Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2020/2876

Karar No

2021/2120

Karar Tarihi

9 Mart 2021

MAHKEMESİ: İcra Hukuk Mahkemesi

DAVA TÜRÜ: İstihkak

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup, hükmün duruşma yapılması suretiyle Yargıtayca incelenmesi davacı üçüncü kişi vekili, duruşmasız olarak davalı alacaklı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 09.03.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davacı üçüncü kişi vekili Avukat ... geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek, dosya incelendi, gereği düşünüldü :

K A R A R

Davacı üçüncü kişi vekili; müvekkilinin egzoz imalatı ile iştigal ettiğini, yurt dışından ithal edilen madeni saçların, egzoz yapımı için dava dışı ... Metal firmasına bırakıldığını, burada malların kesim işleminin yapılarak müvekkilinin fabrikasına gönderildiğini, bu işlemleri müvekkili şirket adına dava dışı ... Metal San. Tic. Ltd. Şti.nin takip ettiğini belirterek, davanın kabulü ile haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı alacaklı vekili, haciz mahallinde dosya borçlusuna ait çok sayıda evrak bulunduğunu ve çalışanların üzerindeki iş kıyafetlerinde borçlu şirket unvanın da tespit edildiğini, dava konusu malların 1 gün içinde işlenip gönderilebilen ham maddeler olmasına rağmen malın 1 seneye yakın üçüncü kişinin elinde kalması ve akıbetinin sorulmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, ayrıca davacının sunduğu faturada geçen malın cinsi ile haczedilen malın cinsinin aynı olmadığını, haczedilen mal rulo halinde galvaniz ve sac iken faturadaki malın cinsinin ne sac ne de galvaniz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, davanın kabulüne ilişkin verilen karar, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 03.07.2018 tarihli ve 2018/610 Esas, 2018/14798 Karar sayılı ilamı ile, dava konusu haczin ödeme emrinin tebliğ edildiği adreste yapıldığı, haciz sırasında takip borçlusuna ait bir takım evraklar bulunduğu, buna göre, İİK’nin 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla alacaklı yararına olduğu,yasal karinenin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerektiği,yargılamalar boyunca alınan ve birbirini teyit etmeyen 3 asıl ve 2 ek bilirkişi raporları dikkate alındığında, davacı üçüncü kişinin mahcuzların kendisine ait olduğuna ilişkin iddiasını inandırıcı ve güçlü delillerle ispat ettiğinin kabulünün mümkün olmadığı davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece bozma ilamına uyularak davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı alacaklı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.

Dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.

1.Somut uyuşmazlık incelenmeden önce usuli müktesep hak üzerinde kısaca durulması gerekmektedir. Usuli müktesep hak, bir davada taraflar, mahkeme ve Yargıtay tarafından yapılmış ve istisnalar kapsamında olmayan bir işlemle taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemenin Yargıtayın bozma kararını uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli müktesep hak gerçekleşebilir.

6100 Sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlıkta temyiz yoluna dair 1086 Sayılı HUMK hükümlerinin uygulanması gerektiğinden söz konusu Kanun incelendiğinde usuli müktesep hakka ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, usuli müktesap hak ilkesi, davaların uzamasını önlemek hukuki alanda istikrar sağlamak ve yargı kararlarına karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ilkelerinden biri haline gelmiştir. Bu ilke, özlü bir biçimde 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Umumi Heyeti Kararı ile açıklanmış olup iş bu kararda da belirtildiği gibi, bozmaya uyulmakla bir taraf yararına "usulî müktesep hak" doğar. Artık bozmanın kapsamına girmeyen hususlarda yeni bir karar verilemez. Ancak usulî müktesep hak müessesesinin, özellikle kamu düzeni düşüncesi ile kabul edilmiş bazı istisnaları mevcuttur. Usul hukukunda Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş olan usuli müktesep hak ilkesinde yine Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş istisnalar bulunduğu, bu istisnalardan birisi de maddi hata sonucu verilmiş Yargıtay kararıdır. Yargıtay İçtihadları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usuli müktesep hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı kararından dönmesi mümkündür.

Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, birbirini teyit etmeyen bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeksizin ayrıca davacının dayandığı fason iş ilişki iddiasını netleştirmeye yönelik bilirkişi raporu alınmadan karar verilmesi hatalı olmuştur. O halde Mahkemece,davacı üçüncü kişi, borçlu, dava dışı ... Metal ...Şti ve dava dışı ... Metal ..Şti’ye ait ticari defter ve muhasebe kayıtları getirtilerek, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olup olmadığı hususu da dikkate alınmak sureti ile inceleme yaptırılarak davacı üçüncü kişi ile dava dışı şirketler ve borçlu arasında öteden beri devam eden fason imalatına ilişkin iş ilişkisi olup olmadığının; borçlu ve dava dışı ... Metal ..Şti’nin aynı anda başka firmalara da fason üretim yapıp yapmadığının, fason imalat dolayısıyla düzenlenmiş fason iş bedeli faturalarının deftere kayıtlı olup olmadığının belirlenmesi, öte yandan; hacze konu mahcuzların cinsi ve buna bağlı olarak sunulan faturaların mahcuzlarla uyumu noktasında dosya kapsamında birbiriyle çelişkili bilirkişi raporları bulunduğu anlaşıldığından, çelişkileri de giderecek şekilde davacının dayandığı gümrük beyannameleri, faturalar ve sevk irsaliyelerinin mahcuzla uygunluğunun belirlenmesi, buna ilişkin fatura, sevk irsaliyesi ve bunlara ilişkin varsa ödemelerin ticari defterlerde kaydının bulunup bulunmadığının netleştirilmesi için gümrük uzmanı, metalurji ve malzeme mühendisi ve mali müşavir bilirkişi raporu alınması, bu doğrultuda toplanacak delillerin dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2.Temyize konu gerekçeli karar, 26.02.2020 tarihinde davacı üçüncü kişi vekili ile davalı alacaklı vekiline elektronik yolla tebliğ edilmiştir. Davacı üçüncü kişi vekilinin süresinde içerisinde verdiği temyiz dilekçesi ise 09.03.2020 tarihinde davalı alacaklı vekiline elektronik yolla tebliğ edilmiş, davalı alacaklı vekili 14.04.2020 tarihinde temyiz harcını yatırmış, 16.06.2020 tarihinde ise katılma yoluyla temyiz dilekçesini UYAP sistemi üzerinden sunmuştur. Bu durumda, katılma yoluyla temyiz dilekçesinin 10 günlük temyiz süresi geçtikten sonra verildiği anlaşıldığından temyiz edenin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin süreden reddine karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı üçüncü kişi vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün İİK'nın 366. ve HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 2.bentte sayılı nedenlerle davalı alacaklı vekilinin katılma yoluyla temyiz dilekçesinin süreden reddine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin davalı alacaklıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davacı üçüncü kişiye verilmesine, taraflarca İİK'nın 366/3. maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 10 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine, 09.03.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

istihkak

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:48:43

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim