Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2020/522

Karar No

2021/4558

Karar Tarihi

31 Mayıs 2021

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

DAVALILAR: ... vd.

DAVA TÜRÜ: Olağanüstü Kazandırıcı Zamanaşımı Zilyetliğine Ve Ölüme Dayalı Tapu İptali Ve Tescil

İLK DERECE

MAHKEMESİ: Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.07.2018 tarihli ve 2015/341 Esas, 2018/430 Karar sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, 419 ve 468 parsel sayılı taşınmazların tamamının 30 35 yıla yakın bir süre ile davacının miras bırakanı tarafından, son 30 35 yıl da davacı tarafından olmak üzere toplam 60 70 yıldan bu yana nizasız ve fasılasız bir şekilde kullanıldığını,bu taşınmazların 2/8 paylarının davalıların murisi olan ve 1926 yılında vefat eden ... adına kayıtlı olduğunu, bu paylara ilişkin olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının oluştuğunu belirterek, ... adına kayıtlı olan 2/8'er paylarının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının, taşınmazlardaki murisi ... Yörük adına kayıtlı 6/8 pay içindeki miras payını davadan önce kardeşi ... ...'e 29.08.2003 tarihinde devrettiğini, dava konusu yerlerin tapuda kayıtlı olup pay malikinin kim olduğunun bilindiğini, davalılara ait tapuda kayıtlı paylarla davacının hiçbir ilgisinin bulunmadığını, ayrıca davacının ve davacı murisinin davalıların murisi ...'ye ait paylarda zilyetliklerinin hiçbir zaman söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiş, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince 21.11.2019 tarihli kararla, davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Bu karar süresinde davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, kazanmayı sağlayan zilyetlik ve TMK’nin 713/2.fıkrasında öngörülen “maliki 20 yıl önce ölmüş bulunan…” hukuki sebebine dayalı olarak açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.

  1. Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin aşağıda belirtilen hususlar dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

  2. Davacı vekilinin, 419 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,

Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanun'un açıkça izin verdiği hallerden biri de, TMK’nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir.

Somut olaya gelince, davaya konu 419 ada 2 parselde kayıtlı 22.000,00 m2 tarla vasıflı taşınmazın 2/8 hissesinin ... ..., 3/8 hissesinin ... ..., 3/8 hissesinin ... ... adlarına hükmen 27.06.1959 yılında tescil edildiği, ... ve ...'in paylarını 07.10.1960 tarihinde ... ...'e sattığı, 29.08.2003 tarihli ve ... yevmiye numaralı resmi senet ile mirasçılarına intikal ettirildiği, aynı tarihte davacı ... ile birlikte diğer mirasçıların paylarını rızai taksim neticesinde hisselerini devrederek taşınmazın 6/8 hissesinin mirasçı ... kızı ... ... adına tescil edildiği, davalıların miras bırakanına ait 2/8 hissenin 08.04.2016 tarihinde intikal görerek davalılar adına elbirliği mülkiyeti şeklinde tescil edildiği, davaya konu 468 ada 2 parselde kayıtlı 22.670,00 m2 tarla vasıflı taşınmazın ise tapulama sonucu 2/8 hissesinin ... ..., 3/8 hissesinin ... ..., 3/8 hissesinin ... ... adlarına 15.01.1958 tarihinde tescil görerek oluştuğu, ... ve ...'in paylarını 07.10.1960 tarihinde davacının babası ... ...'e sattığı, 29.08.2003 tarihli ve ... yevmiye numaralı resmi senet ile mirasçılarına intikal ettirildiği, aynı tarihte davacı ... ile birlikte diğer mirasçıların paylarını rızai taksim neticesinde hisselerini devrederek taşınmazın 6/8 hissesinin mirasçı ... kızı ... ... adına tescil edildiği, davalılarım miras bırakanına ait 2/8 hissenin 08.04.2016 tarihinde intikal görerek davalılar adına elbirliği mülkiyeti şeklinde tescil edildiği, davacının babası ... Yörük'ün 03.10.1974 tarihinde, davalıların miras bırakanı ... ...'ın 19.02.1988 tarihinde vefat ettiği, eldeki davanın ise 15.04.2015 tarihinde açıldığı, dinlenen taraf tanıklarının 419 parselin 416,417,418,420 ve 759 parsellerle birlikte bir bütün halinde davacının babasının ölüm tarihi olan 1974 yılına kadar davacının babası ... tarafından, onun ölümünden sonra davacı ... ve kardeşi ... ... tarafından ekilip biçildiğini ve kullanıma kardeşleri ...'in de katıldığını beyan ettikleri, dava konusu 468 parselin ise, iki parça halinde kullanıldığı, büyük bölümünün (30.05.2018 tarihli fen bilirkişi (A) ile gösterilen 17670 m2 lik kısım) davacının babasının ölüm tarihi olan 1974 yılına kadar davacının babası ... tarafından, onun ölümünden sonra davacı ... ve kardeşi ... ... tarafından ekilip biçildiği, diğerine göre küçük bölümünün (30.05.2018 tarihli fen bilirkişi (B) ile gösterilen 5100 m2'lik kısım) ... tarafından kullanıldığını beyan ettikleri anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, TMK'nin 713/2. maddesindeki ölüm nedeni Anayasa Mahkemesinin 17.03.2011 tarihli ve 2009/58 Esas, 2011/52 sayılı Kararının 27.03.2011 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan ilamı ile iptal edilmişse de, Dairenin sapma göstermeyen uygulamalarında, Anayasa Mahkemesince yürürlüğün durdurulmasına ilişkin kararın verildiği, 17.02.2011 tarihine kadar hak sahipleri yararına kazanma koşulları oluşmuş, malik 20 yıl önce ölmüş ve 20 yıllık kazanma süresi de dolmuş ise, bu tür hak sahiplerinin de dava açma yönünden kazanılmış haklarının olduğu kabul edilmektedir.

Somut olayda, davacı dava dilekçesinde sadece eklemeli zilyetlikten söz etmiş, ancak bunun nereden kaynaklandığı taşınmazların kim ya da kimlerden kaldığı ve kendisine intikal biçimi konusunda herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Keşifte dinlenen taraf tanıkları ise, dava konusu taşınmazların davacının babası ... ...’den kaldığını, dava konusu taşınmazların davacı ... ve kardeşi ... tarafından kullanıldığı, diğer kardeşleri ...'in de kullanıma katıldığını beyan etmişlerdir. Ancak taşınmazların intikal şekli konusunda herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Dosyadaki bilgi ve belgelere göre, davacının babası ... Yörük'ün 03.10.1974 tarihinde öldüğü anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu taşınmazın murisin sağlığında çocukları arasında yaptığı paylaşım sonucu davacıya düşüp düşmediği ya da ölümünden sonra terekenin paylaşımı ile davacıya kalıp kalmadığı hususlarının yeniden yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan sorularak açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Murisin ölümü ile terekesi elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olup bir veya birkaç mirasçının terekeye dahil bir taşınmaz için üçüncü kişilere karşı aktif dava açma sıfat ve hukuki ehliyetleri bulunmamaktadır. TMK'nin 701 ve 702. maddeleri uyarınca elbirliği mülkiyetinde tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Davada bir tasarrufi işlem olup tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı dava açmaları zorunludur. Şayet murisin sağlığında çocukları arasında yaptığı paylaşım sonucu ya da ölümünden sonra terekenin paylaşımı ile dava konusu yerler davacıya düşmüş ise, davanın bulunduğu bu hali ile yürütülmesi gerekmektedir. Dava konusu yerler muristen kalmakta olup, gerek sağlığında muris tarafından yapılan bölüşmenin olmaması ve gerekse murisin ölümünden sonra mirasçıları arasında yöntemine uygun bir biçimde tüm mirasçıların katılımı ile yapılmış bir tereke paylaşımı söz konusu değil ise bu takdirde davacının üçüncü kişilere karşı tek başına dava açamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi düşünülmelidir. Tüm bu hususların değerlendirilmesi için öncelikle muris ... ...’e ait veraset belgesinin alınması için davacıya süre ve imkan tanınması, veraset belgesi dosyaya sunulduğunda durumun değerlendirilmesi gerekecektir. Mahkemece değinilen hususlar dikkate alınmaksızın yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde olduğundan kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nin 373/1. maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda belirtilen nedenle HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 31.05.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

zilyetliğinedayalıolağanüstüölümekazandırıcıtapuiptalitescilderecevezamanaşımı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:33:23

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim