Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2022/2829

Karar No

2023/1097

Karar Tarihi

28 Şubat 2023

MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi

KARAR: Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine

Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili ile davalılar ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.... ili, ... ilçesi, .... Köyü çalışma alanında bulunan kök 35 parsel sayılı taşınmazın hükmen ifrazı ile 1985 yılında orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş, bilahare 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca yapılan çalışma sonucunda 646 parsel numarasıyla ve 1.572,50 metrekare yüzölçümlü olarak kadastro tutanağının beyanlar hanesine, ...'ın fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak zeytinlik ve tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, 2010 yılında 3402 sayılı Kanuna 5831 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi ile eklenen Ek 4 üncü madde kapsamında yapılan kullanıcı güncelleme işlemleri ile aynı parsel numarası ile kullanım şerhi aynen korunarak tespiti yapılmış, 10.04.2014 tarihinde taşınmazın 19656/78625 payı 6292 sayılı Kanun uyarınca satın alma nedeniyle dava dışı Hacer Yılmaz adına kayden intikal görmüş, bilahare 2014 yılında yapılan yenileme kadastrosu sonucunda 220 ada 29 parsel numarası ile 1.529,62 metrekare yüzölçümlü olarak tapuya kayıt ve tescil edilmiştir.

2.Davacılar ..., ... ve ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu 220 ada 29 parsel sayılı taşınmazın tarafların kök murisleri ...'ın kullanımında iken ölümüyle mirasçıları arasında yapılan taksimle davacılara kaldığını ve davacıların kullanımında olduğu halde beyanlar hanesinde murisleri "...'ın kullanımında" olduğunun yazılması nedeniyle satın alamadıklarını öne sürerek beyanlar hanesindeki bu şerhin iptali ile davacıların kullanımında olduğunun yazılmasını istemiştir.

II. CEVAP

1.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

2.Davalılar ... ve arkadaşları vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın hiçbir zaman taksime konu olmadığını, tüm mirasçılara ait olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin 14.01.2016 tarihli ve 2015/14 Esas, 2016/6 Karar sayılı kararıyla; davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

  1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar ... ve ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

  2. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.06.2017 tarihli, 2016/9830 Esas, 2017/4274 karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazla ilgili olarak kullanım kadastrosu tespit tutanağı 21.7.1998 tarihinde kesinleşmiş olup bu çalışma sırasında çekişmeli 646 parselin kullanım kadastrosu tespit tutanağının beyanlar hanesinde kullanıcısı olarak ... gösterildiği, aynı parselle ilgili olarak 2010 yılında yapılan güncelleme çalışmalarında da yine ...'ın kullanıcı olarak tespit edildiği, davacılar ... ve arkadaşlarının 15.01.2015 tarihinde dava açtıkları, 09.12.1993 tarihli belge ile çekişmeli taşınmazın, kullanım kadastro tespitinden önce muris tarafından kendilerine devredildiği iddiasına dayanmışsa da Mahkemece, 21.07.1998 tarihinde kesinleşen kullanım kadastro tutanağı esas alınarak kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 üncü maddesinde yazılı 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş bulunduğu göz önünde bulundurularak davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmesi gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3.Bozma ilamına karşı davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

4.Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 08.06.2017 tarihli ve 2016/9830 Esas, 2017/4274 Karar sayılı kararıyla;

a) Çekişmeli taşınmazın, öncesinde 135 parsel numarasıyla (kök 35 parselden ifraz edilmek suretiyle) 1985 yılında hükmen orman niteliği Hazine adına tespit edildiği, 21.07.1998 yılında tescil beyannamesi ile muris ...’ın kullanımında olduğunun taşınmazın beyanlar hanesine işlendiği, diğer bir anlatımla taşınmaz hakkında kullanım kadastrosunun yapılmadığı ve hakkında tespit tutanağı düzenlenmediği, tescil beyannamesi ile kullanıcı şerhi verilmesi nedeniyle askı ilanına da çıkarılmadığı, 2010 yılında yapılan güncelleme çalışmalarında yine adına geçen muris adına güncellendiği ve güncelleme listelerinin askı ilanına çıkarıldığı hususlarının dosyaya getirtilen belgelerden anlaşıldığı, bu haliyle 3402 sayılı Kanun'un 12/3 üncü maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin de askı ilanının yapıldığı 2010 yılında başlayacağının ve bu durumda eldeki davanın da 10 yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığının kabulünün gerektiği belirtilerek Dairenin maddi hataya dayalı olarak verilen 08.06.2017 tarih 2016/9830 2017/4274 E K sayılı usule ilişkin bozma ilamının ortadan kaldırılmasına karar verilmekle, davalılar vekilinin işin esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine geçilmiştir.

b) Dosya kapsamından ve mahallinde yapılan keşif sırasında alınan beyanlardan, tarafların kök murisi ...’ın hayatta iken 1993 yılında çekişmeli taşınmazı kızları olan davacılara verdiği ve zilyetliğini de devrettiği, o tarihten itibaren taşınmazın davacıların kullanımında olduğu ve murisin diğer mirasçılarının taşınmazda miras yoluyla gelen bir haklarının bulunmadığı anlaşılmakta olup, davalıların bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığı, ne var ki; çekişmeli taşınmazın 19656/78625 payının, eldeki davanın açılmasından önce 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 sayılı Kanun) uyarınca dava dışı Hacer Yılmaz’a satıldığı ve bu pay üzerinden adına tapu kaydı oluştuğu, davanın, taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhe yönelik olarak açılmış olmasına ve adına paylı olarak tapu kaydı oluşan Hacer Yılmaz’a karşı davacıların herhangi bir davalarının bulunmadığının anlaşılmasına göre, Mahkemece, yalnızca Hazine adına kayıtlı 58969/78625 pay üzerine davacılar lehine kullanım şerhi verilmesi gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak taşınmazın tamamı üzerinde davacılar lehine şerh verilmesi isabetsiz olduğu belirtilerek hükmün bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamından ve mahallinde yapılan keşif sırasında alınan beyanlardan tarafların kök murisi ...'ın hayattayken 1993 yılında çekişmeli taşınmazı kızları olan davacılara verdiği ve zilyetliğini de devrettiği, o tarihten itibaren taşınmazın davacıların kullanımında olduğu ve murisin diğer mirasçılarının taşınmazda miras yoluyla gelen bir haklarının bulunmadığı, taşınmazın 19656/78625 payının işbu davanın açılmasından önce 6292 sayılı Kanun uyarınca dava dışı Hacer Yılmaz'a satıldığı ve bu pay üzerinden adına tapu kaydı oluştuğu, davanın taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhe yönelik olarak açılmış olduğundan ve adına paylı olarak tapu kaydı oluşan Hacer Yılmaz'a karşı davacıların herhangi bir davalarının bulunmadığından yalnızca Hazine adına kayıtlı 58969/78625 pay üzerine davacılar lehine kullanım şerhi verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, dava konusu eski 646, yeni 220 ada 29 parsel sayılı Hazine adına kayıtlı 58969/78625 payın beyanlar hanesine davacıların kullanımında olduğunun yazılmasına karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili ve davalılar ... ve arkadaşları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu öne sürerek hükmün bozulmasını talep etmiştir.

  1. Davalılar ... ve arkadaşları vekili; davacılar vekili tarafından sunulan belgede davalıların imzasının bulunmadığını, soyut beyanlara dayalı olarak karar verildiğini, davanın kısmen kabulüne dair karar verilmesine rağmen reddedilen kısım yönüyle lehlerine vekalet ücretinin takdir edilmediğini, davalılar dava açılmasına sebebiyet vermediğini, yargılama giderlerinden davalıların sorumlu tutulmayacağını öne sürerek hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

  1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, orman sınırları dışına çıkartılan ve mülkiyeti Hazineye ait olan taşınmazda beyanlar hanesine yönelik olarak muris adına bulunan kullanıcı şerhinin iptali ile davacıların adının yazılması istemine ilişkindir.

  1. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 sayılı Kanun'un Ek.4 üncü maddesi

  1. Değerlendirme

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekili ve davalılar ... ve arkadaşları vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 120,60 TL'nin temyiz eden ... ve arkadaşlarından alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,28.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

sürecibozmadankararcevapyargılamatemyizkabulünekısmendavanınkararımahkemesionanmasınareddinederecesonrakibozma

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 17:29:47

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim