Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/9885

Karar No

2021/9096

Karar Tarihi

16 Eylül 2021

MAHKEMESİ: Kadastro Mahkemesi

DAVA TÜRÜ: Kadastro Tespitine İtiraz

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davacı Hazine'nin davasının kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olup, hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar Abdülkadir Demir ve müşterekleri vekili tarafından, duruşmasız olarak incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 16.09.2021 Perşembe günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden Hazine vekili Av. Dilara Güven' in katılımıyla duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek; dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Mahkemece verilen önceki tarihli hüküm bozulmuş olup, Yargıtay bozma ilamında özetle; "davalılarca dayanılan 1936 tarihli ve 13 tahrir sayılı vergi kaydının değişebilir ve genişletmeye elverişli hudutlar içerdiğinden miktarı itibariyle geçerli olduğuna ve davaya konu taşınmazların (parsel numarası gösterilmeden) bir bölümünü kapsadığına işaret edilerek, anılan vergi kaydına, doğu ve batısında yol olarak tarif edilen sınır yerleri ile kuzeyde tarif edilen ve “seydo tarlası” olarak saptanan komşu 477 parsel sayılı taşınmaz esas alınarak kuzeyden güneye doğru yüzölçümü ile kapsam belirlenmesi, kadastro tespit gününden önce vergi kaydı kapsamında olan ve kayıt miktar fazlasından oluşan taşınmazları davalıların kendi aralarında yöntemine uygun şekilde paylaştıkları ve 1953 yılından, kadastronun yapıldığı 1975 tarihine kadar bağımsız 20 yıllık iktisap sağlayan sürenin geçtiği de dikkate alınarak, her bir vergi kaydı malikinin, ölmüş iseler mirasçılarının tümünün belgesiz zilyetlik yoluyla 100 dönüm taşınmazı edinebileceği göz önüne alınmak suretiyle, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14/son hükmü uyarınca usulünce belgesiz araştırması yapılması, bu araştırma yapılırken dayanılan 1936 tarihli ve 13 tahrir nolu vergi kaydının dava dışı 464 ve 579 parsel sayılı taşınmazlara revizyon gördüğü dikkate alınarak, vergi kaydının kapsamı belirlenirken bu hususun özellikle göz önünde tutulması ve sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davacı Hazine'nin davasının kısmen kabul ile kısmen reddine, çekişmeli 463, 465, 466, 467, 469, 470, 471, 472, 475 ve 581 nolu parsellere ilişkin tespitin iptali ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline; 580 nolu parselin eşit hisselerle Hıbşo, ... ve ... mirasçıları adına tesciline; çekişmeli 473 nolu parsele ilişkin tespitin iptali ile toplam 352.000 hisse kabul edilerek 100.000 hissesinin ... oğlu ... mirasçıları adına, 252.000 hissesinin ise Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline; 468 nolu parsele ilişkin tespitin iptali ile toplam 249.600 hisse itibariyle 100.000 hissesinin Ahmet oğlu ... adına, 149,600 hissesinin ise Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline; 468 nolu taşınmazın beyanlar hanesine Ahmet oğlu ...'in (T.C No: ......) ölü olduğunun Kadastro Kanunu' nun 19 ve 30. maddeleri uyarınca işlenmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar Abdülkadir Demir ve arkadaşları vekili ile davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece, davalıların dayandıkları 1936 tarihli ve 13 tahrir sayılı 80.000 metrekare yüzölçümündeki vergi kaydının değişebilir hudutlar ihtiva etmesi nedeniyle kayıt kapsamının yüzölçümüyle belirlenmesinin zorunlu olduğu, bu vergi kaydı miktarından fazla olarak dava dışı kesinleşen parsellere revizyon gördüğünden davalıların 1936 tarihli ve 13 tahrir sayılı vergi kaydına göre dava konusu yerlerin mülkiyetini kazanmayacakları, bu nedenle ancak zilyetlik hukuki nedenine dayalı olarak yer kazanabilecekleri, çekişmeli 580,468 ve 473 parsel sayılı taşınmazlara davalıların 20 yıldan fazla davasız ve aralıksız malik sıfatıyla ekonomik amaca uygun şekilde zilyet oldukları, davalı "Demir" soy isimli kişilerin ortak murisi ve vergi kayıt maliki ...’in 1953 yılında yapılan taksimden sonra kendisine kalan yerleri 1962 yılında ölünceye kadar kendi adına kullandığı, ölüm tarihi ile kadastro tespit tarihi arasında 20 yıllık iktisap sağlayan sürenin geçmediği, bu nedenle "Demir" soy isimli kişiler adına tespit gören taşınmazların Osman terekesi kapsamında olduğu ve muris ... yönünden 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesi uyarınca zilyetlikle kazanma şartları araştırılarak 468 parselin 100.000 hissesinin ... adına tesciline karar vermek gerektiği, zira her ne kadar davalı "Demir" soyadlı kişilerin kadastro çalışmaları sırasında Överler Mahallesinde adlarına senetsizden tescil edilen yerler varsa da bu yerlere ilişkin kadastro tutanakları incelendiğinde, dava dışı bu yerler yönünden bağımsız olarak kendi adlarına 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesi uyarınca zilyetlikle kazanma şartlarının gerçekleştiği, tutanaklarda ortak muris ...'den kaldığına dair bir ifadenin bulunmadığı, zilyetlikten elde edilebilecek miktar fazlasının ise Hazine adına tescili gerektiği kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.

Şöyle ki; Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyulduğuna göre, bozma ilamında işaret edilen hususların eksiksiz olarak yerine getirilmesi gerekir. Bozma ilamına uyulmakla, taraflar yararına usuli müktesep hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma gereklerinin yerine getirilmesi zorunludur. Hükmüne uyulan bozma ilamında, davalıların dayandığı 1936 tarihli ve 13 numaralı tahrir kaydının ne şekilde uygulanıp kapsamının tayin edilmesi gerektiği açıkça gösterilmiş olup, buna göre; çekişmeli bir kısım parsellerin kuzeyinde kalan ve vergi kaydının da “kuzey”hududunda yer alan “seydo şeyho” tarlası olduğu belirlenen 477 parsel sayılı taşınmazdan başlanmak üzere, vergi kaydının kapsamının güneye doğru belirlenmesi gereğine işaret edildiği halde Mahkemece, belirtilen şekilde kayıt uygulaması yapılmamış ve kayıt kapsamı tayin edilmemiştir. Öte yandan bozma ilamındaki bu kabule göre, davalılar dayandıkları vergi kaydının Hurma Çembel yolunun doğu tarafında kalan çekişmeli taşınmazlara ait olabileceği, diğer bir anlatımla Hurma Çembel yolunun batısında kalan dava dışı ve tespiti kesinleşen (ve mahkeme gerekçesine dayanak teşkil eden) 579 parsele ait olmadığı kabul edildiğine göre, 579 parselin kayıt kapsamı dışında kaldığının kabul edilmesi ve bu parselin yüzölçümünün 3402 sayılı Kanun’ un 14/son hükmünde yer alan miktar sınırlamaları yönünden dikkate alınması gerektiği kuşkusuzdur.

Ayrıca; dosya arasına getirtilen Şanlıurfa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01.08.2002 tarihli ve 2002/208 810 Esas Karar sayılı ilamından, çekişmeli 471 parselin 1.253,97 metrekarelik bölümü ile yine 469 parsel sayılı taşınmazın 3.745,64 m2'lik bölümünün aynı Mahkemenin 2002/201 Esas, 2002/803 Karar sayılı ilamı ile kamulaştırılarak Karayolları Genel Müdürlüğü adına tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar dosya arasında çekişme konusu diğer parsellere ilişkin her hangi bir kamulaştırma kararına rastlanmamış ise de, dosya arasında bulunan ve teknik bilirkişi Recep Sürücü tarafından düzenlenen 12.07.2017 tarihli ek rapor ekinde yer alan kroki incelendiğinde, çekişmeli 469 ve 471 parsellerin yanı sıra 466, 470, 465, 464, 580, 581 ve 463 parsellerin (A) ile işaretlenen bölümlerinin kroki üzerinde “otoban bağlantı yolu” olarak gösterildikleri anlaşılmakla, bu parseller hakkında kamulaştırma yapılıp yapılmadığı hususunda tereddüt oluştuğu halde, mahkemece bu hususta da herhangi bir araştırma ve inceleme da yapılmamıştır.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazların parsel numaraları açıkça yazılmak suretiyle taşınmazların tamamı yahut bir bölümü hakkında kamulaştırma yapılıp yapılmadığı ilgili kurumlardan sorularak, varsa kamulaştırma haritaları dosya arasına getirtilmeli; bir kısım davalılar murisi olup dosyada yer alan beyanlara göre 1960'lı yıllarda öldüğü bildirilen ve mahkeme gerekçesine göre de 1962 yılında öldüğü kabul edilen ancak dosya arasına gelen nüfus kayıtlarında sağ gözüken ...’in ölüp ölmediği, ölmüş ise ölüm tarihi araştırılarak nüfus kaydına şerh düşülmesi sağlanmalı; bundan sonra çekişmeli taşınmazlar başında yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişiler ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları ve teknik bilirkişi eşliğinde yeniden keşif yapılarak dayanılan 1936 tarihli ve 13 nolu tahrir kaydı komşu 477 parsel sınırından başlanarak uygulanmak suretiyle kapsamı belirlenmeli ve yine teknik bilirkişiden kamulaştırma haritaları ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek çakıştırılması istenmeli ve bu suretle taşınmazların kamulaştırılan bölümlerini gösterir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı krokili rapor düzenlettirilmeli; kayıt miktar fazlası bakımından gerektiğinde davalı tarafa seçim hakkı tanınmalı; bilirkişi ve tanıklardan, dosya içerisinde yer alan Şanlıurfa 2. Tapu Sicil Müdürlüğü’nün 17.11.2009 tarihli ve 07.04.2010 tarihli yazı cevaplarında bildirilen ve belgesizden davalılar adına tespit edilen taşınmazların evveliyatının kime ait olduğu, muris Osman terekesine dahil olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı ve muris ...’den intikal ettiğinin anlaşılması halinde belgesiz miktarı belirlenirken bu hususunda göz önünde tutulması gerektiği düşünülmeli; kamulaştırılan bölümler yönünden, zilyetleri adına tescil değil, tespit hükmü kurulmakla yetinilmesi gerektiği göz önünde tutulmalı ve oluşacak sonuca göre bir hüküm verilmelidir.

Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, hükmüne uyulan bozma ilamında belirtilen hususlar tamamen yerine getirilmeden, eksik araştım ve inceleme ile karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine ve davalılar Abdülkadir Demir ve arkadaşları vekilinin temyiz itirazı yerinde olduğundan kabulüyle, Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin davalılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı Hazine'ye verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalılara iadesine, 16.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

itirazkadastrotespitine

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:14:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim