Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
8. Hukuk Dairesi
Yargıtay Kararı
2021/6499
2021/13155
29 Aralık 2021
MAHKEMESİ: Mardin Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasında Mardin Kadastro Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacı vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiş olmakla; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro Kanunu'nun Geçici 8. maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında, ... İlçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 3455, 3619 ve 3620 parsel sayılı 9.815,43; 157,18 ve 771,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı ... adına tespit edilmiştir.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazların imar ihya edilmediği gibi davalı taraf yararına iktisap koşullarının da gerçekleşmediğini ileri sürerek dava açmıştır.
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine, çekişmeli taşınmazların tespitleri gibi tesciline karar verilmiş; hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince, istinaf talebi esastan reddedilmiş, bu karar da davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davalı taraf yararına zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
4721 sayılı TMK'nin 713/1. ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddelerinde, orman sayılmayan, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki tescil harici taşınmazlardan imar ihya edilerek dava tarihine kadar 20 yıl süreyle çekişmesiz ve aralıksız olarak zilyet edilenlerin zilyetleri adına tescil edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Terk edilmiş dere yatakları, taşlık gibi taşınmazlar, ancak imar ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken; ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi basit ameliye ile zilyet edilebilecek yerler ise aynı Kanun'un 14. maddesi gereğince iktisap edilebilir.
Şu halde, iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi bakımından taşınmazın evveliyatının imar ihyaya muhtaç yerlerden mi olduğu, yoksa imar ihya gerektirmeyen yerlerden mi olduğunun belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Ne var ki, çekişmeli taşınmazlar yörede 1980 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında tescil harici bırakılmalarına karşın hangi nedenle tescil harici bırakıldıkları, paftasında ne olarak işaret edildikleri hususu sorulup saptanılmadığı gibi, taşınmazların evveliyatında niteliklerinin ne olduğu, bir diğer ifade ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadıkları mahalli bilirkişi ve tanıklardan da sorulup saptanılmamış, diğer yandan fen bilirkişi raporunda, taşınmazların "kayalık" olarak tapulama harici bırakıldıklarından söz edilmesine karşın, bu gibi yerlerin kazanılması için imar ihya edilmelerine müteakip, ekonomik amacına uygun olarak 20 yıl süre ile zilyet edilmeleri gerektiği hususu üzerinde önemle durulup, bu çerçevede değerlendirme yapılmamıştır.
Diğer taraftan mahalli bilirkişi tarafından, 3455 parsel sayılı taşınmazın bildiğinden beri üzüm bağı ve meyve bahçesi olarak kullanıldığı belirtildiği halde zirai bilirkişi raporunda 3455 parsel üzerinde; sürülmemiş, bakımı yapılmamış, taşları toplanmış üzüm bağı olduğu, ayrıca 30 40 yaşlarında muhtelif sayıda badem, bıttım, mahlep ve kiraz ağaçları bulunduğu belirtmekle yetinilmiş, taşınmaz üzerindeki üzüm bağının sayı, yaş ve dağılımları gösterilmediği gibi, ekli fotoğraflarda yaşları küçük ve taşınmazın bir kısmına dağılmış vaziyette az sayıda ağaç gözlemlenmesine karşın bu husus üzerinde durulmamış, yine mahalli bilirkişi tarafından 3619 ve 3620 parsel sayılı taşınmazların evveliyatında arpa, buğday ekilerek kullanılmakta iken keşif tarihi itibariyle 30 yıl evvelinde (1980 sonları) ev, depo ve garaj inşa edildiği ve bu nitelikleri ile kullanıldığı belirtilmesine karşın jeodezi ve fotogrametri bilirkişi raporunda 3620 parsel sayılı taşınmazın 1984 ve 2002 tarihli hava fotoğraflarında sınırları belirsiz, üzerinde yapı bulunmayan ve imar ihyaya konu edilmemiş yer olduğunun belirtilmesi ile oluşan çelişki üzerinde durulmadığı gibi, taşınmazların evveliyatı imar ihyaya muhtaç yerlerden olması halinde, bu gibi yerlerde ev yapmanın (ya da depo, garaj vs) imar ihya olarak değerlendirilemeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, ev (ya da depo, garaj vs) yapma tarihinden evvel imar ihya suretiyle iktisap koşullarının gerçekleşmesi gerekeceğinden 1984 tarihli hava fotoğrafı incelemesinin yeterli olmayacağı düşünülmemiş, öte yandan jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi raporunda 3455 parsel sayılı taşınmazın 1953, 1984 ve 2002, 3619 parsel sayılı taşınmazın ise 1984 ve 2002 tarihli hava fotoğraflarında sınırlarının belirgin olduğu belirtilmesine karşın kadastral pafta ile belirtilen tarihli hava fotoğraflarının çakıştırılması sonucu elde edilen fotoğrafta, kadastral hatta hiç bir sınıra rastlanmadığı görülmesine rağmen bu hususta ek rapor alınması ya da başkaca bilirkişiye inceleme yaptırılması gerektiği düşünülmemiş, öte yandan taşınmazlara komşu parsel tutanak ve dayanakları ile davalı olmaları halinde ise dava dosyaları getirtilerek bu dosyalardan da yararlanılmamıştır. Eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.
Hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazların 1980 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında hangi nedenle tescil harici bırakıldığı Kadastro Müdürlüğünden sorulup, saptanılmalı, taşınmazlara komşu parsellerin tutanak ve varsa dayanağı belgeler ile davalı olmaları halinde ise dava dosyaları ilgili yerlerden getirtilmeli, ayrıca taşınmazların yerleşim alanı içerisinde kaldıklarının anlaşılması nedeni ile imar planı kapsamında kalıp kalmadıkları, kalıyor ise imar planı kapsamına alınma ve planın onaylanma tarihi ilgili yerlerden sorularak belirlenmeli ve imar planının çekişmeli taşınmazlara ilişkin kısmının onaylı bir örneği temin edilmeli; öte yandan çekişmeli taşınmazlara ait temin edilebilen en eski ve yeni tarihli ortofoto ve uydu fotoğrafları ile Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek, taşınmazların bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15 20 25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere ve taşınmazlar imar ihyaya muhtaç yerlerden ise gerekli tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları, ziraat mühendisi bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, mahalli bilirkişi ve tanık beyanları arasında oluşacak çelişkilerin gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmesine çalışılmalı; yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve varsa dayanak kayıtları ile denetlenmeli; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden, gerek dosya kapsamında bulunan gerekse de getirtilecek olan hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aleti ile inceleme yaptırılmak suretiyle, taşınmazların sınırlarını ve niteliğini, evveliyatı itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olup olmadıklarını, imar ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde hangi tarihte imar ihyaya başlandığı ve tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak hangi tarihten beri hangi tasarruflarla zilyet edildiğini, üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıcını, şeklini ve süresini belirtir rapor düzenlettirilmeli, bilirkişiden dava konusu taşınmazların konumunun hava ve uydu fotoğrafları üzerinde gösterilmesi ve yukarıda değinilen çelişkilerin üzerinde önemle durulması istenilmeli; ziraat mühendisi bilirkişiden, taşınmazların toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünü, taşınmazların evveliyatı itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde imar ihyaya konu olmaya başladıkları ve imar ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmazların değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını içerir, somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; rapor içeriğinde taşınmazların üzerinde bulunan ağaçların (bağların) cins, yaş ve dağılımı önemle belirtilmeli, fen bilirkişisinden ise keşfi izlemeye ve bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye elverişli ayrıntılı harita ve rapor düzenlettirilmeli; taşınmazların evveliyatı itibari ile imar ihyaya muhtaç yerlerden olmaları halinde sadece ev yapma (garaj, depo vb. yapı) şeklinde gerçekleşen bir kullanımın imar ihya ve ekonomik amaca uygun bir zilyetlik olarak değerlendirilemeyeceği göz önünde bulundurulmalı, bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 08.03.2019 tarihli ve 2018/1037 Esas, 2019/298 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı HMK'nin 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.12.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Kaynak: karar_yargitay
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:57:10