile uygulama kadastro paftasının çakıştırılmaması nedeniyle karar vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
-
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yukarıda belirtilen eksik belgelerin dosya arasına getirilmesi sağlanmalı, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların doğal ya da yapay sınırlarının bulunup bulunmadığını, taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğunu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, göstermeleri halinde söz konusu sınırlar teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmeli, harita mühendisi bilirkişi kuruluna yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yaptırılarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlettirilmelidir.
-
İlk Derece Mahkemesince bu hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; hakim doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde karar vermek zorunda olduğu halde, Mahkemesince dava konusu 13183 ada 264 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün bu parselden ifraz edilerek, 13183 ada 263 parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verildiği halde, taşınmazların yeni oluşan yüzölçümlerinin hüküm yerinde gösterilerek tescil hükmü kurulmamış olması da doğru görülmemiş; hükmün açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 ... içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:16:49