Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

8. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

Yargıtay Kararı

Esas No

2019/746

Karar No

2021/1815

Karar Tarihi

2 Mart 2021

Karataş Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Karataş Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.11.2017 tarihli ve 2015/215 Esas, 2017/302 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiş olup, Mahkeme hükmüne karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez Bölge Adliye Mahkemesi kararının Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenilmiştir. Dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 02.03.2021 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü temyiz eden davalı vekili Av. ... geldi. Karşı taraftan davacı ... ve vekili Av. ... geldi. Duruşmaya başlanarak temyiz isteğinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı vekili, tarafların ortak murisi olan anne ...’in 14.10.2000 yılında vefat ettiğini, ölmeden önce dava dilekçesinde belirtilen taşınmazlarda pay sahibi olduğunu, bu payların bir kısmının murisin babasından bir kısmının ise eşinden kaldığını ve bu paylarını paydaşları ile rızai taksim yaparak kullandığı, annenin ölümünden sonra ise vekil edeninin miras payına düşen 130.387 m2 lik yerin davalı kardeşi Müşerref tarafından kullandığını, 2000 2010 yıllarındaki ecrimisil talebi için açılan 2013/97 Esasındaki davanın halen devam ettiğini belirterek, vekil edenine düşen miras payının davalı tarafından kullanılması nedeni ile, dava konusu ettiği taşınmazlar için, 2011 yılı için 35.000 TL, 2012 yılı için 40.000 TL, 2013 yılı için 45.000 TL, 2014 yılı için 5.000 TL, 2015 yılı için 5.000 TL olmak üzere toplam 130.000 TL nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 16.11.2017 tarihli dilekçesi ile, bilirkişi raporu uyarınca, talebini 99.508,77 TL daha arttırmıştır.

Davalı vekili, vekil edeninin 72 yaşında hasta ve bekar bir bayan olduğunu, kendi adına olan tarlalarını kardeşlerinden Ahmet Nazmi Türkmen ve Selami Türkmen'in kullandığını, bu durumun ÇKS kayıtlarında da yer aldığını, dava konusu taşınmazlarda toplulaştırma işleminin yapıldığını ve tarlaların kullanıma göre ayrıldığını, ayrıca tarafların murislerinin ölümünün ardından rızai taksim yaparak taşınmazları kullanmaya başladıklarını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.

Mahkemece, 228.035,92 TL tazminatın 130.000,00 TL'sinin dava, bakiye 98.035,92 TL'sinin ıslah harcının yatırıldığı tarih olan 22.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf talebi esastan reddedilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.

Tüm dosya içeriği ve toplanan delillerden, tarafların mirasbırakanları olan anne ...’in 14.10.2010 tarihinde vefat ettiği, anne ...’nin gerek üst soyundan gerekse kocası Resül’den miras yoluyla gelen paylarının bir bölümünü düzenlediği ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile davalıya verdiği, bu sözleşme nedeni ile taraflar arasında Karataş Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2001/205 E. sayılı dava sonucunda anne ...’ye ait payların ¼ ünün davacı, ¾ ünün ise davalı adına tesciline karar verildiği, yine taraflar arasında paylı mülkiyete konu dava konusu taşınmazlarla ilgili olarak 2000 ila 2010 yıllarına ait 10 yıllık dönem için Karataş Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2013/97 Esas sayılı dosyasında dava açıldığı, söz konusu dosyada davanın kısmen kabulüne yönelik kararın verildiği, UYAP üzerinden yapılan incelemelerde kararın derecattan geçerek 09.04.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Gerek öğretide ve gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle haksız işgal tazminatı, zilyet olmayan hak sahibinin, hak sahibi olmayan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir tazminat olup, 08.03.1950 tarihli ve 22/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında; fuzuli işgalin tarafların karşılıklı birbirine uygun iradeleri ile kurduğu kira sözleşmesine benzetilemeyeceği, niteliği itibarı ile haksız bir eylem sayılması gerektiği, haksız işgal nedeniyle oluşan zararın tazmin edilmesi gerekeceği vurgulanmıştır. Ecrimisil, haksız işgal nedeniyle tazminat olarak nitelendirilen özel bir zarar giderim biçimi olması nedeniyle, en azı kira geliri karşılığı zarardır. Bu nedenle, haksız işgalden doğan normal kullanma sonucu eskime şeklinde oluşan ve kullanmadan kaynaklanan olumlu zarar ile malik ya da zilyedin yoksun kaldığı fayda (olumsuz zarar) ecrimisilin kapsamını belirler. Haksız işgal, haksız eylem niteliğindedir. (YHGK'un 25.02.2004 tarihli ve 2004/1 120 96 sayılı kararı) 25.05.1938 tarihli ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup, bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar.

Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması gereklidir.

Bu nedenle, özellikle tarım arazilerinin haksız kullanımı nedeniyle ürün esasına göre talep varsa, bu konudaki resmi veriler, taşınmazın bulunduğu bölgede ekilen tarım ürünlerinin neler olduğu tarım il veya ilçe müdürlüğünden sorulmalı, ekildiği bildirilen ürünlerin ecrimisil talep edilen yıllara göre birim fiyatları ve dekara verim değerleri, hal müdürlüğünden ilgili dönem için getirtilmeli, bölgede münavebeli ekim yapılıp yapılmadığı, taşınmazın nadasa bırakılıp bırakılmadığı tespit edilmelidir.

Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.

İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.

Somut olayda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya elverişli olduğu söylenemez. Şöyle ki, Mahkemece, 02.08.2017 tarihinde fen ve ziraat bilirkişisi eşliğinde yapılan keşifte, dava konusu taşınmazların gezildiği belirtilmiş ise de, gerek dava dilekçesinde belirtilen gerekse bilirkişi raporunda hesabı yapılan tüm taşınmazların gezilmediği, yine, taraf tanıklarının keşif mahallinde dinlenilmesine rağmen, davaya konu edilen taşınmazlardan davalının kullanımında olanların tek tek saptanmadığı ve ayrıntılı beyanlarının alınmadığı anlaşılmaktadır. Yine, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı ...’ye annesinden intikal eden hisse miktarı 128.833,85 m2 olarak tespit edilmiş, ürün bazında 2011 2015 yılı için belirlenen kiralama rayiç bedelleri tespit edilerek, bu yüzölçümü üzerinden, tüm taşınmazlar için toplam 228.035,92 TL ecrimisil bedeline hükmedilmiştir. Ancak dava konusu edilen taşınmazların bir hayli fazla olduğu göz önüne alındığında, dava konusu tüm taşınmazların kullanılan alanları, kullanım şekilleri tek tek tespit edilmeden, taşınmazların tamamı üzerinden sadece davacının tapu kayıtlarındaki toplam m2 hissesi belirlenerek hesap yapılması, bilirkişi raporunun somut bilgi ve belgeye dayanması, tarafların, hakimin ve Yargıtay’ın denetimine açık değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK'nin 266 vd. maddelerine uygun olarak açıklanması ilkelerine açıkça aykırılık oluşturmuştur. O halde, Mahkemece yapılması gereken iş, öncelikle ve özellikle, temyiz edenin sıfatına ve kazanılmış haklara riayet edilerek, dava dilekçesinde belirtilen ve dava konusu edilen taşınmazların son tapu kayıtlarının dosya arasına alınması, (gerekirse davacıya dava konusu taşınmazların hangileri olduğu hususunda açıklama yaptırılması) mahallinde yapılacak keşifte, taraf tanıklarının mümkün olduğunca her taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenmesi, dava konusu taşınmazların davalının kullanımında olup olmadığının ayrıntılı olarak belirlenmesi, sonrasında, keşifte yapılan belirlemelere göre, bilirkişi heyetinden Dairece belirlenen ilkeler ve olgular doğrultusunda, bilimsel verilere uygun, denetime elverişli bir rapor alınması ve toplanmış deliller çerçevesinde bir karar verilmesi olmalıdır. Tüm bu hususlar düşünülmeden, eksik inceleme, araştırma ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması nedeni ile kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Davalı vekilinin yazılı temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf isteminin esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HMK'nin 373/1. maddesi gereği kararın bir örneğinin Adana Bölge Adliye Mahkemesi (1.) Hukuk Dairesine, dosyanın ise İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 3.050,00 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

02.03.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

karar

Kaynak: karar_yargitay

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:50:08

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim