Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/4492
2022/8567
27 Ekim 2022
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Tespite İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacının davasının kabulüne, müdahil davacıların davasının reddine karar verilmiş olup, hükmün davalılar Hazine vekili ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Mahkemenin vermiş olduğu önceki karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, bozma ilamında özetle; "hükmü temyiz eden davalı ... ve arkadaşları yönünden, tespit maliki olmadıkları ve açılan davaya da yöntemince katılmadıkları, bu nedenle temyizde hukuki yararlarının bulunmadığı gerekçesiyle, temyiz taleplerinin reddine karar verildikten sonra, davalı Hazine yönünden, Mahkemece davacı yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek hüküm verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırmanın karar vermek için yeterli bulunmadığı, dava konusu taşınmazın, 1984 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında tapulama harici bırakılan yerlerden olduğu, orman kadastro komisyonunca 2010 yılında yapılan çalışmada orman sınırı dışına çıkartılan alanlardan olduğu varsayılarak parsel numarası verilmek suretiyle tespitinin yapıldığı, ancak çekişmeli taşınmazın orman sınırları dışına çıkartılan alanlardan olmayıp tapulama harici bırakılan yerlerden olduğu, davacının, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki nedenine dayanarak tescil isteğinde bulunduğu, böyle bir taşınmazın iktisap edilebilmesi için 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddeleri uyarınca emek ve para sarfı suretiyle imar ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesinin ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesinin zorunlu olduğu, sağlıklı bir yargıya ulaşmak için dava tarihinden 20 30 yıl öncesine ait üç ayrı zamanda çekilmiş (1985, 1993 ve 1998 yılları gibi) hava fotoğraflarının dosya arasına konulmasının ve bu fotoğrafların jeodezi ve fotogrametri uzmanı fen bilirkişilerince stereoskopla incelenmesinin gerektiği, Mahkemece uyuşmazlığın çözüme kavuşturulabilmesi için dava konusu yere ait uydu ve hava fotoğrafları getirtilerek açıklandığı şekilde inceleme ve değerlendirme yapılmadığı ve bilirkişi ve tanık sözlerinin hava fotoğrafları ve komşu taşınmaz kayıtlarıyla denetlenmediği açıklanarak, dava konusu taşınmazın hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulması, bundan sonra, jeodezi veya fotogrametri mühendisi, ziraat mühendisi, orman mühendisi ve jeoloji mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetinin katılımıyla yapılacak keşifte, belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılması, temin edilebilen en eski tarihli uydu fotoğraflarının değerlendirilmesi, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, imar ihyaya en erken ne zaman başlanıldığının ve tamamlandığının, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılması, tanık ve yerel bilirkişi ifadelerinin de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmesi, taşınmazın kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması, ziraatçı ve orman bilirkişilerinden, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, taşınmazın öncesi ve zirai faaliyete konu olup olmadığı hangi tarihte imar ihyaya başlandığı, tamamlandığı ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğü hususlarına ilişkin daha önceki ziraatçı bilirkişi raporlarının da irdelendiği ayrıntılı rapor alınması, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi," gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacının davasının kabulüne, müdahil davacıların davasının reddine, dava konusu ... ili Hekimhan ilçesi Akkol mevkii 722 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tespitine, daha önce taşınmazın tamamının Hekimhan Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/44 esas sayılı dosyasında kamulaştırıldığı anlaşıldığından tescil hükmü kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili ile Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın, yine davacıya ait olan 525 parsel ile aynı toprak yapısında olduğu ve beraber kullanıldığı, üzerindeki zilyetliğin davacıda olduğu, zilyetliğin daha öncesinde ise babasında olduğu, eklemeli zilyetliğin dava tarihinden itibaren 20 yıldan çok daha fazla olduğu, toplanan delillerin davacının davasını destekler mahiyette olduğu ve davacının dava açmakta haklı olduğu, ancak parselin ... tarafından kamulaştırmasının yapılması ve baraj gölü altında kalması nedeniyle tapuya tescil edilemeyeceği, müdahil davacıların parselde 1/2 hisselerinin bulunduğu iddiasına ilişkin dava yönünden ise, toplanan delillerin bu iddiayı destekler mahiyette olmadığı, sunulan paylaşım senedinin dava konusu yeri kapsayıp kapsamadığının anlaşılamadığı, aksi yöndeki mahalli bilirkişi beyanları da dikkate alındığında davalarının kanıtlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan bu sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; Mahkemece, bozma sonrası mahallinde yapılan keşif neticesi dosyaya jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi tarafından sunulan 12.02.2018 tarihli ek raporda, 1951, 1973, 1985 ve 1999 tarihli hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazın imar ihyaya konu edilmediği, herhangi bir kullanımının olmadığı, parselin dere yatağında bulunduğu için hali arazi niteliği taşıdığı bildirilmiş; 12.07.2017 tarihli orman bilirkişi raporunda, 722 parselin evveliyatının orman olmadığı, üzerinde tarımsal faaliyet olmayan hali arazi vasfında bir yer olduğu, 1990 yılında üzerinde münferit çalıların bulunduğu, 2000 yıllarında da herhangi bir tarımsal faaliyetin olmadığı, mevcut durumu itibariyle baraj sahası içerisinde su altında kaldığı belirtilmiş; 25.07.2017 tarihli jeoloji mühendisi bilirkişi raporunda ise, 2011 ortofoto ve öncesindeki değişik yıllara ait uydu görüntülerinde yapılan incelemede, 722 parselin hemen bitişik doğusunda ve kısmen de parsel içinde eski Hırın çayının geçtiği ve parselin birim olarak dere çökellerinden oluştuğu, ayrıca bu parselin değişik dönemlerde meydana gelen büyük fezeyanlardan etkilendiği, bazı kesimlerinde çakıllı, kumlu, killi, siltli malzemenin oluşturduğu nebati toprak oluşumunun gözlemlendiği ifade edilmiştir. Yine, 17.06.2013 ve 05.12.2017 tarihli ziraat bilirkişi raporlarında, taşınmaz sular altında kaldığından toprak yapısının gözlemlenemediği belirtildikten sonra, 05.12.2017 tarihli raporda ayrıca, hava fotoğraflarına göre parselin işlenmemiş ham toprak vasfında olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay bozması öncesinde yapılan keşif sonrası alınan 13.08.2012 tarihli ziraatçi bilirkişi kurulu raporunda, her ne kadar çekişmeli taşınmaz bölümlerinin en az 50 yıldır tarımsal amaçlı olarak kullanıldığı ve tarım arazisi vasfında olduğu belirtilmiş ise de, taşınmazların kullanım sürelerine ilişkin bu değerlendirme, jeodezi ve fotoğrametri mühendisi bilirkişisinin hava fotoğraflarının incelenmesi suretiyle hazırladığı raporuyla çeliştiği gibi, taşınmazın komşu parsellleri olan 720 ve 721 parsel sayılı taşınmazlara ilişkin verilen tescil hükümleri de birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın kadastro sırasında Hazine adına yapılan tespitinin doğru olduğu ve davanın reddine karar verilmesi gerektiği kuşkusuzdur. Öte yandan, hava fotoğraflarına ve uydu görüntülerine dayalı olarak düzenlenen bilimsel teknik raporlar karşısında, bunlarla çelişen mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarına itibar edilerek karar verilmesi de yanlış olup, hükmün açıklanan tüm bu nedenlerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı Hazine vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:09:32