Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/3601
2022/9608
30 Kasım 2022
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Kadastro
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün müdahil/davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin dava konusu 64 ve 76 parsel sayılı taşınmazlar hakkında verdiği önceki kararlar Yargıtay tarafından ayrı ayrı bozulmuş olup, bozma ilamlarında özetle "tarafların dayandıkları tapu kayıtları ve vergi kaydının ilk ihdasından itibaren bütün tedavülleri ile birlikte sınırlar birer birer okunarak bilirkişilere arz üzerinde göstertilmesi, gerektiğinde komşu parsel tutanakları da getirtilip dayanak kayıtlardan yararlanmak suretiyle gereği gibi uygulanması, tedavül kayıtlarında ilk tesis kaydına nazaran sınırlarda değişiklik yapılmış ise sebebi hakkında bilirkişilerden gerekçeli mütalaa alınması, bu değişiklik haklı bir sebebe dayanmıyorsa ilk tesis kaydındaki sınıra değer verileceğinin düşünülmesi, tarafların dayandıkları tapu kayıtları değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırları ihtiva ettiği takdirde bu kayıtlarda yazılı miktara değer verileceğinin göz önünde tutulması, başka parsellere revizyon görmüşse bu husus dikkate alınarak bilirkişilerce tespiti mümkün olmayan sınırlar hakkında gerektiğinde şahit dinlenmek suretiyle bu sınırın tespiti cihetine gidilmesi, Hazine tapusunun nizalı parseli kapsadığı tespit bulunduğu takdirde Hazinenin tapu kaydına istinatla zilyetlikle iktisabın mümkün olmayacağının düşünülmesi ve kayıtların tedavülü halinde bunlardan kadim ve sahih esasa dayanan kayda değer verileceğinin göz önünde tutulması" gereğine değinilmiştir.
Yine Mahkemenin dava konusu 73 ve 75 parsel sayılı taşınmazlar hakkında verdiği önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle "tutanakta Hazineden başka lehlerine tespit yapılan hisse maliklerinin davadan haberdar edilmesi, Hazine ile diğer tarafın dayandıkları tapu kayıtlarının tesisinden itibaren bütün tedavüllerinin mahallini iyi bilen yaşlı ve bitaraf kimseler arasından seçilecek bilirkişiler marifetiyle komşu parsel tutanakları da getirtilip dayanağı kayıtlardan yararlanılmak suretiyle gereği gibi mahaline uygulanıp kapsamlarının belli edilmesi ve tarafların dayandıkları tapu kayıtlarının tedavülü halinde bunlardan kadim ve sahih esasa dayanan tapu kaydı tercih olunarak sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
Mahkemece bozma ilamlarına uyularak ve dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda verilen karar ise bu kez Yargıtay tarafından "tutanakların yöntemince düzenlendiği belirtilerek Mahkemece işin Tapulama Müdürlüğüne geri çevrilmesinin" isabetsizliğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece anılan bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı ... tarafından açılan davanın kabulüne, davacı Murat Tosun, müdahil ... ve arkadaşları ile Hazinenin davasının reddine, çekişmeli 64, 75 ve 76 parsel sayılı taşınmazların tamamı 368640 hisse kabul edilerek, 73 parsel sayılı taşınmazın tamamı 184320 hisse kabul edilerek hükümde gösterilen payları oranında ...ve müşterekleri adına tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil/davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece özetle, müdahil/davalı Hazine dayanağı Nisan 1327 tarihli 67 numaralı kaydın ilk geldisi olan T.sani 97 tarihli 198 numaralı kaydın temin edilemediği, kayıt uygulandığında tüm hudutların yerlerinin tespit edildiği, ancak; dava konusu 64, 75 ve 76 parsel sayılı taşınmazlara ait olduğu belirlenen ilk tesisi Şubat 99 tarihli 33 (578) numaralı kayıt ile dava konusu 73 parsel sayılı taşınmaza ait olduğu belirlenen ilk tesisi Şubat 99 tarihli 586 numaralı kaydın ilk tesislerinin Hazine’nin dayandığı tapu kaydının ilk tesisinden eski olup, taşınmazların kayıt malikleri ve mirasçıları tarafından 99’dan beri tasarruf edildiği gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Mahkemece, bozma ilamından sonra mahallinde farklı fen bilirkişileri ile farklı tarihlerde 4 kez keşif yapılmıştır. Ne var ki, ilk keşif sonrası fen bilirkişi tarafından dosyaya sunulan bilirkişi raporunun ekinde uygulamayı gösterir kroki bulunmamaktadır. Dosya içerisinde bu bilirkişinin isminin yazılı olduğu imzasız bir kroki bulunmakta ise de basit şekilde çizilmiş bu kroki denetime elverişli olmadığı gibi imzasız krokinin raporun eki olup olmadığı da anlaşılamamaktadır. İkinci keşif sonrası alınan bilirkişi raporu dosyada bulunmakla birlikte ekinde kroki yer almamaktadır. Yine üçüncü keşif sonrası alındığı belirtilen bilirkişi ana raporu ile krokisi dosyada yer almamakta, yalnızca ek rapor dosya içerisinde bulunmaktadır. 16.06.2000 tarihinde yalnızca 1 fen ve 1 jeoloji mühendisi bilirkişinin katılımıyla yapılan keşif sonrasında ise fen bilirkişi tarafından harita düzenlenmemiş, jeoloji bilirkişi raporu ise tapu hudutlarının bir kısmını memleket haritasından yararlanmak suretiyle göstermiştir.
Hal böyle olunca; Mahkemece yapılan keşiflerde kayıt uygulamasına ilişkin alınan mahalli bilirkişi beyanlarının ve kayıtların kapsamının denetlenmesi mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan; Mahkemece, dava konusu taşınmazlara komşu olan taşınmazların tamamına ait kadastro tutanakları, varsa dayanakları, mahkeme ilamları, tapu kayıtları getirtilmediği gibi, dava konusu 73 ve 75 parsel sayılı taşınmazların tespitine esas olan ve aynı zamanda Hazinenin dava konusu 64 ve 76 parsel sayılı taşınmazlar için de dayandığı Nisan 327 tarihli 67 numaralı kayıttan gelen T.evvel 334 tarihli 14, K.evvel 334 tarihli 59 ve Aralık 933 tarihli 37 numaralı tapu kayıtlarının dava konusu 73 ve 75 parsel sayılı taşınmazlar dışında revizyon gördüğü belirtilen tüm taşınmazlara ait kadastro tutanakları, tapu kayıtları varsa mahkeme ilamları da getirtilerek dosya içerisine alınmamıştır.
O halde, doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece öncelikle dava konusu 73 ve 75 parsel sayılı taşınmazların tespitine esas olan ve aynı zamanda müdahil Hazine’nin dava konusu 64 ve 76 parsel sayılı taşınmazlar için de dayandığı Nisan 327 tarihli 67 numaralı kayıttan gelen T.evvel 334 tarihli 14, K.evvel 334 tarihli 59 ve Aralık 933 tarihli 37 numaralı tapu kayıtları, mahkeme gerekçesinde bulunamadığı söylenen ve Yerel Tapu Müdürlüğü’nden gönderilen kayıtta ilk tesisi olduğu belirtilen T.sani 97 tarihli 128 numaralı tapu kaydına özellikle dikkat çekilerek tesisinden itibaren tüm tedavülleriyle birlikte Tapu Arşiv Daire Başkanlığından istenmeli, ayrıca bu tapu kayıtlarının revizyon gördüğü bildirilen dava konusu taşınmazlar dışındaki diğer taşınmazlara ait kadastro tutanakları, tapu kayıtları, varsa mahkeme kararları getirtilmeli, yine tapu kaydı kapsamlarına göre tüm komşu taşınmazlara ait tutanak, tapu ve varsa dayanak kayıtlar getirtilerek dosya içerisine alınmalı; ardından çekişmeli taşınmazları iyi bilen, davada yararı bulunmayan, elverdiğince yaşlı yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile keşif yapılarak taraflara ait tapu kayıtları mevki ve hudutları tek tek okunarak yerel bilirkişiler yardımı ile zemine uygulanmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, fen bilirkişiye tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri, denetime elverir şekilde düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli ve tapu kapsamında kaldığı belirlenen tüm taşınmazları bir arada gösterir kroki düzenlettirilmeli, tapu kayıtlarının uyup uymadığı komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla da denetlenmeli, çekişmeli taşınmazların taraflara ait farklı tapu kayıtları kapsamında kaldığı belirlenecek olursa doğru temele dayanan önceki tarihli kayda değer verilmesi gerektiği de göz önünde bulundurulmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılmadan eksik dosya kapsamı ile hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, bu nedenlerle bozulması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle müdahil/davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 30.11.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 17:58:42