Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/8095

Karar No

2023/2045

Karar Tarihi

4 Nisan 2023

MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

SAYISI: 2020/1461E., 2020/1400 K.

BİRLEŞEN 2000/331 ESASLI DAVA

KARAR: İstinaf başvurusunun kabulüne

İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Kadastro Mahkemesi

SAYISI: 2012/14E.,2018/5K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz (aktarılan) davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl dosya davacısı ...’nun açtığı davanın kısmen kabulüne, asli müdahil ...'in açtığı davanın kabulüne, birleşen dosya davacısı ... ...'in davadan feragat etmesi sebebiyle birleşen dosya davacısı ...'in açtığı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davalılar ..., ... ..., ..., ..., ... ve ..., davalı Hazine vekili ve ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne kararın kaldırılmasına birleşen dosya davacısı ...’in açtığı davanın reddine, asıl dosya davacısı ...’nun açtığı davanın kısmen kabulüne, asli müdahil ...'in açtığı davanın kabulüne, karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... Başkanılğı vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

... Belediye Başkanlığının temyiz dilekçesinin incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince verilen hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmadığı anlaşılmıştır.

Hukuk Mahkemelerinin kesin olduğu Kanunlarla belirtilenler dışındaki kararlarının kanun yolu denetimi 5235 ... Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun (5235 ... Kanun) ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçtiği 20.07.2016 tarihine kadar sadece Yargıtay tarafından temyiz yolu ile yapılmakta iken 5235 ... Kanun ile kurulan Bölge Adliye Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinde faaliyete geçirilmesi üzerine kanun yolu denetimi iki kademeli hale gelmiştir. Başka bir deyişle, İlk Derece Mahkemelerinin 20.07.2016 tarihinden sonra verdiği kararlara karşı doğrudan temyiz yolu kapatılmıştır.

6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanun'da (6100 ... Kanun) yeni düzenleme ile getirilen istinaf yolu, İlk Derece Mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur.

İstinaf yolu uygulamasında, İlk Derece Mahkemesi kararından sonra, karar önce istinaf denetimine tâbi tutulmakta, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu açıksa temyize başvurulmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle yargılama üç aşamalı hale gelmiştir. Önce İlk Derece Mahkemesinde, ilk derece yargılaması yapılarak karar verilmekte, ardından Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf incelemesi ile vakıa ve hukukilik denetimi yapılmakta, son olarak da Yargıtayda temyiz incelemesine gidilmektedir.

Yeni sistemde temyiz edilen karar İlk Derece Mahkemesinin kararı değil, Bölge Adliye Mahkemesinin kararıdır. Artık İlk Derece Mahkemesi kararının doğrudan temyiz edilmesi mümkün değildir. İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmaması halinde karar kesinleşmektedir.

6100 ... Kanun'un yargılama sitemine göre, İlk Derece Mahkemesinin kesin olmayan kararlarına karşı öncelikle istinaf yoluna başvurulmalıdır. Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusu üzerine, tarafın istinaf başvurusunun usulden/esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırarak yeniden hüküm kurulabilir. Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeni karar verilmesi halinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır.

Taraflardan birisinin İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı istinaf başvurusunda bulunmaması halinde kamu düzenine aykırılık yok ise diğer taraf lehine usuli kazanılmış hak oluşacaktır. Karşı tarafın istinafı üzerine de Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının değiştirilmemesi halinde, istinaf etmeyenin temyize başvurması usulü müktesep hak ilkesine aykırı olacaktır. Zira, istinaf mahkemesine götürülmeyen bir kararın temyiz incelemesi söz konusu olamaz. Dolayısıyla tarafların istinaf incelemesinin kapsamı dışında bıraktığı hususlar, kendiliğinden temyiz incelemesinin de kapsamı dışında bırakılmış sayılır.

Bu itibarla; İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen davalı ... vekilinin, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını temyiz hakkı bulunmadığından, temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekmiştir.

Davalı Hazine vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

  1. Kadastro sırasında; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... Mevkii, 116 ada 4 parsel, 113 ada 8 parsel, 113 ada 3 parsel ... taşınmazların sırasıyla 4300,28 m2, 986,36 m2, 236,82 m2 olarak ... kızı ...'ın ceddinden intikalen ve taksimle 20 yılı aşkın malik sıfatı ile zilyetliğinde olduğu ancak 1998/332 Esas dava dosyasının bulunduğu açıklanarak, malik haneleri boş bırakılıp davalı şerhi konulmuştur.

  2. Davacı, ... Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi ... Köyü ... Mevkii, doğusu ... ..., batısı ... ..., kuzeyi ..., güneyi ... taşınmazları ile çevrili doğusu ... ... batısı yol, kuzeyi ..., güneyi ... taşınmazları ile çevrili, yine doğusu ... ..., batısı yol, kuzeyi ..., güneyi ... taşınmazları ile çevrili 3 parça taşınmazın olduğunu, davalıların murisi ...’ın kırk yılı aşkın zilyet ve tasarrufunda iken vefatı ile adı geçen davalılara kaldığını, davalıların da senetsizden olarak yine aynı şekilde iyi niyetle ve malik sıfatı ile adı geçen taşınmazları kullanırken aralarında yaptıkları rızai taksim neticesinde bu yerleri hisselere ayırarak 20/04/1998 tarihli harici satış senedi ile bu yerlerdeki zilyetliklerini kendisine devrettiklerini, adı geçen yerlerde köy muhtarlığının ve hazinenin bir hak ve alakasının bulunmadığını, bu nedenle tapusuzdan bulunan her üç parça taşınmazların kendi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

  3. Müdahil ... 13.05.1999 havale tarihli dilekçesinde özetle; dava konusu edilen 116 ada 4 parsele tesadüf eden yeri 08.06.1997 tarihli satış senedi ile ...’tan satın aldığını beyanla adına tescilini istemiştir.

  4. Birleşen 2000/331 Esaslı davada davacı ... Asliye Hukuk Mahkemesine vermiş olduğu 10.07.2000 tarihli dava dilekçesinde özetle; tapuda kayıtlı olmayan ... ilçesi, ... Köyü hudutlarında kain taşınmazı noter senedi ile satın aldığını, söz konusu taşınmazın ilk malikinin zilyetlik süresinin kendi zilyetliğine eklenmesi ile kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolduğunu bu nedenle taşınmazın kendi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

  1. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.

  2. Dahili davalı ... Belediyesi vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil idarenin kayıtlarında yapılan incelemede dava konusu alanların müvekkil idarenin yetki ve sorumluluğunda bulunduğuna dair bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığını, dava konusu alanlarla ile herhangi bir bağı bulunmadığını bu nedenle davanın husumet yönünden reddine karar verilmesini istemiştir.

  3. Davalılardan ..., ..., ... ve ... ..., duruşmada alınan beyanlarında özetle; açılan davayı kabul etmediklerini, dava konusu yerlerin dedelerinden kendilerine kaldığını, bu yerlerin kendilerine ait olduğunu ileri sürerek, adlarına tescile karar verilmesini istemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu taşınmazların, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, 116 ada 4 parsel, 113 ada 8 parsel, 113 ada 3 parsel ... taşınmazlar oldukları, dava konusu taşınmazların öncesinde kök muris ...'a ait olduğu, ...'in öldükten sonra dava konusu taşınmazları 15 20 yıl sonra mirasçıları ..., ..., ... ..., ... ... ve ... ...'ın aralarında yapmış oldukları taksim neticesinde paylaştıkları, dava konusu taşınmazların taksim neticesinde ...'ye kaldığı, ... mirasçılarının da kendi aralarında dava konusu taşınmazı bölüştükleri, keşfen belirlenen dava konusu 116 ada 4 parsel ... taşınmazın ...'a, 113 ada 8 parsel ve 113 ada 3 parsel ... taşınmazların ..., ... ve ...'ye kaldığı, taraflar arasında taksim konusunda bir uyuşmazlık olmadığının beyanlarından anlaşıldığı, ...'ın kendisine düşen yeri 06.08.1997 tarihli köy senedi ile müdahil ...'e devrettiği, ... Asliye Hukuk Mahkemesince 10.07.2001 tarihinde icra edilen keşifte ...’ın beyanında taşınmazı devrettiğini ikrar ettiği, müdahil ...'nın bu tarihten sonra taşınmazı kullanmaya başladığı, ... öldükten sonra eşi ..., ... ve ...'nin dava konusu taşınmazları 20.04.1998 tarihli köy senediyle ...'ya devrettikleri, 20.04.1998 tarihli köy senedinin 1. sırasında bulunan taşınmazın taksim sonucu ...'a düşen taşınmaz olduğu ancak köy senedinde ...'nin imzasının olmadığı ve ...'nin kendisine düşen bu taşınmazı öncesinde 06.08.1997 tarihli köy senedi ile müdahil ...'e devrettiğinden davacının bu taşınmaza yönelik iddiasına itibar edilmediği, davalı ...'ın 20.04.1998 satış senedinin iptali için davacı ...'ya ... 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtığı, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/374 Esas, 2015/104 Karar nolu kararıyla davanın reddine karar verildiği ve dosyanın Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 21.11.2016 tarihli ve 2016/21255 Esas, 2016/21609 Karar ... ilamı ile onanarak kesinleştiği, mahalli bilirkişilerin beyanlarında ..., ... ve ...'nin dava konusu taşınmazları ...'ya devrettikleri ancak bedelini alıp almadığını bilmediklerini söyledikleri, her ne kadar davalılar satış bedelinin kendilerine ... tarafından ödenmediğini iddia etseler de bedelin ödenmemesi tapusuz taşınmazlarda zilyetliğin devrine engel olmayacağı nitekim tapusuz taşınmazların menkul mal hükmünde olduğu ve zilyetliğin devri ile mülkiyetin alıcıya geçtiği, mahalli bilirkişiler ve tutanak bilirkişisinin de beyanlarında dava konusu 113 ada 8 ve 113 ada 3 parsel numarasıyla tespit gören taşınmazları ..., ... ve ...'nin davacıya sattığını, davacının dava konusu taşınmazları devralmasıyla kullanmaya başladığını doğruladıkları ve 20/04/1998 tarihli köy senedinin dava konusu taşınmazları kapsadığının keşfen belirlendiğinden, davacı ...’nun açtığı davanın kısmen kabulüne, asli müdahil ...'in açtığı davanın kabulüne, birleşen dosya davacısı ... ...'in davadan feragat etmesi sebebiyle birleşen dosya davacısı ...'in açtığı davanın reddine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili, davalılar ..., ..., ..., ..., ... ve ... istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

  1. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, tarafları lehine vekalet ücreti hükmedilmediğini, davalı sıfatlarının yasal hasım olmaları neticesi ile gerçekleşmiş olup yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamaları gerektiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

  2. Dahili davalı ... Belediyesi vekili istinaf dilekçesinde özetle; ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliği mümkün değilken müvekkili lehine açılmış usule uygun bir dava yokken müvekkili idareye dahili davalı olarak tebligat yapılmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu, davanın müvekkil idare yönünden reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazların bulunduğu alanın müvekkil idarenin yetki ve sorumluluk alanında olmadığını, mahkemece husumet itirazları değerlendirilmeden karar verildiğini, müvekkil idare aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin 6099 ... Kanun, 3402 ... Kadastro Kanunu (3402 ... Kanun) ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına da aykırı bulunduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın idare yönünden husumet nedeniyle reddini, aksi kanaatte davanın müvekkili idare yönünden esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müvekkili İdare yönünden reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini istemiştir.

  3. Davalılar ..., ... ..., ..., ..., ... ve ..., istinaf dilekçesinde özetle; kararın yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan verilmiş olup usul ve kanuna aykırı olduğunu, Mahkemece davalı ve dahili davalı hakkında 116 ada 4 parsele ilişkin verilmiş karara itirazlarının bulunmadığını, mahalli bilirkişilerce de söz konusu parsellerin ...’ya sattıklarının doğrulandığını, ...’nun satın aldığı parsellere karşılık verdiği senetleri ödememesi sebebiyle mağdur olduklarını, parasının ödenmemesi durumunda parsellerin zilyetliğinin satan kişilere ait olmasının kanun gereği olduğunu, ... mirasçılarının açmış bulunduğu davanın reddi gerekirken 113 ada 8 parsel ve 113 ada 3 parsel ... taşınmazların ... mirasçıları adına kayıt ve tesciline karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, adı geçen parsellerin tarafları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davalıların murislerinden kaldığı, aralarında yaptıkları taksim sonucu kendilerine kalan bu taşınmazları kadastro tespiti öncesinde 20.04.1998 tarihli senetle 113 ada 3 ve 8 parseli davacı ...’ya 06.08.1997 tarihli senetle 116 ada 4 parseli de asli müdahil ...’e satıp zilyetliklerini devrettikleri, davacı ve asli müdahilin davalı ve murislerinden devraldıkları ve 20 yıldan uzun süren bu zilyetliklerini dava tarihine kadar sürdürdükleri, dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılmalarına engel bir durumlarının bulunmadığı, satan ve alanların 40 ve 100 dönümlük mülk edinme sınırlarını aşmadıkları anlaşılmakla bu parseller yönünden davaların kabulüne karar verilmesinde usûl ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığı ve davalılar, 113 ada 3 ve 8 parselleri davacıya senetle satıp devrettiklerini ve karşılığı bedelin ödenmediğini bunun yerine bono verildiğini ancak bononun da bedelinin ödenmemesi sebebiyle davacıların taşınmaz üzerinde bir haklarının bulunmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf isteminde bulunmuşlarsa da, zilyetliğin devri sözleşmesinin iptaline yönelik olarak açtıkları davanın reddi kararı kesinleştiği gibi zilyetliğin fiilen devri ile menkul mal hükümlerine göre zilyetliği kazanan davacıların eklemeli zilyetliklerinin mülk edinmelerine bir engel teşkil etmediği anlaşılmakla davalılar Hazine ve ... Büyük Şehir Belediyesi vekilinin kazanma koşullarının oluşmadığına dair yerinde görülmeyen istinaf istemlerinin reddine karar verilmiştir.

Davalılar Hazine ve ... Büyük Şehir Belediyesinin yargılama giderlerine yönelik istinaf istemlerine gelince; dava 743 ... Türk Kanuni Medeni'si'nin 639 uncu, 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 713/1 inci maddeleri uyarınca açılıp kadastro tespiti nedeniyle devredilen davalardan olması nedeniyle bu davalarda yasal hasım olarak bulunan davalılar aleyhine yargılama giderlerine hükmedilemeyeceği gibi Davacı ...’in davasının kısmen, birleşen dosya davacısı ...’in davasının ise feragat nedeniyle tümden reddine karar verilmiş olmakla, reddedilen davalar yönünden de vekalet ücretine hükmedilmesi gerekli olup, ayrıca birleşen davanın reddine karar verildiği halde harca hükmedilmemesi de doğru olmadığından davalıların istinaf istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönden kaldırılmasına" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve resen belirlenecek nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, kadastro tespitine itiraz davasıdır.

  1. İlgili Hukuk

6100 ... Kanun'un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri,

  1. Değerlendirme

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

A. Davalı ... Vekilinin Temyizi Yönünden;

Davalı ... vekilinin temyiz hakkı bulunmadığından temyiz dilekçesinin REDDİNE,

B. Davalı Hazine Vekilinin Temyizi Yönünden;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden ... Belediye Başkanlığına iadesine, harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapistinafkarartemyizvı.kararımahkemesionanmasınareddinebirleşendereceesaslı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:19:05

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim