Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/16272
2023/1243
6 Mart 2023
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
SAYISI: 2005/72 E., 2020/38 K.
KARAR: Asıl ve Birleşen Davaların Kısmen Kabulüne
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili, davalı Hazine vekili ve asli müdahil ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
-
... ili ... ilçesi ... Mahallesinde yapılan tapulama sırasında, 287 parsel sayılı 11.650 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve vergi kaydına dayanılarak İdris Koparan ve Hazine adına; 288 parsel sayılı 15.150 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve vergi kaydına dayanılarak ... ve Hazine adına; 289 parsel sayılı 11.950 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve vergi kaydına dayanılarak ... ve Hazine adına; 291 parsel sayılı 6.300 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve vergi kaydına dayanılarak ... ve Hazine adına; 292 parsel sayılı 18.700 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve vergi kaydına dayanılarak ... ve Hazine adına; 293 parsel sayılı 18.100 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve vergi kaydına dayanılarak ... ve Hazine adına; 294 parsel sayılı 8.700 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydı ve vergi kaydına dayanılarak ... eşi ve evlatları ..., ..., ..., ... ile Hazine adına ve 295 parsel sayılı 8.700 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, tapu kaydı ve vergi kaydına dayanılarak ... ve Hazine adına tespit edilmiştir.
-
Davacı ... İdaresinin ve diğer davacılar ... ve ortaklarının itirazı üzerine, Tapulama Komisyonunca yetkisizlik kararı verilerek, tapulama tutanakları Tapulama Mahkemesine aktarılmıştır.
II. CEVAP
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, nizalı taşınmazların bir bölümünün orman olarak tespit dışı bırakılmasına, bir bölümünün ise Hazine ile adı geçen kişiler adına hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
-
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.
-
Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.10.1987 tarih ve1987/1197 Esas, 1987/1342 Karar sayılı ilamıyla; "...22.05.1987 tarihinde kabul edilen 3373 sayılı Kanun ile 6831 sayılı Orman Kanununun 1. maddesi değiştirilmiş, orman sınırı içinde veya bitişiğinde bulunan tapulu malların şartları gerçekleştiği takdirde orman sayılmayan yerlerden olduğunun açıklandığı, bu kanun kamu düzenini ilgilendirmekte olup, görülmekte olan davalara da uygulanacağı, davacı tarafın tapu kaydına dayandığı açıklanarak, ... mahkemece komşu parsel tutanakları ve onların dayanağı olan belgeler getirtilerek davacı tarafın dayandığı tapu kaydının 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmünce yerel ve uzman bilirkişi aracılığıyla mahalline uygulanması, bilirkişilerce bilinmeyen sınırların varlığı halinde bu yönden davalı tarafın göstereceği tanıkların dinlenmesi, tapu kaydı sınırlarında ve yüzölçümlerinde değişiklik bulunuyorsa bu değişikliğin yasal dayanağının olup olmadığının belirlenmesi, bu uygulama ile ilgili olarak uzman bilirkişiden krokili rapor alınması, bilirkişi düşüncesi ve tanık sözlerinin, komşu parsel kaydına aykırı düştüğü takdirde bunun nedenleri üzerinde durularak aykırılığın giderilmesi, taşınmazların tümünün ya da bir bölümünün tapu kaydının kapsamı içinde kalıp kalmadığının saptanması, ondan sonra 6831 sayılı Orman Kanununun sözü edilen değişik 1. maddesi ile 3402 sayılı Kadastro Kanununun 45. maddesi hükümlerince uzman bilirkişi aracılığı ile orman araştırması yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gereğine ve ayrıca mahkemece nizalı parsellerin bir bölümünün dava tarihinde yürürlükte bulunan Tapulama Kanununun 2. maddesi uygulanmak suretiyle tapulama dışı bırakılmasına karar verildiği, sonradan yürürlüğe giren 3402 sayılı Kadastro Kanununun 7/4 maddesinde çalışma alanı sınırı içinde ya da bitişiğindeki taşınmaz mallar ile dışında toplu olarak bulunan bütün taşınmazlar için kadastro tutanağının düzenlenmesinin mümkün bulunduğuna işaret edildiği, aynı Kanunun 18. Maddesinde ise tescile tabi bulunan taşınmaz mallar ile tarım alanına dönüştürülmesi ve ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerin Hazine adına tescil edilebileceğinin belirtildiği, geçici 4. Maddesinde de, tapulama mahkemeleri ile Kadastro Mahkemesi sıfatı ile görev yapan Asliye mahkemelerindeki kesin hükme bağlanmamış olan davalara bu kanun hükümlerinin uygulanacağının öngörüleceği, bu durumda ormanların 766 sayılı Tapulama Kanununun 2. Maddesi uyarınca tespit dışı bırakılma hükmü yürürlükten kaldırılarak, orman sayılan taşınmazların da tescil edilebileceği ilkesinin getirildiği açıklanarak, nizalı parsellerin orman sayılan bölümlerinin 6831 sayılı Orman Kanununun değişik 11/4 ve Kadastro Kanununun 18. Maddesi uyarınca orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmesi" gereğine değinilerek, ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı ... İdaresinin davası bakımından, açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine; davalı / davacı tespit malikleri ve asli müdahiller ...., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... / mirasçılarının davaları bakımından, açılan davanın kısmen kabul kısmen reddine; asli müdahil ... / mirasçıları (asli müdahiller , ..., ..., ..., ..., ... ve ...), asli müdahil ... / mirasçıları, asli müdahiller ... ve .... yerine varisi ... bakımından, asli müdahale isteminin 6100 sayılı Kanun (HMK) 114/1 c, 115/1 hükümleri delaletiyle HMK 115/2 hükmü uyarınca görevsizlik sebebiyle dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı ... vekili, davalı Hazine vekili ve asli müdahil ... mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
-
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; taşınmazların evveliyatının orman olup olmadığının tam olarak belirlenmediğini belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
-
Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; raporların kendilerine tebliğ edilmediğini, taşınmazların metrekaresi yönünden maddi hataya düşüldüğünü, kısmen kabul / red kararı verildiği halde Hazine lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
-
Asli müdahil vekili temyiz dilekçesinde; eski 293 parsel sayılı taşınmazın vekil edenlerinin murisi ... tarafından satın alındığını, (30.06.1973 tarihli satış senedi) satın alma tarihinden itibaren vekil edenlerinin murisi tarafından kullanıldığını, ölümünden sonra da taşınmazı vekil edenlerinin kullandığını, verilen kararda taşınmaz üzerinde bulunan ev, ahir, müştemilat ve seraların vekil edenlerine ait olduğunun tespit edildiğini belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
- Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
- İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 14, 17 ve 20 nci maddeleri ile 6831 sayılı Orman Kanunu' nun 1 inci ve devamı maddeleri,
-
Değerlendirme
-
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; taşınmazların tamamına ilişkin tespite davacı ... İdaresinin yaptığı itiraz, yetkisizlik sebebiyle Kadastro Mahkemesine aktarıldığına göre, dava konusu taşınmazların öncelikle orman sayılan yerlerden olup olmadığının tam olarak belirlenmesi gerekir.
Yargılama sırasında alınan 06.07.2017 tarihli orman bilirkişi raporunda ve ekinde sunulu 1962 baskılı memleket haritasında, taşınmazların çoğu bölümünün çalılık ve ibreli orman ağaçları rumuzlu alanda gözüktüğü, yine 1995 baskılı memleket haritasında kısmen çalılık ve ağaçlık işaretlerinin bulunduğu görüldüğü halde, sonuçta taşınmazların çoğu bölümü orman sayılmayan yer olarak belirlenmiş olup, dosya içerisinde mevcut resimlerde de, taşınmazlar üzerinde çalılık ve orman ağaçlarının halen mevcut olduğunun gözlemlenmiş olması karşısında, orman bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğundan söz edilemez,
Öte yandan, dava konusu parsellerin dayanağı olan 25.10.1946 tarih ve 9 nolu tapu kaydının, 286 295 parsellere revizyon gördüğü ve sınırlarının "çamlıtepe, taşlık, çalılık, yol ve cebel" okuduğu anlaşılmakta olup, hükmüne uyulan bozma ilamında, tapu kaydı uygulamasına da değinilerek kararın bozulmasına karar verilmiş olmasına rağmen, anılan tapu kaydı, komşu parsel tutanakları da getirtilmek suretiyle zemine yöntemine uygun şekilde ve tam olarak uygulanmamıştır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun “kayıt ve belgelerin kapsamını tayin” başlığını taşıyan 20/C maddesinde, “Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar, değişebilir ve genişletilmeye elverişli nitelikte ise, bunlardan gösterilen miktara itibar olunur. Ancak değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardaki taşınmaz malların kayıtları, fizik yapıları ve konumları itibariyle belli bir yeri kapsıyorsa, tespit o sınır esas alınarak yapılır.” hükmüne yer verilmiş olup, buna göre, dayanılan belgenin yada kaydın, birbiri ile bağlantısız, değişmeye ve genişletilmeye elverişli sınırları ihtiva etmesi halinde, kayıtların kapsamının miktarına göre belirlenmesi gerekmektedir. Diğer bir deyişle; tapu kaydı sabit sınırlı değilse, kayıt üzerinde yazılı olan miktar kadar geçerlidir ve kapsamı da bu miktara eşit şekilde tayin edilmelidir. Dayanak tapu kaydının, o yere uyduğu tespit edilmesi halinde, yüzölçümü ile kapsadığı alanın saptanması ve bilirkişiye infaza olanak veren ifraz krokisi düzenlettirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca; kadastro hakimi infazı kabil ve doğru sicil oluşturmakla yükümlüdür. Sicil oluşturulurken taşınmazın bölümlere ayrılarak tescil edilmesi halinde, fen bilirkişisinden, ayrı ayrı şahıslara tescil edilecek bölümleri gösterir ölçekli rapor ve kroki alınmalı ve bu rapor kararın eki sayılarak tescil kararı verilmelidir.
Somut olayda; fen bilirkişi raporu ekindeki krokide dava konusu taşınmaz bölümlerinin yüz ölçümleri ölçeksiz ve ölçü krokisiz gösterilmiş; uygulamada hangi ölçü tekniğinin kullanıldığı, yüz ölçümünün hangi yöntemle hesaplandığı belirtilmemiş olup, bu haliyle kurulan hükmün infazı da mümkün değildir.
-
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785, 5658, 6831 sayılı Kanun hükümlerine göre çözümlenmesi ve 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi gereğince 2 inci maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların devletleştirildiği gözetilerek; öncelikle dayanak tapu kayıtları tüm geldi ve gitti kayıtları ile birlikte getirtilerek, kadastro sırasında revizyon görüp görmediği araştırılmalı, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları getirtilmeli ve bu tapu kaydına dayanılan ve çekişmeli taşınmazlara komşu olan taşınmazlara ilişkin açılmış bulunan başkaca dava bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu dava dosyaları tespit edilmeli, akabinde en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımyla yeniden keşif yapılarak, çekişmeli parsel ve çevresinin öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; öncesi itibariyle orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde, dayanak tapu kaydının 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısında hukuki kıymetinin olup olmadığı tartışılmalı; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20/C maddesi hükmü uyarınca öncelikle dava konusu taşınmaza dayanak oluşturan tapu kaydı, yerel bilirkişi yardımı ve fen bilirkişi eliyle zemine uygulanmalı; sınır denetimi yapılmalı; tapu kaydı kapsamı dışında kalan bölümlerinin öncesi itibariyle orman sayılmayan yerlerden olduğunun anlaşılması halinde ise, dayanılan tapu kaydının mahalline uyup uymadığı tespit edilerek, tapu kaydı mahalline uyuyor ise tapu kaydının kapsadığı taşınmazları gösterir fenni bilirkişi tarafından düzenlenecek denetlemeye elverişli krokili rapor alınmalı; taşınmazların dosyada bulunan orman bilirkişi raporu ve rapora ekli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak, tapu kaydının 4785 ve 5658 sayılı Kanun kapsamında hukuki değerini yitirip yitirmediği araştırılmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
-
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak ve dahi hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verilmesi, usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:28:25