Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/4594
2023/1513
16 Mart 2023
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
SAYISI: 2019/2 E., 2020/9 K.
KARAR: Asıl ve birleşen 2010/930 Esas sayılı dosya yönünden davanın kısmen kabulüne, birleşen 2010/918 Esas sayılı dosya yönünden davanın reddine
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasına ilişkin verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen 2010/930 Esas sayılı dosya yönünden davanın kısmen kabulüne, birleşen 2010/918 Esas sayılı dosya yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili, birleşen 2010/918 Esas sayılı dosya davacıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
-
Kadastro sırasında ... Köyü çalışma alanında bulunan 754 ada 1 parsel sayılı 236.665,24 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kadim kullanıma dayalı olarak mera niteliği ile sınırlandırılmıştır.
-
Davacı ... dava dilekçesinde; 15.04.1967 tarihli ve 13 sıra nolu tapu kaydı, 1944 tarihli vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu 754 ada 1 sayılı parselin ekli krokide (fen bilirkişi İbrahim Uzuner'in 26.08.2014 havale tarihli raporuna ekli krokisinde (B) harfi ile gösterilen 33.044,74 m2'lik bölümün) gösterilen kısımların tespitinin iptali ile tapu kayıt maliki bulunan babası ... oğlu Hasan Çabuk'un hissesi oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
-
Birleşen Alanya Kadastro Mahkemesi'nin 2010/918 Esas sayılı dosyası üzerinden davacılar ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; mera olarak tespit edilen 754 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ekli krokide işaretlenen tahmini 2.500 metrekarelik kısmının davacıların murisleri ...'dan intikal ettiğini, taşınmazın 1972 yılından bu yana tarım arazisi olarak kullanıldığını, mera ile bir ilgisinin olmadığını ileri sürerek miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın 2.500 metrekarelik kısmının tespitinin iptali ile davacılar adına miras payları oranında tapuya tescilini istemiştir.
-
Birleşen Alanya Kadastro Mahkemesi'nin 2010/930 Esas sayılı dosyası üzerinden davacılar ... ve arkadaşları dava dilekçesinde; 15.04.1967 tarihli ve 13 sıra nolu tapu kaydı, 1944 tarihli vergi kaydı ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, dava konusu 754 ada 1 parselin ekli krokide (fen bilirkişi İbrahim Uzuner'in 26.08.2014 havale tarihli raporuna ekli krokisinde (B) harfi ile gösterilen 33.044,74 m2'lik bölümün) gösterilen kısımların tespitinin iptali ile tapu kayıt maliki bulunan babaları Mevlüt Anılgan'ın hissesi oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
-
Yargılama sırasında aralarında fiili ve hukuki bağlantı bulunduğu gerekçesiyle davaların birleştirilmesine karar verilmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgenin kadim yayla konumunda olup, bu yerlerin devamlı ikamet edilmeyen, sadece yaz aylarında geçici olarak mevsimsel sıcaklıktan etkilenmemek için insanların yayla evi tabiri ile ifade edilen basit barınaklarda yaşadıkları yayla olduğunu, hava fotoğrafları incelendiğinden yayla kültürüne ait dokular hariç olmak üzere özel mülk teşkil edecek bir tek emareye rastlanılmayacağını, kadastroya tabi tutulacağı söylentisi üzerine, dava konusu taşınmaz ve çevresinin en fazla 5 7 yıllık bir geçmiş zaman dilimi içinde talan ve işgal şeklinde adete yağmalandığını açıklayarak, haksız ve yersiz açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.12.2014 tarihli ve 2010/1140 Esas, 2014/248 Karar sayılı kararı ile; birleşen dosya 2010/918 Esas sayılı dosya davacıları ... ve arkadaşlarının davasının reddine, davacı ... ve birleşen 2010/930 Esas sayılı dosya davacıları ... ve arkadaşlarının davalarının kısmen kabulüne, çekişmeli 754 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tespitinin iptaline ve fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen 6.430 metrekare yüzölçümündeki bölümünün belirtilen payları oranında davacı ... ve müşterekleri adına tapuya tesciline, kalan bölümün tespit gibi mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmiş;
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili ile birleşen 2010/918 Esas sayılı dosya davacıları ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.05.2018 tarihli ve 2015/20932 Esas, 2018/3586 Karar sayılı kararıyla; Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre birleşen 2010/918 Esas sayılı dosya davacıları ... mirasçıları ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları yerinde görülmemiş, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları ise; "...Mahkemece dava konusu 754 ada 1 parsel sayılı taşınmazın (C) harfi ile gösterilen 6.430 metrekare yüzölçümündeki bölümünün davacı ... ve Yadigar Anılgan ve arkadaşlarının dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldığı gerekçe gösterilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece davacı yanın dayandığı "... Mahallesi, ... , ... yurdunda" mevkili, sınırları "cebel, Şaban Yolu, Kesmeli ve boğaz" olarak okunan tapu kaydına, kesmeli yolunun dava konusu taşınmaza yakın olan kısmından başlanarak kapsam tayin edilmiş ise de, çekişmeli taşınmazın niteliğinin mera olarak tespit edildiği, keşifte alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının da taşınmazın niteliğine aykırı düşmediği, ancak uyduğu kabul edilen dayanak kaydın niteliğinin tarla olduğu ve dayanak kaydın mahallesi ve mevkiinin buraya ait olup olmadığının kesin olarak belirlenmediği, kaldı ki bir bölüm esas alınarak kapsam tayin edilmişse de, tapu kaydında okunan sınırların bir geometrik şekil oluşturmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından bir kısmı komşu köyden olmak üzere seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi, taraf tanıkları ve fen bilirkişisi aracılığı ile yeniden keşif icra edilmelidir. Yapılacak keşifte; yerel bilirkişi ve tanıklar aracılığı ile usulünce dayanak tapu kaydı uygulanmalı, dayanak kaydın mevki ve mahalle itibariyle dava konusu taşınmaza uyup uymadığı, dayanak kaydın niteliğinin tarla olması sebebiyle çekişmeli taşınmazın öncesinin tarla olup olmadığı hususları sorulup saptanmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, gösterilen sınırlar uzman fen bilirkişi tarafından hazırlanacak krokide işaretlettirilmeli, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki olduğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeli; dayanılan tapu kaydının temyiz konusu taşınmaz bölümünü kapsayıp kapsamadığı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde belirlenmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmeli..." gerekçesi ile kabul edilerek eksik araştırma ve incelemeye dayalı İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Keşif mahallinde dinlenen tespit bilirkişileri ile mahalli bilirkişilerin beyanları bir bütün halinde değerlendirildiğinde dava konusu taşınmazın bulunduğu yerin bütününün Sarımut yaylası olarak anıldığı, anılan yerin insanların göç yolunun üzerinde olduğu, dayanak tapuda Boğaz olarak tanımlana yerin fen bilirkişi raporunda işaretlenen vadinin birleştiği nehrin üzerinde köprü bulunan noktası olduğu bu noktadan nehrin kuzeyinden doğru devam edip dava konusu taşınmazı doğu taraftan çevreleyip bilirkişi raporunda işaretli HAN'ın olduğu yerden Kaplanhanına doğru devam eden Güz mevsiminde kullanılan yolun Şaban Yolu diye tanımlanan yol olduğunun değerlendirildiği, yine Kesmeli diye tanımlanan noktanın da nehir boyunca gelip dava konusu taşınmazın arkasından (doğu yönünden) geçip işaretli HAN'a doğru geçen yoldaki yol ağzı olduğu, çünkü burada yolun kesişme noktası bulunduğu bu nedenle Kesmeli olarak tapuda belirtilmiş olabileceği, Cebel olarak tanımlanan dağın da taşınmazın Güney tarafındaki tepelik alan olduğu kanaatine varıldığı, tapu da Boğaz olarak belirtilen ve üzerinde köprü bulunan nehrin etrafındaki tepeliklerin birbirine en yakın noktasından bakıldığında nehrin kuzeyinden doğru devam edip bir süre sonra suyun üzerinden geçilip konaklanan HAN'a doğru olan yolun Şaban yolu olabileceği, HAN'ın olduğu noktaya geçişteki kesişme noktasının da Kesmeli olarak belirtilen yer olabileceği zemine en uygun tanımlama olarak kabul edilmiş ve asıl ve birleşen 2010/930 Esas sayılı dosyada davanın kısmen kabulüne ve fen bilirkişi raporunda C harfi ile gösterilen pembe renge boyalı 6.430 m2 lik bölümün miras payları da gösterilerek davacıların adına tesciline; birleşen 2010/918 Esas sayılı dosyada davacıların davasının reddine dair mahkemece verilen 2010/1140 Esas, 2014/248 Karar sayılı karara karşı davacıların temyiz itirazları Yargıtay 16. Hukuk Dairesi'nin 29.05.2018 tarihli ve 2015/20932 Esas, 2018/3586 Karar sayılı kararıyla yerinde görülmediğinden birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalı Hazine vekili ile birleşen 2010/918 Esas sayılı dosya davacıları ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, eksik inceleme ve araştırmaya dayalı karar verildiğini, dava konusu taşınmazların tamamının niteliği gereği aynı türden mera vasfında olduğunu, teknik bilirkişilerin raporunda belirtildiği üzere taşınmazların evveliyatı itibari ile sadece yaz aylarında sıcaktan korunmak ve hayvanları otlatmak için kullandıklarını, orta malı niteliğindeki bu tür taşınmazların zilyetlik ile edinilemeyeceğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
-
Birleşen 2010/918 Esas sayılı dosya davacıları ... mirasçıları ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde; bozmadan önce yapılan keşfin yerleşik Yargıtay içtihatlarına uygun olmadığını, dava tarihinden geriye doğru 15 20 ve 25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının incelenmediğini, 3 kişilik ziraat bilirkişisinin katılımı ile keşif yapılmadığını, eksik inceleme bulunduğunu, delillerinin toplanmadan karar verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, mera vasfı sınırlandırılan taşınmazın kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, çekişmeli taşınmazın taşınmazın mera vasfında olup olmadığı, dayanılan tapu ve vergi kaydı kapsamında kalıp kalmadığı, zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13, 14 üncü maddeleri ile 16 ncı maddenin B bendi, 18 inci maddenin ikinci fıkrası
-
Değerlendirme
-
Birleşen 2010/918 Esas sayılı dosya davacıları vekilinin temyizi yönünden;
Usuli müktesep hak, bir davada taraflar, mahkeme ve Yargıtay tarafından yapılmış ve istisnalar kapsamında olmayan bir işlemle taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemenin Yargıtay’ın bozma kararına uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış bir hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli müktesep hak gerçekleşebilir.
6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlıkta temyiz kanun yoluna dair 1086 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, söz konusu Kanun incelendiğinde usuli müktesep hakka ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, usuli müktesep hak ilkesi, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve yargı kararlarına karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ilkelerinden biri haline gelmiştir. Bu ilke, özlü bir biçimde 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Umumi Heyeti Kararı ile açıklanmış olup iş bu kararda da belirtildiği gibi, bozmaya uyulmakla bir taraf yararına "usulî müktesep hak" doğar. Artık bozmanın kapsamına girmeyen hususlarda yeni bir karar verilemez.
Mahkemece verilen birleşen 2010/918 Esas sayılı dosya yönünden davanın reddine dair ilk kararın dosyanın davacıların tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesi'nin 29.05.2018 tarihli ve 2015/20932 Esas, 2018/3586 Karar sayılı kararıyla temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve bozma kapsamı dışında bırakılmış olup, Mahkemece iş bu bozma ilamına uyulmakla davalı taraf yararına "usulî müktesep hak" doğduğundan birleşen dosya davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
- Davalı Hazine vekilinin temyizi yönünden;
Mahkemece, çekişmeli 754 ada 1 parsel sayılı taşınmazın hükme esas alınan 13.12.2019 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide (C) harfi ile gösterilen 6.430 metrekarelik bölümünün davacı tarafın dayandığı 15.04.1967 tarihli ve 13 sıra numaralı "... Mahallesi, ... Karyesi, Yörük yurdunda" mevkili, sınırları "cebel, Şaban Yolu, Kesmeli ve boğaz" olarak okunan tapu kaydının, bu taşınmaz bölümünü kapsadığı kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, tapu kaydının taşınmazı kapsadığı yönünde yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Mahkemece, icra edilen keşifte uygulanan 15.04.1967 tarihli ve 13 sıra numaralı tapu kaydının çekişmeli taşınmaza uyduğu kabul edilmiş ise de, hükme esas alınan 13.12.2019 tarihli teknik bilirkişi raporuna ekli krokide (C) harfi ile gösterilen 6.430 metrekarelik bölümün dört bir etrafının mera parseli olarak tespit gören 754 ada 1 parselle çevrili olup, taşınmaz meranın ortasında kalmaktadır. Tapu kaydının mevkiisi de "Yörük yurdu" olup dinlenen mahalli bilirkişiler yörüklerin eskiden konakladıkları her yere yörük yurdu denildiğini, sınır olarak okunan "Şaban Yolu" ve "Kesmeli" diye bir yer bilmediklerini, "Cebel"in dava konusu edilen taşınmazdan uzakta bulunan dağ olabileceğini beyan ederken, "Boğaz" olarak okunan sınırı ise bir kısım mahalli bilirkişiler bilememiş, bir kısmı ise bu sınırın "Devrent Boğazı" olabileceğini beyan etmişlerdir. Dolayısı ile taşınmazın etrafının mera olması da dikkate alınarak varsayımsal olarak dağ ve akarsudan hareketle geometrik şekil oluşturulması kaydın çekişmeli taşınmaz bölümüne aidiyeti hususunu kanıtlamaya yeterli değildir. Buna göre ispat edilemeyen davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mhkemesi kararının bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
-
Birleşen 2010/918 Esas sayılı dosya davacılar vekilinin temyiz isteminin yukarıda (V.C.3.1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE,
-
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yukarıda (V.C.3.2.) no.lu bentte açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 125,50 TL'nin temyiz ... vd. alınmasına,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:24:44