Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2021/869

Karar No

2021/2321

Karar Tarihi

16 Mart 2021

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi

DAVA TÜRÜ: Katkı Payı Alacağı

MAHKEMESİ: İstanbul 8. Aile Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada bozma sonrası yapılan yargılama sonunda İstanbul 8. Aile Hukuk Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve 2012/600 Esas, 2016/809 Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, Mahkeme hükmüne karşı davalı vekilinin istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun reddine şeklinde hüküm kurulmuş olup, bu kez davalı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A RA R

Davacı ... vekili, tarafların evlenip Amerika'da yaşadıklarını, 1993 yılında Türkiye'ye temelli dönüş yaptıklarını, mimar olan davacının tüm birikimleriyle Türkiye'de 2 adet ev satın alınıp davalı adına tescil edildiğini açıklayarak Şişli'deki 17 nolu mesken yönünden fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla yarı değere karşılık 100.000,00 TL alacağın faiziyle davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı ... vekili, evlilik birliği içinde edinilen iki taşınmazın davalının kendi kazancı ve ailesinden kalan miras ile edinildiğini, davacının hiç bir katkısının olmadığını, boşanma sonrasında ihtilaf çıkmasını engellemek için son derece değerli olan dava dışı Büyükada'daki taşınmazın davacıya bila bedel devredildiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, davacı ve davalının her ikisinin de çalıştıkları, 2002 öncesi alınan taşınmazın davalı adına tescil edildiği, taşınmazın gizli bağış olarak tescil ettirildiğine dair bir kanıtın davalı tarafça ileri sürülmediği ve ispat edilemediği, taşınmazın taraflarca birlikte alındığı, her iki tarafın da katkısının olduğu, hakkaniyete göre katkı payına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, tarafların dava konusu taşınmazın alımında %50 oranında katkılarının olduğunun kabulü ile 62.750,00 TL katkı payı alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince verilen ilk kararda, dava konusu taşınmazın 1996 yılında satış yoluyla davalı adına tescil edildiği, davacı vekilinin 31.01.2012 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, davacının parasını kendisi ödediği halde, önceki evliliğinden çocukları olduğundan taraflar arasında sonradan husumet çıkmaması için satın alınan evlerin tapusunu davalı üzerine yaptığını açıkladığı, bir kimsenin bedelini ödeyerek üçüncü kişiden kendisi dışındaki birisi adına tapuda satın alma işleminin gizli bağış olduğu, tarafların 27.11.2007 tarihinde boşanmalarına karar verildiği, İstanbul Adalar'daki dava dışı taşınmazın 14.12.2007 tarihinde satış gösterilerek davacının adına tescil ettirildiği, tarafların beyanları ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın davacı tarafından davalıya bağışlandığının kabul edilmesi gerektiği kanatine varıldığı, Borçlar Kanunu'na göre, bağıştan dönme için açılmış dava ve istek de bulunmadığı, bağışlama sebebiyle taşınmaz davalının kişisel malı olduğu, kişisel mal üzerinde davacının katkı payı alacağı talebinde bulunma imkanı bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekilince temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Dairenin 2017/14752 Esas, 2019/3560 Karar sayılı ilamıyla, meskenin davacı tarafından davalıya bağışlandığına dair kabulün hatalı olduğu, davacının, 17 nolu mesken yönünden katkı payı alacağı hakkı bulunduğu belirtilmiş, dosya kapsamı incelendiğinde Yargıtay'ın ve Dairenin devamlılık gösteren uygulamaları doğrultusunda eşlerin taşınmazın edinilmesine katkı oranlarını belirleyecek yeterli veri olmadığı anlaşıldığından dosyadaki bilgi, belge, beyanlar karşısında ve TMK'nin 4. ve TBK'nin 50. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafın 17 nolu mesken alımında %50 oranda katkıda bulunduğu kabul edilip, bu oran tasfiyeye konu meskenin dava tarihi itibariyle değeri ile çarpılmak suretiyle davacının katkı payı alacak miktarı hesaplanmak üzere Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen ikinci kararda dava konusu taşınmazın dava tarihi olan 15.08.2012 tarihindeki değerinin 184.500,00 TL olduğu bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davacı tarafın %50 oranda katkısı olduğu hesaplandığında katkı bedeli 92.250,00 TL olup davacı tarafın karara istinafları bulunmadığından İlk Derece Mahkemesince belirlenen 62.750,00 TL katkı payı alacağının mevcut bulunduğu kabul edilerek, davalı kadının istinaf talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı vekili tarafından temyiz itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde Dairenin 2019/6552 Esas, 2020/112 Karar sayılı ilamıyla, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun istinaf ve temyize dair hükümler gereğince; İlk Derece Mahkemesinin dava hakkındaki kararı istinaf incelemesi ile ortadan kaldırılıp Bölge Adliye Mahkemesince esas hakkında yeniden karar verildiği hallerde, söz konusu bu yeni kararın Yargıtay incelemesinden geçerek bozulduğu ve bozmaya Bölge Adliye Mahkemesince uyulmasına karar verildiği takdirde, bozmanın gerekleri doğrultusunda işlem yapılıp sonucunda davanın esası hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi gerektiğine, somut olayda, bozmaya uygun şekilde davanın esası hakkında yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken yazılı şekilde "davalı tarafın istinaf başvurusunun reddi" şeklinde karar ile yetinilmesi usul ve yasaya aykırı olduğuna işaret edilerek hükmün bu nedenle bozulmasına, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Davacının 25.07.2020 tarihinde vefatı ile davaya mirasçıları çocuklarından ... ve ... tarafından devam edilmiş, diğer çocukları ... ve ... davayı takip etmek istemediklerine ve davadan feragat ettiklerine dair dilekçe sunmuşlardır.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince, bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde verilen son kararda İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacıların murisinin 62.750,00 TL katkı payı alacağı olduğunun tespitine, davanın kısmen kabul kısmen reddine, davacı mirasçılarından ... ile ... davalarından feragat ettiklerini beyan ettiklerinden miras hisseleri oranında davanın feragat sebebiyle reddine, davacı mirasçılarından davaya devam edeceklerini bildiren ...'nin miras hissesi oranında 15.687,50 TL'nin ve ... 'in miras hissesi oranında 15.687,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak ayrı ayrı ... ile ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. Hüküm, süresi içerisinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

  1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçelere, hukuki ilişkinin nitelendirmesine göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

  2. Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;

Somut olayda İlk Derece Mahkemesinin dava hakkındaki kararı istinaf incelemesi ile ortadan kaldırılıp Bölge Adliye Mahkemesince esas hakkında yeniden karar verilmiş, söz konusu bu yeni kararın Yargıtay incelemesinden geçerek bozulmuş, bozmaya Bölge Adliye Mahkemesince uyulmasına karar verilerek, bozma doğrultusunda işlem yapılıp sonucunda davanın esası hakkında yeniden hüküm tesis edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesince hüküm fıkrasına "İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması" şeklinde başlanılması usul ve yasaya aykırıdır. Ne var ki bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden HMK'nin 370/2. maddesi gereği Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

SONUÇ: Yukarıda (2.) bentte açıklanan sebeple hüküm fıkrasının (A) bendinde geçen "İlk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA," ibaresinin hüküm fıkrasından çıkarılmasına, HMK'nin 370/2. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi hükmünün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının (1.) bentte açıklanan nedenlerle reddine, HMK'nin 373/2. maddesi gereğince dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 16.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verild

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

payıalacağıkatkı

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:47:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim