Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/12192
2022/7288
22 Eylül 2022
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Dava konusu; ... İli Silivri İlçesi Kurfallı Köyü Sırtgöl mevkiinde, 104 ada 37 parsel sayılı 1586,13 m2 miktarında ve üzerinde ev olan tarla vasfındaki taşınmaz, senetsizden, vergi kaydı bulunmamakla 09.01.2015 tarihinde tam hisse ile Kazım oğlu ... adına tespit edilmiş, 03.06.2015 02.07.2015 tarihleri arasında askı ilana çıkarılmışsa da eldeki dava nedeniyle tutanak kesinleşmemiştir.
Davacı Hazine vekili, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. madde kapsamında yapılan kadastro çalışmasında, dava konuısu 104 ada 37 parsel sayılı taşınmazın davalı adına tespit edildiğini, davaya konu taşınmazın niteliği itibariyle zilyetlikle kazanılacak yerlerden olmadığını, ilk kadastro çalışmalarında da orman içerisinde kaldığından tescil harici bırakıldığını, senetsizden zilyetliğin ancak orman kadastrosunun aplikasyonu kesinleştikten itibaren başlaması gerektiği gözetildiğinde 20 yıllık zilyetlik süresinin dolmadığını açıklayarak davalı adına yapılan tespitin iptali ile taşınmazın hazine adına tescilini talep etmiştir.
Mahkemece; davanın reddine, dava konusu ... İli Silivri İlçesi Kurfallı Köyü 104 ada 37 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazda davalı gerçek kişi lehine zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğunun kabulüyle yazılı biçimde davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere “Orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen taşınmaz mallar 14. maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde Hazine adına tespit edilir” (3402 sayılı Kanun mad. 17). “Tapuda kayıtlı olmayan ve aynı çalışma alanı içinde bulunan ve toplam yüzölçümü sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar olan (40 ve 100 dönüm dahil) bir veya birden fazla taşınmaz mal, çekişmesiz ve aralıksız en az yirmi yıldan beri malik sıfatıyla zilyetliğini belgelerle veya bilirkişi veyahut tanık beyanlarıyla ispat eden zilyedi adına tespit edilir” (aynı Kanun'un 14/1. maddesi). Dava konusu taşınmaz, 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılan tahdit çalışmalarında orman sınırları dışında bırakılmış ise de, taşınmazın orman niteliğinin 4785 sayılı Kanuna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Zira; kural olarak, orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığının, kesinleşmiş orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenmesi gerekmekte ise de, 3116 sayılı Kanunla, sadece Devlet ormanlarının kadastrosunun yapılması öngörüldüğünden, 4785 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu kesinleşen orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla, orman sınırı dışında kalan taşınmazların orman niteliği ve hukuki durumu saptanamaz. Bu yerlerin orman olup olmadığı, 6831 sayılı Kanun'un 4999 ve 6292 sayılı Kanunlarla değişik 7. maddesi hükmü gözetilerek, 4785 ve 5658 sayılı Kanun hükümlerine ve 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre belirlenmelidir. Ayrıca, orman tahdidi, idari sınırlar dikkate alınmadan, orman serisine göre yapılırken, 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 8. maddesinin 3. fıkrasıyla, orman kadastrosunun belde ve köy sınırları esas alınmak suretiyle, bu sınırlar dahilinde kalan bütün ormanları kapsayacak biçimde yapılması esası kabul edilmiş, anılan Kanun maddesinde 2896, 3302 ve 3373 sayılı Kanunlarla değişiklik yapılmışsa da bu fıkra değiştirilmemiş, Orman Kadastro Yönetmeliklerinde de benzer düzenlemelere yer verilmiştir.
Somut olaya gelince; getirtilen tutanak ve haritalardan, yörede orman kadastrosunun 1942 yılında yapıldığı, daha sonra 24.01.1996 24.07.1996 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşen aplikasyon, sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde çalışması bulunduğu anlaşılmaktadır. Uzman orman bilirkişi kurulunun, eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritalarına dayalı olarak yöntemine uygun şekilde yaptığı inceleme ve araştırmada, taşınmazın 1957 tarihli memleket haritasında tamamının yeşil renkli orman sayılan alanda kaldığı, yine 1942 tarihli hava fotoğrafında da tamamının orman alanında kaldığı, taşınmazın 4785 sayılı Kanun uygulamasına göre orman olması gereken yer olduğu bildirilmiştir.
Bu itibarla; çekişmeli taşınmazın öncesinin orman niteliğinde olduğu, ancak 24.01.1996 tarihinde ilan edilen evvelce sınırlaması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu ve 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B madde çalışmasında 2/B uygulaması yapılmayıp orman sınırları dışında bırakıldığı ve bu işleme İdarece itiraz edilmeyerek taşınmazın orman sınırları dışında bırakılmasına ilişkin tutanakların kesinleştiği 24.07.1996 tarihinden kadastro tarihine kadar 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolmadığı anlaşılmakla; Mahkemece, çekişmeli taşınmaz üzerinde, davalı yararına, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/1 ve 17. maddelerinde düzenlenen zilyetlik yoluyla kazanma koşullarının oluşmadığı gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle yazılı biçimde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/1 maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 22.09.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:21:02