Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/17320

Karar No

2023/1195

Karar Tarihi

2 Mart 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI: 2013/256 Esas, 2016/221 Karar

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

Davacı Hazine vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

  1. Dava konusu 2943 parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alan, 05.11.1969 tarihinde yapılan tapulama tespiti sırasında 61.800 m2 yüzölçümüyle ve harman yeri vasfı ile 1578 parsel olarak sınırlandırılmıştır. Ağaçbeyli Belediye Encümeninin 29.07.1983 tarihinde aldığı karar ile 2805 sayılı Kanun’un 13/b 1 maddesi uyarınca harman yeri vasfı değiştirilerek arsa vasfı ile Ağaçbeyli Belediyesi adına 26.08.1983 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Daha sonra 01.04.1986 tarihinde belediye tarafından ifraza tabi tutulmuş ve ifraz sonucu oluşan 2943 sayılı parsel sayılı taşınmaz 20.06.1986 tarihinde yapılan ihale ile dava dışı ...'e satılmış, ...'ün talebi üzerine taşınmaz davalı ... adına tescil edilmiş ve yargılama sırasında da taşınmaz dava dışı ...'ya satılmıştır.

  2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde, öncesi harman yeri olan 2943 parsel sayılı taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını açıklayarak, tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

  1. Davalılardan ... vekili cevap dilekçesinde özetle; vekil edeninin iyiniyetli olduğunu, taşınmazın arsa vasfında olup, harman yerlerinin vasıflarının değiştirilmesi durumunda özel mülkiyete konu olabileceğini açıklayarak, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

  2. Davalılardan Ağaçlı Belediye Başkanlığı davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: **

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararıyla; dava konusu edilen hususun, ilgili parseldeki taşınmazın cins değişikliği işleminin usul ve kanuna aykırı olarak yapılmasından ve ardından parselasyon ile ifraza uğramasından dolayı yolsuz işlem nedeniyle yapılan yolsuz tescilin iptali ile Hazine adına kaydına yönelik olması karşısında, yapılan cins değişikliği işlemi ile Ağaçbeyli köyü adına arsa olarak tescili işlemlerinin 2805 sayılı Kanun ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu (775 sayılı Kanun) kapsamında usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuş

Daire'nin 02.07.2020 tarihli ve 2016/16611 Esas, 2020/4375 Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiştir.

V. KARAR DÜZELTME

A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran

Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı Hazine vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

B. Karar Düzeltme Sebepleri

Davacı Hazine vekili karar düzeltme dilekçesinde; temyiz nedenlerinin incelenmediğini, 1580 sayılı Kanunda nitelikleri belirtilen taşınmazların sadece tasarruf, idare ve nezaretinin belediyelere intikal edeceğinin düzenlendiğini, mülkiyetin devrine dair bir hükme yer verilmediğini, 3194 sayılı İmar Kanununda (3194 sayılı Kanun) Hazineye ait taşınmazların valiliğin teklifi, Maliye ve Gümrük Bakanlığının onayı ile gerçekleşeceğinin açıklandığını, mülkiyetin kendiğinden geçmesinin mümkün olmadığını, 775 sayılı Kanun ile taşınmazların belediyelere bedelsiz olarak devredileceğinden bahsedilmiş ise de bu Kanunun 2003 yılında yürürlükten kaldırıldığını, dava konusu taşınmazın ifrazen geldiği 2740 parsel sayılı taşınmazın 2085 sayılı Kanun'un 13/b 1 maddesi uyarınca cins tashihi yapılarak belediye adına tescil edildiğini ancak bu kanunun da 2981 sayılı Kanun'un 23/a maddesi ile yürürlükten kaldırıldığını, mahkemece hükme esas alınan kanunların karar tarihinde yürürlükte olmadığını, 4342 sayılı Kanun'un harman yeri vasıflı taşınmazlara uygulanamayacağını, İlk Derece Mahkemesince 2013/263 Esas sayılı dosyada verilen ret kararının Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesi tarafından bozulduğunu açıklayarak, Dairenin onama kararının kaldırılmasını ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, öncesi harman yeri olan dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olup olmayacağı noktasında toplanmaktadır.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı maddesi, 1580 sayılı Belediye Kanunu, 3194 sayılı İmar Kanunu, 775 sayılı Gecekondu Kanunu, 5272 sayılı Belediye Kanunu.

  1. Değerlendirme

  2. 6100 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinde, dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devir ve temliki halinde yapılacak usulî işlemler düzenlenmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 125/1 inci maddesi "Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde davacı davayı kazanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.” şeklindedir.

Somut olayda; çekişmeli 2943 parsel sayılı taşınmazın yargılama sırasında dava dışı ...'ya satıldığı anlaşıldığına göre, İlk Derece Mahkemesince 6100 sayılı Kanun'un 125/1 inci maddesi doğrultusunda işlem yapılması gerekirken, bu husus göz ardı edilerek taraf teşkilinin sağlanmadan hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

  1. Dava, öncesi harman yeri olan 2943 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ve tescili isteğine ilişkindir.

Dosya içeriği ve toplanan delillere göre dava konusu yer 05.11.1969 tarihinde tapulama tespiti sırasında 61.800 m2 yüzölçümünde ve harman yeri vasfı ile 1578 parsel olarak sınırlandırılmıştır. Ağaçbeyli Belediye Encümeninin 29.07.1983 tarihinde aldığı karar ile 2805 sayılı Kanun’un 13/b 1 maddesi uyarınca harman yeri vasfı değiştirilerek arsa vasfı ile Ağaçbeyli Belediyesi adına 26.08.1983 tarihinde tapuya tescil edilmiştir. Daha sonra 01.04.1986 tarihinde belediye tarafından ifraza tabi tutulmuş ve ifraz sonucu oluşan 2943 sayılı parsel 20.06.1986 tarihinde yapılan ihale ile dava dışı ...'e satılmış, ...'ün talebi üzerine taşınmaz davalı ... adına tescil edilmiş, yargılama sırasında da taşınmaz dava dışı ...'ya satılmıştır.

Davacı Hazine vekili, 2609 ve 2612 tahrir numaralı vergi kayıtları kapsamında kalan harman yerinin vasfının değiştirilerek özel mülk olarak tescilinin yolsuz olduğunu belirterek, iptal ve tescil istemektedir. Uyuşmazlığın çözümlenmesi için bu konudaki yasal düzenlemelerin incelenmesi gerekir.

5393 sayılı Belediye Kanununun (5393 sayılı Kanun) yürürlükten kaldırdığı 5272 sayılı Kanun ile iptal edilen 1580 sayılı Kanun'un 159 uncu maddesinde aynen "Belediye sınırı içinde sahipsiz arazi mahiyetindeki seyrangah, harman yeri, çayır, mera, koruluk ve bataklıkların ve belediye marifetiyle deniz, nehir ve gölden doldurulmuş olan yerlerin ve yıkılmış kale ve kulelerin metruk arsaları ve enkazının tasarruf, idare ve nezareti kaffei hukuk ve vecaibi ve varidatı ile beraber belediyelere devrolunur." şeklindeki düzenleme ile nitelikleri belirtilen taşınmazların sadece tasarruf, idare ve nezaretinin belediyelere intikal edeceği öngörülmüş olup anılan düzenlemede mülkiyetinin devrine dair bir hükme yer verilmemiştir.

Öte yandan 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 11 inci maddesi hükmü ile de istisnaları ayrık tutularak nitelikleri madde metninde sayılan Vakıflar Genel Müdürlüğünün, özel idarenin ve Hazinenin mülkiyetindeki arsa ve arazilerin hangi esas ve usullerle belediyeye devredileceği gösterildikten sonra devrin ancak, valiliğin teklifi, Maliye ve Gümrük Bakanlığının onayı ile gerçekleştirilebileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre, değinilen yasal düzenlemeler karşısında çekişmeli taşınmazların mülkiyetinin kendiliğinden belediyeye geçtiğinin kabulüne olanak bulunmamaktadır.

Ayrıca, 20.07.1966 tarihinde yürürlüğe giren 775 sayılı Kanun’un “Belediyelere Arsa Sağlanması” başlıklı 3 üncü maddesi, yasadaki istisna halleri ayrık ve yine yasada belirtilen koşulları mevcut olmak kaydı ile Hazinenin özel mülkiyetindeki ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazların bedelsiz olarak ilgili belediyelerin mülkiyetine geçeceğini öngörmüştür. Ancak, anılan yasal hüküm, 4916 sayılı Kanun'un 38 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

18.03.1983 tarihli ve 2085 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına (2085 sayılı Kanun) aykırı yapılan yapılara uygulanacak işlemler ve 6785 sayılı İmar Kanunu’nun (6785 sayılı Kanun) bir maddesinin değiştirilmesi hakkındaki kanunun yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş ve 1 inci maddesinde kanunun amacı "yürürlüğe giriş tarihinden önce imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki bütün yapılar hakkında uygulanacak işlemleri düzenlemek ve bu işlemlere ilişkin başvuru, tespit, değerlendirme, uygulama ve duyuru esaslarını ve ilgili diğer hususları belirlemek" olarak belirlenmiştir. Dava konusu taşınmazın ifrazen geldiği 1578 parsel bu Kanun'un 13/b 1 maddesinde yer alan "... Belediye ve mücavir alan sınırları içinde; Hazine ve Belediyelere ait olanlar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler (sahil şeridi, kıyı ve 18 inci madde f fıkrasındaki arsa ve araziler hariç) belediyelerin mülkiyetine" geçmiş sayılır hükmü gereği cins tashihi yapılarak Belediye adına tescil edilmiştir. Bu Kanun da, 2981 İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 Sayılı İmar Kanununun bir maddesinin değiştirilmesi hakkında Kanun'un 23/a maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.

Diğer taraftan, 24.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5272 sayılı Belediye Kanunu’nun (5272 sayılı Kanun) Geçici 1 inci maddesi ile de istisna kuralları getirilerek, bu ayrıcalıklar dışında kalan Hazineye ait taşınmaz malların yasada belirtilen koşulların gerçekleşmesi halinde ilgili belediyelere bedelsiz devredileceğine ilişkin düzenlemenin 5281 sayılı 31.12.2004 tarihli, 25687 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak 45/10 uncu maddesi ile 24.12.2004 tarihinde yürürlüğe giren Kanun'un 44/7 nci maddesi hükmü ile yürürlükten kaldırıldığı sözü edilen düzenlemenin ise Anayasa Mahkemesinin 18.01.2005 tarihli ve 2004/118 Esas, 2005/8 Karar sayılı kararı ile iptali sonucu yürürlükten kalktığı, sonradan yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanununda ise benzer bir hükme yer verilmediği bilinmektedir.

Bu durumda İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan yasal düzenlemelerin hüküm tarihinde mer’i olmadığı açıktır. Buna karşın anılan kanunların yürürlükte bulundukları zaman içerisinde davaya konu edilen taşınmazların mülkiyetinin nakli bakımından, davanın tarafları yararına bir hakkın kazanılmasının dayanağını teşkil etmeleri halinde bu kazanmaya kazanılmış hak kuralı gereği değer verileceğinde kuşku yoktur. Öyle ise kazanılmış hak kavramı üzerinde de durmak gereklidir. Hemen belirtmelidir ki; bir hukuk kuralının yürürlüğü sırasında, bu kurala uygun biçimde tüm sonuçları ile kesin olarak edinilmiş hakların korunması hukuk devletinin bir gereğidir.

Somut olayda 2805 sayılı Kanun ve 775 sayılı Kanun’un 3 üncü maddeleri yürürlükte iken tescil işlemi yapılmıştır. Kazanılmış hakkın oluşması için bu tescilin uygulanan kanun hükümlerine uygun bir şekilde yapılmış olması gerekir. Diğer bir deyişle taşınmazın (bölgenin) vasfının kanunun uygulanma amacına uygun olması gerekir. Yukarıda da belirtildiği gibi 2805 sayılı Kanun, imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki bütün yapılar hakkında uygulanmak üzere düzenlenmiştir. Dosya içinde bulunan delillere göre dava konusu yer 1983 yılında harman yeri vasfında iken işleme tabi tutulmuş ve vasfı arsa olarak değiştirilmiştir. Buna göre anılan Kanun'un uygulanmasını gerektirir bir gecekondulaşma bulunmadığı ve dolayısıyla belediyeye devri gereken bir yer olmadığı ve tescilin yolsuz olduğu anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan, 4342 sayılı Mera Kanunu’nun (4342 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin uygulanacağı taşınmazlar, öncesi mera, yaylak ve kışlak iken yasanın öngördüğü koşulların gerçekleşmesi sebebiyle aslında Hazine adına tescili gereken veya Hazine adına tescili gerekirken gerçek veya tüzel kişiler adına tescil edilecek taşınmazlardır. Bu taşınmazlar arasında harman yeri sayılmamıştır. Anılan hükmün genişletilmiş yorumla mera dışındaki harman yerlerine uygulanma imkanı yoktur.

Burada üzerinde durulması gereken diğer bir sorun da 4342 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi son fıkrasının olaya uygulanıp uygulanamayacağıdır. Anılan maddenin başlığı tahsis amacının değiştirilmesi şeklindedir. Kanun'un daha önceki hükümlerine bakılırsa bu maddenin mera komisyonlarının çalışmaları sırasında ve ancak mera komisyonlarınca yapılan idari iş ve işlemlerde uygulanabileceği açıkça görülür. Başka bir deyişle yargı önüne getirilen bu gibi uyuşmazlıklarda harman yeri vasfının yargı yerinde değiştirilebileceği düşünülemez. Ne var ki; somut olayda, öncesi harman yeri olan taşınmaz arsa vasfına dönüştürülerek belediye adına tescil edilmiş ise de, belediyenin idari kararla doğrudan yaptığı bu tescil işlemi yasadaki deyimiyle yolsuz tescil niteliğindedir. Bu gibi durumlarda hukuken yokluk ifade eden tapu üzerindeki hak korunamaz. Ancak; öncesi harman yeri olan ve kamunun genelinin yararlandığı bu yer imar uygulamasında yine kamunun genelinin yararlandığı bir yer olarak bırakılmak koşuluyla imar planına alınabileceğinden (örneğin meydan, yol, park, yeşil alan, otopark, toplu taşıma istasyonu, terminal gibi) bu yerin kamunun yararlanmasına tahsis edilmek üzere ve bu koşulla Hazine adına tescili gerekir. Bu yönler düşünülmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının, yukarıdaki gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerekirken, onanmasına karar verilmesi doğru olmadığından davacı Hazine vekilinin karar düzeltme talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Davacı Hazine vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Dairemizin 02.07.2020 tarihli ve 2016/16611 Esas, 2020/4375 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

cevapkarartemyizkaldırılmasınavı.düzeltmebozulmasına

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:28:51

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim