Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/3431
2022/6462
4 Temmuz 2022
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Kadastro Tespitine İtiraz
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılardan ... tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı ... dava dilekçesinde, dava konusu 259 ada 3 parsel numarsı ile davalılar adına tespit gören taşınmazın orta kısmında takriben 2 2,5 dönüm civarındaki yeri babasının vefatı ile mirasçılar arasında yaptıkları harici taksim ile kendisine düştüğünü ileri sürerek zilyetliğinde bulunan kısmın ölçümü yapılarak diğer parsellerden ayrılarak ayrı bir parsel numarası ile adına tapuya tescilini istemiştir.
Davalılar, katıldıkları duruşmada imzalı beyanları ile açılan davayı kabul etmişlerdir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucu, davacının kabul beyanlarına istinaden dava konusu taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı adına tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden 10.07.2007 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında ... İli Burhaniye İlçesi Kırtık Köyü çalışma alanında bulunan 259 ada 3 parsel numarası ile fıstık çamlığı vasfı ile 21.202,35 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalılar ..., ..., ... ve ... ... adlarına paylı mülkiyet olarak tespit edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 26. maddesi gereği, hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez.
Diğer yandan davaya son veren taraf işlemleri olan feragat, kabul ve sulh, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 307 ilâ 315. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Tasarruf ilkesinin bir sonucu olarak davaya son veren taraf işlemleri hüküm kesinleşinceye kadar yapılabilir. Bir başka ifade ile taraflar davayı kabul ederek ya da davadan feragat ederek veya sulh sözleşmesi yaparak yargılamanın her aşamasında ve hatta kanun yollarında herhangi bir hükme gerek kalmaksızın davayı sona erdirebilirler. Ancak bu işlemler vekil tarafından yapılacaksa vekilin vekâletnamesinde özel yetkinin bulunması gerekir (HMK mad. 74).
Davadan feragat, davayı kabul ve sulh, içerikleri itibariyle birer maddi hukuk işlemi olmakla birlikte, yapılış şekli itibariyle birer usulü işlemdir. Bu nedenle söz konusu işlemler bir taraftan maddi hukuk anlamında uygulama imkânı bulan iradeyi bozan hâllere dayanılarak iptal edilebilirken, diğer taraftan kesin hüküm gibi sonuç doğurmaktadır.
Davayı kabul, davacının talep sonucuna, davalının kısmen veya tamamen muvafakat etmesidir (HMK mad. 308). Davayı kabul, davalının mahkemeye yönelik olarak yapacağı tek taraflı (açık) bir irade beyanı ile olur. Davayı kabulün geçerliliği için bunun davacı ve mahkeme tarafından kabul edilmesine gerek yoktur. Kabul ile dava tamamen veya (kısmı kabulde) kısmen sona erer. Davalı, davanın açılmasından dava hakkında verilen hükmün kesinleşmesine kadar davayı kabul edebilir. Davalı, davacının talep sonucunun tamamını veya bir kısmını kabul edebilir. Davanın kısmen kabulünde, kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir (HMK mad.. 309/3). Davalının davacının talep sonucunun bir kısmını kabul etmesi halinde, talep sonucunun kabul edilmeyen diğer kısmı hakkındaki uyuşmazlık son bulmuş olmaz. Dava kabul edilmeyen kısmın hakkında devam eder.
Davayı kabul ile dava konusu uyuşmazlık ve bununla dava, esastan sona erer. Kabul, kayıtsız ve şartsız olacağından ( HMK mad. 309/4 ), şarta bağlı kabul geçerli değildir.
Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde, davacının toplam 21.202,35 m2 yüzölçümlü taşınmazın ortak kısmında takribi 2 2,5 dönümlük kısmın kendisine ait olduğu iddiası ile eldeki davayı açtığı, davalı ... ise duruşmadaki beyanında; "kadastrocular ölçüm yaptı yanlış ölçüm yapılmış ise davacının yeri davacıya verilsin" şekli şartlı kabul beyanında bulunmasına rağmen Mahkemece, hem davalının geçerli olmayan şartlı kabulünün davayı kabul olarak değerlendirilmesi hem de davacının talebi aşılarak taşınmazın tamamının tespitinin iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece yapılacak iş; dava konusu taşınmaz başında refakate alınacak fen bilirkişisi huzuru ile keşif yapılarak davacı iddiası, davalının savunmaları doğrultusunda toplanan ve toplanacak deliller kapsamında bir karar vermekten ibarettir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ...'in yazılı temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollaması ile HUMK’un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.07.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:24:38