Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/9904
2021/9407
21 Eylül 2021
MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Kadastro
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi müdahiller vekili, duruşmasız olarak incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21.09.2021 günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden ...... ve müşterekleri vekili Av. ... Hazine vekili Av. ...... ile karşı taraftan ... ve Müşterekleri vekili Av. ...' ün katılımıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Çınar İlçesi Karabudak Köyü çalışma alanında bulunan 117, 118, 119, 122, 123, 126, 127, 128, 130, 133, 134, 135, 136, 137, 139, 140, 141 parsel sayılı sırasıyla 117500, 195000, 85500, 80000, 279750, 114750, 55625, 304750, 61375, 40750, 25000, 98750, 88500, 148250, 25750, 36125, 47125 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlardan 117, 119, 128, 136, 137, 139, 140 ve 141 parseller tapu kaydı, vergi kaydı, irsen intikal, harici satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği; 118, 122, 123, 126, 127, 130, 133, 134 ve 135 parseller tapu kaydı, irsen intikal, harici satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Kadastro Komisyonunca ... ve müşterekleri adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazlara uygulanan tapu kayıtlarının değişir sınırlı olup miktarıyla geçerli olduğu iddiasına dayanarak dava açmış ve yargılama sırasında müdahil Mehmet Tatlı ve arkadaşları, 117 parsel sayılı taşınmaz yönünden, tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davaya katılmışlardır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacı Hazine’nin ve müdahillerin davasının reddine, çekişmeli 117, 118, 119, 122, 123, 126, 127, 128, 130, 133, 134, 135, 136, 137, 139, 140, 141 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ve müdahiller vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazlara uygulanan davalı tarafın dayandığı tapu ve vergi kayıtlarının taşınmazlara uyduğu, ancak miktarıyla geçerli olduğu, miktar fazlası üzerinde de davalılar lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğu, müdahillerin dayandığı 20.03.1973 tarih 116 sıra numaralı tapu kaydı ile aynı hudutlara sahip 1938 tarih 4 tahrir numaralı vergi kaydının da dava dışı 177 parsel sayılı taşınmaza revizyon gördüğü ve bu taşınmazın müdahiller adına tespit ve tescil edildiği gerekçesiyle, davacı Hazine’nin ve 117 parsel sayılı taşınmaz hakkında dava açan müdahillerin davalarının reddine karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Dava konusu taşınmazlara uygulanan davalıların dayandıkları tapu kayıtları “kızıl, yol, kaya, beyar, ağaç, çeşme, taş, demirgirmez, şaar, cadde, hark, cebel, çay, dağ” gibi hudutları havi olup, bu hudutlar her yere uyabilecek niteliktedir. Bunların yanı sıra dava konusu 123, 137, 139, 140 ve 141 parsel sayılı taşınmazların tespitlerine esas tapu kayıtlarının bir veya iki hududu şahıs okumakla birlikte bu şahısların yerleri de bilinmemektedir. Müdahillerin dayandığı tapu kaydı da “inceyol, tarikiam, demirgirmez ve taşlık” okumakta olup, bu hudutlarda her yere uyabilecek niteliktedir. Dolayısıyla bu kayıtların dava konusu taşınmazlara ait olduğunu kabul etmek mümkün bulunmamaktadır.
Öte yandan, dava konusu 117, 118, 122,123, 128 ve 134 parsel saylı taşınmazlar, kesinleşen 144 ve 146 mera parsellerine bitişik olduğu halde, mahkemece yöntemine uygun şekilde mera araştırması yapılmamış, mahallinde yapılan keşiflerde çekişmeli taşınmazların evveliyatının ne olduğunu, ne zamandan beri, kim tarafından ne şekilde zilyet edildiğini detaylı ve maddi olaylara dayalı olarak açıklayan beyanlar alınmamış, soyut ve yetersiz yerel bilirkişi beyanları ile yetinilmiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu 133, 134, 135, 136, 137, 139, 140 ve 141 parsel sayılı taşınmazların tespit maliklerinden olup davada taraf olmayan ... oğlu ... ...’ nın davaya katılımını sağlamak üzere davacı Hazine’ye süre ve imkan tanınmalı, anılan tespit maliki dahil edildiği takdirde savunma ve delilleri sorulup toplanmalı; dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yetkili merciler tarafından 4753, 5618 ve 4342 sayılı Yasalar uyarınca mera tahsisi yapılıp yapılmadığı ilgili yerlerden sorulup saptanmalı, yapılmış ve kesinleşmiş ise mera tahsis kararı, haritası ve ekleri getirtilmeli; ayrıca tespit tarihi olan 2003 yılından geriye 15 20 25 yıllık farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğü'nden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenmeli, ayrıca bu hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile temin edilebilen en eski ve yeni tarihli yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına konulmalı, bundan sonra mahallinde, komşu köylerden ve aynı köyden yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu, fen bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, bölgede mera tahsisi yapılmış ise mera tahsis haritasının ölçeği ile kadastro paftasının ölçeği eşitlendikten sonra yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi fen memuru eliyle yerine her iki harita çakıştırılmak suretiyle uygulanmalı, uygulamada haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal ya da yapay sınır yerlerinden yararlanılmalı, bu yolla dava konusu taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamaya meydan vermeyecek şekilde belirlenmeli; dava konusu taşınmazların tahsisli mera olmadığının belirlenmesi halinde ise, dinlenecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı hususunda maddi olaylara dayalı, ayrıntılı bilgi alınmalı; mahkeme hakiminin taşınmaza ilişkin ayrıntılı gözlemi tutanağa geçirilmeli; fen bilirkişisine, keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, çekişmeli taşınmazlar ile komşu mera parsellerinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösteren rapor ve harita düzenlettirilmeli; ziraat mühendisleri bilirkişi kurulundan, komşu parsellerle karşılaştırmalı biçimde çekişmeli taşınmazların toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu mera parselinden nasıl ayrıldığı, mera ile arada doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığı, dava konusu taşınmazların kadim nitelikte yani öncesi bilinmeyen zamandan beri mera olarak kullanılıp kullanılmadığı, meranın devamı niteliğinde olup olmadığı hususlarını ve tarımsal niteliğini belirten, meraya sınırı olmayan dava konusu taşınmazların zirai faaliyete konu olup olmadığını, zilyetliğin hangi tarihte başladığını ve hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü, kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını açıklayan, taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ve yan görünüş (kesit) krokisi ile desteklenen somut verilere dayalı ayrıntılı rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye, yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılarak, dava konusu taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu, taşınmazların komşu mera parselleri ile aralarında ayırıcı unsur sayılabilecek bir doğal yapının bulunup bulunmadığı, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığı hususlarının belirlenmesine çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri, bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla ölçekleri eşitlenmek suretiyle uydu ve hava fotoğraflarına aktarılmalı, yapılan araştırma ve inceleme sonucu taşınmazların öncesinin mera olduğunun anlaşılması halinde, meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça bir değer taşımayacağı düşünülmeli; mera olmadıkları anlaşıldığı takdirde ise 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesi gereğince davalılar veya müdahiller lehine zilyetlikle edinme koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir.
Mahkemece belirtilen hususlar göz ardı edilerek, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; çekişmeli taşınmazlar hakkında Komisyon kararı bulunduğu dikkate alınmaksızın Komisyon kararı gibi tescil hükmü yerine tespit gibi tescil hükmü kurulması dahi doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekili ve müdahiller vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile yerel mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Hazine ile Müdahiller vekiline ayrı ayrı verilmesine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz eden müdahillere iadesine, 21.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:13:36