Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/9205

Karar No

2022/7852

Karar Tarihi

10 Ekim 2022

MAHKEMESİ: Sulh Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ: Tapusuz Taşınmazın Tescili

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ..., dava dilekçesi ekinde sunduğu krokide kırmızı olarak taralı gösterdiği 3.371,95 m2’lik yerin daha öncesinde 131 ada 146 ve 150 parsel sayılı taşınmazlar ile bir bütün olarak kendisi tarafından kullanıldığını, anılan yerin ...Köyün'de yapılan kadastro sırasında orman sınırı içine alınarak 131 ada 4 sayılı parsel numarası verildiğini ve Hazine adına kayıt ve tescil edildiğini, bu yeri eskiden beri kendisinin ve öncesinde de babasının kullandığını, yapılan işleminin yanlış olduğunu ileri sürerek, 131 ada 4 parselde davalılar adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile ayrı bir parsel numarası verilerek kendisi adına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır.

Mahkemece verilen, davanın kısmen kabulü ile ...Köyü 131 ada 4 nolu parseldeki orman bilirkişisinin 27.12.2011 tarihli rapor ve krokisinin A harfi ile gösterilen (a1 ve a2 çıkarıldıktan sonra) bölüm açısından mevcut tapunun iptali ile tefrik edilerek davacı adına yeni parsel numarası ile kayıt ve tesciline, aynı bilirkişi raporunda a1 ile gösterilen 233,73 m2’lik bölüm ile, a2 ile gösterilen 617,91 m2’lik toplam 851,64 m2’lik kısmın orman olarak kabulü ile bu bölüm açısından davanın reddine ilişkin hüküm, davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 17.06.2015 tarih ve 2014/10483 5900 Esas, Karar sayılı ilamıyla; “Yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olmadığı, davanın tapu iptal ve tescil niteliğinde olduğu, çekişmeli 131 ada 4 sayılı parselin tapu kaydı dosya arasına getirtilmediği gibi yargılama sırasında Tapu Müdürlüğünün 13.09.2011 tanihli ve 1686 sayılı yazı cevabında “...Köyü 131 ada 4 parsele kayıtlarda rastlanılamamıştır” denildiği, Dairenin iade kararı üzerine alınan Tapu Müdürlüğünün 24.03.2014 tarihli ve 566 sayılı yazısında “...Köyü 131 ada 4 parsel nolu taşınmazın tapu kütüğüne tescili bulunmamaktadır.” denildiği; yine, Tapu Müdürlüğünün 31.04.2014 tarihli ve 1541 sayılı yazısında “131 ada 4 parsel her ne kadar 18.01.2007 tarihli birinci kısım askı ilânında alan hesabı ve sınırlandırma krokisi belirlenerek tahdit ve tespit görse de 24.08.2007 tarihli askı ilânı ve ekinde sunulan askı cetvelinde ...Köyü 131 ada 4 sayılı parselin yer almadığı, 131 adanın 7 parselden başladığı” hususunun bildirildiği, tüm bunlardan ...Köyü 131 ada 4 parsel numaralı bir taşınmazın tapu sicilinde kayıtlı olmadığının anlaşıldığı, davanın tapu iptali ve tescil niteliğinde olması nedeniyle dava konusu taşınmazın öncelikle tapu sicilinde kayıtlı olup olmadığının araştırılmasının gerektiği, bu nedenle, önceki bilirkişi dışında bir fen elemanı eliyle yeniden yapılacak keşifte, 05.12.2011 tarihli fen bilirkişi raporunda koordinatları belirtilen ve (A) harfiyle işaretli bölümün tapuda kayıtlı olup olmadığının belirlenmesi ve bundan sonra, tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.

Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, dava konusu taşınmazın orman vasfında olup orman olarak sınırlandırılmasının yapıldığı, uzun yıllardan beri ekim dikim yapılmak sureti ile kullanılmadığı, üzerinde ağaçlık ve çalıların bulunduğu, bu hususun 1948 ve 1960 yıllarına ait dosya içerisindeki haritalardan anlaşıldığı, taşınmazın orman vasfında olup zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya kapsamından; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Kanun’a göre 1939 yılında yapılan ve 1947 yılında kesinleşerek tapuya tescil edilen orman kadastrosu, 1978 yılında yapılıp, 16.07.1979 tarihinde ilân edilerek kesinleşen aplikasyon ve evvelce sınırlaması yapılmış ve orman sınırları dışında kalmış ormanlarda orman kadastrosu ve 1744 sayılı Kanun’un 2. madde uygulaması yapıldığı ve dava konusu yerin orman sınırları dışında bırakıldığı, 2005 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu uygulamalarına esas olmak üzere orman sınırlarının tespiti ve 3302 sayılı Kanun’la değişik 2/B uygulaması yapıldığı ve dava konusu yer orman sınırları içinde gösterildiği, Tapu Müdürlüğünün 31.04.2014 tarihli yazısında; dava konusu yerin her ne kadar 18.01.2007 tarihli birinci kısım askı ilânında alan hesabı ve sınırlandırma krokisi belirlenerek 131 da 4 parsel olarak tahdit ve tespit görse de, 24.08.2007 tarihli askı ilânı ve ekinde sunulan askı cetvelinde ...köyü 131 ada 4 sayılı parselin yer almadığı ve 131 adanın 7 parselden başladığının belirtildiği, yine dosyada bulunan orman işletme şefliğinin 15.02.2007 tarihli inceleme raporunda; ...Köyün’de yapılan kadastro çalışmasına 3402 sayılı Kanun’a göre başlandığı, ancak Kanun değişiklikleri nedeniyle 5304 sayılı Kanun uygulanması gerektiği kanaatiyle yapılan çalışmaların Komisyona devredilerek tamamlandığı, bu itibarla 3302 sayılı Kanun uygulaması ile hazırlanan ancak kesinleştirilerek askıya çıkarılmayan taslak 3302 sayılı Kanun, orman kadastro dosyasının baz alındığı, kısmi ilanda yeniden oluşan ve Orman Kanun’un 1.maddesi gereği orman sınırları içine alınan 16 adet parsel oluşturularak kısmi askıya çıkarıldığının belirtildiği, 18.01.2007 tarihli kısmi askı ilan cetveli incelendiğinde dava konusu edilen taşınmazın burada da yer almadığı, arazi kadastrosunun ise 2007 yılında yapıldığı anlaşılmaktadır.

Bu doğrultuda; çekişme konusu yerin tapuda kayıtlı olmadığı, hakkında orman sınırları içine alındığına dair ilan edilerek kesinleşen bir çalışma olmadığı, yine hakkında herhangi bir kadastro tutanağının da düzenlenmediği ve 16.07.1979 tarihinde ilân edilerek kesinleşen orman kadastrosunda orman sınırları dışında kaldığı sabit olduğuna göre, maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirme yapmanın ve uygulanacak kanun maddelerini belirlemenin hakime ait olduğuna ilişkin 6100 sayılı HMK 33. maddesi çerçevesinde, davanın, TMK’nin 713. maddesi uyarında açılan kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olduğu tereddütsüzdür.

Mahkemece, dava konusu taşınmazın uzun yıllardan beri ekim dikim yapılmak suretiyle kullanılmadığı, orman vasfında olup zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, ulaşılan bu sonuç dosya kapsamıyla uyuşmamaktadır. Şöyle ki; bir yerin orman olup olmadığı, kesinleşmiş orman kadastrosuna göre belirlenir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan ve 1979 yılında kesinleşen orman kadastrosunda taşınmaz orman sınırları dışında bırakıldığına göre, yerin orman olmadığı sabittir.

Ne var ki; Mahkemece, tescil davası yönünden ilgili kamu tüzel kişisi sıfatıyla yasal hasım konumunda bulunan taşınmazın bulunduğu ...Köyü Tüzel Kişiliğinin taraf olarak davada yer alması sağlanmamış ve böylelikle taraf teşkili eksik bırakılmıştır.

Ayrıca, çekişmeli taşınmaz üzerinde davalı yararına zilyetlik yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda yeterli araştırma da yapılmamıştır. Şöyle ki; bir taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin süresinin, bu zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünün ve tasarruf sınırlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesinde en önemli delil hava fotoğrafı incelemesi olduğu halde, bu konuda hava fotoğraflarından yararlanılmadığı gibi, bu hususlarda mahalli bilirkişi ve tanık dinlenmemiş ve bozma sonrası yapılan yargılama sırasında ziraat bilirkişisinden rapor da alınmamıştır. Öte yandan; bozma öncesi alınan ziraat bilirkişi raporunda, dava konusu yerin, davacıya ait 131 ada 146 ve 150 parsel sayılı taşınmazlarla birlikte 40 50 yıldan beri bir bütün olarak kullanıldığı belirtildiği halde, mahkemenin taşınmazın uzun yıllardır kullanılmadığı yönündeki kabulünün hangi gerekçeye / delile dayandığı gerekçeli kararda tartışılıp açıklanmamıştır. Yine, davacının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14.maddesi uyarınca belgesizden edinilebileceği taşınmaz miktarı araştırılmamış ve TMK’nin 713/4. maddesinde belirtilen yasal ilanlar da yaptırılmamıştır.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle davacıya, davasını, TMK’nin 713/3. fıkrası uyarınca ilgili kamu tüzel kişisi olarak yasal hasım konumunda bulunan ...Köyü Tüzel Kişiliğine de yöneltmek suretiyle yöntemince taraf teşkilini sağlaması için süre ve imkan tanınmalı, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde anılan Köy Tüzel Kişiliğinden savunma ve delilleri sorulmalı, bildirdiği takdirde delilleri toplanmalı; ayrıca dava konusu taşınmaza komşu bulunan tüm parsellerin kadastro tespit tutanaklarının onaylı suretleri ve dayanağı kayıtlar getirtilerek dosya arasına konulmalı; yine Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazın bulunduğu mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre dava tarihi olan 2010 yılından 15 20 25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğü'nden celp edilmeli; aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, uydu fotoğrafları ile memleket haritaları ilgili kurumlardan getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, elverdiğince yaşlı, tarafsız, taşınmazı iyi bilen kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, önceki bilirkişilerden farklı ziraat bilirkişisi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişme konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, kimin ne zamandan beri hangi suretle zilyet olduğu hususlarında somut olaylara dayalı olarak bilgi alınmalı; fen bilirkişisine, keşfi takibe imkan verir krokili rapor düzenlettirilmeli; ziraat bilirkişisinden, çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildiren, zilyetlikle edinilebilecek kültür arazisi olup olmadığını açıklayan, taşınmazın toprak yapısı ile komşu taşınmazların toprak yapısını mukayese eden, taşınmazların üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini belirten, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsüni, imar ihyaya konu edilmiş ise imar ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş renkli fotoğraflarıyla desteklenmiş, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişisinden, yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde, taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, taşınmazda imar ihya tamamlanmış ise tamamlandığı tarih ile taşınmazlarda sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemesi istenilmeli; yine 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili tapu müdürlüğü ve kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun’un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun’un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra TMK’nin 713/4. maddesinde düzenlenen yasal ilanlar da yaptırılmak suretiyle, tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan ve eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK'un 440/III 1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

taşınmazıntescilitapusuz

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:16:58

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim