Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2020/3743
2021/4841
8 Haziran 2021
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ: Karşıyaka 1. İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Karşıyaka 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 17.04.2019 tarihli ve 2018/19 Esas, 2019/221Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı davalı üçüncü kişi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, bu kez hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtay'ca incelenmesi davalı üçüncü kişi vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 08.06.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü temyiz eden davalı üçüncü kişi vekili Av. ... gelmiş olup duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı alacaklı vekili, üçüncü kişi şirketin borcun doğumundan sonra kurulduğunu, faaliyet alanlarının aynı olduğunu, borçlu ile üçüncü kişinin muvazaalı hareket ettiklerini iddia ederek, üçüncü kişinin istihkak iddiasının reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı üçüncü kişi vekili, iş yerinin müvekkili şirkete ait olduğunu, borçlu ile bir ilgisi olmadığını, hacze konu mahcuzların müvekkiline ait olduğunu, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, borçlu ve üçüncü kişinin haciz yapılan adreste arka arkaya Bellona markasıyla ve aynı dava dışı ... Pazarlama ...A.Ş nin bayiliğini yürüttükleri, her iki şirketin ortaklık yapısı farklı olmasına rağmen Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğünün 2018/289 Tal.ve 2018/290 Tal sayılı dosyalarında yapılan hacizler sırasında borçlu şirkete ait çok sayıda fatura ve ürün teslim formu, 204 adet borçlu adına ticari ve muhasebe evrakı bulunması, iki ayrı şahsın her iki şirkette istihdam edilmesi, borçlu şirketin, davacı üçüncü kişi şirket üzerinden, gerek haczedilen menkul malların satışı, gerekse önceden vadeli satışı yapılmış malların tahsilatları yönünden ticari faaliyetinin örtülü olarak devam ettiğinin ve bu iki şirket arasındaki belirtilen muvazaalı işlemlerden dolayı ticari faaliyet açısından organik bağın bulunduğunun daha önce Karşıyaka 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2018/196 Esas, 2019/83 Karar sayılı dosyasının yargılaması sırasında dinlenen tanık beyanları ile desteklediği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, davalı üçüncü kişi vekilince İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuştur.
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin kararı ile; şirketler arasında muvazaalı şekilde ortak işlemler yürütüldüğünden davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş,istinaf kararı davalı üçüncü kişi vekili tarafından bu kez temyiz edilmiştir.
Dava, alacaklının İİK’nin 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunda sadece davacı üçüncü kişinin ticari defterlerinin incelendiği, tarafların iddia ve savunmasında yer verilen hususlara ilişkin yeterli inceleme yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda öncelikle, borçlu, üçüncü kişi ve dava dışı ... Pazarlama ... AŞ nin tutması zorunlu ticari defterlerinin getirtilmek veya yerinde inceleme yapmak ve ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olup olmadığı hususu da dikkate alınmak sureti ile bilirkişi raporu alınarak, borçlu ve üçüncü kişi ile dava dışı ... ..Şti arasında bayilik sözleşmesi olup olmadığı, bu sözleşmeye uygun olarak devam eden ticari ilişkileri bulunup bulunmadığının belirlenmesi, öte yandan hükme esas alınan Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğünün 2018/289 Tal.ve 2018/290 Tal sayılı dosyalarda yapılan hacizde haciz mahallinde bulunan borçlu şirkete ait 05.01.2018 16.02.2018 tarih aralığına ilişkin tahsilat makbuzları ve tahsilat makbuzu defteri ile güncel olmayan evraklarla ilgili olarak üçüncü kişi şirket tarafından dava dışı ... ..Şti nin isteği üzerine müşteri memnuniyeti açısından saklanılan evraklar olduğu dile getirilmiş olup, yine önceden vadeli satış yapılmış malların tahsilatları yönünden ticari faaliyetinin örtülü olarak devam ettiği şeklinde gerekçe kurulduğuna göre borçlu şirketin dava dışı ... ..Şti ne borcu olup olmadığı ve haciz sırasında bulunan tahsilat makbuzlarında yer alan ödemelerin dava dışı ... ...Şti ve borçlu şirket defterlerinde kayıtlı olup olmadığının açıklığa kavuşturulması, ondan sonra dosya içerisindeki diğer deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususlar dikkate alınmadan, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı biçimde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin davacı alacaklıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalı üçüncü kişiye verilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 08.06.2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.Başkan
(Muhalif)
KARŞI OY
Yargılama hukukunun amacı, adil bir karar elde etmektir. Kararın adil olması taraflar yanında mahkemelere güven bakımından da büyük önem taşır. Mahkeme kararlarından beklenen bu amacın gerçekleşebilmesi yargılama faaliyetinin belli esaslara bağlanmasa zorunluluğunu ortaya çıkarmıştır. Bu amacın gerçekleştirilmesine yönelik olarak yargılamaya hakim olan ilkeler Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenmiştir. Bu ilkelerden biri HMK’nin 25. maddesinde düzenlenen “Taraflarca getirilme ilkesi” dir.
Bu ilke ile çekişmeli yargıda hakim, kanunda öngörülen istisnalar dışında tarafların söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Sadece taraflarca ileri sürülen vakıaları ve delilleri inceleyebilir.
Kanunla belirtilen durumlar dışında, hakim kendiliğinden delil toplayamaz.
Maddede dava malzemesi olan vakıaların ve delillerin getirilmesi konusunda tarafların mutlak yetkisi vurgulanmaktadır.
Taraflarca getirilme ilkesine göre, iddia ve savunmanın temeli olan vakıaların ve bunları ispat etmek için gerekli olan delillerin taraflarca mahkemeye bildirilmesi gerekir.
Dava malzemesinin toplanması bakımından mahkemeye düşen bir yükümlülük söz konusu değildir.
Taraflarca getirilme ilkesinin istisnaları kanun düzenini ilgilendiren davalardır. (Ör:Babalık davası, nesebin reddi davası, hizmet tespit davaları) Bu davalarda kendiliğinden araştırma ilkeleri uygulanır.
Somut uyuşmazlıklarda, hangi hukuk kuralının uygulanacağını bulmak, yani hukuk kuralını uygulamak sadece mahkemeye ait bir görevdir. Mahkeme bu konuda tarafların görüşüyle bağlı değildir. Taraflar uygulanacak hukuk kurallarını dilekçe ve layihalarında yanlış belirtmiş olsalar bile, doğru olan hukuk kuralını bulup uygulamak mahkemenin görevidir.
HMK’nin basit yargılama usulü uygulanan davalarda “delillerin ikamesi” başlıklı 318. maddesinde, tarafların dilekçeleri ile birlikte, tüm delillerini açıkça ve hangi vakıaların delili olduğunu da belirterek bildirmek; ellerinde bulunan delillerini dilekçelerine eklemek ve başka yerlerden getirilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorunda oldukları belirtilmiştir.
Basit yargılama usulünde iddianın genişletilebilmesi veya değiştirilmesi yasağı dava açılmasıyla; savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı ise cevap dilekçesinin mahkemeye verilmesi ile başlayacaktır.
Yine basit yargılama usulünde tarafların cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçelerini vermeleri söz konusu değildir.
HMK’nin 145. maddesinde, delil bildirmenin süreye bağlı olduğu vurgulanmıştır. Ancak bir delilin sonradan ileri sürülmesi yargılamayı geciktirme amacı taşımıyorsa veya süresinde ileri sürülmemesi ilgili tarafın kusurundan kaynaklanmıyorsa, mahkeme o delilin sonradan gösterilmesine izin verebilir.
Somut uyuşmazlık; alacaklının üçüncü kişi tarafından ileri sürülen istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir.
İstihkak davalarında basit yargılama usulü uygulanır. Yargılamada taraflarca getirilme ilkesi geçerlidir.
Alacaklı vekili tarafından dava 10.01.2018 tarihinde açılmıştır. Borçlu aleyhine başlatılan takipte, 12.12.2017 tarihinde yapılan haciz sırasında, üçüncü kişi tarafından ileri sürülen istihkak iddiasının reddi talep edilmiştir.
Dava dilekçesinde alacaklı vekili delil olarak icra dosyası, talimat icra dosyası, vergi dairesi ve ticaret sicil müdürlüğü kayıtlarına ve faturalarına dayanmıştır.
Dava dilekçesi davalı üçüncü kişi, Özbatılılar Mobilya Sanayı ve Ticaret Limited Şirketine 03.02.2018 tarihinde tebliğ edilmiş, üçüncü kişi vekili 16.02.2018 havale tarihli cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin, borçluya ait mobilya işletmesini devralmadığını, adresin yeni kiralandığını, alacaklı tarafından sunulan faturaları kabul etmediklerini, teşhir edilen mobilyalara ait faturaların imalatçı ... ... A.Ş. tarafından keşide edildiğini belirtmiş, dilekçede herhangi bir delile yer verilmemiş, 27.02.2018 havale tarihli dilekçe ile tanık, ticari defter, bayilik sözleşmesi, ana bayiye yapılan ödeme belgelerini delil olarak bildirmiştir.
Mahkemece, 15.01.2018 tarihinde ön inceleme duruşması tensip zaptı düzenlenmiş belirlenen 09.04.2018 tarihinde keşif yapılmıştır. Ön inceleme için belirlenen 25.04.2018 tarihli duruşmaya davacı vekili mazereti nedeniyle katılmamış, davalı vekili cevap dilekçesini tekrarlamıştır. 30.05.2018 tarihinde yapılan sonraki duruşmada alacaklı vekili ve üçüncü kişi vekili hazır bulunmuş, Mahkemece üçüncü kişi vekili tarafından 27.02.2018 havale tarihli dilekçe ile bildirilen tanıkların dinlenmesine karar verilmiş, ancak 04.08.2018 tarihinde bir ara karar zaptı düzenlenerek, üçüncü kişi vekilinin cevap dilekçesinde bildirmediği tanıkların dinlenmesinden, HMK’nin 318. vd. maddeleri gereğince vazgeçilerek, önceki ara karardan dönülmüştür.
Mahkemece, alacaklı vekili ve üçüncü kişi vekilinin mazeret bildirerek katılmadığı, 10.10.2018 tarihli duruşmada, alacaklısı farklı olan üçüncü kişi ve borçlunun aynı olduğu Mahkemeye ait 2018/196 Esas sayılı dosyadaki cevap dilekçesi, rapor, haciz tutanak suretlerinin kalem personeli tarafından dosya içine konulmasına, herhangi bir talep olmadığı halde resen karar vermiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda alacaklı tarafından açılan davada taraflarca dalil olarak bildirilmeyen resen dosya kapsamına alınmasına karar verilen alacaklısı farklı olan 2018/196 Esas sayılı dosyadaki deliller ve haciz tutanağına gerekçede geniş bir şekilde yer verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İstihkak davaları basit yargılama usulüne tabi olup, yargılamada taraflarca getirilme ilkesi geçerlidir. Buna göre mahkemece sadece taraflarca ileri sürülen delil ve vakıaları incelenebilir.
Hakim kendiliğinden delil toplayamaz. Tarafların söylemediği şeyi ya da vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz.
Somut olayda Mahkemece, taraflarca süresi içinde bildirilmeyen HMK’nin 145. maddesine dayalı olarak herhangi bir talep ve verilen bir karar yani 145. maddede belirtilen koşullar olmadığı halde, iş bu davanın açıldığı, 10.01.2018 tarihinde sonra başka bir alacaklı tarafından başlatılan takip nedeniyle 27.03.2018 tarihinde yapılan hacze ilişkin tutanak ve açılan dava dosyasındaki delillerin kendiliğinden dosya kapsamına alınarak toplanan delillerle birlikte değerlendirilip verilen karara esas alınması, taraflarca getirilme ilkesinin düzenlendiği HMK’nin 25. maddesine, basit yargılama usulüne ilişkin HMK’nin 318. vd. maddelere açıkça aykırıdır.
Ayrıca bir yandan üçüncü kişi vekili tarafından süresi içinde bildirilmeyen tanıklara ilişkin olarak dinlenmelerine yönelik ara kararından HMK’nin 318. vd maddeleri gereğince dönülmesine karar verildiği halde taraflarca delil olarak hiç ileri sürülmeyen dava açıldıktan sonra yapılan başka bir hacze ilişkin tutanak ve dava dosyasının hükme esas alınması da kendi içinde çelişki oluşturmuştur.
Açıkladığım nedenlerden dolayı Mahkemece taraflarca ileri sürülmeyen bir dava dosyası içindeki delillerin verilen hükme esas alınmasının, sayın çoğunluğun da hükme esas alınmaması gereken haciz ve dava dosyasına bozma karar gerekçesinde yer vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu düşündüğümden, buna yönelik bozma gerekçesine katılmıyorum. 08.06.2021
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 19:31:36